Skip to content

Kimi ni Todoke/ Reaching You **100.yazı**

Mayıs 21, 2010

 Kimi ni Todoke Cover

Madem öyle işte böyle.. En sonunda okudum meşhur “Kimi ni Todoke”yi namı diğer “Reaching You” yahut “From Me To You”. Japon malı işleri Kore malı olanlara nazaran üstte tutamam asla. Ama söz konusu olan mangalar ise, Japonlar 5-0 öndeler.

Bir örnek vermem gerekirse:

vahşi yano

Yukardaki çizimde insan nereye güleceğini şaşırıyor. Cürretkar Yano’nun Kazehaya’yı arkadan tekmeleyişine mi, erkeksi Yoshida’nın bile utanışına mı, normalde sakin biri olan Kazehayasawako’nın şaşkınlıkla karışık sinirlenişine mi, arkadan “Gördüm, valla gördüm, ehi ehi” diye sırıtan oğlanlara mı.. Manga dünyası apayrı ve harika bir dünya gerçekten.. Ben de yerimi almak istiyorum bu yüzden.

Bu manga hala yayınlanmaya devam ediyor. En son 44. bölümü yayınlandı. (Harika bir bölümdü cidden, niye derseniz baştan sona her şey Kazehaya’nın bakış açısından anlatılmış da ondan, vaaaayy dediğinizi duyar gibiyim) Ben o kadar sevdim ki bunu, 100. blog yazım olarak başka bir şey yazmayı düşünmedim bile. Şu yandaki çizim bile beni benden almaya yetiyor, o derece sevdim her şeyini. O halde bu ödüllü shoujo’yu tanıtmaya başlayayım.

  kuronuma sawako

Karakterler

Kuronuma Sawako:  Ben Sadako benzetmesini sevdim, o nedenle bu ismi kullanacağım. Çok saf bir vatandaş kendisi. Fevkalade alıngan olmasının yanında fevkaladenin fevkinde de iyidir ve kendisine yapılan en küçük bir iyilikten bile mutluluk duyar, senelerce minnet duyabilir. Ev işlerinde annesine yardım eder, okulda da öğretmenine. Dersleri çok iyidir keza okuldan eve evden okula rutininde yapacak pek de bir işi yoktur.

Kazehaya Shouta: Başrol oğlanı, buna da Kaze diyelim, uff isimleri uzun ve bu sefer birbirine çok karıştırıyorum. Kazehaya başlarda çok anlayışlıydı aslında. (Mesela başlarda Sawako’nun çıkma fikrine nasıl hazırlıksız olduğunu anlamıştı) Sawako’ya yardımcı oluyor, hep o görmeden yolundaki engelleri kaldırıyordu falan filan. Ama çocuğun da sabrı bir yere kadar :) Meğer ne kadar sabırsız ve agresif biriymiş de haberimiz yokmuş.

Yano ve Yoshida: Bu ikili de Sadako’nun ilk arkadaşları. Babası ilk endişelenmiş olsa da nasıl tipi tip kızlar olduklarını görünce, sonradan özünde iyi kızlar olduklarını hep beraber anlıyoruz. Yano süslü, kulağında milyon tane küpe deliği olan ve yine milyon tane erkek arkadaşı olan kız. Yoshida erkek gibi olan ama korku filmlerinden korkan kız. Bu ikisi başlarda hep ayrılmaz ikili olarak takıldıkları için mangaka bile bunun geyiğini yapmış: Hangisi Yano’ydu bunların? :)

Ryu var, Yoshida’nın çocukluk arkadaşı. Pin var, sınıf hocası ama aslen beyzbol hocası. Sadako’nun başka arkadaşları da var ama isimlerini hatırlayamayacağım şimdilik.

Kurumi: Bu da güzel rakip. Rakip falan değil ama “Sawako”cum böyle tanımlıyorsa onu mu kıracağım. Bu kız da Kazehaya’yı sevenler derneğinin başkanı desek yalan olmaz.

 

Konu

Hiper süper gizemli ve karanlık görünümlü kızımız Sawako 15 yaşındadır ve yeni lisesinde yeni hayatına alışmaya çalışmaktadır. Ancak bu göründüğü kadar kolay olmayacak çünkü okulda Sawako ile ilgili dedikodular bitmek bilmez. Herkes Sawako’nun ruhlarla konuşabilen, gizemli güçleri olan, ona bakanları lanetleyen biri olduğunu konuşmaktadır. Üstelik adı da “Halka” filmindeki Sadako’ya ne kadar da benzemektedir! Bu dedikodulara kulak asmayan Kazehaya, Yano, Yoshida, Ryu gibi kişilerle arkadaşlık kurmaya başlayan Sawako gerçek dostluğu tattıkça olgunlaşır. (Resmen bir elmanın kızarışı gibi, Sawako’nun son hali öyle tatlı ki, yeme de yanında yat:) ) Doğru dürüst gülmeyi bile beceremeyen kız nereden nereye geliyor. Bence kendi kapasitesini aşıyor. 44. bölümde Kazehaya’nın benim bu söylediğime katılmadığını görüyoruz gerçi, hahah.

gülme

 

Sevdiğim Bölümler  (Okuyanlara özel)

  • Kız oğlana çok büyük bir hayranlık ve saygı duyuyor. Çünkü çok arkadaşı var. Mesela diğer sınıflardan oğlanı görmeye kızlar geliyorlar. Kızın tepkisi “vaaayy, ne kadar etkileyici..” oluyor.
  • Tüm sınıf arkadaşları kıza 3 saniyeden fazla bakarlarsa lanetleneceklerine inanıyorlar. Hatta sınıf hocası bile inanıyor buna. Basketbol koçuna anlatıyordu başlarda. “Ona 3 saniyeden  uzun baktım, ertesi gün cırcır oldum.” Koç da şöyle diyor: “Anlıyorum, sen bir gerizekalısın.” Buraya çok gülmüştüm.
  • Kaze Sadako’ya derste kağıt atıyor. O da nasılsa bana atmamıştır diye, arka sıraya iletiyor.mini etek şovu Kaze bir telaşlanıyor, kağıdı kapmak için fırlayışı çok komikti.
  • “Bir insanın hayatta sınırlı miktarda mutluluk yaşayacağını düşünürsek eğer.. Sanırım ben yarısını kullandım.” diyordu Sadako gayet masumane bir şekilde.
  • Erkeksi tavırlı olan, bilmem kaç kişiyi dövdüğünü söyleyen Yano hayalet hikayelerinden korkuyordu. Yandaki resimde Yano’nun beni güldüren mini etek dönüş şovunu görüyoruz.
  • Sadako’nun arkadaşları(!) olduğunu öğrenen annesi sevinçle karışık telaşlanarak “Bir dahakine arkadaşlarını eve oynamaya da çağır” şeklinde saçmalaması..
  • Futbol oynamaları..
  • Sadako saçıma perma yaptırmalı mıyım? diyor. Kızlar hemen onu koyun gibi hayal edip itiraz ediyorlar..

permalı sawako saçı

  • Yılbaşı hediyesi olara Kazehaya’ya bere yerine bel ısıtıcı? kalması. En komik yerlerden biriydi.
  • Kızımız e-mail adresi olarak kendine neyi uygun gördü dersiniz: sawako.not.sadako.1231@..   Mangayı okurken cips yiyordum, bu bölüm o kadar komikti ki gülmekten boğazıma kaçtı..
  • Bir şapşal çikolatayı veremeyerek fıtık etmişti Sadako beni! Hay sizin giri’nize de honmei’nize de..
  • Ancak bir manga “beni kalbimden vurdun” sözünün anlamını açıklamalı olarak gösterebilirdi!
  • Sawako’nun Kazehaya’nın evlilik ile ilgili sorusuna cevabında gösterilen şu diyagrama bayıldım:

fantazi

    • Unutmadan yazayım, Kazehaya Sadako’yu bir hışımla götürmüştü de “Ryu’yu seviyor musun?” demişti ya, sonra da olduğu yerde çökmüştü. Ne kadar sevimliydi, değil mi…
    • Bir de manganın her bölümünün ilk sayfasındaki alttaki küçük resimlere bayılıyorum. Genelde Sadako ile ilgiliydi haliyle. Değişik kostüm ve durumlarda çizilmiş, harikaydı hepsi.

Kimi ni Todoke karakterler

Kimi ni Todoke’yi çok sevdim çok.

Reklamlar
17 Yorum leave one →
  1. Mayıs 21, 2010 10:53 pm

    en sevdiğim shoujo olur da ben yorum yapmaz mıyım!!!
    öncelikle manga ve anime alanında japonların başarısı su götürmez, doğru. ama ben manhwaları da seviyorum. çizim açısından farklı bir deneyim sunuyor, konuları da daha dallı budaklı her kore işinde olduğu gibi. neyse yine de mangalar 1 numaradır. kore japonyayı ancak sinemada geçebilir^^

    konuya dönersek ilk başlarda ninsan’la yalnızdık, her hafta blogunu ziyaret ederdim de otaku bir şekilde yeni chapter’ı tartışırdık. giderek çoğalıyoruz, ben de sanki ben yazmışım/çizmişim gibi mangayı seviniyorum^^ neyse ben de zamanında nosebleedler eşliğinde uzunca bir yazı döşenmiştim bu manga hakkında. o yüzden çok uzatmadan söyleyebileceğim şudur. japonlar yememiş içmemiş manga yazmış. zibilyon tane de shoujo var içlerinde. ama bana en sevdiklerim sorulursa kimi ni todoke verebileceğim bir kaç örnekten biri olur. sanırım eylülden beri hayatımın önemli bir parçası bu manga. sürekli manga sitelerinde aramak, yeni bölümünü beklemek bile güzel^^ çok doğal, sıcak bir o kadar da sevimli. en önemli artısı büyük entrikalar çevirmeden okuyucuyu merakta tutabilmesi, heyecan içinde okutabilmesi bence bu manganın.

    çok severim, herkes okusun^^
    (bu arada filmi de çekilecek, oyuncuları severim ama pek umutlu değilim maalesef)

  2. bunusevdim permalink*
    Mayıs 22, 2010 9:54 am

    Niye live-action’dan umutlu değilsin? İnternette de bununla ilgili çok sayıda yazı gördüm. Herkes oyunculara bayılıyor ama kimse oyuncuların bu rolleri oynamasına razı deil. Hatta biri yazmış ki, ben o çok sevdiğim oyuncunun Kimi ni Todoke live action’da oynadı diye meşhur oldu denmesine razı değilim? Gerçekten anlayamıyorum mangaların live-action’ları kötü mü oluyor ki? Bu konuda çok cahilim gerçekten
    Bu arada ben mangayı okumaya başladığımda da bitirdiğimde de 44 bölümdü. 45, 46 ve 47. bölümlerin orijinalleri varmış. Niye yayınlamıyoralr çevirilerini. Bir de yeni volume 11 Haziran’da çıkacakmış. Yenisi çıkınca mı eskisinin çevirisini yayınlıyorla?
    Bir shoju okudum aklım allak bullak oldu böyle :)

  3. Mayıs 22, 2010 4:16 pm

    hemen açıklayayım bu’cum. cast’ı severim ve onların bu rolleri oynamasına karşı değilim. kariyerleri açısından da kötü bir şey olarak görmüyorum. memnuniyetsizliğimin sebebi live action’lara gereken özenin gösterilmemesi. japon sinemasının önemli bir kısmını manga uyarlamaları oluşturuyor ve maalesef dizi havasından kurtulamıyor. görselliği zaten geçtim ama senaryo hakkıyla yazılmıyor sanki. seyirci çekme adına olmayan şeyler ekleniyor, yani animeler kadar sadık bir uyarlama olmuyor. neyse yine de iyi düşünelim, nasılsa benim oyunculara veya mangaya karşı sempatimi törpülemez izlesem de^^

    valla çeviriler senin benim gibi kişiler tarafından yapılınca olay biraz onlara kalıyor. eğer yavaş bir grup çeviriyosa beklemek zorunda kalabiliyoruz. daha önce haftada bir yayınlanıyordu ama o zaman japonyaya yetişememiştik, şimdi yetiştik zaten yeni chapter aydan aya gelicek. neyse mevzuya döneyim, volume bekleme gibi bi durum yoktur çünkü sonuçta yasal yollardan yapılmıyor bu çeviriler, yani öyle bir kısıtlama yapılamaz sanırım. bu mangada bence hala orijinal japonca raw’lara ulaşılamadığı için çevrilemiyor. yoksa çeviri ekibi hızlı bildiğim kadarıyla. zaten vampire knight, naruto veya bunun gibi mangalar çok okunduğundan hızlı çevriliyor, az okunanları 1 yıl bile bekleyebiliyosun. bu tür popüler mangaların raw’ına ulaşıldığı anda japonyadan 2 gün sonra en geç okuyabiliyoruz. (ne konuştum bee^^)

  4. Mayıs 22, 2010 4:33 pm

    Ben bir sitede manganın 45-46sının falan japonca bölümlerini gördüm. Demek ki çevirenler sallamamış. Yeni mangalarla uğraşıyorlar belki de. Çok kızdım şimdi :)
    Bir soru daha soracağım o zaman. Ben eski bir arkadaşımın “Skip Beat” okuduğunu öğrendim kısa bir zaman önce. O da hala devam eden bir shoujo, benden iyi bilirsiniz. Bir naruto ya da bleach kadar okunuyormuş. Ama çok uzun şimdiden 150 bölümü var. Çok özendim. Okunası bir şey mi sence?

  5. Mayıs 22, 2010 4:43 pm

    Bir de isteğim var: “One Shot” önerileri istiyorum :) Ben öykü de severim zaten, hemen kolaya kaçıveriyorum

  6. Mayıs 22, 2010 5:44 pm

    olabilir valla, benimki tahmin zaten. neden çevrilmediğini ben de anlamadım ve kızdım şimdi. gördüğün siteye belki daha yeni eklenmiştir en iyimser bakış açısıyla^^

    skip beat’in bir kısmını indirmiştim, hala okuma imkanım olmadı. ama sağlam kaynaklardan çok iyi olduğunu duymuştum, şans ver bence^^
    ben one shot pek okumuyorum ama kısa olanlardan düşünürsem beast master’ı kesinlikle tavsiye ederim. 5 chapter’dı yanlış hatırlamıyorsam, ben çok sevmiştim. 24 colors da yine kısaydı ve hoştu^^

    daha uzun manga olarak devam edenlerden var sevdiklerim kyou koi wo hajimemasu, koishi tagari no blue olabilir. biten ve pek sevdiğim kore işi manga yani manhwa var you’re so cool tavsiye edebilirim. vampire knight yine sevdiğim shoujolardan ama izlemediysen animesiyle başlamanı tavsiye ederim, ardından manga olabilir(devam ediyor). hem shoujo hem vampirli^^ cutie boy var manhwa o da güzeldi bitmiş en azından çilesi yok^^ yine devam edenlerden, şu anda animesi yayınlanan kaichou wa maid sama da güzel, animesi özellikle. bahsettiklerimin linklerini ekliyorum, herkes yararlansın^^

    http://www.mangafox.com/manga/beast_master/
    http://www.mangafox.com/manga/24_colors_hatsukoi_no_palette/
    http://www.mangafox.com/manga/kyou_koi_wo_hajimemasu/
    http://www.mangafox.com/manga/koishi_tagari_no_blue/
    http://www.mangafox.com/manga/you_re_so_cool/
    http://www.onemanga.com/Vampire_Knight/
    http://www.mangafox.com/manga/cutie_boy/

  7. Güneş permalink
    Mayıs 23, 2010 6:44 pm

    acaba bu manganın türkçesini yayınlayan bi site var mı? ya da şöyle sorimm türkçeye çeviren site var mı mangaları:)

    • bunusevdim permalink*
      Mayıs 23, 2010 7:02 pm

      http://www.mangaturk.com/
      http://www.soulofanime.org/shoujonosekai/

      Bu ikisine rastlıyorum ben sürekli. İlkinde vampire knight 35. bölüme kadar inmiş. Sanırım ben onu okuyorum, tam nerden indirilmiş mangayı okuduğuma emin olmamakla beraber :)
      İkincisinde de kimi ni todoke’yi 9’a kadar çevirmişler.

      Başka sitelerde Türkçe okuyup da memnun kalan varsa yine söylesin tabii

  8. bunusevdim permalink*
    Mayıs 23, 2010 6:53 pm

    Vampire Knight’ın mangasına başlamıştım aslında, animeye mi döneyim. Aslında ilk defa Türkçe çeviri okuyorum, ne yalan söyleyeyim şimdi çok garip geldi ve hiç hoşuma gitmedi. (Manga değil Türkçe okumak)
    Çook teşekkür ederim ben herkes adına :) Eminim bu linklerden yararlanan çok kişi olur. Zevkine güveniyorum, okurum ben bunları.

  9. Mayıs 23, 2010 7:57 pm

    kawaiii :d ben animesini izleyip sonunda da çokça sinir olanlar tayfasındanım :s kazehaya orada çok mülayimdi mangada coştu mu noldu :s benim bunu okumam lazım, live action’ı umarım ki güzel olur :)

  10. bunusevdim permalink*
    Mayıs 23, 2010 8:23 pm

    Animesini nasıl bitirdiler bilmiyorum ama manganın son zamanlarında Kazehaya çok sabırsız biri oldu. Zırt pırt sinirlenip depresif bir modda dolanıyordu. Kendisi için de “Ben hiç de iyi biri değilim” anlamında cümleler sarfettiği görülmüştür :) Ama toparlamıştı en son, haliyle :) Bundan sonra nasıl biri olacak ben de merak içindeyim.

  11. Mayıs 23, 2010 9:09 pm

    vampire knight’ın bana sorarsan önce animesini izle bitir (2 sezon 26 bölüm toplamda) ardından mangasını oku. hatta mangasını da baştan oku. giderek hikaye dallanıp budaklanıyor, mangası çok güzel. ama ben animesi ile başladığımdan ve animesine bayıldığımdan benim yöntemimle ilerleyebilirsin. hoşuna gitmezse (sevmeyene rastlamadım ama insanız sonuçta^^) mangaya hiç geçmezsin.
    türkçe manga hiç okumadım, hoşuma gitmez gibi geliyor ama sırf meraktan bir ara bakıcam.
    tavsiyelerimden okuduğun olursa iyi/kötü düşüncelerini öğrenmek isterim bu’cum :)

  12. Mayıs 26, 2010 5:17 pm

    10o. yazın kutlu olsun demeyi unutmuşum Güzel Kızım bağışla. 1.5 yıldır blog yazıyorum ancak 100 ulaşabildim geçenlerde :D Çok tembel gördüm kendimi. Daha 100-200-300 leri görürüz umarım :)

  13. bunusevdim permalink*
    Mayıs 27, 2010 3:28 pm

    Unnim teşekkür ederim, çok incesin, benim de 1 yılı doldurmama az bir zaman kaldı zaten

  14. Mayıs 27, 2010 4:12 pm

    Biz seni geç keşfettik o halde. Olsun geç olsun geç olmasın. 2009 Şubatta başlamışım ben ama hep Nisan diye hatırlıyorum garip. Bence tarzın çok özgün ve de farklı. Devam edin efem :D Bu arada dün Lee’ye diyordum güzel kızım nerelerde özledim diye :) Arada senin de hayatın olduğunu unuyor muyum ne? :D :D :D

  15. bunusevdim permalink*
    Mayıs 28, 2010 7:55 am

    Hatırlanıyorum demek ki, harika :) (bilgisayarın bu tarafında bir yandan ağzı kulaklarına varıp bir yandan kabarmış bir kız oturuyor)

  16. Mayıs 28, 2010 1:34 pm

    Tabiiki hatırlanıyorsun, bekleniyorsun ne sandın ki :D

Yorumunu sevdim

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: