Skip to content

Windstruck

Ocak 2, 2010

Nae_yeojachingureul_sogae_habnida- Windstruck(2004)

Zamanında My Sassy Girl filmini izleyeceğim diye tutturmuş bir halde film için bakınırken, internette o filmin yorumlarının yanında mutlaka Windstruck için de birkaç kelam edilmiş olurdu. “My Sassy Girl’ü izleyip Windstruck izlemeyen ölsün”, “My Sassy Girl’den de eğlenceli”, “My Sassy Girl 2’mi desek” gibi gibi.. Ben de kayıtsız kalamadım ve hemen indirdim www.silentregrets.com ‘dan.

Aslında kayıtsız kalamamamın asıl sebeb, sevgili Jun Ji-hyun’dur. Bu kadını sevmeyen karşısında beni bulur, breeeehhh.

Filmin müziklerinin çoğu güzel, oyuncuların çoğu güzel, akışın çoğu güzel. En sevdiğim şey de sonu kötü biten bir filmin sonunda bu kadar mutlu hissetmemi sağlaması. Yönetmeni alkışlıyorum.

Filmi izlemeyenleri kovuyorum, sadece izleyenlerin okuması için uyarımı da yaptım.  Haydin başlıyorum: 

Oyuncular

Jun Ji-hyun (Gianna): Yeo Kyung-jin; polis. Esas kız. Çok güzel dövüşüyor. Lakin hep yanlış adamları yakalıyor.

Jang Hyuk: Ko Myung-woo; fizik öğretmeni. Esas oğlan. İyi de rol kesiyor.Kibar bir vatandaş kendisi. En önemlisi Myung-woo pek koşamıyor, hemen tıkanıyor…

Yönetmen Kwak Jae-yong. My Sassy Girl’ün de yönetmeniydi. Aslında eskiden Kore yapımlarının yönetmenlerinin isimlerine hiç bakmazdım. Ama artık intermediate düzey Kore sineması izleyen biri olduğuma göre bunları da takip etmenin zamanı geldi, değil mi :)

Konu açısından çok ahım şahım bir başlangıcı yok. (Ama güzel olan yer ilk yarı, işte böyle bir tezat var) Esas kızın hikayesi şöyle: Bunun bir de ikiz kardeşi varmış-tıpatıp aynısı-hiç kimse farkı anlayamazmış. Bu yüzden aileleri bunları farklı okullara yollamış. Bunlar piyanonun siyah ve beyaz tuşları gibiymiş. Beyaz tuş gibi olan esas kızımız aslen daha sakin bir kız. Siyah tuş gibi olan kardeş ise daha deli dolu.  Siyah tuş beyazı sınavlarına yollarmış. Beyaz tuşun da piyano yarışması olduğu gün yıllık için fotoğraf çektirmesi gerektiği için siyah tuşu yollamış. O gün siyah tuş trafik kazasında ölünce kızımız kendini hep suçlu hissetmiş.

Esas kızımız polis olur -ölmüş kardeşi polis olmak istermiş- ve suç işlemesinler diye tüm insanlığın kulaklarını çekmeye yeminli gibidir. Zaten esas oğlanla da tanışması bu sayede. Onu da kapkaccı diye yakalıyor. Birbirlerine kelepçeli kalıp enteresan maceralar yaşadıkları günün sonrasında sevgili oluyorlar.

İlk yarı elimde çerez, ehi ehi nidalarıyla sırıtarak izledim. Çerezza’nın TV cipsleri, süt mısırı olan, bu film için gayet uygun. Test edildi, onaylandı. Leyn bu çerez ne zaman bitti diyerek çekirdekleri kaptığım gibi devam. Bu sefer gözler Kore gözü kıvamında kısılarak son yarım saate ilerlendi. İşin duygusal bir boyutu vardıysa bile çekirdek sayesinde oralar bana teğet geçti. Bir tek yaya geçidinde kızın oğlanla karşılaştığı yer vardı ya, orası iyiydi. Onun dışındaki duygusal amaçlı sahneler abartıydı.

  Windstruck- kelepçe eğer ölürsem, rüzgar olmak isterdim

Sevdiğim bölümler/replikler:

  • Polis kızımızın bitmek tükenmek bitmeyen ders verme hevesi, “Ben haklıyım” havaları
  • “Sana üzgünüm dememi istiyorsan, adını üzgünüme çevirmelisin.”
  • “Yaptığın şey Picasso tablosuna dışkı bulaştırmaktan farksızdı, seni aptal!”
  • Kız eli kelepçeliyken(!) kafasını kaşıması
  • “Yattık” sözünün anlamı.. Liseli kızların tüm dünyada aynı sese, çığlıklara, şımarıklıklara sahip oluşları. Gözlerimi yaşartıyorlar, hahah.  windstruck- kız myung-woo'nun sınıfına giriyorWindstruck001
  • Kız biraz şaşı bakıyordu galiba
  • Kitabın  sayfalarının köşesindeki yapraklarını çevirdikçe oynayan resimler
  • Yağmurda pasta şemsiyesi kullanmak, yönetmen sözüm sana “ver coşkuyu, ver coşkuyu” şemsiye aşkına
  • Niye söz verirken serçe parmağımızı kullanırız? Zamanın birinde büyük bir krallıkta çok güzel bir prenses varmış. (Kızın hayalindeki çok güzel kız nasıl biri sizce :) ) Onunla evlenmek için gelen 5 prensi test etmek için yumruğunu arkasına saklayıp serçe parmağını açmış ve bunun hangi parmak olduğunu tahmin etmelerini istemiş. (Orta parmak komikti) Ve asıl prensimizle eşleşen serçe parmakları evleneceklerinin bir işareti olmuş. Evlendikten sonra prens savaşa gitmiş ve serçe parmaklarıyla erken dönme sözü vermiş. Ama 10 sene geçmiş ve prens gelmemiş. Prenses yeniden evlenmeye karar vermiş. Serçe parmağını kaldırıyor havaya, kim kendi serçe parmağı ile karşılık verirse onunla evlenecek. Bir gün dilenci kılıklı, bitli/uyuz olan bir adam gelmiş ve bunu yapmış. Bu kişi prensmiş. Ama prens o gece gitmiş. Meğer prens savaş alanında ölmüş. O gelen ruhuymuş, 49. günü doldurduğu için de getmiş. Yani sırf söz verdiği için prensese geri dönmüş. Prenses de prensin bedenini bulup yanında intihar etmiş.windstruck, serçe parmağın hikayesi Bu bana My Sassy Girl’deki bir hikayeyi anımsattı. Ölen kişinin sevgilisinin de yanına gömülmesini istediği hikaye. Sanırım yönetmenin sevenleri ölseler bile ayırmamakla ilgili takıntıları var.
  • Esas oğlanın sülalesinde tüm erkekler böyle mi, büyük merak içindeyim. Bu kızlara bu kadar müsamaha gösterilir mi canım. Tepenize çıkardınız, ahahaahh
  • Rüzgargülleri
  • Kız malum beyaz tuşçu olduğu için piyanodaki siyah tuşları kullanamıyordu, ikiz kardeşine karşı duyduğu suçluluk duygusundan. Oğlan siyah tuşları beyaza boyamış, kız çalabilsin diye
  • En sevdiğim yer sondaki uçağı görmek oldu. Çünkü Myung-woo uçağı ilk yaptığında ben de bir uçak yapmıştım. Onunkinden güzel uçuyor ama. O yüzden uçağı görmek beni memnun etti.

Sonuna doğru fazlasıyla abarttılar, başlarda iyiydi ama rüzgar geyiği bayıltmaya başladı bir yerden sonra. Sonra 49. gün gelip, göğe uçmalar falan. Şu filmi benim elime verseler beğenmediğim yerleri çıkarsam 2 saat yerine 1.30 saat olur ama kıyak film olur:)

İzleyenler bilir sonunu. Ben daha filmin başında tahmin ettim, sadece size en başta söylediğim yorumlardan yola çıkarak. Demek ki neymiş, artık “Ne kadar güzel bir filmdi” diyen yorumları windstruck-cha tae-hyunbile okumamalıymışız. Ama gerçekten çok akıllıca bence. Sadece bu son için bile bu senaryonun yazılmış olabileceği şüphesi içindeyim :)

Cha Tae-hyun’u unutmadım, My Sassy Girl’de onu da çok sevmiştim. Küçük de olsa bir rolü olduğu için Windstruck’ı bu kadar izlemek istedim.

Size baştan söyleyeyim, benim gibi büyük beklentiler içinde izlemeyin. Kesin beş para etmez bir şey diye izleyin (O nasıl olacaksa). O zaman keyifli olur. Ama ilk bölüm iyiydi gerçekten. İzlemeye değecek bir film.

Hadi yırttın Gianna, senin hatırına sevdim bu filmi.

Reklamlar
4 Yorum leave one →
  1. Ocak 5, 2010 4:14 pm

    bu filmi izleyemedim henüz yaa :( indirdim o kadar ama bozuk çıktı başka da link bulamadım, ühühühü yazını detaylı okumadım o sebeple ben de filmden önce bilgi almayı sevmeyenlerdenim :d

  2. bunusevdim permalink*
    Ocak 5, 2010 6:24 pm

    O halde hiç okuma :) silentregrets de taşınıyormuş aksi gibi. Merak ettim şimdi, izleyince sevecek misin. Bu filmde Jun Ji-hyun rüzgarları esiyor resmen, bana sanki başka hiçbir karakterin önemi yokmuş gibi geldi. O yüzden My Sassy Girl daha iyiydi. Ama Windstruck’ı daha çok seven çok kişi de var.

  3. Ocak 5, 2010 6:50 pm

    silentregrets iyiydi ama belki daha iyi bir şekilde geri dönerler :) hımm link araştırıyorum, umarım düzgün bir şey bulurum, kendime bu hafta bir kore filmi yazdım ki keyfim yerine gelsin :d

  4. bunusevdim permalink*
    Ocak 5, 2010 7:07 pm

    Benim de sırada izleyeceğim 2 hatta 3 kore filmi belli :) Sonra 1 de dizi. Ne zaman vakit bulursam. Pazar akşamına kadar bende olmayan bir şeyi bulmam lazım yani.

Yorumunu sevdim

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: