Skip to content

Muzo

Şubat 4, 2010

“Bunu sevdim!” narasına indimde en layık olan kişi aslen bu kel adamdır. Ve bittabi senelerdir yaptığı radyo programı “Muzo’yla yastık sohbetleri”. Size kendisini tanıtmaktan mutluluk duyarım.

Seneler önce ben henüz bir ilkokul çocuğuyken, şu an sadece birkaç tane hatıramın olduğu o yıllardan hala çok net hatırladığım bir sahne var. Gece 12’yi geçmiş, yaşıtlarımın hepsi ikinci rüyalarını görmekteyken, ben başıma yorganı çekmiş zırt pırt kıkır kıkır gülmekteyim. Yanımda kuzenim yatıyor ve o da gülüyor. İkimiz de korkuyoruz evdekileri uyandırmaktan ama gülmeden durmak imkansızlaşmış. Tek kulağımda kulaklık, oradan duduğum “Ben Müjdeee” diyen buğulu bir kadın sesi. Bu kadın gerçek hayatta da böyle mi konuşur, bizi mi kekliyor. Olsun, gülüyorum. Radyocu eğleniyor, ben eğleniyorum, gülüyorum.

Zaman geçiyor. Lise son, yine 12 sularında bir ranzanın alttaki yatağındayım. Yine gülüyorum. Tam ehi ehi kıvamında. Kendimi tuttuğum için- bu sefer odadaki arkadaşlarım uyanmasın diye- kahkaha atamam. Bir ara komik yerlere gülmeden kulaklığımı hafif çıkarıyorum. Gecenin sessizliğinde başka bir ehi ehi daha var. Kafamı üst kata uzatıyorum, üstten bir kafa aşağıya uzanıyor. Şaşkın şaşkın sırıtıyorum. Bu adam çok dinleniyor.

Yatıyoruz kalkıyoruz, yatıyoruz kalkıyoruz ama hala aynı keltoş adamı dinliyorum. Her gece değil ama ne zaman sıkılsam. Artık ağlamıyorum ama çocukken ne zaman ağlasam onun dinlerdim. Hep söylerim; gözlerim yaşla doluyken –hatta o kadar dolu ki önümü göremem- açarım radyomu, 5 dakika sonra gülerken gözlerimden yaş akar, az önce ağladığımı fark ederim. Böyle durumlar için Muzo o üzüntüler ufak tefek şeyler için, o yüzden radyoyu dinlerken kolayca unutuyorsunuz derdi. Daha ne kadar büyük olacak diye burun kıvırırdım, ama Muzo yine haklıydı, o üzüntüler bit kadarmış.

Bu adam kuvvetle muhtemel hepinizin tanıdığı biri. Çünkü genç olup da Muzo’yla yastık sohbetlerinden bihaber olan bir radyo dinleyicisiyle henüz karşılaşmadım. Hoş, çocuklar ve yaşlılar da dinliyor. Çok fanatik taraftarları olduğu gibi, fanatik sevmeyen kitlesi de vardır. Bazıları ısrarla sürekli belden aşağı vurduğunu savunur, bazıları ısrarla çok öğretici olduğunu savunur. Kesin olan şey, inanamayacağınız derecede popüler bir kişilik olduğudur; her türlü ortamda adını ortaya atıverin, ipi tutan çok olur. Muzaffer Bey eskiden RadyoD’deydi ama birkaç sene önce oradan ayrılıp Radyo Tatlıses’e geçti. Bununla ilgili de bir anım var. Ara ara dinlediğim için Radyo D’den ayrıldığını üst üste birkaç kez radyoda bulamayınca anlamıştım. 3 ay sonra radyolarda gezerken anam muzo olmasın bu diye cızırtılı çeken bir frekansı tutturmaya çalıştım. Tatildeydim ve radyo bir türlü net çekmiyordu. Evde  2 yer vardı nete yakın dinleyebildiğim. Biri koridorun köşesiydi. Gecenin bir yarısı duvarın dibine arkam dönük çömelip 2 saat kalkmadığımı görülse muhtemelen beni tımarhaneye kapatırlardı. Gerçi o şekilde dinlemeyi düşünmedim değil, özlemiştim çünkü Muzo dinlemeyi. Neyseki ikinci yer daha rahattı. Yatağımda ters yatıp, telefonu elime alıp dirseğimi kırmadan yukarı uzatınca mis gibi dinliyordum. Kolum kopuyordu o ayrı bir olay. (Aslında bir de koltuğun arkasından aşağı sanki bir şey düşürmüşüm de ona uzanıyormuşum gibi elimi sallandırıp, diğer kolumu da havaya kalıdırınca da net çekiyordu. Ama o kadar da değil!)

Ben okumadım ama onun da kitabı çıktı anılarıyla ilgili. Şöyle bir karıştırırken gözüme çarpan hikayesi hamam anıları oldu. Böyle titiz bir adam her çeşit insanın yıkandığı hamama gitmeye kalkarsa bunlar olur. Hatta Muzo o kadar titizdir ki,  programına katılan erkeklere sık sık çamaşırlarını ne kadar zamanda bir değiştirdiklerini sorar. Çoğu anısını senelerdir dinlediğim için bilirim. Yine de tekrar anlatsa hepsini sıkılmam. Radyoda dünyada olup biten komik şeyleri anlatır 10’dan 11’e kadar, o da komiktir. Eskiden şarkı deşerdi, karnıma ağrılar girerdi gülmekten, keşke yine yapsa. Sonra 11’den 1’e kadar arayanlarla sohbet eder. Bunca sene zaman zaman program saatlerinin değiştiği oldu ama genelde 10-1 arası olur. Bir de kendi şarkılarını yazıp söyler, o da ayrı bir konudur zaten.

Deliyim meliyim cana yakınım sülaleden biri gibiyim

Sempatiğim ve de karizmatiğim, megolaman kelin tekiyim

Otomatiğim matematiğim yok, şükür Allah’a karnım tok

Şeytanın bi tüyünü koparıp kendime takmış gibiyim

Önü boş otobüsün, ilerleyelim, siz takılın bana hadi gidelim
Aleme akalım, elaleme bakalım, dalgamızı bile biz bulalım
Sağı solu gelir hiç farketmez burası benim karasularım
Bende her yol Roma demedim mi geçti mi sancıların

Muzo’cum de, abicim de, kardeşim de, ne dersen de
Üstüme gelme, gelme beni germe, derbeder ben sereserpe
Perde perde melekeler yerde, delilik var mı ki sende
Topla gel de tasını tarağını gelirim evine her gece

Muzo bir de annesinden çok söz ediyor. Annem de dizi izliyor, annem hep der böyle yapma diye. Akrabalarından da girer mevzuya arada, ama hep sevgiyle bahsetmiyor, anlamışsınızdır. Sadece eşinden bahsetmez (boşanmış diye duymuştum ama anlatmadığı için bilemiyorum), kızından da çook arada bir. Evimdeki yardımcı der durur ama, arada sırada gelen gündelikçiden mi bahsetmekte onu da hala çözemedim. Bir de Sezen Aksu’ya olan aşkı bitmek bilmiyor bu adamcağızın, kadını programına çağırmaktan helak oldu zavallı.

Arayanlara laf sokmadan yollamaz, 5 dakika içinde ne yapar yapar, pusuya yatıp avını bekleyen aslan gibi karşı tarafı zayıf noktasından tutar ve bırakmaz. Özellikle evde kalmış kızların laf yememesi baki değildir. Hele bir de üniversite mezunu falansa, aa okuldan bulamadın kızım mı birini, yüzüne bakılmayacak kadar çirkin misin, tüh tüh diye karşı tarafın gözlerinin dolmasına, sesinin titremesine neden olur. Bir de kamyon şöfötleriyle muhabbetleri inanılmaz. Ama adamın genel kültür tavan yapmış olduğu için hangi meslekten kişiyle konuşursa konuşsun yarım saat laf anlatabilir o konuyla ilgili. Garip bir adamdır.

Bir de Muzo’nun genç kızlık günlerini, çeyizlerini, o zamanlarki annesinin nasihatlerini, ayı kılıklı ilk kocasını, ikinci, üçüncü kocasını.. Ne bileyim işte, güldürüyor beni. Adamın tabii ki her söylediği komik olamaz. Bir insan nasıl 365 gününün hepsinde mutlu, komik, eğlenceli olabilir ki. Bazı programlarında çok nemrut oluyor. Bazen hiç çekemiyorum, açtığım gibi kapıyorum. Ama Muzo’nun dinleyicileri hep böyledir. Senelerdir onu dinliyorlardır, her gece değil ama çoğu geceler.

Muzo huysuz bir adamdır. “Bana baksana sen!” ya da “seni çatal dilli” diye kükreyerek güldürür sizi. Konuşurken lafının bölünmesine tahammül edemez. Ben pek çok açıdan huysuz virjine benzetiyorum onu.(Yalnış anlaşılmasın huysuz virjini sevmem) Lafı gediğine koymaları, yer yer edepsizce de olsa aklına geleni söylemeleri, dik kafalı asabi halleri. Ama işin en iyi tarafı bu bir radyo yayını olduğu için namütesanip mahiyetler tezahür etsede görünüşüyle ilgili, bunlarla muhattap olmuyoruz. Huysuz virjinin görüntüsüne –en azından benim için- tahammül etmek zor oluyor çünkü. Oysa Muzo’nun sadece ilgilendiğim konuşmasını dinliyorum. Ayrıca Seyfi Bey de Muzaffer Bey de titizlikleriyle meşhur, sade bir hayat yaşayan orta yaş erkekler. Daha başka şeyler de var ama ne bileyim kısacası benzetiyorum onları günlük yaşamları açısından. (Bu yazıyı yazdıktan sonra internette biraz muzo yorumu okudum, yazdığım şeylerin –haliyle- çoğu ve hatta huysuz virjin benzetmem bile başkaları tarafından yazılmış. Yani internetten bulup buraya yazıyorum sanmayın :) aklandım galiba)

Muzo’nun en sevdiğim hali de şudur. Konuşurken bazen birden durur, birkaç saniye sonra az önceki konuyla tamamen alakasız bomba bir soru gelir telefonun diğer ucundaki kurbana. Karşıdaki kekelemeye başlayarak soruyla cebelleşirken çok gülerim. Anlarım ki Muzo yine çözmüş karşıdakinin zayıf noktasını. Eskiden Muzo çok edepsizdi :) Ama Rtük yüzünden biraz kendine hakim oluyor. Kendi deyimiyle gençliğindeki gibi aklına gelenlerin hepsini söylemiyormuş. Gerçekten de eski programlarıyla şimdikiler arasındaki biiip miktarı inanılmaz azaldı. Her ne kadar hep belden aşağı vuruyormuş imajında olsa da gerçekte Muzo’dan çok ilginç mesajlar alabilirsiniz satır aralarından. Muzo’yla büyümüş, gerdeğe girmiş, şimdi çocuğunun mürüvvetini görmekte olan bir nesil var. Bu kadar dinleniyor çünkü insanın moralini düzeltiyor,  gecesini şenlendiriyor. Tabii sadece Bihter’le Behlül’ü izlemektense onu dinlemeyi tercih edenlerin gecesini.

Muzo’yla yastık sohbetlerini severdim, hala seviyorum.

11 Yorum leave one →
  1. Şubat 5, 2010 1:38 am

    Ayy kuzu sen ilkokuldamıydın Muzoyu keşfettiğinde kaç yaşındasın? 21 falan mı? Öldür beni :P O kadar uzun zaman oldu ki dinlemeyeli bende bloga yazılmayacak ne sözleri var hafızamda yani :p Bu Muzo önceleri romantik programcıymış bilir misin? Bir de Radyo D de Beyaz program yapardı hemen ardından da Muzo girerdi yayına. Ben de hem dinlemeye değmez der kapatırdım Walkmanin radyosunu tanıtımı da ‘De muzo de muzo’ idi. Bir gün Beyaz bu Muzonun sesli harflerini karıştıracağım bir gün dedi bende bakayım dedim. O günden sonra dinlemeye başladım. Kavunun tatlı olduğunu Muzodan öğrendim mesela ha haha. Sonra şarkı deşmelerine acayip gülerdim. Muzo az radyo kapattırmamıştır. Açıldıktan sonra ilk çaldığı şarkıda ‘Yaptımsa istedim yaptım adıma bir günah daha yazdım, üzülmem gerek şimdi, hadi gel yine üz beni …’ Muzo özel hayatından hiç bahsetmez kızı olduğunu falan ben çok sonra öğrendim. Ayy o tanıtımları ne komiktir hala var mı? Muzo insan sarrafıdır öyle ben onu bilyorum ayağına yatamazsın her konuda bilgisi ve fikri vardır bir soru sorar ve g. t eder :)) Edepsizliğine gelince o söylemek istediğini her şekilde söyler ha ha ha. Ahhhhh küçük kız :P ( bende çok yaşlıyım sanki :p) anılarımı canlandırdın. Ne çok zaman geçmiş.

  2. bunusevdim permalink*
    Şubat 5, 2010 6:33 pm

    Vay vay vay, sende mi. İşte Muzo etkisi, herkesle muhabbeti koyulaştırmayı sağlayan nadide bir adam bu. Lafea sen kaç yaşındasın gözünü seveyim, niye bu kadar yaşlı hissediyorsun kendini :)
    Muzonun tanıtımları hala var, türlü türlüsü. Şarkı deşmeleri zaten fenomen haline geldi. Onun deştiği şarkıyı bir daha dinleyemezdim, gülmekten kasılırdım resmen çünkü. Ben Beyazı radyoda hiç hatırlamıyorum, zaten çocukken radyo dinlemezdim, sadece kuzenimin sayesinde saat 10 olunca açardım walkmanimi muzoyu dinleyip uyurdum. Ki o zamanlar walkman, muzoyu bana getiren harika bir teknolojik aletti benim için.
    Yalnız nasıl romantik program yapabilir ki, adam içinden saydırıyordur muhtemelen..

  3. Şubat 5, 2010 7:21 pm

    Ben yaşlı değilim de siz çok gençsiniz :) 5*6 yaş olmalı senle aramızda çok da fazla değil :) bende 15-16 yaşında falandım Muzoyu keşfettiğimde ama o 12 den 2 ye program yapardı o zamanlar. Sonra uzadı sanırım. Beyazın gözlüklerle gizemli, gizemli program yaptığı günleri hatırlarım ben bea :p

  4. bunusevdim permalink*
    Şubat 5, 2010 7:51 pm

    Ben 21’im gerçekten de, biraz daha konuştuktan sonra galiba adımı da tutturacaksın :)
    Komik olan adam radyoda da komik, televizyonda da. Ama yine de televizyonda barınmak farklı şartları da yerine getirmeyi gerektiyor olsa gerek.

  5. Şubat 5, 2010 9:50 pm

    Adını sorsam söylemez misin ki? ha ha Çok mu gizli yoksa doğru tahminler yapıyorsun o derece mi demek istedin. Benden birazcık büyüğüm senden bir 8 yaş kadar :)) Ama sen çok gençsin tamam mı? Ben yaşlı değilim :p:p

  6. bunusevdim permalink*
    Şubat 6, 2010 6:34 pm

    Söyleyeyim mi :)
    Tamam üzülme ben çok gencim, ufacık tefeciğim.
    Bu arada hiç konuştun mu Muzo’yla, konuşan birini bulmayı çok istiyorum, nasıl bir cesaretle aradıklarını bir türlü anlayamıyorum.

  7. Şubat 6, 2010 6:37 pm

    Ürkütmeyeyim seni hemen bellik bu tarz iletişimde yenisih ha haha :) Sorarım bir ara zaten doğru mu yanlış mı olduğunu nereden bileceğim ki? :) Hiç aramadım Muzoyu bir kere asla öyle bir cesaretim yok hiç olmadı. Birde ev o saatte gizlice telefon açmaya uygun değildi :) Ben 20 li yaşlarda bıraktım Muzo dinlemeyi. Hala program yapıyor olması çok güzel.

  8. bunusevdim permalink*
    Şubat 7, 2010 8:19 pm

    O tarz iletişimde yeni değilim ama bu blogda o tarz iletişmek istemediğimden olabilir. Ama sen sorarsan söylerim unni :)
    Sorun şu ki Muzo’nun telefonu kapatmadan önce seni rezil etme ihtimali %90. Onu aramak bir nevi kaşınmak gibi..

  9. Şubat 7, 2010 8:42 pm

    İşte bende blog için dedim hani sözlük yorumunu okuyup çıkıyordum dedin ya ondan. O zaman sorayım bari güzel kız nedir adın? :) Muzoyu aramak cidden kaşınmak demek. Yani bir şey ister derler ya aynen öyle. Ben bugün bile cesaret edemem. Ama hani çok mu çirkinsin diye sorunca evet diyenlerede bir acıyordu Muzo. Merhametli de. Hem döver, hem sever. Bu kadar muhabbetin üstüne bir gece dinlemek lazım yeniden :)

  10. bunusevdim permalink*
    Şubat 8, 2010 4:15 pm

    Kendisi de çirkin çünkü :) Aslında bu da muzonun bir taktiğidir. Karşıdaki çok güzelim, yakışıklıyım falan dese, aman canım ne var bunda, ben çirkinim mesela diyor. Karşıdaki de ee, ii, ben de pek güzel sayılmam diye kıvırmaya başlıyor o zaman.

  11. Şubat 8, 2010 5:34 pm

    Çirkin ama çok sevimli :) Sorumun cevabını maille bilahere söylersin değil mi küçük kız? :)

Yorumunu sevdim

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: