Skip to content

Memories of a Murder

Ağustos 5, 2010

memories-of-murder_poster

“Belgeler yalan söylemez.” diyen sert adamı hüngür hüngür ağlatarak “Bu belge bir yalan, ona ihtiyacım yok” dedirten bir film bu..Ya da “Bırak gitsin” diyen bir adamı seneler sonra bile aslında içindeki merak-belki de pişmanlık- yüzünden yanıp kavruluyorken bulabilirsiniz. İnsanların gözlerinin içine bakınca bi halt anlamayan adam, bir gün gelir bir adamın gözünden tüm hikayeyi görüverir sanki (Daha doğrusu çaresiz seyirci bendeniz bir an böyle zanneder).. Anladınız, 130 dakikada çok yol alıyorsunuz çook. “Düz bir suratı vardı, sıradandı”.. Milyon tane kurban verdin be adam, hala mı merak? Evet işte, biz insanoğluyuz, kahrolası merakımızla her şeye burnumuzu sokuyoruz.

Konu: Ufak bir kasabada iki kadın benzer şekilde öldürülünce yerel polis dedektifliği üstlenerek işe koyulur. Üstelik bu cinayetlerle ilgilenip Seul’den başka bir dedektif daha gelir. Yağmurlu günlerdeki esrarengiz kadın ölümleri sürmeye devam edecektir.

Song Kang-ho’yu sevmiyorum diyorum ama adamın oynadığı tüm filmleri seviyorum, üstelik o filmlerde beni en çok güldüren kişi de o oluyor genelde. İzleyenler bilir, “kılsız budist” teorisine bayıldım, hahahahah (Bak 4 heceli bir gülüş oldu, her zaman yapmam bunu) Bu filmin muhteşem dedektifiydi kendisi.. Suçluyu itiraf ettirtmek için mezarını kazmaya götürmek falan. Vay anasını sayın seyirciler.

Saçma sapan bir dolapta uyuyup yemek masasının ortasına düşen gerizekalı çocuk. Sonracıma küçükken iki elimizle oynadığımız ip oyunu, karşılıklı ipi şekiller yaparak kendi elimize geçirirdik, demek Kore’de de varmış. Kore’de diktatör rejim zamanlarında gece yapılan tatbikatlar.. O küçük sevimli yüzlü liseli kız ve yara bandı..

Bong Joon-ho’nun filmlerini izliyoruz bakalım nereye kadar. Ama ben Mother’ı daha çok sevmiştim.(Bu filmi az sevdim anlamı çıkmasın) Bu filmde ortalarda dağıldım mesela nereye varacağı belli değildi. Ama Mother’da şüphelilerden biri başından beri şüpheliydi, bir de Won Bin gerizekalı rolündeydi, ekstra bonus, hahah. Şimdi bu hissi izlemeyen birine tarif etmek zor, o yüzden bir ikisini de izleyiverin gari.

Filmimiz bir “cinayetin anıları”, bir katilin değil. Bu açıdan mı bakmak gerek acaba?

Bu filmde hoşlandığım milyon tane ayrıntı vardı ama aksiyon filmini de romantik komedilerde yaptığım gibi gibi anlatamam dostlar. Yoksa pek sevgili göz bebeğim “ The Chaser”ı bile  anlatmamışken yapamam bunu. O yüzden varın birkaç muhteşem enstantaneyle idare edin: (Sevdiğim bölümler kısmını baştan savmak için yapılan hamle)

dertsiz başa dert almak dolapta uyumak düzgün bak şaşı itiraf et murderer piknik üçü bir arada

Bana böyle aksiyonlarla gelin! Hieyt, sevdim.

9 Yorum leave one →
  1. Ağustos 6, 2010 5:03 pm

    ilk yönetmen yazım taslak halinde bir köşede duruyor aylardır. bu filmi de aynı şekilde uzun uzun anlatmıştım o yazıda. çok sevdiğim kore filmlerinden, yönetmen favorilerimden zaten o yüzden ona has yazı yazdım. bana göre korelilerin dehasının en açıkça görüldüğü senaryolardan biri. sinefil bir arkadaşım geçen yıl izle diye tepeme binmişti. binbir önyargıyla başlayıp bir gülümseme ile sonlandırmıştım filmi. çabuk sıkılanlar, detaylarla ilgilenmeyip somut gerçek arayanlara tavsiye etmem ancak geri kalanlar mutlaka izlemeli. bana göre çekilmiş en iyi seri katil filmidir. tüm klişeleri yerle bir etmiştir. (bir diğer örneği için bkz: madeo)
    izleyiniz^^

  2. bunusevdim permalink*
    Ağustos 6, 2010 5:35 pm

    Aaa hatırladım, söylemiştin öyle bir yazı hazırladığını. Hadi yayınlayıversene ya, sonra olmadı tekrar düzenlersin. Barking Dogs Never Bite filmini mi izlemedin sen de :)
    Aslında bu film çabuk sıkılanlara da iyi gelebilir, tamam sonuca varamıyor ama yine de tüm film boyunca o kadar çok espri var ki..
    Her zaman diyorum, ciddi filmlerin esprileri daha komik oluyor.

  3. Ağustos 7, 2010 8:53 am

    evet ben de bir tek ilk filmi izlemedim bayadır izlicem de bakalım umarım yakında başarırım. diyorum onu da izleyip öyle yazıyım bari tam olsun^^
    bu filmde aslında espriler ve ince detaylar haricinde ben sonunu ayrı sevmiştim en çok etkilendiğim noktası oydu garip bir şekilde. böyle sonları seviyorum :)

    • bunusevdim permalink*
      Ağustos 7, 2010 10:27 am

      Seni muallakta bırakmasını mı adamı muallakta bırakmasını mı daha çok sevdin? :)
      Bu arada okurunun da bir sabrı var bak.. Hem kara mizah diyorlar o film için, Bae Do-na da o filmdeki bir sahnesi için çektiği en heyecanlı/güzel sahne olduğunu söylemiş. Bari meraklandırayım da hemen izleyiver, hahah

  4. Ağustos 7, 2010 12:58 pm

    spoiler (filmi izlemeyenler bu yorumu okumasın:))
    aslında her ikisini de^^ o adamın o yere yıllar sonra gitmesi ve kızın söyledikleri karşısındaki durumu, bir de filmin tüm seri katil filmi klişelerini sonuyla yerle bir edişi. yani hollywood’dan alışkınız bu tür filmler hep bizi adım adım katile götürür, oysa bu film daha da uzaklaştırıyor. hollywood’da en fazla katilin kimliğine şaşırırız, beklemediğimiz biri çıkar. burda ise film nanik yapar gibi açıklamadan bitiyor, aynı gerçek hayatta olduğu gibi katil ortaya çıkmıyor. bence bu filmi benzerlerinden ayıran en önemli nokta.
    bir de meraklandım valla, hemen araştırıp indireyim :)

  5. Ağustos 7, 2010 3:48 pm

    Pek alışıldık bir son değil gerçekten. Sen gerçek hayat deyince aklıma Carlito’nun yolu adındaki Al Pacino filmi geldi. Ah, gerçekçilik diye buna derim işte :)
    Benim bu filmde en sevdiğim şeylerden; Seul’den gelen genç dedektifin olayı gittikçe kişisel mesele haline getirerek profesyonellikten hafif hafif uzaklaşması oldu. Bizim kasabalı polis zaten fersahlarca uzağındaydı zaten de, diğerine bir haller oldu

  6. Ağustos 8, 2010 9:29 am

    evet bak yazımda bahsetmiştim ama burda söylemeyi unutmuşum. dedektiflerin rol değiştirmesi şehirden gelen mantık timsali olanın giderek taşra yöntemlerini onaylar hale gelmesi ve diğerinin başta alelacele halletmeye çalışırken zamanla olayın ciddiyetini kavraması da güzel detaylardı gerçekten, zaten karakter işlenişi çok iyiydi filmde.
    carlito’nun yolu benim de en sevdiklerimden aynen katılıyorum, al pacino tek başına yeter zaten :)

  7. bunusevdim permalink*
    Ağustos 9, 2010 6:08 am

    Ya ya, hazır sen de Carlito’nun yolu demişken, bir mafya filmi daha güzel bir sonla bitebilir mi, gidişat keza zaten söylemiyorum ama o son beni benden alıyor düşündükçe :)
    Kim, hadi yayınla şu yazıyı, çatlayacağım, hahah

  8. sun yeon permalink
    Ağustos 19, 2010 5:27 am

    hariha anlatıyosun bayılıyorum yazdıklarına bni böylesine gülümsettigin için tşk edr…. cnm bnm…

Yorumunu sevdim

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: