Skip to content

What’s Up Fox?

Mayıs 28, 2010

what's up fox

Bunu söylemeye biraz utanıyorum ama ben bu diziyi pek bir sevdim. İnternette “What’s up fox?” dizisiyle ilgili yorumlara baktığımda +18 ibareleriyle bile karşılaşmıştım. Gerçekten alakası yokmuş. O görünümünde hemen hiçbir şey yok. Ama düşünceler için aynı şeyi söyleyemem. Asla cıvımamışlar lakin konuşulmayan bazı şeyleri konuşmuşlar, orası doğru.

Dizide, günlük hayatta başımızdan geçen ama böyle ciks film ve dizilerde şıklığı bozmamak için atlanan, bahsedilmeyen pek çok konuya parmak basmışlar. Mesela bolca doktor sahnesi var. Ama tahmin edeceğiniz üzere hep üroloji ve kadın hastalıkları üzerine.. Fazlasıyla eleştirel şakalar olmuş, hele muayenede hastaların yaşadığı sıkıntılarla ilgili. O muayene masasına bir türlü rahat oturamaz hasta kişi, hele ilk muayenesi ise :) Konuşmalarda bile üstü kapalı geçtiğimiz konuları öyle komik anlatmışlar ki.. Bir diğer örneği de kadının kız kardeşinin patronu olan adamla ilgili, ben ona acuşi desem siz anlarsınız :) Acuşinin irritabl barsak sendromu var, üstelik olur olmaz yerlerde yelleniyor, dahası zırt pırt da (önceki cümlenin devamı gibi oldu sanki hahah) idrara çıkıyor. Böyle saçma sapan sağlık sorunları var. Ama ileriki bölümlerde görüyoruz ki, bunlar bir insanı insan olarak görmemize engel değil. En romantik anlarda bile “hastalık” denip geçilebilecek şeyler. Ambiyansı bozuyor ama gittikçe daha az.

Bir diğer hemen farkedebileceğiniz nokta dizinin yönetmeni. Kendisi “My Name is Kim Sam-soon”un yazarıymış. (Hatta bu dizinin erkek oyuncusu için Hyun Bin’in adı bile geçmiş.) Tabii Kim Sam-soon tadında bir şeyler olmuş diyebilirim. Yönetmen sevenleri kavuşturmak konusunda seyirciye eziyet çektirmemekle beraber yollarına taş yığmayı da ihmal etmiyor, gittikçe daha büyük kayalar hatta heyelanlara seyircinin hazırlıklı olmasını istiyor. Sam-soon severlerin bu diziden de memnun kalacaklarına eminim.

Bu diziyi sever misiniz? Eğer Park Cheol-su’nun (yukardaki oğlan) mutlu suratını görmek sizi garip bir his eşliğinde mutlu ediyorsa (bkz. Niye sevindim ben şimdi?) şüphesiz seveceksiniz. Eğer Cheol-su’yu sevimli bulmuyor, üstelik kadına da gıcık olduysanız hiç uğraşmayın, sonra sen tavsiye ettiydin demeyin :)

Oğlanı ben “Hansel ve Gretel” adlı filmde izlemiştim daha önce. O film, çocuklar için yapılmış bir korku filmiydi :) Oradaki rolünde bir yerden sonra bezmiş ve evden kaçmak için debelenmeyi kesmişti. O “bıktım artık” tavırları çok hoşuma gitmişti, gerçi sonra “cici anlayışlı abi” ayaklarına yattığında kızmıştım biraz. Neyse sonuçta şaşırmıştım daha önce onu oyuncu olarak hiç görmediğim için. İyi yapımlarda yer alması gerek, zaten alıyor da. “Cindrella’s Sister” adlı dizide oynuyordu en son, belki görmüşsünüzdür.

Şuradan indirdim ben. Ayrıca yeppudaa’da Türkçe altyazılı 11. bölüme kadar çevirdiklerini gördüm. İsteyenler oradan da izleyebilir.

 

Oyuncular

Ko Hyun-jung:  Ko Byeong-hee rolünde: Patronunun ona hitap ettiği şekliyle Miss Ko. Evde kalmış kız kurusu olarak görüyor kendisini. 33 yaşında. Müstehcen bir erkek magazin dergisinde yazar olarak çalışıyor. Ev işi ve yemeklerden iyi anlıyor. Espritüel, dinamik bir hatun. Tek eksiği müstakbel damat adayı. .

Bizim Miss Ko [Koreli’lerin  söyleyişiyle misigo :)] tam bir bomba.. Kraliçe hayaliyle ömrünün son anına kadar yaşamış Minşıl’ımızla taban tabana zıt bir karakter. Minşıl’ın aynı anda 2 kocası vardı zaten, hahaha. Hakkında genç erkeklerle ilgili söylentiler bile vardı… Miss Ko için durum sıfıra sıfır elde var sıfır. Ha, sonra kısmeti açılıyor en bolundan.

Cheon Jung-myung: Park Cheol-su rolünde: Bu vatandaş, kendine güveni %200 olan, en salak bir anda bile kendi hayal dünyasında yaşamaya devam etmeyi becerebilen ve nasıl oluyorsa o hayalleri gerçekleştirmeyi de başaran nadide bir şahsiyet. 24 yaşında. Solak. (Dizi boyunca yaptığı her işte elini takip ettim) Araba tamircisi.

Cheol-su’nun ablası, Byeong-hee’nin kankası oluyor. O nedenle Cheol-su’yu doğduktan sonra ilk gören kişilerden biri Byeong-hee’dir, hatta şeyini bile görmüş. Tam noonası yani.

!!! Huuu, Leonardo di Caprio’ya “baby face” diyen şıpıdık kızlar! Siz henüz Park Cheol-su’yu görmediniz. Onun yanaklarını iki yanından yakalayıp “Yerim seni sosis, seni götürsem bize gelir misin, Pınar Sosis pişirir misin?” demek istiyorum. Kendisiyle inanılmaz süper kankiler olabileceğimize canı gönülden inanıyorum.. (hahha, tabii ki inanmıyorum, hepsi hayal dünyası)

cheol-su bir zamanlar

Yoon Yeo-jeong: Miss Ko’nun annesi

Kim Eun-joo: Miss Ko’nun manken kız kardeşi

 

Konu

Miss Ko’nun(33) en iyi arkadaşının küçük kardeşi Cheol-su(24) dünya turundan dönmüştür. Miss Ko ile araları da iyidir çünkü küçüklükleri beraber geçmiştir. Bu sıralarda Miss Ko’nun rahminde iyi huylu bir tümör olduğunu öğrenmesi onu çok sarsar. Zavallı kadın bu konuda çok hassastır çünkü henüz kullanma fırsatı bile olmamıştır :) İçip sarhoş olan Miss Ko’yu eve getirmek Cheol-su’ya düşer. Eve dönüş yolunda çetrefilli bir gece geçirirler. Cheol-su ile noonası Miss Ko’nun arası düzelecek mi dersiniz?

 

Sevdiğim Bölümler

  • Park Cheol-su’nun odasına hayran kaldım. Aslında benim odamda onunkine bazı yönlerden benzer sayılır. Özellikle posterlerim, evet, nihahahh. Ayrıca bir kereseinde odama o arabalı lambalardan alacaktım ama beni çocuk gibi davranmakla suçladılar. Diğer insanları dinlediğim için şu an çok pişmanım :) Bir şey daha.. Şu dönen dünyalara çocukluğumdan beri hastayım, işe başladığım ilk maaşımla onlardan almayı düşünüyorum. Zaten şimdiye kadar o müstakbel ilk maaşın hepsini harcadım :)
  • Hele Park Cheol-su’nun korna yerinde “Öp beni!” yazan direksiyon şeklindeki zili.. Ve Miss Ko’nun onu öpmeye çalışması..
  • Byeong-hee’nin fantazileri

 byung-hee fantazileri

  • Annesinin dediğine göre Miss Ko o kadar uzunmuş ki, kafadan ayağa tam olarak doğumu yarım saat sürmüş, ahhahahhah
  • Kadının annesi tam bir felaket. O yaşında işle uğraşıyor. Hiç ev işi yapmıyor. Kendi başına sinemaya falan gidiyor.. Bu kadın kendini kaç yaşında sanıyor?
  • Şu 3’lü arkadaş grubu harika: Zengin züppe adam ( Byeong-hee’nin kız kardeşinin patronu), üroloji doktoru ve Byeong-hee’nin patronu (ki onu Kim Sam-soon’daki şef olarak da tanıyoruz). Bombalar, bomba :)

garip üçlü

  • Miss Ko’nun hamile olmadığını duyduğunda Cheol-su’nun tepkisi.. Manseeii (zafer) diye bağırması. Sizi seviyorum diye herkese sarılması. Miss Ko’nun sırıtarak bana da sarılacak diye beklemesi ama Cheol-su’nun keyifle arkasına dönüşü… Çook komikti.
  • Falcı Miss Ko’ya “Hayatının erkeğini uzaklarda arama, çok yakınında” demişti. Tabii Miss Ko bunu her anlamda yanlış anladı..
  • Şaşkın noona:“Bu zamana kadar ne yaptın?” Sırıtan Cheol-su: “Peki noona bu zamana kadar ne yapmıştı?” “Hah?????”       Muhahahahah. Bu nasıl bir diyalogtu böyle.. (5.bölümün sonu, tarihe geçmeli, hahah)
  • Cheol-su motorsikletiyle Byung-hee’nin arabasının yanında sürüyordu ya 7.bölümde. Vaaa vaaa vaa. Çoook sevdim o sahneyi çoook. (İçimdeki çocuk ruhu, bu Cheol-su’yu inanılmaz kıskanıyorum, araba tamircisi olması ve Byung-hee’den hoşlanması dışında, hahahah)
  • Uri motto: “Gizlenen şeyler müstehcendir.”
  • Açıl susam açıl deyince açılan kapı. Paranın gözü körolsun. Adamın arkadaşının dediği gibi: Parayı nereye harcayacağı konusunda kararsız kaldıysa madem duvarları ve tavanları parayla döşeseymiş, duvar kağıdı olarak.. Zaten bir tek o eksik kalmış.
  • Miss Ko’nun arkadaşı, aynı zamanda Cheol-su’nun ablası olan Seung-hye adlı zatı muhterem bayan eli maşalı bir tip. Hem kadını hem oğlanı eşek sudan gelene kadar dövüyor. İkisinin de kaşları gözleri morarıyor, burunları kanıyor. 
  • Cheol-su’nun davranışları 9, 10. bölümlerde klasik bir ergenlik çağı davranışı değil miydi? Ayguuu
  • En sinir olduğum şeylerden biri de Cheol-su’nun Miss Ko’ya süreki noona deyip durmasıydı. Ulan o kadar iddialısın madem ne diye abla deyip duruyorsun? Ama ilk Byeong-hee diye seslenişini çok anlamlı bir yere saklıyormuş. Hınzır kerata seni :)
  • Hani bazen çok güldüm falan yazıyorum ya, şimdiye kadar hiçbir şeye şu Park Cheol-su’ya güldüğüm kadar gülmedim. “Bu gün çıktığımız ilk gün olduğu için sana hediye hazırladım.” Tataaaam, bir bakıyoruz ki Cheol-su boynuna bir kurdele bağlamış. “Hediyen benim..” Diziyi durdurdum, katıla katıla güldüm. Ne alem çocuk bu ya.

cheol-su'nun hediyesi

  • Gondolda korkmuyorum diye havalanarak sevgilisini teskin eden “erkek” biraz hızlanınca neredeyse altına yapacaktı. Hahahahhah, suratı çok komikti

gondol sefası-1gondol sefası-2gondol sefası-3

  • “Madem daha önce hiç lunaparka gitmedin, beni niye buraya getirdin?” “Bu bir sır” Evet, öğrendik ki bu tamamen Cheol-su’nun çapkın “ilk öpücük” planının bir parçasıymış! (Ablasının dükkanda yere düşen plan kağıdını görüp, ayy ne tatlı bir oğlanmış bu, sevgilisine ne tatlı bir sürpriz yapıyor demesi de ayrı bir komikti)
  • Cheol-su’nun “Oh hooo” deyişi, hastasıyım. Bir de gergin halinin.. (niye gergin olduğu malum) cheol-su'nun gergin suratı
  • Kaç maddedir 13. bölümü anlatıyorum ama cidden bomba bir bölümdü. Bir de çiftimiz birbirini senelerdir tanıdıkları için aşamaları hızlı hızlı geçiyorlardı :) Ama bölümün sonunda Byung-hee diye diye efelenen Cheol-su otelde heyecanlanınca noona diyivermişti yine :)-> Kocaman açılmış, alert ve hafif sulanmış kızarık, toparlak gözler (amma uzun bir tarif oldu)
  • Aslında son bölümlere doğru cevabını beklediğim dört konu vardı:
  1. Cheol-su habire “Bana 3 yıl ver, 5 yıl ver, bak ne güzel olacak” falan diyordu? Ne yapacak, yeniden okuyacak hali yok. Kendine dükkan mı açmayı planlıyordu bunları söylerken? Yönetmen tabii ki göstermedi ne olduğunu.
  2. Byeon-hee “Sanki deja-vu yaşadım, ahan bu da deja-vu gibiydi” diye söyleyip durduğu şeyler belki gerçekten küçüklüklerinde Cheol-su ile aralarında geçen bazı olaylardan dolayıydı. Doğrusu olayın bu şekilde bağlanmasını isterdim. Bu da böyle bağlanmadı.
  3. Şu malum gece.. Gerçekte ne oldu? Çünkü Byeon-hee zırnık hatırlamıyordu, Cheol-su’da habire “Hatırlamıyor musun? Cidden mi?” diye soruyordu. Bu 3. maddeyi cidden çok merak ettim. Ama altından farklı ekstradan bir şey çıkmadı.
  4. Aslında merak ettiğim bir diğer şey de dizinin 2. yarısı boyunca yıkanıp paklanıp pembeye boyanan hatta dayanıp döşenen Cheol-su’nun minibüsü son bölümde nasıl bir rol üstlenecek? Çok şükür en azından minibüsü unutmadılar.
  • Yılın en olmayacak kayınbirader kombinasyonu 1.si: Cheol-su- Acuşşi :) (Adamın adını hatırlayamadım da, acuşi diyelim gitsin)
  • Byeong-hee’nin annesi alem kadındı, işe aldığı adam ona sarkıntılık ediyor sanıyordu. Meğer gerçek annesi olarak gördüğü için o kadar samimi davranıyormuş. Kadın anladığında nasıl bozuldu ama!

Finali daha şaşalı yapmalarını beklerdim açıkçası. Aynı Kim Sam-soon bitişi gibi olmuş. Ne idüğü belirsiz bir son. Neyse yine de makuldu gerçi. Onu geçtim son bölüm daha atraksiyonlu geçemez miydi?

 

 Öğrendiğim Korece kelimeler (Bu bölümü toplu bir yazı yapacağım diye bayağıdır boşlamıştım)

  • Namca çingu: Erkek arkadaş. Bu “namca”nın erkek, “çingu”nun arkadaş olduğunu biliyordum, ama erkek arkadaş demenin bu kadar basit olabileceği aklıma gelmemişti :)
  • De marın: Bunu kesinlikle diye biliyordum ben ama bu dizide birkaç kez “Benim kasttettiğim..” ya da “Benim söylemek istediğim de..” şeklinde kurdukları cümlelerin başında geçti. Gerçi ikisi de aynı kapıya çıkıyor.
  • Yi keycaşika: Artık eminim, bu “seni alçak/ hergele” gibi bir şey.

Sevdim bunu, ne izlesem diye düşünüyorsanız bu iyi bir seçenek.

Reklamlar
9 Yorum leave one →
  1. Mayıs 28, 2010 8:07 pm

    Tohtor hanım kızım İrratable barsak sendormu fenadır de mi :D Ben kendi kendime koydum bu teşhisi ama olur olmaz yerlerde ve zamanlarda gaz olayı ı-ııh o bana uymadı ha ha ha. Cidden. Mişıl ne kadar genç burada çok şeker görünüyor. Ben kesin izleyeceğim bu diziyi. Adını da çok duymuştum anam yenilerden eskiler fırsat kalmıyor ki :D

  2. bunusevdim permalink*
    Mayıs 28, 2010 8:41 pm

    Bir şekilde sürekli gaz sancısı çeken, bir ishal bir kabız olan insanlarda altta yatan bir neden bulunamayınca irritabl barsak’sın sen diyiveriyorlar. Psikolojik bu, rahat tut kafanı diye de eklemeyi unutmuyorlar. Komik bir şekilde herkese de diyorlar:) Ha bana sorarsan atıp tutabilirim birkaç bir şey ama klinik tecrübemin henüz 0 olduğunu unutmaman gerek :)
    O gaz kaçırma da İBS’dan farklı bir nedenle, “üstelik” diye bağladım o yüzden. Acuşinin poposunda bir şey varmış. Üroloji doktoru bile görünce gülmüştü, hemşire zaten kahkahalar atarak muayene odasından çıktı, ama seyirciye göstermediler ne olduğunu :)
    İzle bakalım, ben senin seveceğini düşünüyorum

  3. Mayıs 28, 2010 8:54 pm

    Haaaa :D Psikolojik falan değil be tetikleyen yiyecekler var yemezsen iyi, yersen ve abartırsan yeme eylemini nöbet gibi geliyor :D Neyse boktan konular bunlar ha ha ha.. Ayy izlencek diziler çok Koresi, Japonyası, Amerikası. Meksika yok bu ara çok şükür onla da uğraşamazdım :D Sonra araya bir de Ezel atıyorum Tv de düşünki kaçırdığım bölümleri izleyecek zamanım yok. Sıktı gerçi o ayrı mesele. Neyse yanii çok meşgulümmm, çoookkkk :D :D 6 Haziranda Drop Death Diva başlayacak onu merak ediyorum 2. sezonu. Fragmanları izleyemiyorum ama telif hakkı bıdı bıdısı yüzünden kısıtlı :(

  4. bunusevdim permalink*
    Mayıs 28, 2010 9:05 pm

    Sen dünyaya açılmışsın canım, ben daha Kore’yi doğru dürüst izlemeyi beceremiyorum :)
    Zaten bu sene Türk dizilerini hiç izlemedim. Çok şükür paçamı kaptırmadım onlara. Şöyle arada geri çekilip kendi halime bakınca Kore dizisi izlediğim için hiç pişman olmuyorum, onlar ayrı diyebiliyorum. Ama Türk dizileri çok şabalak gerçekten. En azından bu senekilerin hepsi öyle bence (Arada istisnası varsa bilemem gerçi)

  5. Mayıs 28, 2010 9:44 pm

    Bir Ezel vardı izlediğim o da baydı. Başka da Türk dizisi izlemiyorum gerçi fragmanlarını görüyorum haberim var ama 3 sene önce bıraktım ben Türk dizisi izlemeyi. Arada istisnalar vardıysa da hatırlamıyorum. Kore dizileri çok eğlenceli ama Kore^nin kendisi dizilerdeki kadar güzel değil elbette. :)

    • bunusevdim permalink*
      Mayıs 28, 2010 9:56 pm

      Bak ben de aynen böyle düşünüyorum, ara sıra bakıyorum Kore fotoğraflarına, ne yalan söyleyeyim hiç gidip göresim gelmiyor. Türkiye cennet gibi kalıyor yanında. Ama hınzırlar o mekanlarda öyle filmler çekiyorlar ki, zannedersin dünyanın en romantik yerleri

  6. Mayıs 28, 2010 10:28 pm

    Koreliler de pazarlama olayını çok iyi biliyorlar çünkü. Bir arkadaşımız büyük hayallerle gidip nefret ederek döndü Koreden. Onun açısında da sorunlar vardı tabii ama işte haddinden fazla a nlam yükleyince herhnagi bir olguya hayal kırıklığında öfkende büyük oluyor. Hayat dizilerde bize yansıtıldığı gibi değil. Hoş burada da değilde en azından biraz öz eleştiri yapıyoruz biz. Ya da bazı Amerikan dizileri. Kore dizilerinde görmedim bunu şimdiye dek.

  7. Mayıs 30, 2010 1:46 pm

    uyy konu boka sarmış :) ben de ağzımı bozayım dedim. bu dizi uzun zamandır izlenmeyi bekliyor benim için de. hele sam soon’a benziyorsa bir ara izlerim ben de ama hangi ara bilemedim. cp’de de han kyul bir ara kabız oluyodu ne gülmüştüm o geldi aklıma. böyle pis mevzular çok güldürüyo anacım^^ çocuk pek şeker ama ben sanırım önce cindrella’yı izlicem, personal’ı bitirip. çıktığından beri çok ilgimi çekiyo hala başlayamadım.

  8. bunusevdim permalink*
    Mayıs 30, 2010 7:58 pm

    Ben de Sam-soon’daki tuvalette tuvalet kağıdı olmadan kalma olayına çok gülmüş, uzun süre hangi kan grubundan olduğunu düşünmüştüm hahah. İnsan kendisine yakıştıramıyor böyle konulara gülmeyi, ama bu dizide de komik anlatmışlar. Hele pis mevzulara gülüyorsan tam sana göre Kim’cim :)
    Aslında posteri daha önce defalarca görmüştüm, çok da etkilenmemiştim. Oğlan bebek yüzlü falan ama izlemeye başlayınca ekrandan oraya geçip yanaklarını sıkasın geliyor. Bu yazıyı yazarken bile hala gülerek bunu ne kadar istediğimi düşününce benim gözümde başarıya ulaşmış bir dizi. Kalite açısından Sam-soon kadar olamasa da çoook yakın olduğunu söyleyebilirim rahatlıkla.
    Ben ne Personal Taste ne de Cindrella’s Sister’ı izledim. Ha eğer izlesem kesinlikle Cindrella’yı izlerdim. Artık ikisini de izleyemem heralde tüm yorumları okudum, resimlere baktım. İzlemiş kadar oldum. Zaten reytingte de Cindrella farkla öndeydi. Gerçi çok objektif bir değerlendirme olmasa da ahjumma, ahjussi ve unnilerimin zevkine güveniyorum :)

Yorumunu sevdim

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: