Skip to content

A Love to Kill/ Ölümüne Aşk

Mart 26, 2010

 a love to kill- poster

“A Love to Kill”, “I Jukilnomui Sarang” , bizde bilinen adıyla “Ölümüne Aşk” adından da anlaşılabileceği gibi yine “sapına kadar Derbi” mantığıyla hazırlanmış 16 bölümlük bir dram. Misa’nın yönetmeninden deyince zaten akan sular duruyor. Misa’yı bilmeyenler için, 60 dakikalık bir bölümünün 50 dakikasını ağlamakla geçirten dizi diyebilirim. A love to kill’i yegane izleme amacım, anlamış olduğunuz üzere, ağlamaktı. Ağlamayı teğet geçtik bu dizide efendim, başaramadık(!), o yüzden izleyecekseniz yalnızca dram amaçlı izlemenizi tavsiye ederim. Çünkü ben Rain gibi şaklaban suratlı bir insanın ağlayışına  maalesef ağlayamadım. Buradan izleyin. Türkçe olarak ezgidizi’de var.

Rain öpüşmesin! Gerekirse imza falan toplayalım. Korkuyorum çünkü. Adam kaslı olduğu yetmiyormuş gibi (buralardan çatırt diye sesler geliyor) bir de devasa dudakları daha doğrusu ağzı var (kıskançlık had safhada). Öptüğü kadınları yutacağı izleniminden kurtulamıyorum bir türlü. Birden güneş batacak, dolunay çıkacak, Rain’in suratından kıllar çıkıp kurt adam olacak, hahah. Ama cidden, şu sayborg olan hatunu hatırlayın, öptüğü kadının dişlerini yuttuğu da olmuştu sonuçta. Tırsıyorum.

Bir de ne olup bittiğini anlatıp keyfinizi kaçırmadan bir şey söyleyeceğim. 11. bölümün başı çok güzeldi, Rain’in psikopatlığının özeti diyorum, başka da bir şey demiyorum. (Bir de keşke aşağıdaki gibi bir sahne gerçekten olsaydı, gerçi olan şey bunun gibi bir kapıya çıktı ama daha haşin olmalıydı) (Resimde Eun-suk ve Bok-goo)

artist Cha Eun-suk öldürmek, sevmek

 

Oyuncular (rolleri)a-love-to-kill-01

Rain (Jung Ji-hoon): Kang Bok-goo rolünde: Allah’tan bukgu diye okunuyor:) Bu kang’ı bazen  arkadaşları key diye okuyorlar (kye), o da köpek demekmiş.

Shin Min-ah: Cha Eun-suk rolünde: Artist kız. Bu kızın gülüşü gördüğüm en güzel gülüş. Kızın en ufak suçu yoktu başından beri.

Kim Young-jae: Kang Min-goo rolünde. Bok-goo’nun abisi, Eun-suk’un büyük aşkı. Zavallı adam dizi boyunca tüm oyunculuğunu hareketsiz, pelte gibi yatarak gösterdi. Bok-goo’nun tabiriyle aynı pirinç kekine benziyordu.

Kim Sa-rang: Han Da-jung rolünde: Bok-goo’yu bir yangından kurtarmış, bu yüzden vücudunun çoğu yanmış. O izleri taşıdıkça Bok-goo onunla kalmakta kararlı, bu şekilde ona borcunu ödeyebileceğini düşünüyor.

Lee Ki-woo: Kim Joon-sung rolünde. Upuzun bu adam. Kendini eşi bulunmaz Hint kumaşı zannediyor. Anladınız, zengin..

Konu

Kang Bok-goo alkolik babasıyla geçirdiği mutsuz çocukluk dönemi nedeniyle onu koruyan abisi Min-goo’yu her şeyi olarak gören bir adamdır. Dik kafalıdır, dövüşçüdür ama merttir, vefalıdır, hatta şefkatlidir (Mi-sook’u yanına almış, daha ne yapsın). Abisi, Bok-goo’nun gittikçe babasına benzemekte olmasından endişe duyduğu için, bir daha yumruklarını kullanırsa onu terkedeceğini söyler ve ortadan kaybolur. 10 yıl sonra yeniden ortaya çıktığı gece beraber terasta otururlarken Min-goo eski sevgilisi olan artist Cha Eun-suk’un nişanlandığı haberini görür karşıdaki dev ekrandan. Kendini kaybeder, ekrana doğru ellerini uzatıp yürümeye başlar, Bok-goo’nun gözleri önünde çatıdan düşer. Bitkisel hayata girer. Bok-goo bunun nedeninin Eun-suk olduğunu öğrendiğinde ondan intikam almaya karar verir. Abisinin yaşadığı her zorluğu bu kıza yaşatmakta kararlıdır. Ve Eun-suk’un yakın koruması olur.

a love to kill soundtrack

Sevdiğim Bölümler

  • Bok-goo’nun ağzından düşürmediği lolipopu, tüm zamanların favori aksesuarı..
  • Adamlar tahtayı kafalarında kırıyorlar göz dağı vermek için, Bok-goo tahtayı eline alıyor ve kendi kafasında kıracakmış gibi sallayıp sallayıp adamın kafasında kırıyor.
  • İlk bölümden adamla ilgili inanılmaz kafam karıştı. Kızın biri bunun için kendini köprüden atıyor, diğeri geliyor “Yarın evleneceğim ama sen istersen bunu yapmam” diyor. Diğeri bununla aynı evde kalıyor, kuyruğu olmuş. Böyle asosyal biri bu kadar kızla nasıl tanışmış cha eun-sukolabilir ve kızlara hiç yüz vermeyen birine nasıl bu kadar aşık olmuş olabilirlerdi?
  • Bok-goo’nun abisinin sadece öylesine artist kıza baktığını sandığı için ardasından dalga geçerken, kendini çatıdan attığını görünce şok oluşu
  • Ölmeden sana asla “hyung” demem deyip, 2 dakika sonra gerçekten ölüme atlayınca söylemesi. Çok iyi düşünülmüş burası.
  • Ameliyattan yeni çıkmış abisine “Ne diye atladın çatıdan, seni aptal” diye bağırması. Abisinin bilincinin yerinde olmaması ama Bok-goo’nun bilinç durumunun daha feci bir vaziyette olması :)
  • Kızın menajeri, ve saçları.. İyiydi. 
  • Kızın annesine “deli yapışkan” demesi
  • İş adamı olan oğlan sayıyor: Benim neyim eksik, erkek arkadaşın benden daha mı zeki, daha mı akıllı, daha mı zengin, daha mı.. uzun? (Hahahahha, dipnot; o çocuk devasa şekilde uzun, 2 metre falan, oynadığı her yerde de uzunluğuna bir atıf yapıyorlar mutlaka-bknz The Classic)
  • Oğlan bitkisel hayattaki abisine hesap soruyordu, Eun-suk’la resimlerini göstererek. Acınacak durumda olan abisi değil Bok-goo’nun kendisiydi.

abiye hesap sorma

  • Rain’in kirli halinden temiz haline geçişi, adama dönüşü.. Evet, iyi oldu. Tabii bu arada Rain’in hiper süper  iğrenç yateneklerini de gördük, balgamlı tükürmek, tükürüğüyle karınca öldürmek, tükürüğünden baloncuk yapmak gibi gibi
  • “Eğer sen onun gibi olamıyorsan, o senin gibi olacak. Hatta daha zavallı olacak” Elinden her şeyini alacağım, senin için intikam alacağımın aşırı edebi hali. Psikopat bir intikam bizi bekliyor.

onu sana getireceğim

  • Oğlanın bir arkadaşı var Mi-sook adında, kıvırcık kafasının arkasındaki gizemi gösterdiler: bigudiler. Yakışmış, ama herkes evde denemesin, özellikle beyler. Bu arada bu Mi-sook çok tipitip bir karakter. Bok-goo onu bulmuş, yedirmiş içirmiş, resmen büyütmüş yani. Suya sabuna dokundurtmamış. Ne zaman biri ağlasa bu oğlan da ağlar hıçkıra hıçkıra. Sürekli “Ben çok kırılganım, ürkeğim” falan deyip durdu.

başında bigudilerle dolanan oğlan

  • Narin Mi-sook’umuzun Min-goo öldü sanıp sonra yaşamaya devam edince ağlamaktan helak olması. Bok-goo’nun kravatını mendil olarak kullanacak kadar sarsılması..

o durumda bile gülmek

  • Biz Türkler’in de çok iyi bildiği bir konuya değinmişler: Karı koca arasına girilmez. Adamın biri güpegündüz sokağın ortasında kadını dövüyordu, bizim mert Bok-goo adamı dövemeye kalkınca az önce yerde avaz avaz bağıran kadın adamı savunup Bok-goo’ya saldırdı.. Eee, insanlara yaranılmaz işte :)
  • Adamlar Bok-goo’yu döverken Cha Eun-suk vurmayın diye yanına gitmişti, Bok-goo neredeyse ölmek üzereydi, ama o halde bile Eun-suk’un üstüne kapanıp tüm köteği kendi yemişti, ne sahneydi be..

tul saram

  • Vee sonrasında oyun başlar.. Misa’nın yönetmeninden Misa’daki aynı konuyu farklı oyuncularla izlemiş olduk. Erkek bir kadını kendine nasıl aşık eder? Bu sefer Bok-goo abisinin günlüğünden okuduğu hatıraları adım adım yeniden yaşıyor.. Güzeldi.
  • “Aaa, güldün, güldün, demek ki nasıl gülüneceğini biliyordun. Çok ilginç” ***
  • Rain’in uzun adamın evindeyken, Eun-suk’a telefondan gönderdiği fotoğrafları, pozlara bak hele :)

rain'in telefon pozları

  • Beraber futbol oynadıkları yer, üstüne çalan şarkı: “Gözyaşlarımı gizlemek için kahkahalarla gülüyorum.. Aşkım bu kadar kötü mü?”
  • Sırtın sıcacık, göğsün sıcacık.. diyip duruyordu kız. (Oysa diğeri niye bu kadar soğuk.. dedi  hep)

a love to kill

  • Ve artık Rain’in sürekli söylediği şu şarkıyı yazmanın vakti geldi: Our family’s Da Jung is such a kind Da Jung/ Even if i do all sort of bad things/ She never gets angry/and gives me a lots of foods.. Özellikle yuvarlayarak “Nega hanmun ke çilaturuhu habu hannegu”(gibi bir şey) dediği yer çok komikti her seferinde 
  • Bir yerden sonra herkes birbirini takip etmeye başladı. Ağlamak için izlediğim bir dizide bu kadar gülmek pek beklediğim bir şey değildi.
  • Bok-goo Eun-suk’u tanımaya başladıkça onun hiç de düşündüğü gibi saçma sapan bir kadın olmadığını anlayınca içten içe pişman olmaya başlamıştı. Hatta Eun-suk’u nişandan kaçırdığında Eun-suk ona ne olursa olsun onunla kaçtığı için pişman olmayacağını söylediğinde dişlerini sıkıp yüzünü buruşturmuştu. (Klasik canı bir şeye sıkılmış Rain suratı)
  • Da-jung’un telefonu yobuseyeee diye açışı :) (yobuseyo’dur düzgün söylenişi) Ahjummeee diye bağırışı. Ayrıca parasını tahsil etmek için akla gelmedik methodlar uygulayışı. Aşağıda arabanın önüne yatıp, arkaya da arkadaşlarını yatırıp, paramı almadan kalkmam diye bağırdığı sahne

arabanın iki yanına yatma protestosu

  • Bu arada aradan o kadar zaman geçiyor, Eun-suk sevdiği adamın adını bir türlü sormuyo, öğrenmiyor. Mr. Kang diyor, peru diyor ama isim yok. Peru’yu sevdim ama
  • “Hayatın bazen adil davranması gerektiğini düşünmüyor musun sende” Biri bana bunu söylese bir daha ömür boyu şokta kalırım, nasıl bir hakarettir bu ya..
  • şebek RainBok-goo Eun-suk’u çok üzdüğünü, hatta mahvettiğini biliyordu. Hatta onun ağlayışını duyuyordu her yerde. O yüzden kulaklarını kapamıştı ağlayarak. Acıklıydı orası. Ama daha acıklı olan bitkisel hayattaki abisine yediği haltları anlatıp, büyük bir hata yaptım ben diye salya sümük ağlayışıydı. (Sanırım burası seyircinin ağlaması gereken bir yerdi) Şebek mi görmek istiyorsunuz, Rain’in ağlayan suratı hizmetinizde  karaoke
  • Karaokede Bok-goo arkasını dönüp söylüyor, önden arkadaşı o söylüyormuş gibi yapıyor. Bir an ben bile anlamamıştım :)
  • Dizi müzikleri. Hepsinin sözlerini altyazılara koymaları çok güzel olmuş. Bir tanesinde şöyle diyordu: Herkes aşık olduğunda mutlu, niye tek ben ağlıyorum?   Bir de şu şarkı: Aşkı görsem bile, onu farketmemiş gibi yanından geçip gideceğim.  Bir de Bok-goo’nun abisinin meşhur şarkısı: Keçiler ahırda otluyorlar, beee beee diyorlar. Bir bulut geçiyor ve annemim yüzünü resmediyor, gibi bir şey.
  • Eeeee şimdi Bok-goo ne yapacak dediğim yerde.. sahalara döndü tabii ki, dövüşmeye, yoluşmaya :)
  • Yağmurda, rahatsız olur diye Eun-suk’a yanaşmayan Bok-goo ve şemsiyesi

yağmur yağmur yağmur 

  • En sonunda –cebren ve hile ile- gözlerimin dolduğu yer: Eun-suk’un Kim Joon-sung’a söylediği şu sözleri oldu: Geçen sefer sen aşkın ne olduğunu biliyor musun diye dalga geçmiştim ya, özür dilerim. Sadece şaka yapıyordum. Aşk diye bir şey yok, ne benim için ne de dünyadaki başka biri için…
  • “Gördün mü, biz ölemeyiz bile.”..ardından.. “Kang Bok-goo ve Cha Eun-suk bugün burada öldü.”  Vay, vay, vay
  • Sevdiği iki insana sıkı sıkıya sarılan çaresiz eller

eller

  • Yolda Eun-suk konuşuyor, bizim dik kafalı Bok-goo’nun ağzını bıçak açmıyor. Hatta birkaç serseri Eun-suk’a laf atıyorlar, ama o yine de kıza bakmadan çekip başını gidiyor. 2 dakika sonra adamları tenhada kıstırıyor haliyle,hahahh.
  • Şu göklerin cezasını gerçekten çok merak ediyordum başından beri!
  • Da-jung’un evlilik randevusunda adamın dondurmanın içine saklattığı yüzüğü ısırması, acısından dolayı Da-jung’un aşırı sinirlenmesi
  • Bok-goo okuldayken otuzuncuymuş, sınıflarında 31 kişi varmış..
  • Dizinin en sonunda kız gözlerini hafifçe aralayınca, işte o zaman içim acıdı.
  • En mutlu an, en şanslı an, en üzgün an.. Ve  en mutlu ikinci an,  en şanslı ikinci an,  en üzgün ikinci an..
  • ***8. bölümün sonunda Bok-goo kızı öpmüştü ya, konuşmalarını da telefondan adama dinletmişti. İşte orada göstermedikleri bir ayrıntıyı son bölümde gösterdiler. Bok-goo kızı öperken ağlamış. Sevdim bu ayrıntıyı.
  • Bir de en sonda, en başta gösterdikleri sahneleri koymuşlar, o güzel olmuş, anlamlı olmuş.  İşte dizinin hem başı, hem sonunu aşağıdaki videodan izleyin. Hem dizinin en güzel müziği olan, “sen nefretten doğdun.. seni seviyorum, sen de beni sev.. and(ü)e, uri iromyon, ande.. (hayır, böyle davranmamalıyız)” şeklinde çarpıcı sözleri olan (dizi için manidar) bir şarkı ile sizi başbaşa bırakmanın zamanıdır.(Kadının ande deyişine bayıldım) Hazır mıyız dostlar?  

 

Bir Kore draması olarak sevdim bunu, keşke ağlayabilseydim.

About these ads
41 Yorum leave one →
  1. Mart 26, 2010 8:09 pm

    Ben de Misa’dan sonra bir umut başladım bu diziye. Zannedersem son 5 aydır da 8. bölümdeyim, izleyesim gelmedi bir türlü sarmadı. Yani dediğin gibi bir 2. Misa vakası bekleyenler avcunu yalar. (Gerçi sonunu görmeden konuşmayı sevmem ama yok ya umut yoktu sanki)

    Şu Rain öpüşme muhabbetine koptum, tek gözüne batan ben değilmişim. full house’ta öyle bir öpüşme sahnesi yoktu ama I’m a cyborg’da ciddi anlamda dehşete düşmüştüm. Adam kızın tüm kafasını ağzının içine alıp, kızın soluksuz kaldığından emin olunca bırakmıştı:) Yani ben de Rain öpüşmesin kampanyanı destekliyorum:))

  2. Mart 26, 2010 8:22 pm

    Yalnız bir şey dicem de diziyi bitiremesem de soundtrack’ini uzun zamandır dinlerim. Gerçekten Misa gibi etkileyicidir müzikleri. Belki sen de bahsetmişsindir, belki bir gün tamamlarım diye tamamını okumadım. Özellikle başlarken çalan Dream ve şu sürekli söylenen ninniyi çok severim.

    Bir de o çocuk Classic’teki miymiş? Yuh ama ya hiç anlamamıştım. Bi ordaki haline bak bi buna. Gerçi boydan anlamam lazımdı:))
    Ayrıca izlediğim bölümler içinde en etkileyici sahne senin de yazdığın Bok-goo’nun Eun suk’u koruduğu sahneydi, güzeldi gerçekten.

  3. Mart 26, 2010 8:35 pm

    Daha My Girlü izleyeceğim. Full house var. Yeni çıkan diziler var. Ya kimse yeni dizileri izlemiyor mu? Geçmiş gitmiş zaten duruyor orada. Pastayı izleyin mesela :))

  4. Mart 26, 2010 9:45 pm

    Şu Uzakdoğu aleminde bu diziyi izlemeyi düşünmemiş tek insan benim heralde :D
    Herkes bir izleme denemesi yapmış olmamış bırakmış, yada sonana kadar gelmiş falan. Rainde olmasına rağmen konu sarmadı beni sanırım, bir yeşilcam konusu var burda. Ama sonuna kadar okudum yazını çok güzel anlatmışsın, aklım çelindi bir gün izleyeceğim bu diziyi. Elbet birgün benim olucaksın dizi:)
    Orda bir dizi var uzakta izlememsemde, niyetlenmesemde o dizi benim dizimdir. (saçmalamanın son safhalarında gezinmek :D )

  5. Chibi permalink
    Mart 27, 2010 5:54 pm

    zar zor bitirdiğim dizilerden biridir elimde olduğu için izlemiştim netten olsa bu kadar azimle izlemezdim herhalde özellikle 3. bölümden sonra uzun bir süre kenarda surmuştu ama sonra bitirdim.Full House’dan sonra Rain’i bu rolde pek bir farkı bulmuştum daha düzgün öpüşür bir hali vardı mesela :D ama yine de sevdiğim bir iki sahnesi yok değildir mesela Rain2in abisini yıkadığı sahne bana çok samimi gelmiştir.bir de jeneriği ve çalan parçayı severim hala.

  6. bunusevdim permalink*
    Mart 28, 2010 9:03 am

    >Kim’cim, Rain’i kesinlikle kızlardan uzak tutmalıyız. 2004 yapımı Full House’da sadece teğet geçiyor Han Ji-eun’un dudaklarına. 2005 A Love to Kill yavaştan ısınıyor öpmeye, 2007 I’m a Cyborg but that’s ok= facia. Hahhahah, ben de sevindim tek farkedenin ben olmadığıma
    Dizi müzikleri konusunda herkes hemfikir anladığım kadarıyla, dizinin ötesinde müzikler olmuş. Ben de ninniyi çok sevdim. İzlemeyi bitirirsen yazının geri kalanını oku. Sevdiğim tüm müziklerden bahsettim
    >Unni, artık Full House’u izle gözünü seveyim :) Bak büyük kayıptasın
    >4astrea, bir gün çok çaresiz kalırsan izleyecek dizin kalmazsa, vaktin de çok boş olursa, işte o zaman izlemeni tavsiye ederim :) Çok merak etmemekle iyi yapıyorsun, beklentileri düşük tutmakta fayda var
    >Chibi, uzun zaman olmuştu, iyi oldu yorum yaptığın. Kesinlikle Rain’in abisine şefkati çok iyiydi. Ben de abisiyle ilgili, hayatımda en mutlu olduğum an vs muhabbetine bayılmıştım. Adamın hayatının odak noktasında abisi vardı resmen

  7. Mart 28, 2010 3:43 pm

    Ya tamam izleyeceğim de bana bir link versene :)) Tembelim de ben biliyorsun :)

  8. bunusevdim permalink*
    Mart 28, 2010 3:59 pm

    full house için değil mi, indirmeye http://www.megaupload.com/?f=0OG14XDU, türkçe online için http://www.asyadizi.net/full-house-1-bolum-izle.htm çok komik, Rain’in kaslarıyla başlıyormuş, hayret unutmuşum kesin sinir olmuşumdur oysa ki :)

  9. Mart 28, 2010 6:34 pm

    Teşekkür ederim güzel kızım yeni başlayacağım dizi bu oldu. Vatana millete hayırlı olsun :)

  10. bunusevdim permalink*
    Mart 28, 2010 6:51 pm

    Sonunda.. Rahatladım valla :) Ben de bu hafta bitsin Kim Sam-soon’a başlıyorum. Bu hafta sizin Lee Min-ho’nun yeni dizisi başlayacak sahi, galiba herkes bölüm korede yayınlanınca türkçe çevirisini beklemeden izleyecek.

  11. Mart 28, 2010 7:11 pm

    gözlerime inanamıyorum. bana kafa tutan büyük patron la fea daha full house izlememiş! hatta my girl de izlememiş! elime düştün la fea hahahah. (bu arada bence my girl daha güzel, ama full house da kore romantik komedilerinin babası sayılır, izlenmeli)
    bu’cum hemen başlamalısın, çok severim ben kim sam soon’u! hele cp’yi sevdiysen mutlaka beğenirsin=)
    ayrıca ben artık dizi izleyemiyorum. biri bana kısa, eğlenceli bir dizi tavsiye edebilir mi? gerçi izleyemiyorum, sıkılıyorum ama şansımı deneyeyim.

  12. bunusevdim permalink*
    Mart 28, 2010 7:19 pm

    ya kim, hiç sorma. Ama çok çektirme unniye zaten ben başının etini yedim
    u-turn, kısa dizi, 20 dakika :) gerçi izlemeyen kalmadı ama
    bir de ben izleyemiyorum ama won bin’in Friends diye kore-japon ortak yapımı bir dizisi varmış. 4 bölüm. merak içindeyim, biri izlediyse söylesin bana iyi miydi.
    what’s up fox’u da merak ediyorum, minşıl’ın oynayanın oynadığı dizi, sayenizde :)

  13. Mart 29, 2010 3:09 pm

    Kimbamp ne kafa tutacağım sana :P Ben geriye dönüp bakmıyorum ha ha ileri hep iler. Ya böyle herkes izle deyince beğenmem diye korkuyorum ama güzel kızım da izle diyor. Kesin iyi bir dizidir o zaman.

  14. bunusevdim permalink*
    Mart 29, 2010 5:41 pm

    Vay vay vay, koltuklarım kabardı resmen

  15. Mart 29, 2010 8:44 pm

    “Durmak yok yola devam” diyim ben de o zaman:)

  16. Mart 30, 2010 1:15 pm

    haha bunusevdim merak etme bende farketmiştim öpüşme olayını :D Hatta baya bi şaşırmıştım allah allah bu full house daki rain mi die :D Ama şu kanıya wardım şahsen birasda sanıorum yönetmene falanda bağlı sanıorum. Mesela jang geun oppam you’re beautiful da go minam la öpüştüğünde sadece dediğin gibi teğet geçio. Ama aynı iki insan par shin hye ve jang bi ruj reklamında daha farklı öpüşüo. Mesela ben onda da şaşırmıştım. Vel asırı kelam uzun lafın kısası bence filmi yada diziyi çeken yönetmenden kaynaklanıo.

  17. bunusevdim permalink*
    Mart 30, 2010 3:58 pm

    Tabi canım ona sözümüz yok zaten, ama gittikçe daha büyük bir ağızla yapmaya başlamış ya kronolojik olarak, tesadüfte olsa insan merak ediyor sonu nereye varabilir diye :)
    Bir de ne olursa olsun oraya Rain yerine başkasını koysan bu şekilde öpemez, her iddiaya varım. Bak diyorum size adamın ağzı mağara kadar, kocaman

  18. Mart 30, 2010 5:30 pm

    Rain öpüşmeyi bilmiyor. Gong YOO’ya sorsun öğretsin ama kızlar üzerinde ha ha ha. Ricky Martin hadisesinden sonra kaldıramam. Güzel kızım Unni’nin kızsal blogunu biliyor musun? :)

  19. bunusevdim permalink*
    Mart 30, 2010 5:53 pm

    Bilmiyorum nerede, hem Ricky Martin hadisesi ne ki :)

  20. bunusevdim permalink*
    Mart 30, 2010 6:04 pm

    2. soruyu geri aldım :) Sen sadece blogu söyle, hahaha.
    Bu arada Gong Yoo’dan şüphen mi var ki, sanki korkmuş bir yorum olmuş seninki :)

  21. Mart 30, 2010 6:22 pm

    http://www.kizsalmevzular.blogspot.com Beklerim :) Ahhh bütün erkeklerden şüphem var benim. Erkek değiller mi bir uçan bir kaçan :)

  22. bunusevdim permalink*
    Nisan 1, 2010 10:28 am

    Yazıyı özene bezene yazdıktan sonra bir de baktım ki, en önemli şeyi koymayı unutmuşum. Shin Min-ah’ın gülüşünü tabii ki. Şu kadın hep gülseydi, daha güzel bir dizi olurdu bu emin olun
    Kore’nin en güzel gülen kadını Shin Min-ah!!
    korenin en güzel gülen kadını

  23. bunusevdim permalink*
    Nisan 1, 2010 10:30 am

    Bir de şu fotoğrafı ararken, bir tesadüf oldu, Rain’in iki dizisinde iki aynı poz yan yana geldi. 7 farkı bulabilecek misiniz
    full house'un lee young jae'si

    a love to kill'in bok-goo'su

  24. Geçiyordum uğradım permalink
    Mayıs 15, 2010 2:08 am

    Çok hoş. Blogun da…Tarzın da…Tebrik ederim. Müsaden olursa bir kaç dip not eklemek isterim.
    + Bölüm – 1 de dakika 40 civarı, Kang Bok-goo nun bir konteynır (böyle mi yazılır bilmiyorum ama) üzerinde oturduğu ve şu ninninin kulaklarında çınladığı bir sahne var. Bence çekim açısı mükemmel! Öyle bir an, daha iyi yansıtılamazdı diye düşünüyorum. Suratındaki ifadeye gelince…Allah muhafaza…Bu ifadenin suratımda olacağı bir anı ömür boyu yaşamak istemem.
    + Kang Bok-goo nun giyim tarzı bence çok sağlamdı. Ama en çok berelerine hasta kaldım. Bulabilirsem aynılarından alacağım. Hoş…ben taksam dilenci zannedip kucağıma para bırakırlar. Hay Allam :)
    + Bölüm – 7 nin başında, hastane otoparkında gerçekleşen hafif kaza sonrası…Kang Bok-goo için endişelenmekte olan Han Da-jung ın cebindeki taze soğan mıdır pırasa mıdır neyse, avucunda deli gibi sıkması ve titreyişi verilebilecek ilginç bir detaydı diye düşünüyorum. Eğer bu sahneyi birkaç kez çekmişlerse, yüksek ihtimal bu agaşşinin sağ el kasları birkaç gün kendine gelememiştir.
    + Dizinin hangi bölümünde ki yakın çekimde, Cha Eun-suk un sol yanağında yüzde yüz gerçek bir sivrisinek ısırığı vardı? Farkedeniniz oldu mu? :) Gözümü öyle bir aldı ki, kızarıklığa bakmaktan sahneyi kaçırdım :)
    + Han Da-jung ı dizi boyunca kestim yemin ediyorum :) Ama 10 ncu bölümde beyaz döpiyesle arkadan verdiği pozda, Kang Bok-goo nun abisini ilk ziyarete gidişinde kamyonetten indikten sonra eteğini düzelttiği sahnede…Bu iki sahne de resmen eridim. :) Esasen, Kang Bok-goo nun abeyine ulaşamayan Cha Eun-suk un arka mahallede Soju içtiği bir sahne var…Soju şişesini yutmaya çalıştığını düşünmüştüm bir an…Fena değildi amaaa :) Cık! Han Da-jung ı tercih ederim. (Umarım kabalaşmadım.)
    + Bölüm – 11 de, Kang Bok-goo nun geri dönüşünü kutlamak için Kang Bok-goo, kankası ve Han Da-jung bir odada yemek yiyorlar. Han Da-jung ın odasıydı heralde. Arkadaki kocaman burunlu ayıcığı başka bir diziden hatırlayan var mı? Kopya vereyim mi? Sanırım bu ayıcık 2004-2005 sezonunda modaydı ki Save Your Last Dance For Me dizisinde de baş roldeydi. :)
    + Dizi boyunca Han Da-jung ın kullandığı mahalle ağzına hasta kaldım ( *Yobuseyeee ve Ahjummeee gibi* ). Ama “Olmaz…Olamaz” deyişleri yok mu…Heralde 80 farklı şekilde söylemiştir. *Ayda, Anida, Ayida, Anilda, Anilgga* dedikçe :) Bende cevaben *Seni varyaaa, yirim ben* :))
    + Bölüm – 13 de, Cha Eun-suk un markette bira içtiği bir sahne var. Görür görmez verdiğim tepki… *Ana! Efes mi içiyo len bu* :) Allam yarabbim

    Son olarak, soundtrack albümünde yer alan *Dream* (ballad versiyonu daha ziyade)…Sözleriyle…Müziğiyle…Ve de K.Will in harika yorumuyla…Şaheser diyorum. Korecesini anlayarak dinlediğinde vurguları daha rahat hissediyorsun ve yabancı müzik dinlemek gibi olmuyor artık, direk hissediyorsun. *Bu tanıdık acı, yavaş yavaş omzumda ağırlaşan bir yük gibi…Beni aşağı çekiyor.* satırları favorimdir.

    Paylaşımların ve emeğin için teşekkür ederim.
    Saygılarımla

  25. bunusevdim permalink*
    Mayıs 15, 2010 9:37 am

    Cha Eun-suk vs Han Da-jung savaşında benim gözümde galip açık ara farkla Eun-suk’tur. Kızın sırf gülüşü bile izlemeye değerdi. Senin aksine Da-jung yobuseyee, ahjummeee ya da ayda falan dedikçe bilgisayardan o tarafa geçip kızın üstüne atlayasım geldi (bu da çok kaba olmamıştır umarım, hahah)
    Ayıcığa baktım ama bahsettiğin diziyi izlemediğim için bakmakla yetindim.
    Ben de senin emeğin için teşekkür ederim, sen de aklında kalan olmasın diye upuzun yazmayı seviyorsun benim gibi heralde

  26. Son Kan-Ka permalink
    Mayıs 15, 2010 1:53 pm

    Tarzını gerçekten sevdim. :) Çok samimi bence.
    Savaşın galibinin Cha Eun-suk olduğuna şüphe yok. Ben sadece bakış açımdan bir iki enstantane vermek istedim. Farklı fikirler her zaman insanları *Gelişmeye* götürmüştür.
    Dün blogunu incelemeye fazla vakit bulamadım. İnceledikçe, yine farklı yazılarına uzun yorumlar yazacağım, eminim. Aslını istersen dün bir ilkti, bugün de bir ilk. Daha önce kimsenin bloguna böyle yorum yazmadığım gibi, cevap da eklememiştim :) Ayrıca tarzını çok tuttum ve kendime bir blog oluşturasım geldi. Ama biraz yetenek işi olduğuna şüphe yok. Henüz kendimde o cesareti bulamıyorum.
    Şimdi ara verip blogunu gezmeye devam edeceğim. Bakalım başka nerelere uzun yorumlar ekleyebilirim :)
    Kolay gelsin

  27. bunusevdim permalink*
    Mayıs 15, 2010 2:14 pm

    Ne yalan söyleyeyim böyle yorumlar gururumu okşuyor, daha çok yazmak için beni motive ediyor:) Gün gelip de blogumdan ayrılmak zorunda kaldığımda bu çok daha zor olacak artık..
    Ben de yazar vesaire tayfasından değilim. Eminim ki sen yazsan benden çok daha güzel şeyler yazabilirsin, ki belki yakında yazarsın da. Ben de kendi çapımda eğleniyordum, şimdi tek fark çapım büyüdü. Blogda yazmanın böyle bir avantajı oluyor sanırım
    Sana da kolay gelsin okurken, yazılar çok uzun. Olmadı şimdilik resimlere bakarsın :)

  28. sun yeon permalink
    Haziran 19, 2010 7:25 pm

    cok güzel ve komik anlatmışsın cok güldüm yan komşu duydu ben frakmanını izlemiştim yalnış anlamışım konuyu bunları okuduktan sonra daha iyi anladım ve kesinlikle izliycem cok güzelmiş cok iyi anlatmışsın cok saol ellerine saglık

    • bunusevdim permalink*
      Haziran 26, 2010 7:32 pm

      Afiyet olsun, izleme fırsatın olursa unutma buraya yaz yorumunu

  29. sun yeon permalink
    Temmuz 28, 2010 3:28 pm

    izledim cok güzelmiş senin yazdıgın detaylara ayrıca dikkat ettim dizi bir türlü aklımdan cıkmıyor cok gzldi

  30. Kim Ruk Sav permalink
    Ekim 19, 2010 8:34 pm

    Super bi diziiiydiii!!! omggg! RAAAIN(L)(L)

  31. deomeo permalink
    Nisan 20, 2011 1:54 pm

    slm…Bu dizide sonu mutlu bitmedi,koreliler mutlu son nedir bilmiyorlar

  32. merve permalink
    Nisan 19, 2012 3:42 pm

    muhteşem bi dizi

  33. Ocak 23, 2013 7:37 pm

    I am sorry I love you dizisinden sonra izlediğim ikinci diziydi. İkisini de çok sevdim, ağlamaktan helak olsam da:) Bu dizinin ilk bölümünü izlediğimde çok da sevmemiştim ama devam ettim. İyiki izlemişim. Bu arada İki günde bitirdim diziyi sabaha kadar izleyerek :)

  34. Nisan 21, 2013 1:54 pm

    bunu izledikten sonra yaşadığım hayat ve tanıdığım insanla anlamsız ve boş geliyor …gerçeği görmek güzel….

  35. fthrl permalink
    Temmuz 29, 2013 1:11 pm

    MISA’dan sonra biraz toparlamak umuduyla izledim, iyi geldi. En azından etrafıma daha normal bakabiliyorum. İlk bölümlerinde devam edebilmek için zorladım kendimi ama değdi, 2 günde bitirdim. En iyi 2 dramı izledikten sonra artık izleyecek ne bulacağım bilmiyorum, Full House filan izlerim artık:(

  36. selin permalink
    Eylül 4, 2013 6:34 am

    Kore alemindeki en iyi dramlardan birisi haa öyle çok dizi izlemişliğim yok ama kardeşim sağolsun hastası olduğundan bende bir izleyeyim dedim önce en popüler 3 tane dram olarak Misa,A Love To Kill ve Güneşi Kucaklayan Ay’ı söyledi üçünü arka arkaya izleyip kombo yaptım yemin ediyorum kendimi jiletleyecektim allahtan en sonunda güneşi kucaklayan ay yüzümü güldürerek bitti de kendime zarar verme fikrinden vazgeçtim

    Söylemeden geçmemek lazım RAİN bir harikaydı adam safi karizma yahu o duruşlar o bakışlar ayrıca harika da bir oyuncu şu rol ile I’m a cyborg but thats ok filmindeki rolü arasında dağlar kadar fark var ve her ikisini de harika oynamış

  37. Ferah permalink
    Eylül 27, 2013 5:33 pm

    Ya sen kimsin, nesin bilmiyorum ama tam benliksin her kimsen ! esprilerin, ayrıntıları yakalayışın bu kadar olur ne düşündüysek, ne hissettiysek neredeyse hepsi doğru tesbit diyebilirim. bak neredeyse diyorum ne kadar şeytancı bir herifte olsa bu Bre Rain , filimleri, şarkıları, dansı çok iyi yaaa. Ninja asasin gayet etkileyiciydi mesela… Adamın yüzü ilginç ve dudaklar büyük müyük ama çok iyidi be abicim, koca ağzıda kusur olsun :))) o bişey değil sen onun bide o dilini çıkardığında gör, sanki otomobil penceresinden kafasını çıkarmış bir köpüşün dili gibi sallanıyor …zaten onu figutive plan b de izlediğimde çok gülmüştüm!!! Ama vücut süper…Keşke bizim Türk erkekleride öyle dengeli kaslı vücuda sahip olsalar, bu kadar bakımlı olsalar nirdeeee? Ayrıca bende o andwe’lere bayıldım “hayır” bu kadar mı güzel söylenir şarkının sözüde, söyleyenin seside etkileyiciydi vesselam.

  38. Mart 1, 2014 7:34 pm

    lutfenn bana her reklamiii verdikdee cocuk elinde silahla olann.ondakiii sarkinin adinii yazin

  39. Mart 1, 2014 7:52 pm

    ama ben cocugun opusmesne bayildimmm.benim tarzim.benimsiyor sanki opunce

  40. Mart 2, 2014 9:17 pm

    cok guzel filimmis izledim boylesini izlememisdim.men bakudenem.keske bir gun bu filmi arkadsim mehbube ile izleye bilseydim.kimisi sevgiyi askda bulu men arkadaslikda buldum.keske dostumla mende son bi gun gecire bilsrydim
    seni unutmuyacam sende unutma
    dizi sonu en azindan beraber olduklerne sevindim.ayri yasamasalardi iyiydi.ama bu cocuk abisine ramen bu kizi sevmis ve opmysdu.sonunda kizla mutlu yasaya bilirdi bence.vee bu kiz gibi aski gozleriyle anlatani hic gormedim erkekde oyle ask dolu diziydi.sanki gercekden asikdilar sevdim filmii

Yorumunu sevdim

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: