Skip to content

Howl’s Moving Castle/ Yürüyen Şato

Mayıs 23, 2010

 Howls-moving-castleposter

Kesinlikle bayıldım. Çok çok çok çok çok sevdim. Harikaydı. Sevdiğim her şeyi bir araya getirmiş bu anime. Gittikçe daha büyük bir Miyazaki hayranı olacağım galiba.

Bu anime Miyazaki’nin diğer animelerine kıyasla aşka daha çok değiniyormuş. Hepsini izlemediğim için –muş’la yetiniyorum şimdilik. Ama Howl ve Sophie arasındaki masum yakınlaşma, yakışıklı Howl’ın yaşlı bir temizlikçi olan Sophie’yi bile ilgiyle karşılayışı, görünümünden bağımsız davranması falan falan. Uzar gider bu, sözün özü: Nispeten romantik bir şey olmuş.

 Sitesine girip bir yandan Joe Hiaishi yapımı şahane parçayı dinleyip çocuk olurken bir yandan o muhteşem 4 renkli çarkı döndürüp istediğiniz dünyaya girin. Nam-ı diğer “Hauru no ugoku shiro” IMDb’den 8’i almış olup, gönlümdeki puanı 10’dur efem. Bir İngiliz kitaptan uyarlanmıştır. 2006’da en iyi anime dalında oscara aday gösterilmiştir.

Howl’ı seslendiren Takuya Kimura’dır bu arada.

Son bir dip not olsun. Bunları yazdıktan sonra internete şöyle bir baktım, yaptığım yorumların çoğunu insanların sürdürdüğü, her biriyle ilgili uzun uzun yazılar yazdıklarını gördüm. Ehi ehi, ben de farketmiştim diye kabardım biraz.

Konu

İsraf Cadısı Sophie’yi 90 yaşında bir nine haline getirir ve bu güzel büyü paketine bunu kimseye anlatamayacağı bir büyü eki yapmayı da unutmaz. (Asıl amacı Howl’ın gencecik erkek kalbini ele geçirmek olduğunundan onun aracılığıyla Howl’a mesaj yollar) Bunun üzerine cadıyı bulup büyüyü çözmeye karar veren Sophie yürüyen şatoyu bulur ve Howl’ın yanında temizlikçi olarak çalışmaya başlar.

H: “Seni kim tuttu?”

S: “Kendim. Çünkü burasının ciddi bir temizliğe ihtiyacı var.”

H: “Peki.” 

bunusevdim: “??!!!????”

 howl sophie ilk karşılaşma

Karakterler

Sophie: “Ben güzel değilim”den başka bir söz bilmeyen güzel şapkacı kız. Yaşlılığı “Spirited Away”deki cadının aynısıydı sanki.(Beni hariç) Yalnız “Ay,aman yaşlılıkta pek zor, neyseki dişlerim var” tarzı hayıflanmaları pek bir şekerdi. Sürekli gençleşmesi de gözlerden kaçmadı… Uyurken hep çocuk kalması çok sevimli bir ayrıntıydı. Gün içinde de çocukluğa çok yaklaştığı anlar oluyor ama nineliğe geri dönüveriyordu. Ama tek değişmeyen o gri saçlar oldu.

Ama sonlara doğru niye herkesi öptü, niye niye niye?

Howl: Bu da animenin “jönü”. Hahahhah. Kızlar çok seviyormuş kendisini şeklinde aldığım istihbarat doğrultusunda izlemeye başlamıştım zaten. Biz de pek bir sevdik. Bu ana kahramanın kuşlaşması konusunda Miyazaki’nin çocukluğuna inmek gerek heralde. O küpeler de yakıyordu :)

İsraf Cadısı: Bu Türkçe’ye “Issızlığın Cadısı” diye çevrilmiş ama israf cadısı karakterine daha uygun bence. Onun yaşlılığı da ayrı bir komikti. Genç erkeklere pek düşkün bir cadımızdır kendisi. Bunun tüm gençliğinin elinden alınıp asıl yaşına döndürülmesi bana şu fikri verdi: Bizim bol estetik yaptıran ünlülerimize de aynı büyüyü uygulasak ne hoş olur.

Şalgam kafa: Sophie’yi zıplaya zıplaya takip eden korkuluk.

Markl: Howl’ın yanındaki küçük çocuk. Kılık değiştiren hali komikti.

Madam Suliman: Howl’ı yakalamaya çalışan, esas kaçılan kişilik.

Bir dip not geçmeden bu bölümü tamamlamak istemiyorum. Ne kadar seversem seveyim bu animeyi, bu benim artık çocuk olmadığım gerçeğini değiştirmiyor ve şu aşağıdaki sahnede gülmekten kendimden geçmemi önleyemiyor :) Hele hele “Gönül kime konar bilinmez” lafı 2. bomba oldu, hahahahah.

 pabucumun prensi

Sevdiğim Bölümleryürüyen şato

  • Yürüyen şatonun herşeyi
  • Konuşan hatta ara ara gaza gelen sevimli ateş- Calcifer. (Buna sinirli ateş şeytanı diyorlar, de get derler adama) Bu yok mu bu! Kendisinin marifetleri sınır tanımıyor. Yumurta kabuklarını yiyişini yerim ben senin. Ayrıyetten çok da güzel saç keser.
  • Havada yürümek. Ben de isterim! ***
  • Howl:“Güzel değilsen yaşamanın ne anlamı var ki?”
  • Howl’ın sapsarı saçları siyah olunca depresyona girmesi :) Birden şımarık oğlan çocuğu yönünü görüvermemiz.
  • Kapının üstündeki dönen yuvarlak şey, hangi renge döndürdüğüne göre şatonun bulunduğu yer değişiyor: Siyah olandan sadece Howl geçebiliyor, mavi kasabaya açılan, yeşil Sophie’nin geldiği yeşillik dağın tepesine, bir de kırmızı vardı o da garip bir yere açılıyordu.. Sonra hediye olarak yeni bir renk ekleniyor falan, ooooo..
  • Başta cadıyken sonra Sophie’nin evine çöreklenen “genç erkek kalbi” meraklısı yaşlı tilki babaanne

keyfe bak oohh

  • Çok hoşuma giden bir başka yer de Howl’ın verdiği yüzük kısmıydı. Bu yüzük seni koruyacak diye Sophie’ye yüzük verdi ama o gayet 90 yaşında bir nine bakış açısıyla “Sırf beni gaza getirmek için verdi, olur mu canım öyle şey” şeklinde mızırdanışı. Köpeği Howl sanışı…
  • Küçük bir çocuk da olsanız, 90 yaşında nine de olsanız yorgunluğun üstüne muhteşem manzaranın karşısına kendinizi bırakıp çayınızı yudumlamak, arada içine kekinizi bisküvinizi banmak, temiz havayı içinize çekmek gibisi yok. Bu duygu ne güzel gösterilmiş değil mi Sophie ve Markl beraber dinlendikleri zaman. Zaten yürüyen şatonun balonundan manzara her daim harikaydı, orası ayrı.
  • “Sonunda kormuka istediğim birini buldum.. Seni”
  • “Howl bencil, korkak ve tutarsız olabilir ama bağımsız olmak istiyor!”
  • Sophie’nin ateşe su döküşü! Böyle sıradan gibi gözüken bir olayın bu kadar şaşırtıcı olacağını düşünmezdim.
  • Yapraklardan yayılan günışığı gibi/ dört bir yana saçılsak da/ aramızdaki aşk ebediyen yaşayacak../ Şimdi yalnız olsam da yarınlarım bitmeyecek/ tıpkı senin bana gösterdiğin karanlıkta gizlenen şefkat gibi./ Nasıl olduysa kaybettim/ anılarımın arasında seni./ Bir ırmağın kahkahasında, bir çiçeğin kokusunda, gökyüzünün enginliğinde/ Sonsuza dek yaşayacaksın.
  • Yine yeni yeniden, kötülerin de iyi olduğu iyi bir film diyerek bitiriyorum.

Bunu sevdim. (Az ve öz olarak duygularımın ifadesi)

14 Yorum leave one →
  1. Mayıs 23, 2010 9:51 pm

    Niye izlediğim gibi unutuyorum ben bu animeleri halbuki izlemiştim TRT çocuk vermişti. Hatta Cnbc-e de verdi sanırım. Neyse nereden izleriz ki başka çabuk geçtim kusura bakma :) Anime-Manga olayı bayıyor beni :)

  2. bunusevdim permalink*
    Mayıs 23, 2010 10:03 pm

    Sahi ben link falan vermemişim, direk cd’den izlemiştim çünkü
    http://www.izlefilmizle.net/yuruyen-sato-howls-moving-castle-turkce-dublaj-film-izle.html–yalnız bu türkçe dublajlı, başlıktan da anlaşılabileceği gibi, ben japonca sesleriyle izledim
    şimdi sen bunu sevmedin mi hatırlamıyor musun

    • İlayda permalink
      Eylül 17, 2016 10:05 pm

      Yaa bende Japon ses Türkçe altyazı istiyordum..

  3. Mayıs 23, 2010 10:49 pm

    Ya uzun zaman oldu herhalde dikkatli izlemedim. Yoksa severim böyle güzel anlatımları.

  4. Güneş permalink
    Mayıs 24, 2010 10:47 am

    ahhhh ilk göz ağrım harika mı harika şeker mi şeker bir anime ayrıca bunu izledikten sonra 1 hafta ahhh howl diye dolaşmış aşık olunan anime kahramanlarım arasında 1. sıraya koymustum:) Miyazaki zaten animenın kralı unvanını sonuna kadar hak ediyor:) yalnız bir düzeltme yapmak istiyorum Miyazaki’nin bu filmi oscar almadı oscara aday oldu Sprited away oscarı aldı. Sprited away’i de ben çok beyenmiştim yaratıcılık budur helal be lafları eşliğinde filmi izlemiştim:)

    • bunusevdim permalink*
      Mayıs 24, 2010 1:41 pm

      Çok teşekkür uyardığın için, hemen düzeltiyorum. Ben Sprited Away’den daha çok sevdim, bilmiyorum belki tamamen benim o anki halimden kaynaklanıyor da olabilir ama Sophie’yi izlemek daha eğlenceliydi. Howl’a zaten bayılmamak elde değil :)

  5. Mayıs 24, 2010 11:59 am

    Biz kızlarla oturup izlemiştik bu animeyi (: çok güzeldi, hatta bu cumartesi bi daha izlemek üzere kenara ayırıyorum.

    • bunusevdim permalink*
      Mayıs 24, 2010 1:42 pm

      Ama şimdi benim de aklımı çeliyorsun, yeniden izleyesim geldi bu planın üstüne :)

  6. Haziran 8, 2010 9:20 pm

    sonunda izleyebildim. çoook tatlı ya. güneş’in dediği gibi howl’u ben de sevdiğim anime karakterleri arasına aldım. karakterlerin hepsini bağrıma bastım. ben de özellikle markl’a bayıldım, pek şeker. müzikler için diyecek bişey bulamıyorum joe abi yine yapmış yapacağını. masalsı havası, karakterleri, göndermeleri herşeyiyle süperdi. sen de çok güzel anlatmışsın, animeseverler izlemeli mutlaka :)

    • bunusevdim permalink*
      Haziran 9, 2010 11:33 am

      Kim’ciğimi duydunuz animeseverler, hemen izleyin :)
      Ben animesevmezlerin de mutlaka izlemesi gerektiğini düşünüyorum. Bu animeyi sevmeyen biri olamaz gibime geliyor

      • Temmuz 13, 2013 6:37 pm

        ozellikle ben cok begendim filmi.Howla resmen asik oldum…

  7. İlayda permalink
    Eylül 17, 2016 10:09 pm

    Ya ben bunu binlerce kez izlemekten vazgeçmem. Sorun şu ki internette Japonca ses Türkçe altyazılı bulamıyorum…
    Bilen birileri olursa ve yardımınıda eksik etmezse Allah razı olsun şimdiden, gerçekten çok mutlu olurum :)

  8. İlayda permalink
    Eylül 17, 2016 10:12 pm

    Ya ben bunu binlerce kez izlemekten vazgeçmem. Sorun şu ki internette Japonca ses Türkçe altyazılı bulamıyorum…
    Bilen birileri olursa ve yardımınıda eksik etmezse Allah razı olsun şimdiden, gerçekten çok mutlu olurum :))

Trackbacks

  1. Mim: Nedir ne değildir? | Bunu Sevdim

Yorumunu sevdim

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: