Skip to content

Ankara’da yapılacak şeyler, planlar

Kasım 5, 2010

ankaradan bıkma sebebim olan el

Bu yazıyı Ankara’da 15 sene’ye yakın, yok bi dakka ya, tam 15 sene (!) yaşamış bir bezgin insan yazacağı için size umut dolu bir yazı vaatte bulunamayacağım. Aslında Ankara’ya karşı şu son 2 senedir birden bire o kadar nefret duymaya başladım ki, ben bile şaşırdım. Ne de olsa Ankara’nın yazları sıcak ve kurak, kışları soğuk ve kar yağışlıdır. Hele bir gece ayazı vardır ki.. Neyse, madem son demlerindeyim bu şehrin (muhtemel, haydi bakalım, inşallah), bari bir hoş seda kalsın.

Bu arada bu formatımı bayağı benimsedim ha. Geniş bir konu belirleyip madde madde yazmak… Bir taşla beş kuş vurmak gibi birşey..

  • Çiftlikte kokoreç yenilecek

Bir kere her şeyden önce bu bünye henüz kokoreçle tanışmadı ve artık zamanının geldiğini hissediyor. Ne zaman dışarda olsam, özellikle geceleri, Allahım yarabbim tüm kokoreççileri Ankara sokaklarına saldılar herhalde bu gece dedirtiyorlar. Mısırcılardan sonra kokoreççiler. Amanın zaten mısırcı demeyin bana. Mısırı çok seviyorum ama şu GDO olayı çıktı çıkalı annem 5 öğün beynimi yıkadı, çok zararlı diye. O yüzden bir iki kere mısır alabildim onlardan, gönlüm daha fazlasına el vermedi.

Kokoreççilerde de aynı mantık. Iyk sokakta pistir diye buğulanmış bir mentalitem var artık, bu yaştan sonra onu yenebilmem hiç mümkün değil. Dolayısıyla iyi kokoreç yapan bir yer bulabilmem lazım. Bilmediğim için de gitmiyordum ama bu sene öğrendim ki Çiftlik’in oradaki bir kokoreççi harikaymış. E şimdi gitmek farz oldu.

Ama ilk kokoreç deneyimini genç yaşlarda yaşayanlardan öğrendiğime göre hepsi aynı ikilemi yaşıyor, kokoreç yemek istediği halde uzun süre yiyememiş oluyormuş. Hep de sonunda tak edip sokaktan alıveriyorlarmış. Dediklerine göre en lezzetli kokoreç sokakta satılanmış. (De gedin)

Çiftlik demişken hazır gitmişken en sevdiğim dondurma olan AOÇ Vanilyalı 1 kg dondurmayı da kaynağından alır eve öyle dönerim. Geçen sefer bize poposunu gösteren maymuna uğramayacağım kesinlikle!

  • İğde yenilecek

Küçükken sitemizin bahçesindeki iğdelerden sürekli yediğimiz için her yerde iğde ağaçları var zannederdim. Biraz büyüyünce bu sefer de sadece bizim sitenin bahçesinde olduğuna inanmaya başlamıştım, netekim (bilerek yazdım) kimsecikler iğde yemiyordu.

Normal şartlar altında (NŞA, P 1 atmosfer, t .. yok daha fazla abartamayacağım) iğdeyi sevmezdim heralde, yedikten sonra insanın ağzını kamaştırıyor mu desem, bir garip oluyor neticede. Ama üç beş hınzır çocuk, belki yönetici kızar diye adrenalini de basmışlar, oy oy oy. O iğde bal gibi gelmesin de ne gelsin.

Lisenin başlarından beri artık oynamaya çıkamadığım için iğde sefası da bitti. Ve ben geçen gün eve dönerken bahçedeki iğdelerin löp löp sarktıklarını gördüm, neredeyse dal kırılacak, ağaç o derece yüklüydü. Onlar benim olmalı dedim ama yine unuttum bahçeye uğramayı. 1 dakika ayırmaya üşeniyorum resmen. Kar yağı iğdeler dökülünce aklım başıma gelir..

  • Son kez Atakule’ye gidilecek

Mümkünse bilen birileriyle gidip, şimdi bizim ev nerede, okul nerede, hastane nerede muhabbeti yapmak istiyorum. Yuvarlağın her yanını döndükten sonra o yukardaki restoranda yemek yemek istiyorum. Kazıkçı olduğu gerekçesiyle önceki sefer yememiştim. Ne pintiymişim.

Amanın hazır dolanmaya başlamışken tekrar Resim-Heykel Müzesi’ne gitsem mi ki..

Bir de Ankara Kalesi’ni doğru dürüst gezemedim. Götürdüğüm arkadaşlarım ay biz buraya niye geldik, oturup dondurma yesek daha iyiydi havasında oldukları için sürekli, benim de hevesim kaçmıştı. Üstelik festival zamanıydı. Belki tekrar yakalarım.KoreParkı

     Gördüğünüz gibi Ankara’da yapılacak pek menem bir halt yok. 3-5 göl/park var. Oralarda  birbirinin tıpkısının aynısı. Aynı pedal çevirme hoşbeşi, aynı trene binip tüm parkı turlayalım hevesi-hemen sönen bir heves-, aynı fayton, aynı lunapark. Alışveriş merkezine de gezmeye diye çıkılmasına ifrit oluyorum. Şehir dışından gelenleri gezdirmek için Kızılay’a götürüyorlar, yuh artık. O kadar kıt yani güzel yer sayısı. Yetti gari leyn. Doğal ve tarihi güzelliklere doymak istiyorum artık :)

     Ankara’da çok güzel günlerim geçti, şimdi yalanım yok. Ama o zamanlar Olgunlar’dan çıkıp Zafer Çarşısı’na yürüyecek gücü kendimde bulduğum günlerdi. (Şimdi ne o öyle Dost’un, YKM’nin önünde buluşmalar cık cık cık, hiç tasvip etmiyorum bu gençleri hahaha) Üstelik zevkle yapardım bunu. Ama yoruldum artık. Sıkıldım. Gitmek istiyorum. Bir daha da dönmemek, hatta hiç özlememek istiyorum. Gel gör ki, daha gitme hayalleri kurarken bile özlüyorum bu çorak memleketi…

     Ha son bir şey, yapmak istediğim şeylerden biri de şu yukarıda her Allah’ın günü en az iki kez gördüğüm elin tepesine çıkıp avazım çıktığı kadar bağırmak, mümkünse bu seferlik de mitingi ben yapmak istiyorum. Her gün her gün orayı istila eden mitingci kardeşlere de sesleniyorum: Başka yer mi bulamadınız uleyn, tıkamayın yolu!

Bu arada;

Ankara’da bulunmuş ey şahıs! Klasik Ankara sorusunu soruyorum: Ulus’taki ata binmiş Atatürk heykelindeki atın kaç ayağı havadadır?

Ayrıca “Buraya bakarlar!!” Ona göre davran yani, metro klasiği deyip geçme..

Evet, bezdim artık Ankara’dan. Bu derece.

Ankara’yı içten içe severim aslında, özel bir sebebi yok tamamen duygusal.

About these ads
22 Yorum leave one →
  1. Kasım 5, 2010 7:36 pm

    Yolculuk nereye güzelim? Bizden tarafa mı?

    • bunusevdim permalink*
      Kasım 6, 2010 6:22 pm

      Ah ne güzel olurdu. Ama ölene kadar Ankara’da yaşamaya mahkum edileceğim gibi geliyor ve tabiri caizse ödüm kopuyor :)

  2. carettacaretta permalink
    Kasım 7, 2010 1:43 am

    Ankara da 18 yılı geçmiş biri olarak ne demek istediğini gayet iyi anlıyorum. Ama yinede iğde ve kokusu güzeldir. Dökülmeden yemek nasip olsun :))

    • bunusevdim permalink*
      Kasım 7, 2010 12:23 pm

      Şimdi baktım pencereden, gözüme sanki ağaçta daha iğdeler varmış gibi geldi. Yarın evden biraz erken çıkayım bari, iyice canım istedi, hahah.

  3. 희망 permalink
    Kasım 7, 2010 8:49 am

    Ankaradaki çocuklar hep aynı deneyimleri yaşıyor galiba. Ankarada 17 yılım geçti ve ilk 16 yılında kokoreçi ağzıma bile sürmedim. Derken bir gün iki arkadaşla çiftliğe gittik (normalde pek uğramam aslında), neymiş kokoreç yiyecekmişiz. Şimdi ben yemem diye mızıkçılık yapmak istemedim, bi güzel afiyetle yedim. Tadı da fena değildi. Ama ondan sonra da bir daha yemedim, tuhaf bir durum. İğde konusu da senin yazını görünce aklıma geldi, şöyle bir düşündüm de ortaokuldan beri iğde yemediğimi fark ettim. Sanki o iğde ağaçları o sitelerin bahçelerine çoçuklar yesin diye dikiliyormuş gibi, ilginç bir durum. Şu an Ankarada değilim, ama yine de orayı özlüyorum,tuhaf bir durum. Gençlik anılarımın çoğu orada olduğu için galiba.

    • bunusevdim permalink*
      Kasım 7, 2010 12:21 pm

      Ümit, benim durumum da öyle olacak sanırım. Tüm Ankara insanları aynı şeyleri mi yaşıyor yoksa :) Bakalım, istiyorum en azından tadına bakmak, birini kandırıp yanıma yoldaş edebilirsem gideceğim.
      Çiftlikteki kokoreçin tadını beğenen bir kişi daha olması beni daha da cesaretlendirdi açıkçası

  4. Kasım 7, 2010 8:25 pm

    Ankara’ya hayatım boyunca 1 kere gittim. Onda da sadece 4 gün kaldım ve resmen nefret ettim! Sıkıntıdan ölecek gibiydim. O kadar soğuk bir şehir ki. Hiç ruh yok, klasik memur şehri! Hayatım boyunca İstanbul’u en çok özlediğimi anladığım zamanlar, Ankara’da olduğum zamanlardı. aman siz siz olun gitmeyin, benim işim olmadığı sürece adımımı atmayacağım kenttir. Yalnız sadece bir kez Anıtkabir’i görmek için gideceğim, onun dışında bana uzak olsun! ^^ :)

    • bunusevdim permalink*
      Kasım 7, 2010 9:36 pm

      Bu fazlasıyla ön yargılı bir yaklaşım olmuş Lee, hele sadece 4 gün kaldığını düşününce. Şimdi sen böyle nefretinden bahsedince Ankara’yı savunasım geldi hahah. Hani anne baba tavrı vardır ya, çocuklarına kendileri bağırır çağırırlar ama biri laf etmeye kalkarsa direk ölümüne savunurlar. Ben de öyle hissettim şimdi. Gerçi Ankaralı bile değilim ama gerekirse savunurum :)
      Her ne kadar Ankara’dan nefret etmeye başladım desem de Ankara her zaman huzur içinde hayatını geçirebileceğin bir yerdir. Evet çok eğlencesi yok, ama biz burada bulduğumuz kısıtlı miktardaki eğlencenin kıymetini biliriz. İkliminden nefret ettiğimi söyledim ama gece ayazına bayılırım. Ankara’nın kasvetli havasına, yağmuruna aşığım. Başkaları o karanlık havada baygınlık geçiriken benim içim açılır. Hele bu sene her gittiğim yerde o kadar çok anım aklıma gelmeye başladı ki ben bile şaşırdım.
      Ankara’yı içten içe seviyorum işte. Belki biraz bana benzediği içindir. Dışardan bakan insanlara sıkıcı gelse de hatta bazen içeriden bakan insanlara bile sıkıcı gelse de sessiz, sakin ve huzur doludur. Entrikadan uzaktır. Neyse odur. Ve bazen öylesine renkli anlar yaşatır ki..
      Of ki ne of, yine kararımı değiştirmeden susayım ben.

  5. Kasım 9, 2010 2:03 pm

    Ben bu zamana kadar hiç Ankara heveslisi olmadım. Başkent olması dışında bana ifade ettiği pek bir şey yok açıkçası :D Denk gelirse belki 1-2 günlüğüne giderim ötesi yok benim için :D

    İğde ben hiç bilmiyorum duymadım desem cahil insan muamelesi yapar mısınız bana ? :D Sen bahsedince çok meralandım :D

    Bende bu zamana kadar hiç kokoreç yemedim düşünmüyorumda açıkçası :D Bizim burada da gece olunca şırdancılar açar tezgahlarını önleride nasıl kalabalıktır anlatamam sana yalnız ben onuda yemedi. Çok zorladılar, Neden? diye sordular ancak içimden onu yemek gelmiyor işte. Belli bir nedeni yok. Ancak hep iştahla yiyenlere şaşkın gözlerle bakarım.

    Haaa benim için Ankara’nın asıl anlamı ne biliyor musun? Gazozu :) En en en bayılarak içtiğim içecektir benim Ankara Gazozu. Eskiden zor bulurduk şimdi rahat rahat. Günde 6-7 tane içebilirim. Ankara Gazozu oraya mahsus mu onu bile bilmiyorum ancak adı Ankara işte :D Bir Ankara çek dayı!! :D

    • bunusevdim permalink*
      Kasım 9, 2010 6:33 pm

      İğdeyi mutlaka dene derim. Ama benim anılarımdaki kadar lezzetli bulacağını garanti veremem :)
      Kokoreçtir, şırdandır.. Aynı kapı hepsi. Denemek istiyorum ama ortam lazım, uygun zaman, uygun mekan bekliyorum.
      Ankara’nın nesi meşhur desen, hayatta gazozu demezdim :) Gazoz herhalde tüm Türkiye’ye yayılmış olsa gerek. Ben nedense hiç Ankara gazozu ile Ankara’yı bağdaştırmamışım, hahah.

  6. mavi permalink
    Kasım 13, 2010 3:04 pm

    öfff ya bunlar az bile. Ben daha 4 senedir burdayım ve nefret ediyorum resmen. Okul bitince de ardıma bakmadan gitmeyi düşünüyorum. Her gün eylem her yan polis. Yeşillik yok deniz yok. Biri gelse gezdirelim diye götürülecek bir yer yok. Bir Anıttepe var o kadar. Öyle ki sabah akşam Ata’yı ziyarete gidiyorum ben. Allahtan gezmeyi seven bir insanım yani iki senede her yeri gezdim bitirdim daha da yer kalmadı Polatlı,Beypazarı,Beynam her yana aktım Kızılcahamam’a kadar.
    Eeee şimdi?

    • bunusevdim permalink*
      Kasım 13, 2010 9:38 pm

      Ankara gerçekten biraz fazla sakin. Geçmişi yok çünkü. Sonradan büyüdüğü için o şehir ruhu zamanla gelişecek herhalde.
      Amaan mavi ne yapalım. Önümüz kış. Belki kar erken yağar da onun keyfini çıkarırız.
      Aslında kar demişken. Ben Ankara’ya ilk geldiğim seneler çok kar yağardı. Biz paso dışarda kardan adam yapardık, malzeme boldu. Artık o da azaldı. Hay şu küresel ısınmanın..

  7. koredelisi permalink
    Kasım 13, 2010 10:48 pm

    Offff Ankara offf baş belam oldun bu aralar….!
    Köşe bucak Ankara’dan kaçarken senin bloğunda rastladım, demekki kaderimde varmış Ankara’ya gitmek baksana bunusevdim gezilecek yerleri bile bir bir saymıssın…Dün öğrenci değişim programıyla bir dönemliğine Gazi Üniversitesine çağrılıyorum:( Karışık duygular içindeyim gitsem mi, gitmesem mi! Öyle bir hale geldim mi yazı-tura atıp bir an önce nolucaksa olsun diyorum…Açmıcaktın bu konuyu cık cık cık ^^

    • bunusevdim permalink*
      Kasım 13, 2010 11:04 pm

      Boşver değişiklik iyidir. Hem sana toptan gel dememişler ki, bir süreliğine demişler :) Ayrıca “öğrenci değişim programı= ders yok+dert yok+ tasa yok” demek. Gönül isterdi ki daha cafcaflı bir şehre gidesin. Ama kaçırma yine de

    • mavi permalink
      Kasım 15, 2010 8:28 am

      öyle bir durumda gelirdim yalan yok.
      Kısa ve öz
      hem öğrenci değişim programları iyidir :D
      bekliyoruz ^^’

  8. koredelisi permalink
    Kasım 15, 2010 9:55 pm

    Toptan gel deyip başlarına belamı edicekler beni ilahi:)))
    Bir ben öğrenci değişim programına sıcak bakmıyorum galiba, bunun da benim gibi bir deliye çıkmasıda ayrı komedi:D Neyse önerileriniz için kasamnidaaaa^_^

  9. Kediçocuk permalink
    Şubat 20, 2011 8:20 pm

    Merehaba, ben 21 yaşındayım, 20 sene Ankara’da yaşadım şimdi New York eyaletinde küçük bi kasabadayım =). Dedikleriniz beni çocukluğuma götürdü. Sanırım iğde ağaçları Ankara’nın her sitesinde var. Sadece iğde değil; çinelması ağaçları, erik ağaçları da olurdu. Ankara’da ne yapılacağı konusuna gelince de yazları hep arkadaşlarımla geçirdiğim için evde oturup TV bakardık. Akşama doğru yakın bi parka gidip dondurma yer, biraz yürüyüş yapar, dönerdik. Çok fazla yapılacak bir şey yok cidden, ya ara sıra sinemaya gidilir ya da alışveriş merkezlerindeki mağazalara girip muzurluk yapardık. Hiç olmadı Gençlik Parkına giderdik. Belki en fazla eğlendiğimiz yer orasıydı. Aslında Ankara o kadar büyük ki, yakın bi arkadaşımla Kızılay’dan rasgele bi otobüse atlar 20 sene boyunca hiç görmemiş olduğum semtlere gitme imkânı bulurdum. Farkettim ki, Keçiören Belediyesi Ankara’nın içinde başka bir şehir ve İ.M.Gökçek bu semti güzelleştirmeye devam ediyor. Ben Batıkent’te oturdum tüm hayatım boyunca. Batıkent, Ankara’da oturulunabilecek en güzel semtlerden birisi bence. Her taraf yeşil, çok fazla park var ve aşırı kalabalık olmayan bir yer. Neyse 6 ay sonra dönücem bakalım. 1 yıl daha kalmam gerek Ankara’da ondan sonra temelli Amerika’ya taşınıcam. Şimdi özlüyor musun diye sorsanız.., vereceğim cevap sadece şu:
    Arkadaşlarım olmasaydı o şehirde, hayır. Çünkü onlar olmazsa zaten yapabilceğim pek de bi şey kalmıyo o şehirde. Ama 20 sene boyunca yaşadığım ev orda. O yüzden onu özleyebilirim =).

  10. bunusevdim permalink*
    Şubat 25, 2011 8:21 am

    Merhabalar. Öncelikle Ankara’da bir sitede yaşadığın yazdıklarından hemen nasıl belli oluyor hahah. Aslında ben burada iğde ağaçlarından bahsettim ama bizim küçükken top 3’ümüz alıç, dut, iğde şeklinde giderdi. Bir de kiraz vardı bizim sitede yan blogun bahçesinde ama oraya hem tırmanmak lazımdı, gerçi tırmanmasına tırmanırdım ama hem de onlar bizim blogun ağacı olmadığı için o ağaca tırmananları kovalarlardı :)
    Senin çin elması dediğin şeylere biz küçükken alıç derdik. Aslında alıç adı altında satılan ve bilinenler çok daha büyük oluyor. Ama bir kere küçükken alışmışım, artık alıçtan başka bir şey diyemiyorum :) Küçükken karnımızı onlarla doyururduk :)
    Gençlik Parkına ben küçükken pek gitmezdim, büyüyünce gitmeye başladım, hahah.
    Batıkent ise çok aşırı siteleşmiş bir yerleşim yeri, gerçi daha sakin bir görünüm katıyor bu, ama biraz uzak kaçıyor merkeze.
    Bu arada ben yazlarımı Ankara’da isem eğer hep sokakta geçirirdim, sabahtan akşama dolanır, oyun oynar, meybuz yerdik. Hakkaten ben de çok özledim şimdi o günleri, zaten başka özlenecek ne var ki :)
    Bu arada yazıdaki planlarım hakkında neler yaptım: Çiftlikte kokoreç yedim, ne iyi ne kötüydü. İğdeyi de bu yazıdan çok sonra yedim, yine ağzım kamaştı hahah.

  11. Ağustos 16, 2011 11:23 am

    ÜNLÜ BİR YAZARIN DEDİĞİ GİBİ ANKARA NIN EN ÇOK İSTANBUL A DÖNÜŞÜNÜ SEVİYORUM….

  12. ekin permalink
    Ocak 29, 2012 4:27 am

    Bence abartmayın yaaa :)) yaşlı bi şehir deyn gecn içimi kararttınız be !

  13. güll permalink
    Ocak 29, 2013 4:06 pm

    ankaralıyım. 24 yıldır buradayım. anem ve babamda burada doğmuslar.. anlattıgınız kadar sıkıcı degıl..bence siz gezmesını bılmemıssınızz..denızımız yok ama gayet guzek göllerımız var..onların kıyısında kahvaltı etmek gayette keyıflı..prklar avm ler clup ler yeteri kadar var.. bence ankara güzell eglenceli yanısırada düzenli bir sehir.. senı sevıyorummm ankara:))

  14. Neon permalink
    Ağustos 23, 2014 6:59 pm

    Bir şeye dıştan bakmayacaksınız,hissedeceksiniz arkadaşlar! Misal rüzgarı göremezsiniz ama teninize değişi,o küçük ürperti hayrete düşürür sizi. Bakmak değil,görmek meselesidir bir şeyi sevmek.Ne demiş şair;
    Bir derdin mi var,
    Bir şeyler mi çıkarmak istiyorusun derdinden,
    Ankara’ya gelmelisin.
    onun için sokakların denize çıkmasa da seviyorum seni Ankara.

Yorumunu sevdim

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: