Skip to content

Zamanın Külleri/ Ashes of Time

Haziran 16, 2010

ashes-of-time-redux

Bir yönetmenin görevi nedir sorusuna size ortalama bir sinema-sever olarak verebileceğim cevap bu film olurdu. Benim sinemadan anladığım, evet film çekmek böyle bir şey.. dediğim bir Hong Kong filmi. İsteyerek izlemedim her zamanki gibi. Arkadaşım sana bir Çin filmi vereceğim, hiç güzel değil ama manzaraları güzel diye verdi, ne çıktı! Herşeyden önce Çin filmi değildi temel olarak, Hong Kong’u aman o da Çin’e bağlı işte diye saymazsak ki sinema açısından hiç sayamayız sanırım. İkincisi filmi beğendim. Tüm zamanların gelmiş geçmiş en muhteşem filmi değildi, çok ihtişamlı bir finalle bitip ağzıma sinek kaçırtmadı.. Gelin görün ki herkese hitap eden bir film vardır. Hani başkalarının pek sevmediği ama seni zayıf noktandan yakalayan. Bu film de “unutmak” hatta “unutamamak” ve hatta “reddetmek” gibi temeller üstüne kurulu olduğu için ben hayran kaldım. Bu filmi ya arkadaşım gibi “Bu neydi şimdi” diyerek sevmeyecek ya da “Vaay ne güzel anlatmış hınzır” diyerek bağrınıza basacaksınız. Bağrına basanları burada görmek isterim..

“Dung che sai duk”u sevmeme ihtimalinizden bahsettiysem kıytırık bir film olduğundan değil asla. IMDb’den 7.2’yi almış, bir de gidip milyon tane ödül almış bir Wong Kar Wai filminden bahsediyorum. “Sadece romantik komedi izlerim bir güler bir ağlarım” ya da “Çin filminde Bruce Lee yoksa o film de yoktur benim için” diyenlerin bu filmin derinliğini kavrayamayacaklarından korktığum için böyle ürkek cümleler kuruyorum. (Diğer taraftan bu bahsettiğim iki kesimi de memnun edecek pek çok sahne var. Mesela kesilen ellere, havada uçan parmaklara hazırlıklı olun.)

Aslen 1994 yapımı bir film ama yönetmen düzenleyip 2008’de tekrar sürmüş piyasaya, benim izlediğim Redux versiyonuydu.

Konuouyang feng

Hikaye Ouyang Feng adlı adamın etrafında dönüyor, daha doğrusu hikayeyi onun ağzından dinliyoruz. “Problem benim işim” diyen bir problem  çözücü. Adamı oynayan Leslie Cheung 7 sene önce bir otelin 24. katından kendini atarak intihar etmiş. Aslında bir zamanlar Çinlilerin hepsinin çirkin adamlar ve kadınlar olduğunu düşünürdüm. Yanlış anlaşılmasın, hala öyle düşünüyorum :) Ama bu adama istisna diyelim.(Pek menem bir sıfatı yok ama çirkin olmadığı kesin) “Hem şarkıcı hem oyuncu” ekolünün en başarılı örneklerindenmiş. Komik olan adam Hong Kong’un Elvis’iymiş. Filmde canlandırdığı adamı düşünecek olursan belli miktar karizma ve bir tutam alaycılık şart zaten. Adamımız kalpsiz miydi, hiç sanmam. Sadece yaralıydı..

Bu Feng kişisi bir çölde yaşıyor ve burada intikam almak/ adam öldürtmek isteyenlerle kılıç ustalarını buluşturuyor, arabuluculuk yapıp komisyon almak suretiyle geçimini sağlıyor. Tabii bu dışardan nasıl gözüktüğü.. Her şey böylesine basitçe anlaşılmıyor, bir flashback bombardımanına hazırlıklı olmalısınız.

Filmin bir girişi var ki, işte dedim benim gönlümü kazandın:

  • Budist tapınağında şöyle yazar: Bayrak hareketsiz, rüzgar durgun. Telaştaki adamın kalbidir.

Bir de Huang Yaoshi adında bir adam tanıtılır bize filmin başında. Feng’in senede bir kere ziyaretine gelen arkadaşıdır. İlginç bir adamdır. Her yolun sonu nasıl Roma’ysa, her insanın sonu da bir gün Huang Yaoshi ile sonlanacak, bu filmden sonra bunu öğrendim :) Bu sefer yanında bir de içki getirmişti. Ona da bir kadın tarafından verilen içki, içenin hafızasını silermiş:

  • Derler ki insanların sorunlarının kökeni hafızalardır.

Bizim çok bilmiş Feng buna inanmaz ve içkiden içmez…

–>İşte Feng’in çölün ortasındaki bir yılını görüyoruz film boyunca. Bahar, yaz, sonbahar, kış ve bahar. Başlarda birbirinden bağımsız olaylar gibi gözükse de anlıyoruz ki birbirleriyle oldukça ilişkili, hem ortak payda var, hem de anlattığı düşünce aynı. Bir şey daha var, o da Feng’i adım adım tanıyor oluşumuz, biraz da Huang Yaoshi üzerinden oluyor tabii.

Feng’in müşterilerinin hepsi nev-i şahsına münhasır er kişiler. Hepsinin unutamadığı, içlerinde sır gibi sakladıkları aşkları, pişmanlıkları, keşkeleri var. Bir o kadar da dirayetli reddetme kalkanları.. Bazen bir bakışları yetebiliyor paragraflar anlatmaya.

 ashes

Diğer Sevdiğim Bölümler: 

  • Çiçeklerin açtığı mevsimi bilirsin, ama haydutları tahmin etmek zordur.
  • Doktor, kör kılıç ustasına 30 yaşında kör olacağını söylemiş, geceleri de göremiyordu. Sanırım retinitis pigmentosa’sı vardı.
  • İkizlerin durumu benim kafamı çok karıştırdı. İkisini de aynı kadın oynamış zaten. Ama erkek olan, gerçekten kız rolüne yatmış hatta kızlaşmış bir erkek miydi, yoksa gerçekten erkek rolüne yatmış bir kız mıydı?(Ama ben kızım diyip durduğu için) Bir de kızın akıbeti ne oldu? Bir de erkek Huang Yaoshi için “O başkasını seviyor” derken haklıydı.. İkisi de ayrı deliydi.
  • Pabucumun kılıç ustası intikamını aldığı kıza şöyle diyor: “Sana sadece bir yumurta karşılığında yardım ettim ve yumurtayı yedim. Dolayısıyla bana bir şey borçlu değilsin…” Bu söz beni o kadar güldürdü ki bir buçuk saatime yetti.
  • Kılıca gerek yok, bir bakış bile öldürebilir.” Bizim Feng’in bu tutumundan karizma fışkırmıyor muydu, breh breh breh
  • “Bir kadını kandırmak sanıldığı kadar kolay değildir.”
  • İstediğine sahip olamıyorsan yapabileceğin en iyi şey unutmamaktır.Yine bir Feng klasiği
  • Şeftali çiçeklerinin kadınları simgeleyişi, Huang Yaoshi’nin aslında sevdiği kadının kim olduğu.. sanırım bunlar bu filmi merak edilir kılan şeylerdi. 
  • Reddedilmeden sakınmak için en iyi yolun başkalarını reddetmek olduğunu öğrendim.” Reddetmek her zaman en iyi çözüm mü, yanıp giden zamanın ardından külleriyle kalmak bunun acı mükafatı işte.

 ah bu kadın yok mu

Şu altını çizdiğim sözleri mümkünse çerçeveletip duvarlara asmak istiyorum. Daha fazlası için sizi filmi izlemeye davet ediyorum. Ettim gitti.

Bunu sevdim, tavsiye ettim.

5 Yorum leave one →
  1. Haziran 21, 2010 7:56 pm

    En yakın zamanda edinilmesi gerektiğini düşündüm. ellerine sağlık arkadaşım yazı süper olmuş. Bende severim böyle filmleri. İçinde edilen ilk duyduğunda manasız sonrasın kocaman bir hıııııı dedirten sözler varmış ki bayılırım. Tamam tamam ben bu filmi izlemeye varım :D

    • bunusevdim permalink*
      Haziran 26, 2010 7:41 pm

      Yazıyı okuyup filmi izlemeye karar vermene o kadar mutlu oldum ki. Senin seveceğini düşündüğüm bir film bu, umarım yanılmam.

  2. Aralık 14, 2010 7:01 pm

    Böyle filmleri severim, derin bir bakış açısı sağlar. Filmi izledikten sonra tekrar izleme isteği uyandıran ender filmlerden oldu benim için. İyi ki yazmışsın buraya, yoksa varlığından hiç haberim bile olmayacaktı.

    Yukarıda, ilk hikayedeki kardeşlerin durumlarından bahsetmişsin. Benim durumdan anladığım şu; o iki kardeş, aynı bedendeki iki farklı kişiliğin görüntüsünü temsil ediyorlardı. Kadın Huang Yaoshi’yi isterken, erkek görünümündeki tarafı bağımsızlığı istiyordu. Yani bu aslında kadının kendi içindeki mücadelesiydi. Kadın, Ouyang Feng’den abisini öldürmesini istediğinde aslında bağımsızlık fikrinden kurtulmak istiyordu. Erkek görünümündeki hali ise Ouyang Feng’den Huang Yaoshi’yi öldürmesini istiyordu, çünkü bu şekilde teslimiyet duygusundan kurtulabilirdi. (İsimlerinin Murong Yin ve Murong Yang olması ta tesadüf değildi, Yin ve Yang’a gönderme yapıyordu, aynı bedendeki iki zıt duyguya.)

    Filmdeki cümlelere iki tane de ben ekleyeyim;
    ‘Unutmak istediğin şeyi daha çok hatırlarsın’
    ‘Aşkın kaderi ulaşılamazlıktır’

    • bunusevdim permalink*
      Aralık 15, 2010 10:47 am

      Şu ikizlerle ilgili kafamdaki karmaşayı açıklığa kavuşturduğun için çok teşekkür ederim. Feng’in yanına bir kız, bir erkek gelince ben de aynı kişi mi diye en başta düşünmüştüm ama kız abisinin öldürülmesini isteyince farklı kişiler miydi ki diye kafam iyice karışmıştı, o olasılığı niyeyse silmişim. Hahahah, kaç ay geçti aradan ama anlamamı sağladın, sağol valla :)
      Bak ama cümlenin klasına “Unutmak istediğin şeyi daha çok hatırlarsın” Bu üstüne 1 saat düşünülecek bir cümle yahu

  3. seh permalink
    Aralık 24, 2012 10:29 pm

    Bu filmi daha evimizde net yokken bir dergi de görmüş
    merak etmiştim. Erteleye erteleye bu günlere kadar geldi
    Sonunda filmi izledim ve çok beğendim.
    Anlamadığım bir kaç yeri olmuştu şöyle bir bakayım
    başka izleyen varmı en önemlisi hepsini anlayan varmı?
    Diye bakarken bunu sevdim çıktı karşıma ben de bunu sevdim.
    Yazını okuduktan sonra taşlar biraz daha yerine oturdu.
    Ayrıca ben eski versiyonla izledim.
    Yenisini yazında öğrendim benim izlediğimin
    görüntüsü baya bozuktu buna rağmen film çok güzeldi.
    Sevip bağrıma basanlardanım.

Yorumunu sevdim

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: