Skip to content

My Name is Kim Sam-soon

Nisan 14, 2010

 tiplere bak

Sol baştan; Sam-soon, Sam-shik, Hee-jin, Henry

Kore dizilerinin “mutlaka izlenmesi gerekenler” kategorisinden bir romantik komediyi anlatacağım bugün. Defterleri açın. Dizinin adından başlayalım. İlk duyduğumda hiç de bu kadar kıytırık bir dizi adı duymamıştım demiştim. Yok benim adım zart, benimki zurt, herkes böyle isim versin o zaman. Sonra izleyince anladım ki, bu dizi için bundan güzel bir isim olamaz. Dizinin sonunda gördük ki onun adı gerçekten de Sam-soon’du!!

Yaşlı tilki diye boşuna demezler. Bizim Sam-soon da tam böyle bir tip. 30 yaşına gelmiş, evde kalmanın verdiği acıyla gaza gelerek ilk fırsatta evlenme hayalleri kuran bir kadın. Bence hayatta 3 amacı var: Birincisi ismini değiştirmek. Adı 2 s’li olduğu için Korece’de telaffuz etmesi zormuş ve kulağa çok komik geliyormuş. 2 ablanın üstüne doğduğu için de ailesi erkek olacağını düşünmüş. Kız olunca hazırlıksız yakalanmışlar ve babası Sam-soon diye koyuvermiş adını. Çocukluğundan beri adını Hee-jin’le değiştireceği günü beklemiş. Annesi izin vermemiş değiştirtmesine.  İkinci amacı işinde en iyi olmak. Kendisi bir pastacı/fırıncı. Bunun için Paris’e bile gitmiş. Dizi boyunca ondan mesleğiyle ilgili bol bol benzetme duyuyoruz. O felsefik bakış açılarını ben pek sevdim efem. İnsan hayatı bir kutu çikolataya benzer, kimse o gün hangi çikolatayı seçeceğini bilemez tarzındaki benzetmeleri oldukça sempatikti. Üçüncüsü de yaşı kemale erdiği için münasip bir kısmet bulup evlenmek.

Sam-shik de pastanesi olan 27 yaşında zengin bir adam. Sam-soon’u işe alır. Bir de annesinin evlendirme dırdırlarından kurtulabilmek için onunla çıkıyormuş numarası yapar, o sırada 50 milyon won’a çok ihtiyacı olan Sam-soon bunu kabul eder. (50 milyon won çok önemli:) ) Aslında adamımızın adı Hyun Jin-hun ama Sam-soon bir tartışmasında sana Sam-shik diyeyim ister miydin dediği için öyle kaldı. Ben de hep Sam-shik diyeceğim.

 photo7011  lovely sam-soon poster               

Asya dizi’de var My Name is Kim Sam-soon’un Türkçe altyazılı videoları. İsteyenlere. mi-name-is-kim-sam-soon

 

!!! Kadının film çekildiği sene gerçekten 30 yaşında olduğunu, adamınsa aslında 23 yaşında olduğunu biliyor muydunuz? Zaten yaş farkı barizdi.

!!! Bu dizi Kore’de %50 reytingin üzerine çıkabilmiş ender dizilerden. Ortalama reytingi %35-40’lar civarındaymış.

!!! Kim Sun-ah (Sam-soon) bu rol için kilo almış. Bir nevi Bridget Jones fedakarlığı.

!!! Hyun Bin’in aksine Kim Sun-ah’ın gerçekten piyano çalabiliyormuş.

 

Oyuncular

Kim Sun-ah: Kim Sam-soon rolünde. Sözde utanarak ağzını kapayarak güldüğü birkaç yerde gıcık oldum bu kadına, ama onun dışında gayet iyiydi. Ben zaten biri ağzında biri boğazında konuşan insanları çok severim. Ama çirkin biraz, işte kanıtı.

Hyun Bin: Sam-shik/Jin-hun. Annesinin otelleri olmasına rağmen kendi pastanesini işletmekte kararlı olan genç insan. Bu oyuncunun seveni de çokmuş, herkes oppa oppa diye çıldırıyormuş, hahah.

Jung Ryu-won: Yoo Hee-jin rolünde. Tıp öğrencisi genç ve güzel kız. Sam-shik’in ex aşkı olur kendisi. Oğlan bir trafik kazası geçirdiğinde Amerika’ya gitmiş 3 yıllığına. Ama AGC’i varmış biz ne bilelim. Bu arada bu oyuncunun takma adı sincapmış. Kızın Rain’le yaptığı reklam filmi de yakıyor ortalığı.

Daniel Henney: Amerika’da yaşayan Kore asıllı doktor. Hee-jin’in aşkıyla kalkmış Korelere kadar gelmiş. Lakin tek kelime Korece bilmiyor. Gerçekte de pek Korece bilmiyormuş. Komik bir reklam filmine rastladım, Daniel ile Ryu-won karışık meyve suyu yapıyorlar :)

 

Sevdiğim bölümler

  • Sam-soon’un korkulu hayalleri, rüyalarının içindeki rüyaları. Hepsi harikaydı.
  • Kızın sürekli erkekler tuvaletine dalması. Her türlü önemli an bu erkekler tuvaletinde geçti zaten.
  • Kim Sam-soon erkekler tuvaletinde ağlarken, demin arka masada ona gülen adam (Sam-shik) üstü başı su içinde gelmişti. Sonra geriye döndük, neler olduğunu bir de onun gözünden gördük. Bir dizinin açılışı için bu ilk 15 dakika beni oldukça tatmin etti.

 erkekler tuvaletindeki kadın

  • Sam-soon’un intihar etme hayali. Çatıdan atlarken onu aldatmakta olan oğlanın odasının camında asılı kalıp, oğlana sövüşü, her gece rüyana gireceğim deyişi. Bir şeyin değişmeyeceğini görüp vazgeçişi..

kim sam-soon çılgını

  • İşverenle Sam-soon’un atışması(!), adam diyor ki kadınlar artık bu kadar yaşlı olursa evlenemez. Kız diyor ki ne yani erkeğin göbeğinin sarkması normal bir şey mi..
  • Sam-soon pastayı Sam-shik’in suratına atması sayesinde işi kaptı. Sam-shik suratındaki pastayı yaladı ve tadı hoşuna gitti, hahahah

al sana pastaacaba çıkmalı mıyız

  • Niye bana ahjumma (teyze, bayan) diyorsun diye kız sinirden çılgına dönüyor, agashi (genç bayan) diyene kadar adam çenesinden kurtulamadı. Bir de çıkalım mı dediğinde suratına yemek püskürtüşü, klasik ama komik işte.
  • “Bu dünyada iletişim kurmanın 3 yolu vardır: Müzik, sanat, yemek..” Bayıldım bu söze, özdeyiş gibi
  • Annesi: “Dünyadaki bütün yiyecekler lezzetli değil, sadece sen hepsinden hoşlanıyorsun. Yoksa köpek maması da mı seviyorsun?” Sam-soon: “Bilmem, onu hiç denemedim” ! el hareketi
  • Sarhoş Sam-soon banka kartının şifresine baktırtmaz, ama dışından söyleyerek tuşlar :)
  • Sam-soon birinin evleneceğini duyduğunda çok sevinirdi. Bir rakip daha ayrıldı diye…
  • El hareketi
  • Full House’un çok hoşuma gitmesinin önemli bir nedeni olan "3 ayı” şarkısını burada da duydum ve bu beni çok mutlu etti. Ayıptır söylemedi ben o çocuk şarkısını ezbere biliyorum da hahahha. Sam-shik 3 ayıyı piyanoyla çalıyordu.
  • “Bulaşık suyunu koydum yemeğe..Lezzetli olmamış mı, keşke ayağımı yıkadığım suyu koysaydım.”
  • Papatya falını ağacın yapraklarıyla yapmak. Oğlandan henüz pek hoşlanmazken yaptığında; seviyorum, sevmiyorum, sevmiyorum demesi. Aşık olduğunda aynı falı semiyorum, seviyorum, seviyorum diye bitirmesi.
  • Oğlanın rüyasına girişi… Çooook komikti. Sam-shik’le eski sevgilisi öğrenciyken derste masanın altından birbirlerinin ayaklarını dürtüyorlar (buraya kadar normal) sonra  bu durumu gören Sam-soon hiddetleniyor. Bu yaşta napıyorsunuz siz diye masaya vuruyor.121bp2
  • “Kekin içine tüküreceğim.” .. eski sevgilisinin nişanı için yapacağı keke.
  • Sam-shik’in piyanosu eşliğinde Sam-soon’un söylediği şarkı. Pek sevimliydi. Lakin kafası biraz iyiydi. Hayallerin de çok çekici bir kadındır her zaman :)

ayartma, muahhahhsam soon'un dansı

  • Saraydaki Mücevher’de baş kahya Lady Cang olarak izlediğimiz kadın bu dizide de Sam-shik’in için çalışıyordu.

leydi cang- nereden nereye

  • Saç başa yoluşan kızlar. Komik dizilerin vazgeçilmezi. Bu arada Sam-soon’un eski sevgilisi de amma tipi tipti değil mi.

bu kızların nesi var azizimkız kavgası

  • Yumuşak doğal ısıtmalı yastık

photo6981noonanın şefkati

  • Sam-soon’un hiper süper İngilizce’si. Henry’ye dersini gerçekten anlatabilmesi. İyi anlaşmaları, o ikisinin diyalogları çok sevimliydi. “Am I hot enough?” (O sahnedeki bir ilginçlikte şuydu. Sam-soon’un sevdiği adam eski kız arkadaşına dönmüş, bu gamsız onu bulmak yerine oturmuş Henry’ye kurabiye çeşitlerini anlatıyor. İşte Sam-soon buydu, işini her şeyden çok seven bir kadın.)
  • Sam-shik Sam-soon’un piyano çalışına laf ediyor: Ayaklarınla mı çalıyorsun? .. “Sen hiç bu kadar uzun ayak parmakları gördün mü?” Bu Sam-soon pek bir hazır cevap canım.
  • Kim Nam-gil’i tanıdınız mı? Doktor olmuş, yakışmış.

doktor kim nam-gil

  • Yan yana tuvaletlerdeyken Sam-soon başlıyor konuşmaya: Şu kabızlığım Sam-shik’e geçse ne güzel olurdu. Basurum da…
  • “Ben mayasız bir insan olmak istiyorum” Şişmek, kabarmak istemiyorum diyordu Sam-soon.
  • Şabalak şefin Sam-soon’un ablasını taciz edişi. Benimle yatmalısın, temel içgüdülerimizi doyurmak için diye saçmalaması. Sonra kadının adama servisin fena değildi diye para bırakması, adamı çıldırtması. Zaten ablası ilginç bir tipti.

sam-soon'un ablası ve şefabla kardeş spor

  • Siz hiç Sam-soon’un acıklı hikayesini duydunuz mu? “Adın Sam-soon olmadıkça sorun yok.” Hahhah
  • Sam-shik’in rüyalarına giren domuzcuk. Bir türlü ondan kurtulamaması. En sonunda tenhada kıstırması

aldatılmış sam-soonsam-shik domuzcuğu tenhada kıstırır

  • Evde bisiklet süren Sam-shik
  • “Birinin kalbini çalmak suç değil ki” Sam-soon’un içindeki kötü Sam-soon böyle söylüyordu.
  • Hallyu dağına çıktığında “Bir daha buraya gelirsem bana da Kim Hee-jin demesinler” diyordu, adı Kim Sam-soon olan kız :) Tepeye ulaşırken Sam-shik’e o kadar çok söylendi ki. Gülmekten öldürdü. Şişman bir kızın dağa tırmanmakla ne işi var, hahahh
  • Dağın tepesinde termostan çıkan yosun çorbası, vaayy bee
  • Sam Shik’in annesinin çerçeveleri bile paramparça eden tiz bağırışı, ahhahah. Zaten oğlanı dövüyordu sürekli.  Aşağıdaki resimde görüldüğü gibi. Bu arada sağdaki kadını tanıtayım: Köpek yarışlarına meraklı, en ufak surat ifadesi olmadan konuşan, Sam-shik’in annesinin sekreteri

anne oğul kavgası

  • Dağ, yer , okyanus. Hahhah, kadının koyduğu isim de bu kadar olur.
  • Sam-soon bir erkekle çıkıyorsa yapılması gereken 7 şey:

             7- el ele tutuşarak alışveriş yapmak

             6- telefonumda erkek arkadaşının bir fotoğrafının olması

    tel pozu

             5- pusan’a trenle yolculuk

             4- herkesin önünde seni seviyorum kim demek

             3-korku filmi izlerken yakınlaşmak

             2-çift yüzükleri

             1- aile ve arkadaşlara tanıştırılma

    Diğer bana komik resimleri de göstermeden edemem:

    Sırasıyla; karaokede ve oğlanı çekiştirirlerken

         omoniiimm hahhah  oğlanı çekiştirmek 

    İzleyenler için bir video. Veee işte en sevdiğim kısım. Kamera arkası. Daha komik kamera arkasını da buradan.

hyun bin kim sun-ah ödül töreni-> Bu da bir ödül töreninden, Hyun Bin’in tipi çok komik .

 

Kim Sam-soon’u sevdim, iyi ki izlemişim.

Reklamlar
42 Yorum leave one →
  1. Nisan 14, 2010 6:36 pm

    O kadar yaş farkı var mı aralarında ya? Yok canım… Ama Hyun Bin taş. Güzel öpüşüyorlar bak o da iyi bir unsur malum Kore dizilerinde dudak dudağa deyince öpüştü oluyor. Çok sıcak ve çok eğlenceli bir diziydi. Ben çookk sevdim. Kız şişman falan da değildi bence. Halt etmişler. 1.70 boy 50 kiloymuş normalde dizi için 58 kilo olmuş. Şişman diyorlar kadına. Dellendim bak yine düşününce :))

  2. bunusevdim permalink*
    Nisan 14, 2010 6:40 pm

    Böyle söyleyeceğini biliyordum, tabii ki kadın şişman değil, sadece hepsinden daha şişman. Bu arada 58 miymiş, üüüü
    Ayrıca öpüşme denir mi bilemiyorum, daha ziyade Sam-soon’un oğlanın üstüne atlaması neticesinde oldu :)

  3. Nisan 14, 2010 6:54 pm

    Oğlanda karşılık verdi ama. Durmadı sopa gibi. ÖpüŞme güzel kzım o ‘öpme’ değil yane :) Tabiiki öyle söyleyeceğim kim olsa aynını söyler :)

  4. bunusevdim permalink*
    Nisan 14, 2010 7:02 pm

    Böyle söyleyeceğini de biliyordum. Bu bir “adam” neticede, karşısındaki de “kadın”. Dizide de bahsedildiği gibi hormonlar devrede. Üstelik kadın iki kere yapışmış adama. Unni anlattırma şimdi bana saniye saniye, hahhah. Sevgili olduktan sonrakilere birşey demiyorum o zaman da adam azıtıyor.
    Sen Kim Namgilgili nasıl buldun ondan haber ver

  5. Nisan 14, 2010 7:30 pm

    Ya Namgil mi o dedim? Şoktayım farketmemişim. Anlat saniye saniye ne olur ki ben oyuncuların iyi öpüştüğünden bahsediyorum. Bazıları çok mal :D Misal Rain, misal Goo Soo, sonra teenage dramalardaki öpüşme sahneleri. Bu dizide iyiydi diyorum. Sen de ben seni çözdüm olayına girmişsin ha ha ha. Bunu söyleyeceğimi de biliyorsundur allah bilir ha ha ha. Ayy ne yapsam tekrar mı izlesem? Loversı izle bak orada da hoş sahneler var ama bir 15 bölüm bakışıyorlar sadece ha ha ha ha :))

  6. bunusevdim permalink*
    Nisan 14, 2010 7:36 pm

    Bunu söyleyeceğini tahmin edemedim, hahahah. Sadece söylediklerime karşı çıkacağını biliyordum. Benim daha çok hoşuma gidiyor tartışmak, hele senin gibi fikirlerinden asla vazcaymayan bir unniyle :) Ayrıca Rain’in nesi var ki, ne güzel yutuyor işte :)
    15 bölüm bekleyemem artık, bu yaştan sonra, hahahha. Bak Sam-soon dizinin yarısında kaptı çocuğu.
    Namgil bir 8. bölüm bir de ilerlerde bir bölümde olmak üzere 2 kez çıktı. (Sana söylemek üzere aklımda tuttum) Figüran ama.

  7. Nisan 14, 2010 7:42 pm

    Ayyyyy figüranlıktan psikopat Bidam’a Bidamı özledim ben. 61. Bölümü hala izleyemedim. Biliyor musun? Rainin nesi var? Valla uzun sürer ha ha ha. Ağzını bir açıyor kızın dişini sökecek sanki dişleriyle ıyyykkk. Bak dün K. İmirzalıoğlunun sahnesini de beğenmedim. O kadar yakışıklı adamlardan farklı bir performans bekliyor insan. Ben sana Lety&Fernando sahnelerini göstereyim. Anlarsın o zaman neden kesmiyor beni diğerleri :D ah ahaha anca böyle ben de dizilerden falan bakarak çözerim kim ne kadar iyi neeediyyooor ha ha ha :) Kader utansın.

    Bu arada Loversda beklediğine değer ama ha ha ha.

  8. bunusevdim permalink*
    Nisan 14, 2010 7:49 pm

    Alemsin, başka bir şey diyemiyorum :)

  9. Nisan 14, 2010 8:02 pm

    En iyilerini bulamadım :) ama sen alakalı videolara falan bak işte anlarsın :)

  10. Nisan 14, 2010 8:06 pm

    Çok fena oldu bu aşkım depreşti diziye. Geçmişti halbuki.. :(

    • bunusevdim permalink*
      Nisan 14, 2010 8:20 pm

      Fan olmalıymış senin adın.

  11. Nisan 14, 2010 8:28 pm

    Ha ha ha neden ya çok mu manyakım dersin? Normal bence. Eeee nasıl buldun? İngilizcem korkunç mu? Çok heyecanlanmıştım. Sonra bir iki kez daha konuştuk. Daha sakindim :D Yorumun yok mu ki :)?

  12. bunusevdim permalink*
    Nisan 14, 2010 8:35 pm

    Oh my God diyorum :) Yok yok şaka bir yana, iyiymiş. Ben olsam ben de tutulur kalırdım. Süre mi vardı anlaştığınız, sürekli öyle bir muhabbet geçti çünkü. Meramını anlatmışsın neticede.

  13. Nisan 14, 2010 8:37 pm

    Ya İngilizcem kötü değildir de o da sonuçta native değil bir de heyecan var işin içinde. 4 dk demişilerdi kişi başı ama herkes aştı o süreyi :)

  14. Nisan 14, 2010 8:48 pm

    Haa bir de unninin sesi genç geliyor değil mi? Dimi dimi :p Gencim ben :D

  15. bunusevdim permalink*
    Nisan 14, 2010 9:24 pm

    Evet 20 yaşındaymış gibi geliyor. Cidden
    Şu laftan sonra en sevdiğin blogcu olmuşumdur en azından 5 dakikalığına,hahahahh

  16. Nisan 14, 2010 9:40 pm

    Kesinlikleeeeeeeeee favorimsin :)) Ben seni zaten seviyorum güzel kızım ama şimdi biraz daha çok ha ha ha :)) Ya sanki herkes 20’lerinde ben 50 sindeyim gibi konuşuyorum da yani tanıdığım herkes mi benden küçük olur bea ha ha ha ha. Neyse 20’yi sevdim. Bunu sevdim. Seni zaten sevdim :)

    • bunusevdim permalink*
      Nisan 15, 2010 3:19 pm

      Hahhah, ama sana 20 dersek benden küçük oluyorsun, artık unni diyemem.

      • Nisan 15, 2010 11:53 pm

        22 yapalım o zaman hadi garanti olsun 23 seni mi k ıracağım :)) Yıllar sadece sayı ismini bilmediğim güzel kızım :)

  17. Nisan 15, 2010 9:16 am

    bu dizi kore romantik komedileri içinde 2. sırada gelir benim için. ilki coffee prince tabi ki. anlattığın sahnelerle zaten tekrar izlemiş kadar oldum. her yerinde çok eğlensem de en yarıldığım anlar şu wc olayı bir de karaoke’de çıldırmaları. gerçi wc deyince pek açık olmadı,wcde geçen bi ton sahne var:P sam soon’un umarım basur olursun deyip, tuvalet kağıdı vermeyişi. pek sevmiştim:) bir de la fea’ya katılıyorum. kore dizilerinde öpüşme sahnelerinde kızların kazık gibi durup, ağızlarını sıkıca kapamalarına sinir oluyorum. sahnenin tüm etkisini götürüyor. o yüzden güzel öpüşülen dizilerin yeri ayrıdır. hatta düşündüm de en beğendiğim diziler hep bunlar arasından çıkmış, ilginç.

    • bunusevdim permalink*
      Nisan 15, 2010 3:27 pm

      Kim’cim ayıptır söylemesi o tuvalet sahnesi benim de favorilerimden. Hele ki Sam-soon’un insanların kan grubuna göre tuvalet kağıdı olmadan neler yapacağını kategorilendirdiği anlayışa hayran kaldım. A grubu parmaklar, B grubu çorabını kullanır(AB mi böyleydi :) ), diğeri birinin gelmesini bekler bla bla tarzındaki geyiğini buraya da yazacaktım. Ama insanların çok mideleri bulanır diye vazgeçtim. Hahahah, Sam-soon çok komikti
      Coffee Prince’i de ben şu açıdan çok takdir ederim. Çok kaliteli gözüküyor. Düşlerimin Prensi de kısmen öyleydi. Sanırım sade bir zenginlik olduğu için bir de çok cıvımadıkları için olabilir. Bir MBC dizisi olduğu için TRT’ye yeterince bastırılırsa yayınlanma olasılığının diğer dizilere göre daha yüksek olduğunu düşünüyorum. Aaa aslında Kim Sam-soon da MBC’ymiş, iyi olur bunlar olsa.

  18. semmi94 permalink
    Nisan 15, 2010 4:11 pm

    sizi gidiler bir günde nasil 20 yorumla doldurnuzu burayi yaw :D

    aaaaaaaa favori komedim, bir daha böylesini bulamadim valla :(
    en begendigim kisimlaridan biri 7. bölümde Sam-Shik’ni Sam Soon’a kizip
    “bundan sonra sadece beni dinle, benden baska kimseyle ilgilenme” deyisi
    yokmu bittim orda.
    En begendigin sahneleri cok güzel yazmissin, unuttmustum oralari
    dizinin en etkileyi sahneleri ve bu diziyi o kadar ayri yapan onlar zaten !

  19. bunusevdim permalink*
    Nisan 15, 2010 4:30 pm

    Semmi, LaFea sağolsun, o da benim gibi gece gece çenesi açılanlar tayfasından. Ne zaman gece buralarda olsam, karşılıklı susmak bilmiyoruz :) Bekleriz sizi de, hahahaha.
    O “sadece beni dinle” bölümünü hatırlatman iyi olmuş sağol. Sam-shik hem senden hoşlanmıyorum diyor, hem de başkalarına bakma diyor. Oldu canım, başka arzun? derdik ama madem Sam-soon onu seviyor.. dedik sustuk. Neyse ki fazla bekletmedi değil mi

    • Nisan 15, 2010 11:59 pm

      Ha ha 7-24 buradayım ben güzel kızım beni iyi ağırlıyor sağolsun :) Herhalde en çok onun bloguna yorum bırakmışımdır bugüne kadar. Anlatım tarzı çok orjinal bunun yanı sıra tanımadan sevdiğim ender kişilerden. Tanısam sevmem belki ha ha ha şaka şaka. Eğleniyoruz bir karşılıklı yorumlaşırken sizi de bekleriz. Bunu Sevdim pozitif bir blogcu ama sakin ben onu yoldan çıracağım muha ha haha :)) (Kötü kadın gülüşü)

      Diziye dönersek bir lafı var çocuğun ” sen ne kadar çekici olduğunun farkında değilsin, bu da seni daha çekici yapıyor’ Bir de şu görücü usulü randevuya çıktığı adam ne kadar düzgündü değil mi? Yazık oldu ona iki seferinde de geldi kızı aldı Sam Shik. Ya bu isimlerin özel bir anlamı var herhalde. Bu kadar takıldıklarına göre. Ama orayı es geçtiler. Sam Soon’nun adı neden komik mesela?

      • bunusevdim permalink*
        Nisan 16, 2010 3:03 pm

        Unni blogumun yarısını sen yazdın sayılır :)
        Sam-soon hatırladığım kadarıyla demode bir isim diye yazmışlar. Bir de 2 s’li olduğu için söylemesi zor ve garip geliyormuş Korelilere. Sam-soon’un çocuğa Sam-shik demesinin nedeni de buydu zaten
        Sam-soon ve Sam-shik’in tüm sözleri özdeyiş gibiydi zaten. O cümleyi de hatırladım sen söyleyince

      • Nisan 16, 2010 3:40 pm

        Ne yani sen bana git mi diyorsun :p :p Çok muhabbet tez ayrılık getirirmiş ben gideyim bir süre, özle beni :D Valla Koreliler bir sürü harfi teleffuz edemiyor zaten ben anlamadım gitti.

      • bunusevdim permalink*
        Nisan 16, 2010 4:19 pm

        Aşkolsun adını bilmediğim unnim, hep yazsan bıkmam. Muhabbetin çok eğlenceli. Çok konuştuk sayılmaz zaten :)

  20. semmi94 permalink
    Nisan 15, 2010 9:16 pm

    ayy Sam-Shik’in He-Jin’le arasindaki ask hikayeside güzel aslinda ben cok etkilendim valla, yani tamam bi yandan Sam Sooncuyum ama He-Jin’e de acidim isteyerek birakmadi sonucta Sam Shik’i, hele bi bölümde He Jin’e “sorun degil artik burdasin Sam Soon” diye hitap etti ya cok acidim kiza valla :'(

    • bunusevdim permalink*
      Nisan 16, 2010 3:00 pm

      Ama Hee-jin’in de arkasında Henry gibi 1 saniye bile onu terketmeyen bir adam vardı. Henry ile Sam-shik’i karşılaştırınca Hee-jin pek kayıpta sayılmıyor. İlginç bir şekilde yan karakterler hiç çirkefleşmedi değil mi.

  21. Nisan 16, 2010 4:49 pm

    Hem misafirperver hem zeki : ) Bunu sevdim :)

  22. bunusevdim permalink*
    Nisan 16, 2010 5:33 pm

    Karşılıklı kelime oyunları diyorsun yani :)
    Bu cümleyi seviyorum. Beni zayıf noktamdan vurdun

  23. Nisan 16, 2010 5:45 pm

    Sen bana ulaşacaktın hatırlatırım :) Unutmam ben.. Nickin çok enteresan ve orjinal. Ama ben pek sevemedim. Sana güzel kızım demeye devam edeceğim. Hem böylesi daha sıcak. Yalnız sen de dahil olmak üzere hiç birimiz Kore-dizi-film ağırlıklı olsun bloglarımız diye başlamadık fakat bakarsan -hele benim bloga-%90nını Kore dizileri oluşturuyor garip. Bizi böyle içine çekiyor. Personal Taste i izliyorum mesela şimdi. Beğendim.. Bu arada La Fea da hediye vereceğim çok yakında :D Aklında olsun :)

  24. bunusevdim permalink*
    Nisan 16, 2010 6:01 pm

    Biliyorum aklımda, sürpriz yapacağım. Bir gün kapını bir açacaksın karşında ben, hahahah. Yanımda da Gong Yoo’yu getirmişim çay içmeye, püfftt. Bu olmadı değil mi, hahahahh. Takip et mailini unni, çok vaktimin olduğu ferah bir günde ulaşacağım sana :)
    Gerçekten hala inanamıyorum, şu blogu nasıl bu hale getirdiğimi.
    Personal Taste’den daha çok Cindrella’s Sister’ı beğenmişler. Ne diyeceksin bu duruma.

  25. Nisan 16, 2010 6:51 pm

    Merakla bekliyorum güzel kızım :) Bakarsın ben seni şaşırtırım Ankara yollarına düşesimiz var amma belli değil :) Valla diğer diziyi izlemedim Personal Taste alt yazısı da geç çıkıyor. Lee Min Hoo’nun güzel yüzünün hatırına izliyorum dizi de güzel ama daha yeni. Bakalım aşk nasıl doğacak :D Blog meselesine gelince dün Darkangelın bloguna bakınca hatırladım. Beni blog açmaya iten sebep dizi-film tanıtımı değildi ilk. İlk postum Şeker Portakalı adlı kitapla ilgiliydi. Onunla ilgili yıllardır biriktirdiğim düşünceleri bana özel bir alanda anlatma ihtiyacından doğdu. Ofori de pek bir gazlıyordu o zamanlar :D Sonra birden Kore-dizi-film bloguna döndü. Yazmayınca da beklerler ha ha. Şunu izledim dediğimde niye yazmıyorsun diyenler var :p Bir arkadaş Film Festivali için film önerisi sordu ama ben istediğim filmlere gidemedim kaçırdım :(

  26. bunusevdim permalink*
    Nisan 17, 2010 4:04 pm

    Bekleriz her zaman.
    Bir de ben blogu açtığımda şimdiki kadar gazlı değildim açıkçası. Blogda izlediklerimle ilgili yorum yazdıkça, daha çok şey izleyesim, izledikçe de daha çok yazasım geldi. Kısır döngü neticede. Zincir kırılmıyor kolay kolay
    Seninki de arz talep meselesi olmuş anlaşılan :)
    Sen söyleyince baktım da biraz İstanbul’da Rough Cut bilem gösterilmiş zamanında. Şimdi gitmezsen sonra gidersin boşver. Amaaaaan, ölümlü dünya :)

  27. mavi permalink
    Mayıs 6, 2010 9:14 pm

    okudum
    izledim
    beğendim
    hatta çok beğendim.
    vallahi çok hoşmuş. Çok eğlendim ya diziyi izlerken
    Sam Soon’un erkek arkadaşı olduğund ayapılacak 7 şeyede bayıldım bu arada :D

  28. bunusevdim permalink*
    Mayıs 6, 2010 9:37 pm

    Biz niye bu kadar geç izledik bu diziyi mavi. Halbuki ilk izlenmesi gerekenlerden değil mi

  29. mavi permalink
    Mayıs 7, 2010 5:18 am

    gerçekten öyleymiş. Yayınlanalı hayli olmuş
    ama biz artık ne kadar aştıysak olayı Kore ile eşzamanlı izliyoruz artık :D Haliyle yeni diziler çıktıkça eskiler kalıyo sanırım
    ben senden okuyunca tamamdır izleyeceğim dedim ve ertelemeden başlayınca bi çırpıda bitti
    yeni önerilerini heyecanla bekliyorum :P

  30. bunusevdim permalink*
    Mayıs 7, 2010 1:16 pm

    Gerçekten, tam bir Kore çılgınlığı havası var her yerde
    O zaman şimdi izlediğim diziyi söylemeyeyim, biraz daha heyecan olsun, haahhah

  31. Haziran 11, 2010 12:13 pm

    Bu dizi benim Coffee Prince’ten sonra en sevdiğim dizi.
    Yazıya bayıldım, harika olmuş.
    Unuttuğum bir sürü kısmı yeniden hatırladım.
    Kim Sam-Soon hiçbir şekilde aklıma çıkmayacak bir karakter.
    Her şeyiyle harikaydı. Onun gibisi zor gelir :)

    • bunusevdim permalink*
      Haziran 11, 2010 1:33 pm

      Şimdi düşünüyorum da Sam-soon cürretkar bir kadındı :) İstediğini de bu yüzden kapmayı becerdi zaten. Dediğin gibi çok orijinaldi çok.

  32. gatto permalink
    Eylül 7, 2010 5:50 pm

    kayınvalidenin sam shik’e köpeği iade ederken “yemediğimize dua et” demesi bitirdi beni :)

Yorumunu sevdim

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: