Skip to content

Thirst/ Kan Arzusu/ Bakjwi

Mart 8, 2010

thirst-kan arzusu

Chan-wook Park yapar da ben izlemez miyim? Geç bile kalmıştım erteleye erteleye, sonra sinemaya geldiğinde giderim dedim. O da olmadı. En sonunda paşa paşa indirip izledim. Karşınızda 2009 Cannes jüri ödüllü, Emile Zola’nın bir romanından esinlenerek yapılmış bir film var: Thirst, korece Bakjwi, namı diğer “kan arzusu” yahut “susuzluk”..

Malumunuz, sevgili yönetmenim hep farklı tarzlarda filmler yapıyor. Bu sefer de kendine vampirleri hedef almış. Korku? değil, dram? cık, gerilim? valla ben hiç gerilmedim :)  Film diyelim ve geçelim.. Yönetmen büyük olunca beklentileriniz de büyük olmasın, bu daha sade bir film olmuş insanı şaşırtıp şoka uğratmak açısından.

Konu

Yardımsever bir rahip olan Sang-hyun, hastaların kurtulmasına belki katkım olur diye saçmasapan bir laboratuvarda gönüllü denek olmayı kabul eder. Bu laboratuvarda bir virüse çare araştırılmakta ve bununla enfekte olan kişilerin hepsi ölmektedir. Hatta bu yüzden bazı insanlar yasal yoldan intihar edebilmek için bu laboratuvara geliyorlarmış. Bizim rahip de artık kimseye yardımım olmuyor, insanların gözümün önünde ölüşlerine dayanamıyorum gibi depresif gerekçelerle buranın yolunu tutar.

Haliyle virus rahibe de bulaşır. Hastalanıp iç kanaması olunca onu ameliyata alırlar. Kan falan verirler, ama kalbinin durmasını önleyemezler. Tam doktorlar ameliyathaneyi terk edeceklerken bir bakarlar bizim rahip mırıl mırıl duasını okumaya devam ediyor. Meğer ölmemiş, daha doğrusu canlanmış. Çünkü ameliyat esnasında yapılan kan naklinden dolayı vampir olmuş. Ölümsüz, oralarda buralarda uçan, kan arayan bir eleman haline gelmiş bizim iyi niyetli rahip.

Tesadüfen bir  çocukluk arkadaşıyla karşılaşır. Arkadaşının annesi de oğlunu dokunup iyileştirmesini ister. Derken evlerine davet ederler. Sonra bunların evinde kalmaya başlar. Ama arkadaşının karısı Tae-ju, hayattan bıkmış usanmış bir hatundur ve hiç de göründüğü gibi mülayim değildir. Rahibi baştan çıkartır. Zaten rahip de vampir olduğundan beri şehvet dolu günahkar bir insan haline gelmiştir. Bundan büyük üzüntü duyar ama kana ihtiyacı olduğu, çok susadığı da bir gerçektir. Tae-ju’nun da gerçeği öğrenmesiyle aralarındaki gizli ilişki iyice dallanıp budaklanır ve ayrılmaz bir ikili haline gelirler.

Oyuncular

Song Kang-ho: Adamımız vampir rahip rolünde :) Bu adam herhalde Kore sinemasının en önemli 3 adamından biridir,öyle bir sıralama yapsak.

Kim Ok-bin: Uslu götünümlü fettan kız Tae-ju rolünde. 1986’lıymış, çok şaşırdım, en az 30 yaşında gibi duruyordu :)

Shin Ha-kyun:  Artık bu adamı sevdiğime karar verdim. Bir insan bu kadar alakasız, bu kadar başka kimsenin oynayamayacağı rolleri nasıl kendinde toplayabilir hayret. Bir oyuncuyu izlediğimde en azından jestleri, mimikleri, gülüşü, ağlayışı,.. ne bileyim bir şeyler aynı olur, bana onu hatırlatan bir şeyler olur. Ama Shin Ha-kyun’sa söz konusu olan, her filminde bambaşka bir adam izliyorum. Dehşete düşüyorum.

Sevdiğim Bölümler

  • Rahibin film boyunca başımıza kaktığı duası. Satırı satırına kendi başına da geldi, oh oldu:

"Tanrım, isa mesih adına dualarımı kabul et. Nasıl ki bir cüzamlının etini çürütüp alıyorsan, benim de vücudumdaki her şeyi al. Uzuvları olmayan sakat biri gibi kalayım ki, başıboş davranmayayım. Yanaklarımı koparıp al ki, gözyaşım üzerinde süzülmesin. Dilimi ve dudaklarımı körelt ki, onlarla günaha giremeyeyim. Tırnaklarımı sök ki, kem şeylere el süremeyeyim. Omuzlarımı ve sırtımı öyle bük ki, sırtımda hiçbir şey taşıyamayayım. Beyninde tümör olan biri gibi, muhakeme yeteneğimi elimden al. Başkasının namusuna göz dikersem bedenimi parçala, beni onursuzlardan eyle ve utanç içinde yaşamamı sağla. Kimsenin bana dua etmesine müsaade etme. Sadece yüce isa mesih’in bana merhamet etmesine izin ver."

  • Rahip kan ihtiyacını oradan buradan çalarak gideriyordu. İnsan öldürecek hali yoktu ya! Her neyse, mesela komadaki bir hastanın kanını kendine has yöntemlerle edinmesi çok komikti.

kan arzusu-1 kan arzusu-2

  • Vampirin, kızın omzuna bakarken duyduğu arzu alttan geçen damarlardaki kanaydı sadece!

kan arzusu-7

  • Kız uyurgezerim ayağına geceleri aniden kalkıp sokaklarda koşmaya başlıyordu. Canı sıkılınca kendi bacaklarını bıçaklıyordu. Böyle de psikopat bir manyaktı.(Hele o gülüşü) Ama bir gece yine yalınayak sokaklarda dolanırken rahiple karşılaşmıştı. Adam aniden kaldırınca kızı noluyoruz dedik ama ayakkabısını verdi. Son ana kadar ayağında duracak o ayakkabıyı..

kan arzusu-9kan arzusu-6

  • Figüranlar dahil, çoğu oyuncuyu tanıyordum filmdeki. Hiç bu kadar tanıdık yüzlerden oluşan bir Kore filmi izlememiştim. Galiba iyiden iyiye alışıyorum.. Tae-ju’ların evine her hafta ahbapları okey(tarzı) oynmaya geliyorlardı. Onlardan biri Lady Vengeance’daki pastaneciydi, tanımışsınızdır. Park’ın sevdiği oyunculardan, başka filmlerinde de vardı.
  • Okey oynarken rahibin “Şimdi gelecek haftaya kadar nasıl bekleyeceğim” diyişi, azdıkça azışı..
  • En eğlenceli yer, rahibin kıza vampir olmasının o kadar da kötü olmadığını, kendisinin de zaten bir suçu olmadığını açıklamaya çalıştığı yerdi. Uçarak camdan Tae-ju’nun tuvaletine girip kızın korku dolu bakışları altında açıklamasını yapıyordu: Ben de istemezdim vampir olmak, insanlara iyilik olsun diye gitmiştim oraya, nereden bilebilirdim ki böyle olacağını, sana zarar vermek istemedim, hem vampir olsam ne olacak ki, iki kişi birbirini sevdikten sonra bunu önemi yok değil mi? tarzında yarı saçmalayarak küçücük tuvalette bir kaç volta atmıştı. Bir yandan söylene söylene :)
  • ‘Senin zevkin için daha kaç kişi ölecek?’ Rahip yalvarıyordu ama nafile.
  • Rahip,yabancı uyruklu olan Evelyn’i emiyorum diye kandırdı Tae-ju’yu. Bari o yaşasın diye. Yani rahip her şeye rağmen son ana kadar kendinden bir şeyler korudu.
  • Tae-ju’nun kocası harikaydı. Her yerde aralarına giriyordu o ıslak haliyle. Yalnız bizimkiler işlerine devam ediyorlardı, yanılsama bu yanılsama diye. Bir de onu tıktıkları dolabın üstüne taş koymuşlardı, adam her yerde kucağında o taşla görünüyordu :) Shin Ha-kyun gerçekten bu filmin en eğlenceli adamıydı.

Chan-wook Park işlerini severim, güzelini de vasatını da.

Reklamlar
No comments yet

Yorumunu sevdim

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: