Skip to content

I’m A Cyborg, But That’s OK

Aralık 18, 2009

 cyborg-poster

Bana eğlenceli bir Kore filmi söyle, içinde ağlamak olmasın gülmek olsun diyenlere önerim: I’m A Cyborg, But That’s OK. Çünkü bu film bizim meşhur yönetmen Chan-woon Park’ın 12 yaşındaki kızı izleyebilsin diye yaptığı bir film. Ama yönetmen yine yapmış yapacağını ve yetişkin beyinlere ve yüreklere dokundurmuş durmuş. Rengarenk bir film. Bir seferde tüm ayrıntıların yakalanmasının mümkün olmadığı enfes bir şölen.

Bu filmi izledikten sonra her canım sıkıldığında yatağa yüzüstü yatıp ayaklarımı birbirine sürttürmek suretiyle elektrik oluşturarak uçmaya başladım :) Güldürmek deyince My Girl 1, bu film 2.

sayborg-poster

Delilerin dünyasını delilerin gözünden görmek hiç bu kadar eğlenceli olmamıştı. En çok sevdiğim nokta bu filmde delilerin birbirlerini normal görüp inanmaları ve birbirlerinin şizofrenik hayallerine girebilmeleri oldu. Normalde bir akıl hastanesinde deli kendisinin normal olduğunu diğerlerinin deli olduğunu iddia eder. Bu filmde ise deliler kendilerine dış dünyadan uzak bambaşka bir dünya kurmuşlar. Mesela Kore’nin en ünlü şarkıcısı olan BiRain’in oynadığı Il-sun her şeyi çalabildiğini iddia ediyor ve diğer tüm deliler bir şeyleri kaybolduğında (anıları, masa tenisinde servis atma tekniği, nezaketleri!) hemen Il-sun’u suçluyorlar. Il-sun’un çalma tekniği çok komik zaten, çalacağı kişinin kafasının etrafına boyalı bir karton sarıyor. Elini uzatıyor, diğer kişinin eli onun üstünde: Aktarım gerçekleşsin! Sonra malum yeteneği Il-sun’da görüyoruz. Bir deli var, küçükken koroya almamışlar. 30 yıldır çalışmış bu yüzden, çocuk korosuna girebileyim diye. Ondan sesini çaldığında- ya da o verdiğinde- Il-sun çok güzel şarkı söylemişti.

Karşılarınızda Rain’den Heidi şarkısı: (filmi izledikten sonra ilk yaptığım iş youtube’dan bunu bulmak oldu)

Il-sun’un deli olma nedeni annesinin o 15 yaşındayken elektrikli diş fırçasını da alarak onu terketmesi. Il-sun düzenli olarak dişlerini fırçalıyor. Çünkü çürük bir diş yok olur gider. Ve onun da en büyük korkusu günün birinde küçüle küçüle bir nokta haline gelip sonra yok olup gitmek. Tavşan kulakları, enteresan maskeleri ve garip hırsızlıklarıyla bu filmdeki favori karakterim o oldu.

Ben Rain’in daha önce başka bir film ya da dizisini izlemediğim için bu kadar tatlı bir insan olduğunu bilmiyordum. O yüzden im-a-cyborg-but-thats-ok-20070625035049426şimdiye dek hep Il-sun karakterinden bahsetmekten kendimi alamadım. Aslında bir başka cezbeden yanı da en aklı başında delinin o olması oldu. Oysa esas başrol Misa’dan tanıyıp bağrıma bastığım Im Su-jeong’un oynadığı mavi köklü siyah saçları ve sarı kaşlarıyla Young-goon’a ait. (Yandaki resimdeki kağıt bardaklarla konuşma olayına da bayıldım, muhteşemdi.) Im Su-jeong’un buradaki en güzel performansı takma dişini kaybettiği zamanki çocuk gibi aynı zamanda sayborg gibi ağlamasıydı.

Young-goon’un babaannesi pür deli bir hanım. Kendisini bir fare sanıyor. Bir fareyi çocuğu diye besliyor. Sabahtan akşama turp yalıyor. Takma dişleri cabası. Zavallı Young-goon’da onun yanında kala kala sıyırmış. Bir gün Young-goon’un annesinin canına tak edince babaanneyi akıl hastanesine yolluyor. (Bu arada annenin fırlattığı radyonun bir parçasını turp zannedip yalaması da komik olmuş) Neyse işte, sonuçta babaannenin takma dişleri evde kaldı, onlar olmadan turp yiyemez diye Young-goon takma dişleri babaannesine ulaştırmak istiyor. Ama aradan sayborgun amacıgeçen zaman içinde farkediyor ki  takma dişleri takınca florasan lambalarla, kahve makinalarıyla, hıçkıran saatle ve daha niceleriyle konuşabiliyor. Çünkü meğer o bir sayborg’muş! Ama hazmedemediği bir şey var. Bütün makinaların, saatlerin kullanma kılavuzları, dünyaya geliş amaçları var. Keşke dünyaya geliş amacını o da bilseydi! İşte bu filmin konusu bir sayborg’un amacını öğrenme yolundaki maceraları (yazı bitti filmin konusunu anca söyledim:) ).

Bazıları Young-goon’un parmağının ucundan çıkan taramalı tüfeğin yönetmenin 12 yaşındaki kızının izleyemeyeceği kadar vahşet içerdiğini söylüyorlar. Keşke bu kadar masum büyüsek ama; oyuncakların tabancalar, oyunların “Şimdi seni vurdum-dan dan dan” olduğu bir çağda yaşıyoruz. Bu açıdan filmde ekstra bir sakınca görmediğimi söylemeden geçemeyeceğim.

Young-goon bir makina, Il-sun ise bir tamirci. Bu müthiş kombinasyon onları beraber çalışmaya itecek. Young-goon pille şarj olmaya çalışıp robot doğasını bozar diye yemek yemiyor. Il-sun ömür boyu garanti sloganıyla Young-goon’u ikna edebilecek mi? Il-sun’un eğile büküle ağız okuma yeteneği onların daha iyi anlaşabilmelerini sağlayacak mı? En önemlisi Young-goon babaannesinden bu dünyadaki amacını öğrenebilecek mi?

n1298850517_171352_817

Bakılası Linkler:

http://www.mandiapple.com/snowblood/imacyborg.htm  filmden çekilen sahneler harika

http://www.d-o-e-s.com/collection/cyborg/main.html  resmi site ama açılana kadar adamı öldürüyor

http://www.hancinema.net/korean_movie_I__m_a_Cyborg_v__But_That__s_OK.php

Aslında bu yazıyı yazalı çook oldu, üst üste çok Koreiform yazılar olmasın diye bekletmiştim. Ama aralarda dizileri dayanamayıp yazdığım için boşuna bekletmiş oldum. Olsun, yeniden ısıttım, fırından yeni çıkmış gibi oldu.

Eğlendim, sevdim!

16 Yorum leave one →
  1. Aralık 18, 2009 7:38 pm

    Yaşasın bende izledim geçen gün ama ben yorumlamayacağım ya herkes yazmış kendi blogunda ha ha ha :) Çok şirin bir film gerçekten.

  2. bunusevdim permalink*
    Aralık 18, 2009 7:55 pm

    Evet herkes yazmış :) İzler izlemez yazmıştım yazıyı, sonra tekrar bir şeyler eklerim diye bekletmiştim. Geçen bir baktım tüm Koreci diziler sayfa sayfa yazmışlar zaten, bayağı düş kırıklığına uğradım ilk başta :) Ama düşününce bu iyi bir şey. Demek ki herkes çok eğlenmiş..

  3. ofori permalink
    Aralık 18, 2009 8:03 pm

    Bende geç izleyenler arasındayım, ama o kadar güzel bir şey çıktı ki karşımıza insan hem kendine kızıyor gecikme için hem de seviniyor bir yerde; geç de olsa bu güzelliği gördüm diye.kore filmlerine ara vermiştim, geri dönüş için harika bir seçimmiş..filmde Rain’in söylediği o şarkıya bayılıyorum, deli gibi onu dinleyip duruyorum..

  4. bunusevdim permalink*
    Aralık 18, 2009 8:07 pm

    O şarkıyı süper buluş v-indir ile youtube’dan indirdim, bilgisayarımın daimi elemanı oldu. Bir yandan şarkıyı dinliyorum, bir yandan young-goon’un ayaklarını sürtüşüne gülüyorum

  5. Aralık 18, 2009 8:58 pm

    böyle eğlenceli bir filme böyle eğlenceli bir yazı olur :) ya ben bu filmi çok seviyorum, yani ilerde liste yapsam ilk onda hatta ilk üçte yerini alır, ya oturup izlesem mi şimdi, bir de hani demişsin ya bir sürü ayrıntı var diye hakikaten düşündükçe ve izledikçe çıkıyor ve daha da keyif alıyor insan, velhasıl izleyelim izletelim, izledikten sonra da bir iki satır yazalım sayın la fea hanım :d

  6. bunusevdim permalink*
    Aralık 19, 2009 7:12 pm

    Teşekkür ederim. Gerçekten de (diğer filmlerden farklı olarak) bu filmle ilgili 100 blog yazısı olsa hepsini okurum. Herkes farklı bir köşesini yakalıyor çünkü

  7. Şubat 24, 2010 5:01 pm

    Sonunda ben de iki satır yazdım. Tabii benim iki satır anlayışım biraz farklı :)

    http://lafea.byethost10.com/wordpress/2010/02/24/i-am-a-cyborg-but-thats-ok-rain/

  8. bunusevdim permalink*
    Şubat 25, 2010 9:25 am

    Çok güzel bir yazı olmuş

  9. Mayıs 15, 2010 8:41 am

    Uyh(: Sen bloga yazınca aradım buldum bunu güzelmiş gerçekten, ayrıntılı yazacağım blogta.

  10. bunusevdim permalink*
    Mayıs 15, 2010 9:39 am

    Bu filmle ilgili yazılan tüm yazılar harika oluyor, e film harika olunca haliyle..
    Seninkini de bekliyorum o halde

  11. koredelisi permalink
    Temmuz 7, 2010 6:15 pm

    Resimler acaibime gitmişti kesin saçma bişidir diye izlememiştim ama işin içinde bi-rain olunca herşey değişir:) Bu kadar tatlı anlattığına göre güzel bi drama izliceklerim arasına girdi bile kamsamnida;)

  12. Eylül 24, 2010 9:54 am

    Bu kadar tatlı anlattığına göre güzel bi drama izliceklerim arasına girdi bile kamsamnida;)

  13. elma permalink
    Ekim 30, 2011 12:23 pm

    Ama çok güzeldi ki ..
    Ana sayfandaki listenden görüp izlemeye karar vermiştim ^^ iyi de yapmışım..teşekkürler ..

  14. Ekim 30, 2011 6:03 pm

    Evet çok güzel filmdir gerçekten de. Ben bu filmi sevmeyenin film önerisini sallamam mesela :)
    Bir de bana güzel alışkanlıklar yadigar bıraktığı için hep gülümseyerek hatırlıyorum. Mesela sürekli turp kemirmek gibi hahah. Şaka bir yana şu Kore filmleri beslenme alışkanlığımı baya etkiledi. Nor Mercy For The Rude’dan sonra da bol bol biber yemeye başlamıştım.

  15. Nisan 21, 2012 3:57 pm

    merhabalar, hoş bi analiz olmuş sizin ki ama o son sahnede ne yapmayı planlıyorlar? neden orada bitiyor yağmurun altında filan? gerilimli bi ortamda?

Trackbacks

  1. Öyküzen – I’m A Cyborg, But That’s OK/ Ben Bir Robotum Ama Sorun Değil

Yorumunu sevdim

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: