İçeriğe geç

Damo/ Kadın Polis

Aralık 14, 2009

Kore dizilerinin bana kattığı ilk şeyin önyargılarımdan kurtulmam olduğunu sanıyordum. Çünkü bundan 2, 3 sene önce Çin, Kore, Japonya benim için aynıydı. İlk Kore dizisini gördüğüm zaman nasıl burun kıvırdığımı çok iyi hatırlıyorum. Demek ki dersimi alamamışım. Damo’ya da burun kıvırdım. Hem de bir kere iki kere de değil, defalarca. Televizyonda, internette her görüşümde dalgamı geçtim: Adamlar abartılı bir şekilde havalarda uçuyorlar, suların üstünde yürüyorlar. Görüntü kalitesi kötü. Dublaj iğrenç. Her şey karanlık.. Saydım da saydım. Ve sonra 5’er dakikalık izlemeleri bir kenara bırakıp tam bir bölüm izledim. Her şeyin o kadar hızlı bir özetini yapmışlar ki o bölümde başım döndü. Karman çorman oldum. Ama yine akıllanmadım. Sonra son 5 bölümünü izledim ve fena dağıldım. Damo görebileceğiniz en karamsar, en umutsuz dizilerden birisiymiş. İşte yine tipik bir Kore dizisiymiş meğer, en afillisinden! Damo ağlatırmış, başlarda gülüp dalga geçtiğiniz en komik karakterine kadar..

Damo-poster

Başları sıkıcı mı? Bence atlana atlana geçilebilir. Ama zaten 14 bölümlük olduğu için, başları da atlayarak geçince kısa sürede olaya girebilirsiniz. Diğer karamsar dizilerden farklı olarak burada izleyici olarak her şeyi en baştan biliyorsunuz. Yani izlerken en ufak umut olmadığını bilerek izlemek insanı daha beter mahvediyor. Diziyi izlerken kaç defa Allah kahretsin! Allah kahretsin! diye takılmış plak gibi sayıkladım ben de bilmiyorum. Bu senaryoları yazan insanları sıra dayağından geçirmek istiyorum. İzlerseniz anlarsınız neyi kastettiğimi.

Dublaj kötü mü? Berbat. Oyuncuların gerçek sesleri muhteşemmiş. Hele kızı seslendirenin kulak tırmalayıcı bir sesi var. Lütfen ya internetten indirin, ya da şuradan alt yazılı olarak izleyin.

Lee Seo Jin burada Savcı Hvangbo (Hwang-bo) rolünde (genç efendiymiş-peh peh peh). 15 yaşındayken çaresiz bir anında karşısına 7 yaşında bir o kadar çok çaresiz olan bir kız çıkıyor. Kız çaresiz çünkü abisinden ayırdılar onu. İşte lafı ağzından cımbızla çektiğimiz Çayok/Çayong (Chae-ok); Ha Ji Won bu kızı oynuyor (100 days with Mr. Arrogant’taki kız). Hvangbo kızı sahipleniyor, bir nevi beraber büyüyor, beraber savaşıyor, bazı duyguları beraber öğreniyorlar. Oğlan savcı oluyor, kız da Damo yani kadın polis oluyor, ama hala adamın hizmetindeki hizmetçi Kim_Min_Joonstatüsünde. Ve bir gün karşılarına çetin ceviz bir düşman çıkıyor. İşte o zaman herkes ağlamaya başlıyor. Kim Min Joon burada muhteşem bir iş çıkarmış, üstelik ilk dizisi olmasına rağmen.  Zaten MBC’nin en iyi yeni oyuncu ödülünü almış bu rolüyle. Karşınızda isyancı Sungbak Jang (Jang Sung-Baek). Adı herkesin hafızasına kazınacak. Abartmak istemiyorum aslında. Ama iki erkek karaktere birden takılıp kalıyorsunuz, ikisinin de nasıl onurlu olduklarına sonra onurlarını nasıl çiğnediklerine şahit oluyorsunuz. Hazmedemediğim şey Sungbak Jang gibi zeki birinin nasıl olur da öyle adi insanların sözünü dinlediği.

Pekala; yasalar mı, intikam mı, aşk mı, vicdan mı? Hangisi ağır basacak? 3 ana karakterin vereceği  her basit karar sadece birbirlerinin değil, onlarca insanın da ölümüne sebep olabilir. Olacak…

 

Ne olduğunun önemi yok, sen ve kardeşin birlikte olmalısınız.

Beklenmedik bir kader..

Değersiz bir aşk..

Hiçbir zaman unutma, sadece benim için yaşa!

 

İşte son bölüm bu sözler eşliğinde bitti. 14. bölümde, son ana kadar milyon tane üzücü olay vardı. Son ana kadar dayandım. Ama dizinin son dakikasında yine ağlamaktan helak oldum. Sonra bir an kendime şaşırıp durup gülümsemeye başladım. Mutlu bitti bence…

Bunu sevdim, Allah kahretsin! :)

About these ads
15 Yorum leave one →
  1. Aralık 14, 2009 10:33 pm

    Ya ben çok merak ediyordum bunu ama işte çok depresif diye izleyemedim. Bir başladım sonunu getiremedim. Görüntü kalitesi çok kötüydü.

  2. bunusevdim permalink*
    Aralık 15, 2009 9:37 pm

    Görüntü kötü gerçekten, ama özellikle depresif olsun diye de ek olarak kapkara çekmişler galiba :)
    Bence sonunu getir. Sonunu getirmezsen yarısı gitti demektir inan ki.

  3. semmi94 permalink
    Aralık 23, 2009 1:47 pm

    ay cok mutluyum benim gibi damo hayrani buldugum icin ;)
    bence kacirilmamasi gerek bir dizi özellikle de lee seo jin hayraniysaniz. Ben hikayedeki damo ile hwang-bo arasindaki iliskiye bayildim sürekli kavusmalarini bekleyip durdum :( Lee seo Jin’in diger dizilerini de seviyorum ama aralarindan en cok bunu begeniyorum acikcasi

  4. bunusevdim permalink*
    Aralık 23, 2009 3:15 pm

    Depresif, ağlatan Kore dizilerini sevenlerin Damo’yu sevmemesini düşünemiyorum zaten. Son bölümde bayağı ağlatmıştı. Uzun bir süre kendimi dizi müziğini mırıldanırken farketmiştim. Ben Lee Seo Jin’i pek sevmezdim işin gerçeği, ama Damo fikrimi değiştirdi diyebilirim. Güzeldi

  5. semmi94 permalink
    Aralık 23, 2009 6:30 pm

    bunu bana yapma, seo jin’i nasil sevmezsin :) ama gercekten dramatikti ya chae ok’ta sürekli bir acilarin kizi havasi vardi

  6. bunusevdim permalink*
    Aralık 25, 2009 11:37 am

    Lee Seo Jin’e galiba zaman zaman gereksize kaçan ciddi duruşundan dolayı ısınamadım pek, ya da bilemiyorum nedenini anlayamadım. Ama Damo’da izlerken fena değildi. Bir de sevsem neler olurdu bilemiyorum :)
    Ama Chae-ok konusunda haklısın. Özellikle alt yazılı izleyince çok daha iyi anlaşılıyor acılı havası. Dahası Çayok zeki olmasına rağmen “Ben hizmetçiyim, efendim en derse o. Benden üstlerim ne dese yaparım. Benim aklımı kullanmaya hakkım yok” havalarına girdikçe insanı çıldırtıyordu. Sanırım izlerken o da biraz etkiliyordu.

  7. Aralık 25, 2009 1:46 pm

    Ayy ewt bnde çıldırıyodum, bi ezik duruşu vardı. Ama benim hiç anlayamadığım resmen diğerini Hwang Bo´ya tercih etmesini yapılır mı bu ya :(
    Lee Seo Jin hakkındaki düşünceni anladım, özellikle Lovers dizisinde sürekli bir poz verme havası var, ama yinede hayranım ona :)

  8. bunusevdim permalink*
    Aralık 26, 2009 9:26 pm

    Aaa, Sungbak Jang’ı sevmedin mi sen. Benim favori karakterim oydu. Çayok’la ikisinin beraber olmalarını tercih ederdim. (Tabii her seferinde vazgeçerdim mecburen) Ama dediğim gibi Seo Jin’e olan ön yargım Sarayın Rüzgarı’ndan geliyordu biraz da. Ama şu an nötr, pozitif arasıyım, senin de gönlün olsun :)

  9. semmi94 permalink
    Ocak 24, 2010 9:38 pm

    ay bizim konusmanin ardindan resmen bir ay gecmis, finallerden beri dünyayla baglantim kesildi gibi, kendime geldim ama artik :)
    Tamam Sungbak senin olsun hwang boo da benim chae ok’ta kendisine baska birini bulsun :D
    cok ilginc ama ilk defa bu kadar sık kore filmlerinde gördüm bu kiz-erkek kardes aski temalarini, hani genellikle tabu sayildigi icin islenmez ya. Matsumoto Jun’un filmi var belki duymussundur “Boku wa Imouto ni Koi wo Suru” Kiz kardesime asigim, güzel dramatik bi film bide oldboy’da bu konu islenmisti.

  10. bunusevdim permalink*
    Ocak 25, 2010 7:31 pm

    Japon sinemasına hiç el atmadım açıkçası, keza Boys Over Flowers çılgınlığım da yok. O yüzden o konuda yorum yapamayacağım ama şu Old Boy konusunda günlerce yorum yapabilirim. Gerçi Damo’yu izlerken hiç aklıma o gelmemişti. Çünkü Damo’da en başından her şeyi biliyorduk zaten. Ben bir de Sungbak Jang sever olunca, etkisi acıtmak, canımı sıkmak oldu. Ama Old Boy hem Mido hem Oh Deasu’yu çok sevmiştim, aniden de öğrenince etkisi şok oldu benim için, sersemletmişti.
    Bu Korelilerin garip ilişkilere bakışı beni de düşündürüyor, sadece aile içi değil, erkek-erkek olayına da çok sempatik bakıyorlar. Bir garipler ama hala anlayamadım :)

    • semmi94 permalink
      Ocak 26, 2010 1:16 am

      Oldboyda hem mido ve daesu hemde rakibi ve kiz kardesi iliskisi vardi evet.
      Hmm erkek- erkek olayini bilmiyordum hic öyle bi film seyretmedim valla

      • bunusevdim permalink*
        Ocak 27, 2010 8:39 pm

        Direk konu olarak değil. Çoğu dizilerde böyle iki karakter görüyorum hep, ilk Jumong’da Hyeop-bo ve Sayong’la bir noluyoruz demiştim. Coffee Prince ve anladığım kadarıyla You’re beautifulda da ana tema bunun sorun olmadığı üzerine kurulu. The King and Clown var. Aklıma gelirse yazarım, daha da vardı

  11. Temmuz 7, 2010 5:48 pm

    yaaa ben bi türlü damo nun türkçe alt yazlısını yada türkçe dublajını bulamıyorum lütfn bilen biri yardım edeblrmi bu benm için önmliiiiiiiiii;(

  12. umur ezgi balcı permalink
    Temmuz 25, 2010 9:02 am

    çok güzel ama 14 bölümlük bir dizi

  13. Ekim 27, 2012 8:10 pm

    bu diziyi ilk izlediğimde biraz sıkılmıştım o yüzden başlarını atladım .diziyi bitirdim ve nasıl o noktaya geldiğini anlamayınca başlarını tekrardan izledim ve ben niye tüm diziyi izlemedim die kendime kızdım bence izleyin izlemeyen çok şey kaybeder ama 24 bölüm işte hemencicik bitiyor bencede güzel bir sondu .. :( ama üzücüydü yalnız. ağlamak istemiyorsanız hiç başlamayın derim . ama ben bu diziyi çok sevdim.

Yorumunu sevdim

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logo

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ photo

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: