Skip to content

Il Mare

Şubat 20, 2010

Il Mare-poster

Masal tadında bir film. Bunu kelime oyunu yapmak için yazmadım. Gerçekten de sanki bir masal dinliyormuşum gibiydi tüm film boyunca, başladığı gibi de masalsı bitti zaten. Fazlasıyla sessiz, sakindi. Deşenlerin, ama adam öyleyse kadın böyleyse diye kurcalayanların kafalarını koparmak istiyorum. Gerçekte olamayacak bir şey için nasıl şurası hiç gerçekçi değildi yorumunu yapabiliyorsunuz? (Kaldı ki kendi içinde hiç de tutarsız değildi bence)

Israrlı tavsiyem bu filmden hiç haberdar değilseniz ya da Hollywood uyarlaması olan Göl Evi’ni de izlemediyseniz, bu sayfayı jet hızıyla kapayın ve direk filmi izleyin. Bu şekilde daha çok tatmin olacağınızın garantisini veririm. Eğer izlediyseniz de sevdiğiniz kişilere bu filmi hiç anlatmadan izletin, en azından onlar tatmin olsun :)

Filmi bitirince, bir tüh dedim. Keşke ben de filme dair hiç bir şey bilmeden izleseydim diye. O zaman su gibi akıp geçen bir buçuk saatim boyunca kendimi çok daha fazla kaptırırdım. Oysa izlemeden önce tüm konuyu defalarca okumuştum. Filmin Keanu Reeves ve Sandra Bullock’un başrollerini paylaştıkları The Lake House’un asıl filmi olduğunu da biliyordum haliyle. Başka bir film olsa bu kadar her şeyini bildiğim bir filmi kesinlikle izlemezdim. İzlediysem 3 nedeni var:

  1. Lee Jeong-jae’yi çook merak ediyor olmam. Last Present sayesinde.. Daha önce onun hiçbir filmini izlememiştim. Halbuki Kore sinemasında adını ilk duyduğum adamlardandır. Çünkü Lee Young-ae (Cangema) aşkıyla bir dönem kadının yaptığı tüm filmlere ayrıntılarıyla bakıyordum. Beğenilmiş mi, fragmanları izleyeyim, diğer oyuncular kimler diye.sung-hyun
  2. My Sassy Girl’ün hırçın kızı Jeon Ji-hyeon’u malumunuz severim.eun-joo
  3. Neticede masal masaldır. Konusunu bilmek bir masalı daha az çekici yapmıyor.

Filmin orijinal adı, 시월애, Si-wol-ae. Anlamı ‘love across time’ imiş. Zamanı aşan aşk diyebilir miyim.. Yine de Kore’de de Il Mare olarak tanınıyormuş. Yönetmen Lee Hyeon-seung. IMDb puanı 7.8. (Halbuki Hollywood yapımı olanın puanı daha az. 20 kat fazla bir bütçeyle yapılmasına rağmen..)

Filmin başında ortada ne döndüğü hakkında hiçbir fikriniz olmuyor. O yüzden özellikle spoiler’lanmak (yerine başka kelime bulamıyorum) isteyenler için kısaca bahsedeyim.

Konu

İki yalnız insanın yalnızlıklarını gizemli bir posta kutusundan gönderdikleri mektuplar aracılığıyla paylaşmaları. Tek ortak noktaları Il Mare adındaki o harika ev. Üstelik birbirlerinden 2 sene uzakta yaşıyorlar!

Mimar olan Sung-hyun da, televizyon seslendirmeleri yapan Eun-joo da gerçekten de çok yalnızlar. Bu kadar sevimli iki insanın bir başlarına olmaları, filmdeki muhtemelen tek gerçekçi şeydi :)

Bu posta kutusu sanki sihirli. Posta kutusunun gizemi için Lost’ta yapmaya çalıştıkları gibi açıklama öne sürülmeye çalışılmamış, ki bu beni inanılmaz sevindirdi. Eğer mantıklı bir neden ararsanız, muhtemelen daha çok ararsınız. Boş verin, sihirli bu sihirli ehi ehi diyin, arkanıza yaslanın ve keyfini çıkarın. (Sihir demişken, zamandaki gidip gelişler- olayı anladıktan sonra- sizi hiç rahatsız etmiyor, gözünüze batmıyor. Posta kutusu durduğu yerde duruyor.) Aslında bazen benim gibi izleyicilere ben orada olsam var ya, o posta kutusuyla, ohoo, neler yapardım dedirtiyor.

ilmare_2000

Filmde iki ana karakter dışındaki kişilerin hemen hemen hiç yeri yok. Zaten film boyunca onlar da bir araya gelmiyorlar. (Posterlerin aksine) Sonuç olarak karşımıza Lee Jeong-jae ve Jeon Ji-Il Mare-harika göl evihyeon’ün birbirlerinden ayrı kulvarlarda oyuncuklarını sergiledikleri, birbirlerinin mektuplarını okudukları bir Il Mare çıkıyor. Bir süre kızı ardından bir süre adamı izliyoruz. Şikayetçi miyiz? Asla.

!!! Il Mare evin ismi, İtalyanca okyanus/deniz demekmiş. Öyle zannediyorum ki Koreliler’in evlere isim vermek konusunda bir takıntıları var. (bkz. Full House)

Bunu sevdim, farklı hikayesi olan filmleri çok severim.

Reklamlar
7 Yorum leave one →
  1. Şubat 20, 2010 12:32 pm

    Ben sevmedim Hollywood yapımını da izledim onu da sevmedim. İki dev ismi harcamışlar. Kore versiyonundan orjinal olması dolayısıyla umutluydum ama çok ağır ilerliyor. Fazla kasvetli yok beğenmedim.

  2. bunusevdim permalink*
    Şubat 22, 2010 10:58 am

    Ben sevdim, başrolleri sevdim, sevimliler çok. Zaten kasvetli olması daha iyi. Bir de Göl Evi’ni izlememiştim zaten, belki o yüzden önyargılı başlamış olabilirsin.

  3. Chibi permalink
    Şubat 23, 2010 10:25 am

    bu film hakkında tek bildiğim Göl Evı’nin orjinali olduğuydu izlemeden önce o yüzden sanırım (yani hakkında pek birşey bilmediğim ve Göl Evi’ni de izlemediğim için) çok beğendim hem kurguyu hem de oyunculukları özellikle de başroldeki beyfendinin mahcup gülümseyişini
    Kore sineması denilince aklıma gelen ve tavsiye ettiklerimdendir.

    • bunusevdim permalink*
      Şubat 23, 2010 10:36 am

      Chibi, işte ben de tam olarak senin söylediklerini anlatmaya çalışıyordum, hislerime tercüman oldun :)

  4. Şubat 28, 2010 8:20 am

    sevmiştim ben bu filmi :D Ywş ilerliodu ama duygusal ve güsel bir filmdi :D hollywood versionuda ayı bi güseldi :) keanu reeves ve tabiki biricik sevdiğim artist sandra bullock çok güsel bi oyunculuk sergilemişlerdi :D Yani bana göre tabi :)

  5. Ekim 23, 2011 1:54 am

    bence yorumun harika bu filmde defalarca adını duyup`da izleyemediğim kore filmlerindendi.sonunda izledim.masal tadında sımsıcak bir hikaye anlatmışlar.senaryonun mantık boyutunu bırakıp,duygusal tonuna kendimi kaptırınca tadından yenmez bir seyirlik oldu benim için.

  6. Ekim 24, 2011 9:04 pm

    ~~serkan durmuş: Romantik film dediğin böyle bir şey olmalı bence. Senin de beğenmene sevindim.

Yorumunu sevdim

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: