Skip to content

İroni, iğneleme, alay

Ekim 6, 2009

irony-when life imitates art 

Kavram kargaşası her dilde vardır ve artmıştır diye tahmin ediyorum. Çünkü farklı ülkelerle iletişim daha kolay hale geldi ve diğer ülkelerdeki insanların yaşamlarıyla, düşünceleri ile ilgili sözcükleri dilimize çevirmek pek kolay olmuyor. Chicken translation diyerek işin içinden çıkabilirsiniz, ama ülkelerinde bir kar/yağışı anlatmak için onlarca kelimesi olan insanları anlamak için kendi dilinizdeki tek bir ‘kar’ kelimesi bazen anlamsız kaçabilir ya da yanlış bir anlama bile gelebilir. Her neyse, diyeceğim o ki ‘irony’ kelimesi de dilimize çevirirken hatta çevirmeden de değişip farklılaşabilen bir kavram. Uzun zamandır bu kelime üzerine kafa yoruyorum. İşin aslı neymiş bakıyoruz.

TDK der ki:

ironi is. Fr. 1.Gülmece 2.Söylenen sözün tersini kastederek kişiyle veya olayla alay etme

alay is. Yun. Ses tonu, söz, davranış gibi yollarla biriyle, bir şeyle eğlenme, onu küçümseme.

iğnelemek (-i) mec. Üstü kapalı olarak onur kırıcı, üzüntü verici söz söylemek.

Bana göre de, ironi, düşünülen ve söylenen, olacağı sanılan ve olan şeylerin çatışması, farklı olması, bunun vurgulanmasıdır ve bir zeka ürünüdür. Bu yazıyı okurken şunu da unutmamak gerekir ki surat ifadesi ve ses tonu ile ironiyi saçmalık, saçmalığı ironi yapabiliriz. Bir ‘hıh, üf sende’ deyişle ironi alay yapılabilir, bir tebessümle alay ironi. Bunun gibi bir şey.

İngilizler ironinin 3 çeşidinin olduğunu söyler:

    Sözlü ironi: Söylediğimin-bilerek- tam tersini kastederim ve bunu jest ve mimiklerimle desteklerim. Ortaya ince alay dediğimiz kavram çıkar. Her zaman şart olmamakla beraber en düzgün tanımı budur. İronik yaklaşımda kişi kakara kikiri gülmez, eleştireldir.

    Dramatik ironi: Bu izleyiciye/okuyucuya karakterin bilmediği ayrıntıları bilme hakkını verir, böylece izleyici karakterin bir adım önüne geçmiş hisseder kendini. Karakter hata etmektedir, hem de göz göre göre! Mesela adam aslında kadınla parası için evlenmektedir, ama kadın farkında değildir. Biz ekran karşısında “Dur, salak, hiç mi anlamadın para hırsını” diye yırtındığımızla kalırız.

!!!Aslında bu türün sadece sinema ya da kitaplarda olduğunu düşünmüyorum. Hayat söz konusu olunca bazı durumlarda biz de seyirciyiz. Mesela, bir keresinde derste konu insanların kendilerini, hatta sağlıklarını bile önemsememelerinden açılmıştı ve hocamız gerçekten bütün saflığıyla (başka bir açıklaması olamaz) şöyle demişti: “Yurdumuzda insanlar doktorlara gitmiyorlar mesela. Onun yerine duvarlarda yazılı olan bel fıtığı numaralarından medet umuyorlar.” Güldüm.  İki üç saniye sırıttıktan sonra hocanın gerçekten ciddi bir şekilde asıl konusunu anlatmaya başladığını görünce sağıma soluma baktım. Arkadaşlarım da gayet ciddi bir şekilde ders dinliyorlardı. (Tek ben mi bu kadar kötü niyetliyim, yoksa bu insanlar mı çok saf) İşte böyle bir durumda ben izleyiciydim, müdahale hakkı olmayan-sadece seyreden kişi. Ayağa kalkıp: Hocam, isterseniz bilmediğiniz konularda ahkam kesmeyin ulu orta, aha ahahah; diye eğlenemezdim ki. Sonuçta bu durum 2 şekilde ironikti.İlki dramatik ironi, ikincisi konunun piri olduğunu düşünen hocanın gafı. Bu durum ironisine girer sanırım.

    Durum ironisi: Sigara içilmez tabelasının altında sigara içmek.

    ironi 

    Yaşanan olaylar sonucu beklenen ve oluşan sonucun farklı olması. Oz Büyücüsü’nde korkuluğun zeki olmayı, aslanın cesur olmayı, teneke robotun sevmeyi çok istemesi ve araması, ne var ki başından beri sahip oldukları gerçeği gibi. Bu terimin içinde ‘irony of fate’ de vardır ki; ona kaderin cilvesi diyebiliriz. Hani tekerleği bulan adamın araba altında kalarak öldüğü söylenir ya, bunun gibi. Ya da Titanic için asla batmayacak bir gemi denip de aynı yıl, daha ilk yolculuğunda küçük bir buz dağına çarparak batması da buna bir örnek.

Beni ilgilendiren tip sözel ironi. Zeki insanların işidir. Alay değil, ince alaydır. (Kinayeye (allegory) benzer, ama farkı şu: ironi için karşıdaki kişi/seyirci işin aslını anlamalı, kinayede ise anlamamalı.) İrony tanımının alt başlıkları olduğu söylenen bazı tanımlar şöyle:

Yazarın notu: (Çeviri benim işim değil, zaten karmaşık olan terimleri Türkçeleştirmek iyi olurdu lakin işin içinden çıkamadım. Anlayışınıza sığınıyorum.)

    Sarcasm:Acı alay. Bizde küçümseme, iğneleme diye çevrilebilir. İroni mi değil mi diye çok fazla tartışma var. Ama sarcasm’da eğlenme ve alay etmek amaçken, irony’de bu şart değil diyenler de var.
    Hyperbole: Abartma, büyütme. İğrenç bir espriye “Hayatımda hiç bu kadar komik fıkra duymamıştım” demek.
    Understatment: Önemsememe. Bizim köylülerimizden biri bir zamanlar uzaylılara taş atmıştı ya. Buna “Aman n’olcak, altı üstü bir taşmış” demek.
    İronic similes: İronik benzetmeler. “Bir kaplumbağa kadar hızlısın”. Bu da tartışmalı, buna sarcasm bu, ne alakası var ironiyle diyenler de duyabilirsiniz.
    Rhetorical questions: Oldukça sıcak bir günde gelen şu soru: “Bugün senin için yeterince serin mi?”
    Jocularity: Gırgır, şakacılık. Şöyle bir örnek versem umarım yanlış olmaz. Az önceki, tarlasına uzaylı girdiğini ve ona taş attığını söyleyen adama/adam için “Bir dahaki gelişlerinde lokum ikram eder/sin, barışır/sınız” demek.

İroni’ye kafayı takmamın, beni epeyce etkilemesinin nedeni bir kitap esasen. Geçtiğimiz sene çok popülerdi, okuduğunuzu tahmin ediyorum. Khaled Hosseini’nin Uçurtma Avcısı. Hasan bir hikaye yazıyor ve bunu okuttuğu Rahim Han hikayeyi çok başarılı buluyor ve bir çok yazarın hayatları boyunca beceremediği ‘ironi’ denen şeyin onda doğuştan var olduğunu belirtiyor. İşte o ironik öykü:

Sihirli bir kase bulan ve gözyaşlarını bu kasenin içine akıttığı zaman yaşların inci tanelerine dönüştüğünü gören bir adamın hikayesiydi. Ama yoksulluğuna karşın mutlu biri olan bu adam çok ender ağlamaktadır. Bunun üzerine, gözyaşları sayesinde zengin olabileceği umuduyla, ağlamak için kendini zorlamaya, her yolu denemeye başlar. İnciler yığıldıkça, hırsı bilenir. Öykü, bir inci tanesinin üzerinde elinde bıçak, kucağında da biricik karısının doğranmış bedeniyle oturan adamın, hıçkırarak ağlamasıyla bitiyordu.

Peki, ironi üzerine ciddi bir yazı okudunuz. Sizleri alaycı(?) ya da(google’ı?) iğneleyici bir fotoğrafla uğurlamak isterim.

1891google-wtf-strawberries-nipple-fruit-salad

Google’ın suçu yok, bu bir kitap ismi. 

Okunabilir: Wikipedia, Guardian, Excerpts 

 

Bu üzerine düşünülen bir konu, güldüren, eğlendiren, falan fişmekan. Sevdim.

Reklamlar
No comments yet

Yorumunu sevdim

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: