Skip to content

Döndüm..

Haziran 26, 2010

Döndüm dediysem, tatilden..

kız-erkek tuvaleti

Bay-bayan tuvaletlerini ayrımak için kullanılan milyon tane dahi fikirden sadece biri.

Tatil iyiydi be, neyse eve dönmeyi de seviyorum.

Reklamlar
25 Yorum leave one →
  1. Haziran 27, 2010 12:55 pm

    Neredeydin kuzu? Senin okulun yaz tatiline girmedi mi ki? Sana bütün yaz tatil olmasın gerekir :)

    • bunusevdim permalink*
      Haziran 27, 2010 5:12 pm

      Okul hayatımın son yaz tatiliydi, biraz cimri davranmışlar maalesef. Çok kısaydı. Her güzel şey gibi bu da bitti :)

  2. Haziran 27, 2010 4:16 pm

    hahaha resme koptum :) hoşgeldin bu arada bu’cum :)

    • bunusevdim permalink*
      Haziran 27, 2010 5:13 pm

      hoşbuldum kim’cim, o kadar çok yazı yazmışsınız ki hepiniz, hala okuyup bitiremedim :)

  3. Haziran 27, 2010 5:19 pm

    Ayyy valla anlamadım. Sinirim bozuk biraz bugün ondan yavaş algılıyorum sanırım okul bitti mi ne oldu? Güneye mi gittin? :) Bu yaz tatilin yok mu artık. Stajın mı var ayyy neyin var söyle ben meraklı bir okuyucuyum :D :D :D

  4. bunusevdim permalink*
    Haziran 27, 2010 6:18 pm

    Yok okulun son senesine geçtim, daha önce söylemiştim diye hatırladığım için detaya girmedim :)
    Tatilde ailevi sebeplerle neredeyse hiçbir yere gidemeyecektim ama geçen hafta bari tebdili mekan yapalım diye İstanbul’a gittim.(ya da geldim mi demeliyim) Ama gittiğim yerde bu 1 hafta ortalarda olmamamdan anladığınız üzere internet yoktu.
    Ve evet bu yaz tatil falan yok artık bana, maalesef. Ah ah bana tatil demeyin artık üzülüyorum
    Niye sinirin bozuk ki bu arada?

  5. Haziran 27, 2010 7:20 pm

    İstanbuldaydın demek hımm diyorum sen anla gerisini :) İyi vakit geçirmişsindir umarım. Son sene olduğunu bilmiyordum canım. Hadi bakalım Dohtor çıkacan seneye :p Yaz tatilinin olmaması kötü. Bu aralar hastane işlerim var delik deşik oldum kan vermekten :) Bir süre rahatım allahtan. Sinir bozukluğum özel bir sebepten ama abur cubur aldım geçti şimdi :) Okul varken ki kadar yoğun olmaz ama değil mi? Kolay gelsin diyorum.

    Konuyla çok alakasız olması diye de Bülent Abi-Abla sentezine koptum. Tam bir yaratıcılık öneği :)

    • bunusevdim permalink*
      Haziran 27, 2010 7:56 pm

      Bu haftadan itibaren ben kaçar diyeceğim sanırım. Şöyle bir geçen seneyi düşünüyorum da, şu bloga ne kadar çok vakit ayırmışım. Blog sayesinde klavyede 10 parmak mertebesine erişeyazdım, 2 parmakla idare ederken.
      İstanbul olayını da özellikle interneti olmayan bir yerdeydim diye üstüne basa basa bu yüzden söyledim :) Ben her sene İstanbul’a gidiyorum zaten o ya da bu şekilde. Sen de anladın gerisini :)
      Sana da geçmiş olsun, ki geçmiş zaten.(Böyle söylemeyi çok seviyorum hahah)

  6. Haziran 27, 2010 8:15 pm

    Yeni insanlar tanımak iyidir güzel kızım :) Her zaman başına bela olmazlar :)) İnsan en azından şu unnimi bir şaşırtayım derdi ama neyse :) Senin tarzın belli sonuçta, saygı duyuyorum. Hımm valla tam olarak geçmedi ama bir süre ara verdim hastane olayına. Eee Dohtor olmak kolay deel :D Çalıış, çalış hastanede asistanlar, stajerler gördüm bir acıdım onlara ya :D :D Zor, o da zor :D

  7. bunusevdim permalink*
    Haziran 27, 2010 8:31 pm

    Ah unni, o kadar ani oldu ki evden çıkışım. Hatta Sultanahmet’in oralardayken aa buralarda Jinmi diye bir restoran olduğundan bahsediyorlardı diye aklıma geldi ama adres falan bilmeyince arayamadım. Senin evini nasıl bulacaktım :) Zaten uzun uzadıya da kalmadım ki, gittim geldim gibi oldu. Ben seni bulurum sonra merak etme :)

  8. Haziran 27, 2010 8:38 pm

    :D Ama sen hep öyle deyip kandırıyorsun beni ha ha ha :D Jin Mi iyi değil ya boşver gidemediğin iyi olmuş :D Ben seni bulurdum kuzum :) Bir daha gelirsen ve görüşmek istersen haber ver ben mutlaka zaman ayırırım ama istemezsen de sen bilirsin :)

    Bu arada Sultanahmet- Torun Sokak. Arasta pazarı karşısı :)

  9. bunusevdim permalink*
    Haziran 27, 2010 9:09 pm

    Aşkolsun niye unnimi kandırayım ki. Açıkçası ben henüz yüzde yüz karar vermiş olmamakla beraber işe İstanbul’da başlamayı planlıyorum. Tabii ki hala karar aşamasındayım, neyse ki bunu düşünmek için önümde kocaman bir senem daha var. Seninle de o zaman görüşürüz gibime geliyor, kısmet tabii ki. Hahaha, bir arkadaşım vardı alakalı alakasız her şeye kısmet derdi. Her kısmet dedikçe aklıma etraftan bize dik dik bakan insanlar gelir aklıma: Su içsek iyi olur be, kurudu boğazım..-Kısmet. Şu adamın kafasını koparasım var çok gıcık..-Kısmet..
    Neyse konuyu dağıtmayayım, bir kere diyorum bak son kez, sen bana güven, zamana takılma. Ben seni bulacağım :)

  10. Haziran 27, 2010 9:21 pm

    Ya benim aklıma kuzenim geldi sen böyle diyince ondan dedim. Her haftasonu geleceğim diyordu ama bir şey çıkıyordu gelemiyordu öğrenciyken :D Neyse espiri oldu aramızda yatçaz kalkçaz, yatçaz kalkçaz gelceksin dimi diyordum :D :D :D Hakikaten kısmet. Sen gel İstanbula kuzum ya İstanbulda hastane çok, ihtiyaç da öyle. Bir bilsen son 2 haftada ne kadar çok dua ettim. Kendim için değil genel. Allah dert verip derman aratmasın, dermansız da dert vermesin. Herşey kısmet tabii de arkadaşın biraz abartmış :))

    Ama sen hala yatmamışsın :D :D Sanırım göz kapakların ağırlaşmaya başlamıştır artık :)

  11. Haziran 27, 2010 11:24 pm

    Biz de o zaman hoşgeldin diyoruz :)

  12. Son Kan-Ka permalink
    Haziran 28, 2010 11:06 am

    Ben de geldim ^^ Zaten gitmemle gelmem bir oldu. Sadece Cumartesi gününü İstanbulda geçirebidim. Amaaaa… Walla 1 saatimi ayırıp Jin Mi ye gittim. Euheuheuh ^^ Ramyonumu da yedim, Kimchi Mandu mu da yedim. Soju mu da içtim. ^^ Daha doymadım üzerine Kırmızı Jinseng Şarabı mı da içtim. İyice maymun oldum geldim ^^ Sultanahmet te ilerlerken aynı şey geldi aklıma. *Lem buralarda bir yerde Jin Mi diye bir yerde var diyeorlardı ama. Nereden bulacam ki bover.* diyordum ki… Hangıl ile yazılmış bir tabela gördüm. *Don(g)Youn(g) Hotel* ^^ Bir an bi cesaret geldi. Çalışanları Türk müdür Korelimidir bilmiyordum. Dedim en kötü *Annyon(g). Jin mi odisso?* derim, garip garip yüzüme bakarlarsa *Çöson(g)hamnida* der çıkarım. Ama… Çalışanları da Türk müş. Jin Mi ye de takılıyorlarmış. Elime verdiler bir Jin Mi broşürü, arkasında da yol tarifi (Korece ^^). Düştüm yollara buldum Jin Mi yi. Maceranın geri kalanını gariban blogumda bir yazı haline getirip yayınlayacağım inşallah. Ama keşke Jin Mi ye uğrayabilseydin diyorum. Saygılar. ^^

  13. Haziran 28, 2010 2:15 pm

    Son Kanka bir daha İstanbula yolun düşersen Jin-Mi ye değil Seoul restorana git bence orası çok daha iyi. Jin-Minin Rameni de iyi değil. Seoulunki özel geliyor. :) Ben Jin-Minin servisini beğenmiyorum. O kötü servise bir de servis ücreti alıyorlar. Kırmızı Ginseng Şarabını da ilk kez duyuyorum nasıl bir şey?

  14. Son Kan-Ka permalink
    Haziran 28, 2010 3:54 pm

    La Fea; Jin Mi tecrübesi anlattığım gibi bir anlık *hade bi şansımı deneyeyim* olayı idi. Neyseki buldum, yedim, içtim ^^ Planlı programlı ve daha uzun bir İstanbul gezisi yapabilecek olsaydım, İstanbul daki tüm Kore restoranlarını teker teker gezerdim. İnan bana o kadar meraklısıyım. Dahası eminim Kore ile ilgili bir sürü şeyler satan yerler de vardır. Hepsini gezerdim kesin. Ama işte İstanbul olayım bu durumda değildi. Sultanahmet e yolum düşmese Jin Mi tecrübesi bile bir hayal olurdu. Neyseki en azından bunu tecrübe edebildim.

    Kırmızı Jinseng şarabına gelince, resmini blogumda yayınlayacağım yazıya ekleyeceğim. Ama pek içilesi birşey değildi. ^^ Kokusu çürümüş salata ile viski arası bir kokuydu. Tadı ise nasıl anlatsam. Viski ile yeşil çay arası, sert ve yarı ekşimsi aromalıydı. ^^ Ben cumartesi günü içme olayını biraz abarttığım için belki tadı bana böyle gelmişte olabilir.

    O gün 1 kutu soju (200 ml), bir küçük ile bir büyük şişe arası rakı, 4 şişe efes bira ve iki shot Jinseng şarabı içtim. Dediğim gibi, akşam resmen maymun olmuştum artık. ^^ Şarabı ev ortamında içtik bu arada, Jin Mi de değil. Arkadaşımın Koreli bir arkadaşı hediye olarak getirmiş. O açmaya kıyamamış. Tabe ben kıydım hatta kıyma yaptım ehuehueh ^^

  15. Haziran 28, 2010 5:01 pm

    ehehe resme çok güldüm, hoşgeldin:) gitmiş miydinki? ben önümü göremiyorum yaa yaşlandım bu genç yaşta.

  16. Haziran 28, 2010 5:34 pm

    İstanbula içmeye mi geldin arkadaşım :)) Peki SoJunun tadı nasıl? Çok pahalı bir de ben içki içmem diye almadım hiç ama merak ediyorum :)

  17. Son Kan-Ka permalink
    Haziran 28, 2010 6:24 pm

    Evet diyebilirim ^^ İstanbula şimdiye kadarki en büyük *barbekü partisi/çakma piknik* deneyimim için gittim. ^^ Hoş bu kadar büyük olacağını ben de tahmin etmemiştim ama. Öyle oldu. Bir senedir arkadaşlar davet edip duruyordu. Artık uyduracak bir mazeret olmayınca düştük yollara yani.

    Sojunun tadını daha iyi tarif edebilirim. Zaten sojunun tadı nasıl diye ilk defa bir agaşşiden tarif almıştım. Walla cillop gibi tarif etmiş kendisi aynen de öyleydi. *Soju bildiğin sek votka. Ama alkol oranı daha düşük.*

    Kendimce daha iyi tarif etmeye çalışayım. Bir de belirteyim benim de alkolle aram iyi değil. Migren sebebiyle, yılda bir kez ve kaçacak yer kalmadıysa içerim.

    2 türlü votka severim.

    Biri Rachmaninoff, alkol oranı yüzde 37,5 dur. Türk yapımı kardeşlerine göre içimi rahattır. Durur durur, tam sen neden çarpmıyor derken ve gitgide dozu artırırken, bir çarpar yamulursun.

    İkincisi Smirnoff, alkol oranı yüzde 50 dir. Kesinlikle içimi çok rahattır, bir önceki kardeşinden farkı, anında yamultur. ^^

    Fakat votkayı asla sek içemem, acı gelir, bu yüzden meyvesuyu ile karıştırırım. Bu, hem bir dublede aldığın alkol oranını yarıyarıya düşürür, hem sert kokusunu biraz azaltır, hem de tadını yumuşatır.

    Soju nun alkol oranı ise yüzde 20. Ve tam tanımlayabileceğim şekilde; *neredeyse tamamen kokusuz, meyvesuyu ile karıştırmadan içebileceğin şekilde tadı yumuşak, alkol oranı votkaya göre yarı yarıya düşük bir sek votka.*

    Walla zamanında ben de çok merak ettiğim için tadını mümkün olduğunca iyi açıklamaya çalıştım. ^^ İşte böle.

  18. Haziran 28, 2010 6:30 pm

    Hoşgeldinn Bunu sevdim :D
    Resimler orjinal olmuş, haha kim düşündüyse tebrik etmek lazım. :)

  19. Haziran 29, 2010 2:40 am

    O zaman kamsahminida Son Kanka diyorum verdiğin bilgiler için :D

  20. bunusevdim permalink*
    Haziran 29, 2010 2:11 pm

    Sevgili Lee, sevgili öyküzen ve sevgili astrea :) çok naziksiniz. Çok hoşbuldum gerçekten. Aslında 1 haftanın ardından google reader’da 65 yazıyı görünce felç geçirecektim neredeyse, ama sayenizde bu badireyi de atlatarak her şeyi okudum..
    Aslında 1 hafta internete giremedim diye buradan anons etmezdim (çok görgüsüzce oldu galiba) ama sırf şu resmi bloga nasıl koyayım diye kafa yorarken öyle bağlayıverdim olayı :)

  21. foodeng permalink
    Temmuz 6, 2010 1:44 pm

    http://www.foodeng.wordpress.com

  22. yorum cadısı permalink
    Kasım 19, 2013 3:46 pm

    bizim tek koreli sanatçımızda Bülent Ersoy galiba erkek halide kadın halide koreli idoller kadar marjinaldi ayrıca pehh :))))))

Yorumunu sevdim

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: