Skip to content

A Moment to Remember

Ocak 1, 2010

 A_Moment_to_Remember

Filmin başında her şey o kadar pürüzsüz gidiyordu ki; ne bileyim, ufuk çizgisine doğru uzanan ipek kumaş gibi. Bunun doğru olamayacağını biliyorsunuz. Eninde sonunda biteceğini bile bile eliniz kumaşın üstünde yürümeye başlıyorsunuz. Ama şimdi ya da az sonra biteceğini daha kötüsü ipek kumaş yerine elinize kum, toprak (şanslıysanız), çamur (Kore filmlerinde böyle olur) geleceğini bilerek. İşte bu filmi izlerkenki duygu ve düşüncelerimi ancak bu kadar yazıya dökebiliyorum. Unutmadan, bu filmde ipeğin bittiği yerde kum vardı, biraz taşlı. Korkmayın. Lönk diye kanatmayacak elinizi. Ama elinizi sürttükçe inceden kanayacak. Bir bakmışsınız ki her yer kan olmuş. Olsun, sürtmeye devam. unutkan su-jin

Bir arkadaşım sayesinde -daha doğrusu- yüzünden izledim bu filmi. Ona önerdiğim kaç tane filmi izlememiş, inadına yapar gibi (muhtemelen inadına) izlemediğim bir Kore filmi izlemiş, yani bu filmi. Ben de onun filmin sonunu söylemek konusundaki ısrarlı tacizlerine dayanamayarak filmi hemen izlemek zorunda kaldım. Tabii, arkadaşıma filmin sonunu söylettirmedim ama esas kızın durumunu söyledi. (Neyse bu kadarla yırttığım için mutlu olmalıyım)

Benim de böyle bir huyum var. İzlediğim filmin, dizinin, okuduğum kitabın asla sonunu öğrenmek istemiyorum. Bazen bir filmin sonu o filmin her şeyidir. Öyle olmasa da genelde %50 önemi oluyor, geri kalan yarı da gidişattaki olayların önem yüzdesi. Ben böyle düşünüyorum, çoğunuz olur mu canım deseniz de. Hatta bazen o kadar abartıyorum ki, eğer filmin gidişatına dair ipucu verecekse keşke adını bile okumasaydım dediğim de oluyor. Bu filmde zaten esas kızın durumunu arkadaştan -zorla- duyduğum için (anca filmin ortasında filmin adını hatırlayarak:) ) “A Moment to Remember” adının ne anlama geleceğini anladım.

Ne yapayım şuursuz film izlemeyi seviyorum. Film izleyeceksem çoğunlukla konusunu bile okumam, çünkü onlar da gidişatı neredeyse sonuna kadar anlatırlar. E nasıl film izliyorsun, nasıl seçiyorsun? dediğinizi duyar gibiyim. Önerilerle. Ya arkadaşlarımdan duyuyorum çok güzeldi diye, ya da internetten bloglardan falan okuyorum. Şöyle ki, hani yazının en başında yazılır ya çok güzeldi, ağladım güldüm falan. Sadece oraları okuyup kalanını okumuyorum. Sonra silentregrets.com’un yorumları bu açıdan iyi oluyor. Puanlamalara bakıyorum, yorum sayılarına bakıyorum, bir de oradaki yorumlarda sadece iyi, kötü diyorlar. Şu olay iyiydi, sonunda şu oldu diyene az rastlanıyor. Bir de sevdiğim yönetmen ve oyuncuların filmlerinden. Onları da şöyle seçiyorum. Yazıyorum filmleri, IMDb puanına bakıyorum 7.5’un üstü hep güzel çıkar. 8’in üstü garanti güzeldir. Puanı 5 falansa filmden uzak dur! Şimdiye kadar bu sistem beni hep mutlu etti. Pek hayal kırıklığına uğramadım. Beklentim filmin puanı kadar olunca sorun olmuyor :)

Bu filmin IMDb puanı 8.2’ydi. Yani iyi bence.

내 머리 속의 지우개

Yönetmen John H. Lee

Jung Woo-sung: Choi Chul-soo rolünde. Adamımız cool takılmayı seven, onu seviyoum, bunu seviyorum laflarını ağzından kerpetenle bile alamayacağınız biri (benden beter). Ben de bu bloga başlamadan önce sevmek kelimesinden nefret ederdim. Artık burada bol bol pratik yapıyorum :)

Kendisi inşaatta ustabaşı olarak çalışan bir marangoz olup, zeki biri olduğu için sınavlara girip başarılı bir mimar oluvermiştir.

Sohn Ye-jin: Kim Su-jin rolünde. Su-jin unutkan bir kız efenim. Zaten Sohn Ye-jin çok hoş bir bayan. Bu rolün bu kadar sevimli olması onun sayesinde olmuş.

Ben bu filmi izleyince korkmaya başladım yemin ederim. Ben de bu kızın başlardaki hali gibiyim. Beynimde bir silgi mi var bilemiyorum. Ama aynı o kız gibi başladı ve yavaş yavaş.. Amaan be, psikopat oldum bunlar yüzünden.      kalem kaybetme korkusu  Siz de kalemlerinizi kaybetmekten korktuğunuz için yedek kalem taşır mısınız?

Şunları söylemezsem olmaz:

  • Şu şarkıyla biraz uyanıp kendimize geliyoruz: La Paloma (Gabriella Ferri) 
  • Artık şu beyzbol işine ben de girmek istiyorum. Kore’de ne kadar yaygınmış bu tarz yerler.
  • “Bağışlamak bu kadar zor bir şey değil. Bu sadece kalbinde biraz yer açabilmektir. Büyükannem öyle söylemişti. Gerçek mimar, kalbinde bir ev inşa edebilendir. Oysa sen kalbindeki evin her yerini annene duyduğun nefrete vermişsin. Sen neredesin? Evin dışında kalmış, titriyorsun..”  demişti kız. “Bağışlamak, nefretine kalbinde sadece azıcık yer vermektir.”
  • “Kendine çok güveniyorsun, hayat zalim olabilir.”
  • “Seni ağlayan bebek! Anneni, babanı mı kaybettin. Yoksa ülkeni mi!”
  • “Ben senin için her şeyi hatırlayacağım.” (Bu sözü bir yerlerden hatırlıyorum)
  • Chul-soo, sonlara doğru o tıraş losyonunu sürünce, burnum sızladı.
  • Doktor’un Einstein’dan beter saçları beni benden aldı.
  • Ve o dükkan, ağlattı be ya. Burası cennet mi?

Şu tekerlemeyi ben de Korece olarak söyleyebilseydim:

Bahisleri görelim.

Bir köpek bile bir bakışta kazanabilir.

Chul-soo /Baba sigara parası kazanacak

Su-jin/ Anne ekmek parası kazanacak

Paranı çifte katla.

Şansının kaçıp gitmesine izin verme

Şansın senin ellerinde

Bir as çek.

Tavsiye ediyorum kesinlikle. Hem benim gibi melankolikler, hem de pollyanna’cılar için biçilmiş kaftan. Her kafada insanı memnun edecektir. İzleyin, izlettirin.

Bunu SEVDİM.

Reklamlar
20 Yorum leave one →
  1. Ocak 2, 2010 10:49 am

    bu filmi hem çok izlemek istiyorum, hakkındaki yorumlar çok iyi olduğunu gösteriyor ama ciddi ciddi korkuyorum ya :d izledikten sonra bir hafta etkisinden çıkamamak var, şimdi bunu kaldıramam yine erteledim :d

  2. ofori permalink
    Ocak 2, 2010 4:03 pm

    Bende aynen ruzigar gibi çok izlemek istiyorum ama yine aynı sebeplerden korkuyorum..Drama girecek bir ruh hali lazım ona, yine de bir tarafım herkesin böyle övgüyle bahsettiği bir filmi şimdiye kadar izlememiş olmanın verdiği eziklikle baş etmeye çalışıyor..

  3. bunusevdim permalink*
    Ocak 2, 2010 7:13 pm

    Bence pek etkisinden çıkılamayacak, mahvedecek kadar üzecek bir film değil.Dediğim gibi daha çok içten içe üzüyor. Sakin ve şirin bir film olarak niteleyebilirim. O yüzden ertelemeyin derim.

  4. Ocak 2, 2010 8:18 pm

    Her iki arkadaşıma da katılıyorum. Taa geçen sene başladım bu filme ama başında bıraktım izlemeyi. Depresyona girmek istemiyorum. Ama Kore Filmlerini bilmeyen bir arkadaşım bile ilk bunu izlemiş. Artık zamanıdır. Bu arada Paloma şarkısı çok güzel ve hüzünlüdür. Sözleri özellikle. İspanyolca hocamız dinletmişti. Bulursam getiririm yani bu şarkı bile film hakkında çok fazla ip ucu veriyor.

  5. bunusevdim permalink*
    Ocak 3, 2010 7:49 pm

    Evet filmden sonra hemen bilgisayarımın baş köşesine oturttum La Paloma’yı. Çok hoş bir şarkı.
    Kore’yle alakası olmayan insanların niye ilk bu filmi izlemiş olduğu bir muamma benim için. Bu da çok güzel ama bir sürü başka güzel Kore filmi de var. Mesela nörologlar, doktorlar falan da bu filmi tavsiye ediyorlarmış. Böyle geniş yelpazede izleyiciye hitab edebilen bir film.

  6. mavi_61 permalink
    Mart 4, 2010 7:54 pm

    Ağladım mı? Hayır :D herkes neden ağlamış onu da anlamadım. Tamam fena değildi. Hadi güzeldi diyelim ama ağlanıcakta pek bişey yoktu be
    Sadece off diyecek çok şey vardı bence evet Luv
    Esas oğlandan başlayalım
    Choi ChuL-soo
    Tarzı süperdi. Yalan yok. Öldüm bittim resmen. Afişe bakıp aldansam pf diyip başlıycaktım ama direk muhabbete girince fena yapıyo insanı. Tam benim tipim :D biraz Moo-hyuk havalarında. Serseri ama düşünceli. Paspal giyiyo ama yakıştırıyo kendine. Zaten saçlar cinayet sebebi ^^ kıza olan sevgisini gösterişi ,hele çıkma teklif edişi süperdi ^^, :D seni seviyorum demedi ama herşeyiyle belli etti bebek (=

    Esas kız en başından hah dedirtti bana bir safla daha karşı karşıyayız. Unutkanlığı abartı derecesinde dedim bakalım ne çıkıcak burdan çıktıda şaşırtmadı beni. Rolünü oynadı iyiydi. Başka bi yerde izledim mi hatırlamıyorum. Ama burda en çok dikkatimi çeken elleri oldu. Benim gibi dinazor patisi gibi ellere sahip birinin bu kadar gözüne sokulursa o süpper eller tabiki bunalıma girerim. Çok güzellerdiii ^^ bide bu Koreli hatunların ağlamasıda bi hoş. Ağlıyolar ama erkeğe daha beter çekici geliyolar. Coffee Prince’te Gong (aşk Luv) kıza ağlamayı yasaklamıştı yahu resmen çok güzel aplıyosun diye :D saf halleri,sakar halleri herşeyleri elemanlara sempatik geliyo. Ama hatunların tipleri müsait. Benim gibi sadece dururken bile ben piskopatım yaklaşma havasında değiller ki. Üf neyse :D

    Film biraz notebook havasındaydı. Ama notebook daha orjinaldi bence. Burda sadece Choinin sevgisine vuruldum ben.
    kızı kurtarışı çok cooldu ^^ espiride süperdi :D metroda mı satıyosun bunları :D kızın suratına geğirmesi bile cooldu :D

    çocuğun teklifi kesinlikle süperdi
    Zaten söyledi ben hadi fondip dedim :D ama o sahneden önceside süperdi ya hani elleri masanın altından tutuşmuşlardı ya Luv bence bu sahneden daha süperdi ^^

    resmen aşık oldum adam hem cool hem çocuk ya
    Burayı hatırlıyomusun dedi de hayır diyip kaçtı ya :D

    Ama benim için bu filmin can alıcı noktası.Kızla sevgiliylerken kız evde buna çocukluk fotoğraflarını sordu. O da kusura bakma yok. Ben hep yetişkindim dedi ya. Of dedim yerim ^^

    Sevdim vesselam ama ağlamadım ölmedim bitmedim. Choi karakteri cuk oturtulmuş elemanada yakıştı. Evlilikleri süperdi. Yani hastalıksız kısmı. Ben böyle bir evlilik görmedim dedim. Ama delikanlılık yapıp kıza seni seviyorum diyemeyen damat,kız onu eski sevgilisi sanıpta seni seviyorum dediğinde eridi,öldü,bitti.
    Üzüldüm ^^
    8 verdim bu filme
    O da ağlayamadığım için :D

  7. bunusevdim permalink*
    Mart 4, 2010 10:03 pm

    Film boyunca acaba niye ağlamadım, çok acıklı diyorlardı deyip durdum. Sonra sonunda ağlamıştım. Ama puanı ağlamaya göre versek Misa 10 üzerinden 100 alırdı benden herhalde, hahahh
    Oğlanın çıkma teklif edişi çok cool’da bence de. Senden farklı olarak bu filmde benim sevdiğim oyuncu Son Ye-jin’di. Oğlana ısınamadım ben.
    Dinazor patisi nasıl bir tabir öyle :))

  8. mavi_61 permalink
    Mart 5, 2010 8:55 pm

    ama öyle
    daha ilk sahnede kızın eline yakın çekim yaptı adamlar of dedim. benim eller berbattır. bide bende bi huy var kadın karakterle kendimi karşılaştırırım. ben olsam nası olurdu nasıl olmazdı diye.
    ı ıh bu filmde olmazdı xD

    ya ben filmi değildi çocuğun kızı sevişini sevdim.
    öyle işte ^^

  9. bunusevdim permalink*
    Mart 6, 2010 9:29 pm

    haahah, sırf sen dedin diye baktım başına, gerçekten de küçük ve zarifmiş elleri :)
    Bir de son ye-jin yakında lee min-ho’yla dizi yapacaklarmış. Hadi bakalım, bu seferki eğlenceli birşey gibi, çok ağlamayacak galiba şimdiye kadarki filmlerinin aksine

  10. Mart 11, 2010 2:16 am

    Uzun zamandır aklımda olan bir filmdi. Hatta bir kaç kez açtım, bir şekilde izleyemedim. Bu gece en sonunda izledim ve bir taslak hazırladım blog için. Aklıma geldi bizim Koreciler kesin izlemiştir diye blogları araştırdım ama bir sen çıktın izleyen, çok da güzel anlatmış, duygularıma tercüman olmuşsun:)

    Ben de ağlamadım filmde ve dediğin gibi Misada olduğu gibi ağlayamam herhalde bundan sonra. Ama çok sevdim filmi. Mavi’nin dediği gibi adamın sevişini sevdim ben de. Evlilik yaşantıları, ilişkileri herkesin sahip olmak isteyeceği gibiydi. Esas oğlanı görünce benim de aklıma hemen Moo Hyuk geldi. Çok benziyolar gerçekten. Bu arada adamımızın da elleri güzeldi, onu da es geçmeyelim.

    Bu arada şu film izlemeyle ilgili anlattıklarını hiç yadırgamadım. Ben de bir arkadaşım film tavsiye ederken lafı ağzına tıkarım, anlattırmam. Geçen serminle de konuştuk aynı mevzuyu, kitapların arka kapağına bile hayatta bakmam. Ancak bu filmle ilgili maalesef önceden bir şeyler okumuştum o yüzden kızın hastalığını biliyordum. Ama ben sonunda öldüğünü gösterirler diye düşünmüştüm, o açıdan sürpriz oldu. Böyle daha iyi olmuş bence, en son sağ salim ve hatırlayan halini gördük ya kızın içim rahat etti, o acıklı sahnelere girmemeleri iyi olmuş.

    son olarak izlemeyenler mutlaka izlemeli, ağlamaktan korkmamalı zira öyle bir durum yok.

    • oyunculuk öğrencisi permalink
      Ağustos 15, 2013 12:56 pm

      misa nedir?

      • Ağustos 17, 2013 2:49 am

        Kore dizisi. I’m Sorry I love you yani Mianhada Saranghanda’nın kısaltılmış hali.

  11. bunusevdim permalink*
    Mart 11, 2010 9:29 am

    Aynen, geçen kitabın arka kapağına bakıp aldım, yarısına geldim hala kapakta anlatılanların yarısını geçmedi, çok pişmanım. Valla, ben artistik bir insan edeğilim, cümlelerin nasıl kurulduğuyla ilgilenmiyorum, bana aksiyon anlatılsın :)
    Haydi o zaman yazını bekliyorum kim

  12. Selin permalink
    Ekim 27, 2010 11:53 pm

    4. partın 13. 14. dakikasında başlayan müzik hangisi bi fikriniz var mı ? kızın mektubunu okuduktan sonra salıncağa falan bindiği sahnede çalan şarkı, tüm jenerik müzikleri dinledim ama bulamadım bir türlü, yardımcı olursan çok sevinirim.

  13. Nisan 17, 2011 8:55 pm

    filmde basarili sahneler ve dialoglar vardi -ki bu yazida onlar cok guzel derlenmis- ama butununu cok carpici bulmadim. agir geldi film bana.

  14. FZZ permalink
    Ağustos 6, 2011 12:39 pm

    acıkcası hıc begenmedım desem yerı var..bunu sevmedım..begenmedım..

  15. binnie permalink
    Ocak 30, 2012 12:35 am

    inanılmaz güzel bir filmdi…ağla ağla içim çıktı bir de duygusal bir zamanda izlediyseniz..hem kendinize hem filme ağlarsınız Su-jinim yine güzeldi. personel taste’de leemin başroldeydi.

  16. görkem permalink
    Eylül 10, 2012 3:05 pm

    Ağlamaktan beter olduğum filmdir. Bu yüzden hiç drama girmez hep romantik komedi izlerim :D bi şaşkınlıktır izlemiş bulundum

  17. Bekir permalink
    Kasım 24, 2013 1:32 am

    Filmi seyretmeyenler çok şanslı. Keşke bende seyretmeseydim , şimdi ilk baştan seyrteme şansım olsaydı :( Hayatımda izlediğim en iyi aşk filmi diyebilirim salya sümük ağladım resmen. Ben asla ağlamam diyen adamı ağlatmasaa ben bu işi bilmiyorum.

Trackbacks

  1. A Moment To Remember-Unutulmaz ^^, « İçim Dışım Bir

Yorumunu sevdim

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: