Skip to content

More Than Blue/ Hüzünden Öte

Nisan 22, 2010

more than blue- poster

Önyargıyla izlemeye başlayıp beni şaşırtan bir diğer (ne zaman akıllanacağım) Kore filmi. Bu filmi izlemeye karar vermem bana komik geliyor o yüzden kısaca bahsedeyim. Henüz çok Kore filmi seyretmemiş olmama rağmen, az çok diğer Kore filmlerini, ne tür olduklarını, oyuncularını, hatta ne kadar izlendiklerini vs takip ederim. Ama bu filmi daha önce nedense hiç görmemişim, ya da belki de önemsemedim. Sonra bir gün tüm internette, birden bu filmin güzelliğini anlatan yorumlar görmeye başladım. Hepsi de “Ahh be çok ağlatıyor.” diyordu. (Erkekler de ağlamış, sadece sulugöz kızlar değil) Ben de bu aralar ağlatan film sıkıntısı çektiğim için, inanmadım, ağlatsa haberim olurdu diye. Yine de içim rahat etmedi ve bir arkadaşıma sordum, sen hiç duydun mu diyecektim ki.. Bana dedi ki, lafı ağzımdan aldın, daha yeni indiriyorum şu anda, hatta evde bilgisayarda 2. bölümü iniyor, ben de onu sana getirecektim. Ertesi gün film elimdeydi. Bundan çok daha meşhur filmler var izlemediğim, ama nedense hemen izlemek istedim. İzlemeye koyulduk.

Ne oldu? Hayal kırıklığı. 1.cd o kadar anlamsızdı ki. Kendime da kızıyorum bir yandan: Belliydi zaten, herkesin bu kadar ağlak olmasından anlamalıydım falan sıralıyorum. Çok şükür başladığım işi yarım bırakmam. Yoksa hayatta bu filmi bitirmezdim. Bir yerden sonra (aşağıda) öyle bir döndü ki U dönüşü tam anlamıyla. (Bu arada duran saat-çalışan saat vs konuşmaları çok güzeldi.)

ortadaki saat çalışıyor-k

Tavsiyem sabırlı olun. İzlerken bir yandan yemek yiyin, başka işlerinizi görün, sevdiğiniz kitabı okuyun, filmin hızını 2’ye katlayın, kızlar tırnaklarını törpülesin, erkekler spor haberlerini gözden geçirsin… Neticede o vakti atlatın. Feraha ereceksiniz. Ufukta ağlamak var, evet. 2. bölümün uzun bir kısmında hem de. Kaç haftadır ağlamıyordum, harika oldu. Çok rahatladım amma stres biriktirmişim. Yine eski taş günlerime dönüyorum sanıp korkmuştum. Umarım böyle filmler tükenmez.

Dip not olarak son bir şey daha belirteyim “More Than Blue” olarak bahsettim adından, lakin “A Story Sadder Than Sadness” adıyla da biliniyor. Bu kadar depresif neticede.

Konu

Bir şarkıcı ve menajeri sözlerini beğendikleri bir şarkının ilginç hikayesini dinlemeye başlarlar: Adam kanser hastasıdır, şu hayatta son yaptığı iş sevdiği kızı başka bir adamla evlendirmek olur.. (Çok salakça değil mi) Yeri gelmişken.. Kıza başta sinir oldum- otistik misin kızım?

otistik zannettik, ne çıktı yahu

Her neyse K ve Cream’in hikayesini dinliyoruz sürekli. Domino taşı etkisine hazır olun derim!!

Sevdiğim bölümler (bu seferlik sadece birkaç replik yazdım nasılsa izlersiniz diye, bir de ağlatması güzeldi)

  • “Eğer sen benden önce ölürsen seni öldürürüm.” –Bu söz ne kadar anlamlıydı değil mi…
  • Kız dişçi için şöyle diyordu: “Onunlayken sterilize oluyormuşum gibi hissediyorum.”
  • Felsefemiz: “İnsanlar asla yalnız olmamalı”
  • “Aşk dişlerini fırçalamak gibidir, bunu birine göstermek için yapmazsın, tek başına yaparsın..” ve “Evlilik diş fırçası kabı gibidir. Diş fırçaları hep birarada  olmalıdır.”

çin işkencesi-more than blue more than blue-1

Ağlamak isteyen birinin bu filmi sevmemesi mümkün değil.

12 Yorum leave one →
  1. Nisan 23, 2010 7:51 pm

    çok acaip yahu, ben de aylar önce çok övüldüğünü duyunca ilk kısmını izlemiştim. ardından o kadar gıcık oldum ki bilgisayarımın o günlerdeki yavaşlığını da bahane ederek devamını izlemedim. ama sırtımda öyle bir yük oldu ki bu film, pek çok şeyi yarım bırakırım dizi, anime vs. ama daha önce hiç bir filmi yarı bırakmamıştım. neyse geçenlerde bir yerde filmin hiç de başladığı gibi devam etmediğini duyarak önyargılı yaklaştığımı anladım ve indirdim 2 gün önce. pazar günü izlemek üzerine plan yaptım. şimdi yazının başını görünce bu filmin çoğu kişi tarafından aynı önyargıyla kurban edildiğini anladım. neyse demek ki önyargı kötü bişeymiş(sanki bilmiyoduk öyle olduğunu) yazının devamını tabi ki okumadım, muhtemelen pazar geri gelicim ve tamamını okuyup bir yorum daha yapicim :)

  2. bunusevdim permalink*
    Nisan 25, 2010 8:24 pm

    Evet, ağlayacaksın, nihahah
    Bu arada spoiler olunca beyaz yazıyorum, kimseler görmesin diye :) O yüzden genel anlamda okurken rahat olabilirsin, ancak ilk yarım saatini anlatırım en fazla. Sonrasıyla ilgili önemsiz, çook basit şeyleri belki- komik yerler gibi

  3. mavi permalink
    Mayıs 6, 2010 9:23 pm

    yahu iyiki okudum yoksa kesin bırakırdım
    ismi ve başrol oyuncusuna başka bir dizi vesilesi ile aşık olmam sebebi ile hayli ilgimiçekmiş ancak bazı altyazı sorunları nedeni ile hala izleyememiş olduğum bir yapım.
    hemen izleyesim var aslında
    ama ben sıkıcı yapımları başrolünde kralı oynasa hatta yapıma benim değil kullanıcı adımı gerçek adımı verseler izleyemem.
    ancak madem diyorsun ki sabret
    deneyeceğim
    ve tam buraya döneceğim ^^’

  4. bunusevdim permalink*
    Mayıs 6, 2010 9:46 pm

    Tamam taşın altına elimi sokayım o zaman. Merak ettim şimdi bakalım ne kadar sevecek misin
    Kim’de döneceğim diye gitmişti gerçi ama giden gelmiyor :)

  5. kurt permalink
    Şubat 19, 2011 10:21 am

    :))) Ağlamak isteyen birinin bu filmi sevmemesi mümkün değil :))
    bayılıyorum ağlanç kore filmlerine ,nerde böyle ağlanç filmler.

  6. Ekim 19, 2011 8:58 pm

    Muhteşemdi nasıl ağladım a moment to remember ,bir milyonerin ilk aşkı birde bu en ağladığım kore filmleri diğerleride çok ağlaktı hele diziler bof gibi

  7. freak814 permalink
    Ekim 17, 2012 1:16 am

    bu filmin girişi , onu sonuna kadar başka hiç bi şeyle uğraşmadan izlettirecek kadar güzel.Film son iki dakikada çözümlenseydi yine 8 kez izlerdim..:)

    • freak814 permalink
      Mart 15, 2014 9:21 pm

      yani burada filmi yarıda çözdüm oldu bitti diyorum…….yine de seyretmeyin bilader bole filmleri..drama drama nereye kadar :)…

  8. buse permalink
    Ekim 28, 2012 2:47 am

    Aşkın sözcüklere ihtiyacı yoktur. Eğer kelimelere ihtiyaç olsaydı dilsizler nasıl sevecekti?
    Aşkın görmeye ihtiyacı yoktur. Eğer görmeye ihtiyacı olsaydı körler nasıl sevecekti?
    Aşkın dokunmaya ihtiyacı yoktur. Eğer dokunmaya ihtiyacı olsaydı elleri olmayacaklar nasıl sevecekti?
    Aşkın birlikte gezip tozmaya ihtiyacı yoktur. Eğer gezip tozmaya ihtiyacı olsaydı yatağa mahkum, felçli ve sadece gözlerini oynatabilen biri nasıl sevecekti?
    Aşkın paylaşılmaya ihtiyacı vardır. Onu herşeyden üstün tutmaya, anlamaya, değer vermeye, herşeyi göze almaya, sonuna kadar gitmeye…
    Bazen kaçmaya, bazen kaçamamaya…
    Bazen saklanmaya, bazen cesurca haykırmaya…
    Bazen vazgeçmeye, bazen vazgeçememeye…
    Çünkü aşk fedakarlıktır. Sadece fedakarlık…

    • freak814 permalink
      Mart 15, 2014 9:23 pm

      peh peh peh….breh breh breh…

      • freak814 permalink
        Mart 15, 2014 9:27 pm

        yorumumu sevmessen ahanda şurada soju mu duvara atıyorum .. :) kendine iii bak

  9. Mayıs 21, 2015 5:58 pm

    Bu yıl kerem bbursin oynuyor cekim yerini biliyomusunuz lutfen syledi yin

Yorumunu sevdim

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: