Skip to content

Attic Cat

Mart 14, 2010

attic cat-2004- poster2

Hani bir tabir vardır ya “boş beleş adam” diye, bu dizi de boş beleş bir dizi. Kendi çapında eğlenceli bir şey yapmışlar. Bir keresinde bir arkadaşım benden beynini yormayacak bir film tavsiye etmemi istemişti. Düşündüm düşündüm bulamadım. Bu Kore yapımlarının bir kısmı psikopatça senaryolar, türlü entrikalarla örülü, onları ilk saniyede eledim zaten. Bazısı köküne kadar dram. Değil kafa yormamak, ağlamaktan beyni sulanabilir insanın. Bazıları da eğlenceli ama o kadar akıllıca espriler var ki.. Filmin başını sonuna, ortasına başına vs bağlaman gerek. Dikkatlice izlemek lazım tüm esprileri kapmak için:)

Sonuçta bu dizide öyle bir probleminiz yok. Kafatasınızı yatay düzlemde kırın, beyninizi elinize alıp masanın üstüne koyun, sonra kemiği kafaya tekrar oturtun. O halinizle rahatlıkla izleyebileceğiniz bir diziden bahsedeceğim şimdi: Attic Cat.. Namı diğer Rooftop Room Cat. Ben de diyorum ki: Çatı Katındaki Kedi.  Diziye çok uygun bir ad. Kedi ne ki derseniz, o bizim koca kafalı Kim Rae-won’un ta kendisi :) Rolü harika. Bir mızmızlanmaya başladı mı çingene gibi bir nefeste milyon tane kelime sayıyor, kimse onunla yarışamaz cidden.

Bir öneri olarak “Aynı Tas, Aynı Hamam” olabilirdi dizinin adı, hahah. Dizi boyunca değişen hiç ders çalışmak, sarımsak soymakmi bir şey olmaz. Olmadı valla, ama eğlenerek izledim.(Dizi boyunca yandaki gibi, biri ders çalıştı, diğeri sarımsak soyup, bilimum ev işlerini yaptı) Karşılaştırma yapacak olursam; BOF’u  çok ayıla bayıla izlemedim ben. O yüzden bu diziyi de onunla aynı kefeye koyuyorum. Üstelik burada Kim Rae-won var. Eğlenceli karakterlerde bir o, bir de Cha Tae-hyun. İkisi de koca kafa, etli butlu, çenesi kuvvetli abiler.

İzlememin asıl sebebi Kim Rae-won değildi aslında. Hep şimdiye kadar arkadaşlarımın ve blog camiasının izlemediği bir diziyi izlemek istemiştim. Sidik yarışı yani, ahhah.

Şu romantik komedilerde ille kızla oğlan aynı evde yaşayacak. Başka türlü malzeme bulamıyorlar mı?

ottuke

Konu

Kızımız Jung-eun iş aramakta olan ve bir gün kendi ayakları üzerinde duracağına tüm kalbiyle inanan bir kızdır.(Bunu oynayan oyuncu intihar etti birkaç sene önce) İş randevularına hazırlanmak için bir üniversitenin kütüphanesinde çalışmaktadır. Orada Kyung-min’le tanışır. Bilirsiniz, kütüphanede kitabınızı masanın üstüne buraktıysanız bir kere sabahtan akşama oraya uğramasanız da orası sizin yeriniz sayılır. Jung-eun’da Kyung-min’in masasına oturmuş, bir de uyumuş. Neyse sonuçta tatsız bir karşılamaları olur.

Kyung-min sürekli başını belaya sokan, kumar borcu olan, büyükannesi ve büyükbabasını sürekli telaşlandıran bir hukuk öğrencisidir.(Kim Rae-won Love Story at Harvard adlı dizisinde de hukuk okuyan bir öğrenciyi canlandırıyormuş, bu rol yapışmış mı ne üstüne) Sorunlu biridir ama hukuk konusunda çok istekli ve yeteneklidir. Dizi boyunca avukatlık sınavını kazanmak için çalışıyor zaten. Bir de Hye-ryun adında hoş bir kızdan hoşlanıyor. (Bence fettan:) ) Kyung-min Hye-ryun’un gözüne girmek için her şeyi yapabilir. Jung-eun’un da Hye-ryun’un arkadaşı olduğunu öğrenince paraya ihtiyacı olan Jung-eun’a yüklü miktar para verir. Hye-ryun’un gözüne girebilmek için.

ev, merdivenlerden el sallamakBu arada Jung-eun’un ailesi başka bir yere taşınır ama Jung-eun’un onlarla gitmez. Borç aldığı parayla çatı katında şirin, küçük bir ev tutar. Başı kumar mafyasıyla belaya giren Kyung-min de  gizlenmek için Jung-eun’un evine gider, ona borç verdiği için orada bir süre kalabileceğini söyler ve gidebilecek başka yeri olmadığına inandırır onu. Beraber içip sarhoş oldukları gecenin sabahına uyandıklarında hiç de hoş olmayan bir durumla karşı karşıya olduklarını farkederler. Çatı katında iki yabancının beraber yaşamaya başladığı macera böyle başlar.

attic cat geliyor

Soldan sağa; Kyung-min, Jung-eun, Hye-ryun, Dong-june

Tüm 16 bölümlük dizilerin ortak özelliği olduğu üzere 14. bölüm bittikten sonra başroller kesin bir kararla ayrılıyorlar, sonra aradan zaman (hep 2-3 sene) geçiyor, ve kahramanlarımız ne durumda görüyoruz.

Korece adı “Oktapbang goyangi”: Hali hazırda süper olan korecemize yeni kelimeler kazandırdık “ok tap bang” çatı katı evi demek. Bilemiyorum daha kısa bir kelimemiz var mı Türkçe’de bunun için. “koyanki” de kedi demek, tavuk kuş ayı derken hayvanlar alemini öğrendik bayağı :) Dizi aslen internetteki bir romandan esinlenmiş.

Fikir sahibi olmak isteyenlere şu video önerilir. İzlemek isteyenlere de şuranın yolcususunuz diyorum. Türkçe izleyecem ille diyenlere burası.

 

biciklet

Oyuncular

Jung Da-bin:  Nam Jung-eun (coun) =Kız

Kim Rae-won:  Lee Kyung-min (yongmin) =Oğlan

Choi Jung-yoon:  Hye-ryun (herun) =Oğlanın sevdiği kız

Lee Hyun-woo:  Dong-june=Kızın şecannimi-patron

Şarkı

16 bölümde her bölümde en az 2 kezden olmak üzere sürekli dinlediğimiz şarkı: (çevirmeye gerek yok heralde, üşendim)(En azından iki farklı şarkıcıdan dinledik de sıkılmadık) Müziği insanın hemen aklında kalıyor.

I’m sorry/ don’t cry/ Now i’m back here for you/ now i know that/ i can’t be happy/ without you / When you’re holding me tight/ i can hear you breathing/ it feels so good/ i could almost cry

Now i’m back here for you/ I can see your tears here/ It’s breaking my heart/ But now it’s ok/ You’re the biggest gift from the sky to me

aslansın kyung-min kyung-min

Sevdiğim Bölümler

  • “İnsanın salyaları akarak uyuması iyidir” mesajı. Galiba yönetmen uyurken ağzındaki tükürüğe mukayyet olamamaktan muzdarip olduğu için n’apsam n’etsem diye düşünürken, bu özelliği aklamayı hatta sevimli göstermeyi düşünmüş. Bu sayede Jung-eun Kyung-min’le tanışıyor, vs vs.
  • Kızların(Jung-eun ile Hye-ryun) her fırsatta saç başa yoluşmaları. Ortada 1 erkek olsa neyse, 2 erkek var…

saç başa yoluşmak

  • Kız oğlana saldıran gangasterleri pataklamıştı. Biri gitmeden kıza şöyle dedi: “Bayanlar önden! Bizim sloganımız budur. Bu yüzden bir dahaki sefere ilk senin kafanı kıracağız.” Hahahah
  • Paralar sayılırken Kyung-min eşlik ediyor, çaçaçaça

çaçaça paralar

  • Kız:“Ayakkabılarını ye öyleyse, ayakkabıların tüm paramı yedi” (Oğlan kızın parasıyla kendine ayakkabı almıştı)
  • Akabinde.. Kız: “Sabah erkenden kalkıp çalış, böylece gece geç çalışıp elektrik harcamamış olursun”  Oğlan: “Ateş böceği yakalasam daha iyi” Kız: “Ayakkabıların!!”
  • Markette verilen tadımlık yiyeceklerle doyma.. Buna küçükken bayılırdım, koşa koşa her stanttan yiyecek içecek birşeyler alırdım. Tüm çocuklar aynı mı?
  • Oğlan 2 bardak soju içer içmez kıza bakıyor: “Biliyor musun, bazen bana çok hoş gözüküyorsun. Mesela şimdi..” Ama her içişinde aynı şey.. kyung-min ve gıcık olduğu kedi
  • Jung-eun patronuna eve yemek götürmek istediğini söylemişti. Kime diye sorunca da kedim var, sokaktan buldum, başıboş bir kedi.. Sonra Kyung-min’le ilgili geyiklerde fondan miyavlamalar gelmeye başladı. Bak bu eğlenceliydi işte 
  • Yine klasik bir konu daha. Zengin erkek kızı pahalı bir yere yemeğe/partiye götürecektir. Eee ne giyecek diye düşünürsünüz. Çaçammm, oğlan elbiseyi almıştır bile. Zaten ortada alınmış bir kadın elbisesi varsa oğlan niyeti bozdu demektir.
  • Partide Alman adam kıskançlıktan deliye dönmüş olan Hye-ryun’a dansedelim mi diye sorar. “Sen neden bahsediyorsun?” deyişi görülmeye değerdi

kıskanç kadın

  • “Rahiplerin hepsi keldir, saçlar onların dikkatlerini dağıtır, böylece daha kolay konsante olurlar.” :) Kız böyle diyerek Kyung-min’in saçlarını harcadı..
  • Harabuci ve halmoni, ikisi de çok şekerdi. Tam dede ve nine tipleri.
  • Kız evlilik randevusundayken, yan masaya oturmuş olan patronuna başka bir masaya oturun deyince: “Bana aldırma, iyi iş çıkarmaya bak.”  (Patron demişken bu adam beni çıldırttı dizi boyunca, insan sevinince de üzülünce de aynı mı gözükür? Gözükmemeli! Adam suratına botoks yaptımış gibiydi. Ajda Pekkan bile o kadar gerdirmesine rağmen mimiklerini daha çok kullanabiliyor!! Böyle düşünen de tek ben değilmişim, )

blind-date saçmalamasıotobüs  

  • “Şu gangaster görünümlü çocuk seni izliyor” hahah. Alttaki kovboy müziğinden daha iyi tamamlayan birşey olamazdı heralde bu sahneyi

gangaster görünümlü çocuk

  • Ufacık tek göz eve televizyon, bilgisayar, buzdolabı, çamaşır makinası derken milyonlarca eşya aldılar.
  • Paragöz anne, kızını en zengin olan oğlana vermek istiyor, peh. Kızın annesiyle erkek kardeşi bir kabus gibi çöktü Kyung-min’in üzerine, evleneceksin diye. Zavallı her defasında hortlak görmüş gibi oluyordu.

korku filmi gibi

  • Karşılıklı karşılıksız konuşmaları :) Şöyle ki; kız içerdeki odada yatıyor, oğlan da girişte. Bir gece oğlan konuşuyor, kız uyuyormuş gibi yapıyor. Öbür gece tersi..
  • Kyung-min’in kıskançlık krizleri, avını bekleyen aslan gibi pusuya yatıp patronun suratına kapıyı çarpışı. Hahahah, bu çok komikti. Aşağıda da çatıdan kızla patronu dikizlerken yanlışlıkla pet şişesini atışı var:)

tam isabet

  • Oğlan insanların gönlünü almasını biliyor, kız ona tişört hediye etti diye, sevmemesine rağmen, göstermelik de olsa giymişti.
  • Kızın annesiyle, oğlanın büyükannesinin birbirine girişleri, şişko ve bodur diye kavga edişleri. Çok geçmeden bir karpuzun iki yarısı gibi buluşmaları.
  • Chu-chu, tam emin değilim ama bizim meybuz gibi birşey olsa gerek. Daha armudumsu, garip şekilli plastik bir kabı var, oradan emiyorlar. Ve moral bozukluğuna iyi geldiğini iddia ediyorlar. Korelilerin yedikleri şeyler içinde merak ettiğim ve yemeyi tek istediğim şey çuçu/chew-chew/chu-chu
  • “Jung-eun, yüzüğüm çamaşır makinasında çekti” (bkz. ehi ehi) Yüzük geyiğinin neticesini bekledim son ana kadar. İşte o tartışmaları başlatan altın tel yüzük. Jung-eun bunu o kadar seviyordu ki, bulmak için çöpü bile karıştırmıştı.

meteliksiz adamdan altın yüzük

  • Bir hukuk öğrencisinin sözleri ancak böyle olur zaten: “Ben adaletten yanayım”
  • Hye-ryun Kyung-min’i eve bırakınca, Kyung-mim’in büyükannesine selam bile vermeden tekrar Jung-eun’un yanına koşuşu
  • Feraha kavuştuğum bölüm 11. bölüm. Neydi o öyle hep evin şımarık oğlu, biraz acı çeksin dimi. Tavsiye ediyorum, bir dizinin başlarını orta derecede sevdiyseniz bırakmayın. Bu Korelilerin dizileri asıl 10. bölümden sonra iyi iş çıkarmaya başlıyorlar. Bu diziyle iyice anladım ki benim takip edebilmem için pür eğlenceli olmamalı, ne zaman işin içine dram giriyor, o zaman dizi gözüme giriyor.
  • “Benim gibi bir adamı nerede bulacak bir daha. Ama gitti yakışıklı bir kazma buldu.”
  • Bir ara Jung-eun oğlanı baştan çıkarmaya çalışmıştı patronun tavsiyesiyle, oralarda da espriler havalarda uçuştu

güzel gözükmeye çalışmak

  • Sen de mi? Herkes birbirini gördüğüne şaşkın. İşte dörtlünün ilk karşılaşması

ilk karşılaşma 

  • Bir konu var, bunu gündeme getirecekler mi diye başından beri bekliyorum, evet çünkü tüm filmlerde böyle olur. İzleyenler bilirler 2 bölüm kala ortaya atılıyor konu. Bunu yapmasalardı daha çok gözüme girerlerdi ama böyle de komik olmuş.
  • “It’s like a fish in its water and a dragon in its cloud, these two will be happy together”=fal yıllar sonra
  • “Açlık en güzel sostur.”
  • “Kahvaltımız hala otlardan oluşuyor, neredeyse orman gibi. Bak şuradan bir yılan geliyor”
  • Kyung-min aradan seneler geçse de beklettiği kızlara hep aynı numarayı yapıyor.
  • Ve evet, dizi miyavlamayla bitti. hahahah, duyunca sesi bir baktım koyvermişim kahkahayı. 

 

Sahne Arkası

saçımı da atarım sahne arkası- kim rae-won öpemez

Bunu sevdim, Kim Rae-won hatrına.

Reklamlar
15 Yorum leave one →
  1. Mart 14, 2010 8:30 pm

    Üzüldüm kıza. Sidik yarışı ha hha iyi bari bende izlemeyeceğim :)

    • mine permalink
      Ocak 27, 2011 1:54 am

      evt dizi çok hos gercekten yanlız dızı muzıklerı gırıyorsun lıste var ama baska alakasız seyler dızı muzıklerı degıl yanı ayrıca başrol oyuncumuz bayan olan ıntıhar ettı yasamıyor gercekte sevgılısının evınde kendını öldurdu koredekı ıntıhar sıklıgı gıt gıde boy göstermeye basladı anasılan… ve winter sonata herkese yıne tavsıyem lütfen izleyın harıka bır dızı ınanın etkısınden cıkamayacaksınız ordakı park yong ha oynuyor oda gecen sene yıne ıntıhar ettı uzucu ama bu sevdgımız dızılerın oyuncularının gercektekı dramı ele alınırsa baya üzücü denılebılır

      • bunusevdim permalink*
        Ocak 27, 2011 5:00 pm

        Dizi müzikleri ile ilgili link vermedim ki, nereden bahsediyorsun anlamadım.

  2. mavi permalink
    Mart 15, 2010 12:38 pm

    bende demin bu elemanın bi filmini izledim ya
    ısınamadım adama halbukisi çokta şebek xD

  3. bunusevdim permalink*
    Mart 16, 2010 6:39 pm

    Hayret nasıl ısınamadın, gerçekten şımarık bir maymun oysa ki, tam sevmelik :)
    Bu arada sondaki gif’ler üstüne tıklamadan çalışmıyor, çok sinirlendim şimdi

  4. mavi permalink
    Mart 16, 2010 6:57 pm

    ne bileyim
    erkek adam az biraz ağır olur
    bide benim izlediğim iki yapımında da seviyodu ama sevgisini belli etme sorunu vardı arkadaşın xD o yüzden sanırım

  5. bunusevdim permalink*
    Mart 16, 2010 7:17 pm

    Hahaha, sevgisini belli eden Kore erkeği hangi Kore dizisi/filminde var ki zaten, hepsi kabız bunların :)

  6. Mart 18, 2010 7:30 pm

    Ben bu çocuğun (gerçi adam da suratından ve hareketlerinden çocuk diyesim geliyor) oyunculuğunu severim. Bu diziyide görmüştümde nasip olmamaıştı izlemek. Bu vesile ile izleyelim bakalım :) Bu arada kızın intaharına üzüldüm yazık olmuş gencecik kız :(

  7. bunusevdim permalink*
    Mart 19, 2010 9:25 am

    Kızın zaten intihar edeceği beliymiş, depresyondaymış, internette ilginç yorumlar yapmış içim daralıyor tarzında.
    İzleyince haber ver sermin bakalım ne diyeceksin. Ama eminim Kim Rae-won hakkındaki yorumun değişmeyecek, aynı şaklabanlıklarını yapıyor :)

    • bunusevdim permalink*
      Mart 19, 2010 7:16 pm

      Bir de bugün Kim Rae-won’un doğum günüymüş. Askerde miydi şimdi

  8. Mart 21, 2010 10:44 am

    Kim rae won iyi çocuk yaw :) (Çocuk diyoruz ama yaş almış başını gitmiş damda. Yüzünde kırışıklıklar belli oluo :D ) Sevimli adam yaw. Seviorum ben onu :D Bu dizisinde olsun filmlerinde olsun ): Ama en çok what star did you come from da beğendim :D Orada birebir bi oyunculuk sergilemişti :) Senin bu uzun ve güsel anlatımından sonra bu dizinin komik yerlerini bi daha izleyesim geldi yaw :D

    ** Bu arada bunusevdim die mi hitap edeyim sana :D Her blogda da bu soruyu soruorum:) Alışkanlık oldu bende kusuruma bakma artık :D

  9. bunusevdim permalink*
    Mart 21, 2010 5:46 pm

    Yazını okudum, eğlenceli bir diziye benziyor gerçekten, ben de bir ara Love Story at Harvard’ı izlemeyi düşünüyordum, iyi oldu okuduğum..
    bunusevdim diyebilirsin, seviyorum öyle denmesini :) Upuzun yazdım yine, muhtemelen çok kişi okuyamıyodur o yüzden ama beni de kısa yazı tatmin etmiyor, içime sinmiyor bir türlü. Çok sevdiğim yerleri atlamamak istiyorum.
    Kim Rae-won’a gelince, genç hala o bence :)

  10. Mart 22, 2010 10:21 pm

    ** Tmm ozmn bunusevdim diycem :D
    Yok yaw :D Uzun ama eğlenceli yazıosun :D Walla hiç sıkılmadan sewerek okudum :D Ciddi ciddi diziin komedi yerlerini yeniden izlemek istedim sayende :D

  11. bunusevdim permalink*
    Mart 23, 2010 8:46 am

    Anlaştık o zaman fato

  12. Kasım 15, 2013 2:13 pm

    Çok üzüldüm bu kıza yaaa, izledigime pişman oldum, kızın gülüşü çok şekerdi, yazık olmuş :(

Yorumunu sevdim

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: