Skip to content

Sang-doo, Let’s Go To School/ Haydi Okula Gidelim!

Eylül 1, 2010

sang-doo poster

Soompi forumunda bu diziyle ilgili sayfayı açtığınızda sizi şöyle bir cümle karşılıyor: “Değeri anlaşılmamış bir dizi”. Zaten çok popüler olmamasına rağmen benim de bu diziye başlamama neden olan taşma noktası bu cümle oldu.

Vay vay vay, Rain’in favorilerini tükrüğüyle düzelttiği günleri de mi görecektik, ahahh.

Çoğu Rain sever de Rain’in ilk oyunculuk deneyimi olmasına rağmen en çok bu dizideki performansını sever. Nedeni açık. Rain şabalak yüzlü, komik mimikli bir şarkıcı. Bana kalırsa hiç de dramların adamı değil. A Love to Kill iyiydi hoştu, ben sevdim, ama hep ağır abiyi oynadı. Full House’un daha çok seveni vardır, başlarda burnu havada, kaprisli bir oyuncuyu oynamasına rağmen dizi ilerledikçe o sevimli gülüşü ve şabalak tavırlarını daha çok gösterme fırsatı vardı çünkü. Zaten bu yüzden bir deliyi oynadığı I’m a Cyborg but That’s OK’de onu tam rolüne oturmuş bir şekilde görmüştük. Rain fabrika çıkışı olarak, görüntüsüyle olsun, hal ve tavırlarıyla olsun komiklik yapmaya endeksli bir adam. Dolayısıyla baştan sona bu role büründüğü, kendini ağır abi olarak satmaya çalışmadığı (hüzünlü anlarda bile) bu ilk dizisi “Sang-doo’ya, hakgyo kaja” tam onun için biçilmiş kaftan gibi..

Aslında gülüp eğlenmek için başlamıştım diziye ama izlerken daha ziyade bir dram olduğunu gördüm. 60 dakika olduğunu düşünürsek 5-10 dakika Rain’e gülüp sonra gidişata bela okuyordum. Aslında ben severim böyle kasan senaryoları ama burada da abartmışlar cidden! Her neyse, kim demiş Rain’in şabalak sıratına ağlanamaz diye (ben demiştim), öyle de güzel ağlanır ki… Bir de her şeyi tahmin edebiliyorsunuz az çok ama sonu için ben başka bir felaket senaryosu tasarlamıştım.. Neyse böyle de yeterince facia oldu zaten, muahhah (İzlemeye niyetiniz varsa bile soğutacağım hahahh) Dipnot: Kötü sonlara bayılıyorum.. Gerçi bu mutlu son bile sayılabilir. (Bkz. kafa karıştırmak)

Bu filmi sevmeyenleri tek bir nedenle anlayabilirim: Rain’i sevmiyorlarsa. Adama gıcık oluyorsanız diziyi sevmeme ihtimaliniz olabilir (Bak kesin sevmezsiniz demiyorum, gıcık olsanız bile sevebilirsiniz, komik dizi)

Sang-doo’yu silentregrets’ten izledin, online olarak mysoju’dan izlenebilir. Ben yine hiçbir şey bilmeden izledim ve karakterler bile benim için sürpriz oldu. Çok zevkliydi.

Önemli not:

  • Yav düşünüyorum da, “normal” dizilerde başroller birbirlerini severler ama itiraf edemezler,–afedersiniz- zırttan sebeplerle ayrılır dururlar. Hatta gerçek hayatı düşünecek olursak aşık oluşları zaten mucizevi şekillerde  oluyor da.. Gerçek hayatta yanlış anlaşılmalar o kadar uzun sürmüyor, insan gibi konuşuyorsun olay açığa çıkıyor. Ama dizilerde bir bakışmalar, ağlaşmalar falan..
  • Ama bu dizi o kadar farklı ki. Bir kere aşıklar birbirlerini liseden beri tanıyorlar: Lise aşkı gayet olası. Sonracıma bir kere tamam len aşığım dedikten sonra hiçbir kötü şey hatta yanlış anlaşılma onları caydıramıyor. Şimdi bu bir dizi de olsa her şeyin sınırı var, ben hiç bu kadar fazla aşık olan bir dizi karakteri görmemiştim-tabii ki başroldeki kızdan bahsediyorum: (Diziyi izleyenler BEYAZ kısmı tarasın) Sevdiğin adam bir jigolo, sevdiğin adamın kızı var, sevdiğin adamın kızının annesi senin kardeşin, yuh be kadın, manyak mısın, bir dur artık.. Ama kadın tutturmuş, düşünüyorum sevmemek için bir neden bulamıyorum diye.. Daha nasıl bir neden arıyorsun..
  • Bir de bir doktor var ki, Allah’ım dünyanın en mükemmel insanı resmen. Dizideki tüm ama tüm olayları herkesten önce bu anlıyor, eleman tüm diziye vakıf olmuş :) Matematikten anlıyor, gözleri kocaman (bir Koreli için en bariz yakışıklılık alameti farikası), doktor, sosyal statüsü var, saygın, zengin, anlayışlı, kıza harika davranıyor. Manyak mısınız, nasıl bu adamı bir-ismi lazım olmayan meslekten- aşağı gösterebildiniz.. Ee o olan şahıs Rain olunca, mecburen..

Konu

Lisedeyken birbirine aşık olan oğlan (Sang-doo) ve kız (Eun-hwan—>un-an diye okunuyor) lise döneminde kızın annesinin komşuların parasını alıp kaçması yüzünden ayrı düşer ve birbirleriyle iletişimleri kopar. Seneler sonra Eun-hwan öğretmen olur ve doktor olan nişanlısıyla evlenmek üzeredir. Sang-doo ise bir kadın avcısı olmuştur, üstelik bir de kızı olmuştur. İkinci karşılaşmalarında Sang-doo artık Eun-hwan’ı bırakmak istemediği için onun yanında, okulda kalabilmek için denemediği yol kalmaz… Arada “Bırak git artık leyn” şeklinde kendisine sitem ettiğim zamanların olduğu doğru.. Onun abarttığını düşünürken sonradan kızın yaptıklarını görünce Sang-doo’nunkiler hiç kalıyor..

Kısaca saplantılı bir aşkın hikayesini izleyeceksiniz. Bak baştan söylüyorum saplantılı diye, sonra yuh artık demeyin.

Birbirlerine olan imkansız aşkları yüzünden çıldırmış, baktıkları her yerde gözlerinin önüne lise günleri gelen iki deli aşık işte.. Flashback’ler bazen baysa da olsun bu dizinin de formatı böyle (Türkçe’yi kötü kullandığım için özür, ama bazen tıkanıp kalıyorum.)

 ismi lazım olmayan meslekten sang-dooöğretmen eun-hwan

Oyuncular

Rain: Cha Sang-doo rolünde.. Çok sevdim. Rain’in gözlerinin küçücük olduğuna çekilen vurgu çok güldürdü beni.. Lise terk aylak bir insan. Bir kızı var-Bori, bir de aşkı var Eun-hwan. Onun için aşk bu ikisi demek :) 

Gong Hyo-jin: Öğretmen Eun-hwan :Kız bir değişik ağlıyor, bir değişik gülüyor. Sevimli mi kararsız kaldım, güzel değil. Ama toparlak bir şey işte. (Bu kızın oynadığı Pasta’yı mutlaka izlemek istiyorum, blog dünyasından edindiğim olağanüstü bir izlenimi var gözümde)

Doktor: IQ’su 1000’lerdeymiş gibi lanse edildi. Sende bu kadar iyi niyetli olmayaydın, napalım. Bak sonunda salak Sang-doo gibi göz küçültüp favori yaladın işte..

sang-doo'ya benzemeye çalışan doktor

Sera: Kıvırcık kafa, şımarık insan. Aslında kilit noktası olan biri. Bori’nin annesi. Tüm dizideki olaylar bunun başının altından çıkıyor. (Rough Cut’taki kız)

Sevdiğim bölümler

  • Eun-hwan sarhoş olduğunda Sang-doo’ya haydi eski okulumuza gidelim diye tutturuyor, taksiyle giderlerken bir de okul şarkısını söyleyelim diye tutturuyor. Bunlar iki saftaloz yol boyu okul şarkısı söylüyorlar ama taksiciyi göreceksiniz. Adamcağızın kafaşı şişti haliyle, nasıl yüzünü buruşturarak baktığını görmek beni çok güldürdü.
  • Sang-doo eski kasabası için “Ben de dönmek istemiyorum, oraya gideceğime ölürüm daha iyi” demişti. Böyle iddialı kelimeler çıkıyorsa Koreli bir karakterin ağzından bilin ki serçe parmağı kırmakyönetmenin sinsi planları vardır..
  • Eun-hwan hastanenin önünde feryat figan ağlarken Sang-doo serçe parmağı atellenmiş şekilde çıkmıştı ya, o sahne çok komikti.
  • Yalnız kızımızda cidden geniş bir mide varmış. Doktor olan erkek arkadaşının evinde, aynı odada, kız, büyük aşkı Sang-doo ve doktor beraber uyudular. Sang-doo’ya da o tişört pek bir yakıştı, üzerinde doktor ve kızın beraber resimleri olan->uri sarang ..(bizim aşkımız..) gibi birşeyler yazan o resim.. :) (yazının gerisini unuttum)
  • “Çebi” diye telaffuz edilen şey Korece de eş sesli bir kelime. Hem kırlangıç hem de jigolo anlamına geliyor. Dolayısıyla bu kelime oyununu bol bol kullandılar. (Doktorun çocuklara öğrettiği şarkıda mesela)
  • Şımartılan Sang-doo..

şımartılan sang-doo

  • Eun-hwan köpeğe: “Kemiği sadece yalama, etini de ye”…   Eun-hwan’ın erkek kardeşi Eun-hwan’a “Nasıl köpeğin kemiğini yiyebilirsin, sen köpek değilsin, insansın!!’”  Bu diyaloglar, ah ah :)
  • Sang-doo aşkına kavuşunca; işte, alışverişte, hastanede hatta saçma sapan garsonluk işinde bile nasıl mutluydu.. Bayılıyorum bu adamın mutlu hallerine. Hele kızla oğlanın telefonda tek kelime etmeden saatlerce birbirlerinin sessizliğini dinleyip mutlu olmaları, vaaayy çok tatlıydılar. (Dikkat, salakça yalnış anlaşılmalara mahal vermeyelim, telefonun diğer ucundakinin ağlamadığından emin olalım, en iyisi 3G) bori
  • Bori  yeniden doğduğunda yine Sang-doo’nun kızı olmak istediğini söyleyince Sang-doo ironik bir şekilde şöyle söylemişti:“Damarlarında Cha ailesinin kanı aktığı çok belli. Cha’lar sadıklıklarıyla ünlüdür..” Amcasının Cha Sang-doo’yu nasıl bir evin önüne bırakıverdiğini hatırlayınca çok komik oluyor tabii. Hatta Sang-doo’nun üvey anne babası bile sadık değildi, direk terketmişlerdi çocuğu. İroni, ironi, ironi…
  • “Buraya nasıl geldin?” “Taksi tuttum..” Allah belanızı versin, tövbe yarabbim ya. Ama sıkı güldüm cidden.
  • Son bölümde Sang-doo’nun sıra arkadaşı olan  kızı görmek beni ağlattı.. Alçak Koreliler.
  • En garip gelen şeylerden biri de Rain’i mahkum kıyafetlerinin içinde görmek oldu. Sonra gözüm alıştı ama.
  • O kadar kasılmıştım ki artık gidişattan dolayı en sonunda ne demiştim biliyor musunuz: Koş ama arabaya falan çarpma gözünü seveyim.. (Aştım mı ne?) Gerginliğim had safhadaymış cidden.
  • Yalnız sonu gerçek değildi dimi diye ikileme düşmüştüm ki: Umutsuzluğun olmadığı dünya.. dediler. Hahaha, gerçek değildi tabii ki de, sağlamasını yapmış olduk.

Bu arada sonunda Sang-doo ile okula gidebilen Eun-hwan’ı en içten dileklerimle kutlayarak, bildiğim tüm bedduaları okuyorum.. Gıcık. Sang-doo sen de biraz abartmadım mı canım ya, kızın nası gözü dönmüş biri olduğunu bile bile sırt çevirmeler falan. Aha sonra patlıyor işte..

 

Favori ikilim

Sıkı arkadaşlar (!) olan doktor ile Sang-doo ikilisi..

büyük dostluklar nefretten doğar

sang doo ile doktor

Rain’in Yüzleri

Bu özel bölümü bizzat Rain’e atfediyor, her bir karede ayrı ayrı kahkahalara boğulduğumu itiraf ediyorum..

rain'in yüzleri

Rain’i severim, Sang-doo’ya bayıldım.. 상두야, 학교 가자!

Reklamlar
17 Yorum leave one →
  1. Eylül 1, 2010 6:51 pm

    ben de izlemiştim bu diziyi çok sevmiştim Rain’i de çok severim zaten.. ama sonunda benim kızdığım senarist.. bir kerede öldürme diyorum ya kesin sorunu var o kadının delirtiyo beni.. Rain süperdi yorumlarına bayıldım okurken hatırladım güldüm.. izlerken ağladığım olmuştu ama.. Rain’in şabalak suratı iyi ağlatır hakikaten.. canım yaa acısını gizlemek için takıyodu o maskeyi.. çok şirindi..

    • bunusevdim permalink*
      Eylül 2, 2010 4:36 pm

      Ah nilü ben senin Sang-doo yazını görünce çok sevinmiştim çünkü kimsenin bahsettiğini görmemiştim, üstelik aklımın bir yerlerinde izleme isteği vardı.. Sayende perçinlemiştim bu isteğimi, teşekkür. Şimdi gidip yazını okuyabilirim :)
      Senarist Misa ve Autumn Tale’de ve hatta Bad Guy’da parmağı olan biri değil mi.. Yok o yönetmen miydi :) bilemedim şimdi
      Her kimse benim en sevdiğim son kötü sondur. İyi gibi yutturulmaya çalışan ama bilirsin ki kötü, nihahahah. Kötüyüm değil mi :)

  2. Eylül 2, 2010 10:52 am

    İzlemek ile izlemek arasında kaldım işte tüm mesela bu :D
    Karşımda dram mı var komedi mi anlayamadım. Eğer ikisi birse kesinlikle çok zor benim izlemem. Çünkü yüzüne güldüğüm insanın mefta olması ya da kötü durumlara düşmesi feci etkiliyor beni. Ya başından beri ciddi gidicek ben kendimi alıştırıcam ya da kötü başlayacak iyileşecek arada tekrar dönecek ama mutu biticek. Ancak kötü şeyler olurken komedi estirmek ahh kalbim dayanmaz!!!

    • bunusevdim permalink*
      Eylül 2, 2010 4:40 pm

      Bence izle sermin, Full House ve A love to Kill karması diyebilirim. Ama çok farklı :)
      Yüzüne güldüğün insanın dizi biterken de yüzüne gülüyor olacaksın emin ol, kötü çoğu (hepsi değil) olayı baştan biliyorsun zaten seyirci olarak

  3. Eylül 3, 2010 4:30 pm

    zamanında full house’un ng’lerini izlerken buna da rastlamıştım. eğlenceli görününce listeme aldım hemen, o gün bugündür de bir köşede bekliyor^^
    ama çinguma katılıyorum, öyle bir anlatmışsınız ki eğlenecek miyim, yoksa böğürerek ağlayacak mıyım bilemedim. sermin tam aklımdan geçenleri yazmış zaten ben de arada kalan dramaları sevmiyorum. şebek, sevimli bir karakterin başına kötü şeyler gelmesi (ki şu sıralar izlediğim dizide arada oluyor böyle şeyler, delleniyorum) beni daha çok etkiliyor a dostlar.
    gerçi bu’cum açıklamayı yapmışsın ama hayatımın en önemli sorunuymuşcasına arada kaldım ben^^

    • Eylül 3, 2010 5:32 pm

      @kimbap
      Valla çingu yaaa!! Bende öyle hissettim. Aklımı kurcalıyor. Hele izleyecek birşey kalmadı elimde şimdi. fazlaca ikilemlerdeyim :D

  4. Eylül 3, 2010 9:25 pm

    bu dizi ne zman yayınlandı.yeni gibi algıladım okurken gerçi 1 yıldır takipsizim koreyi ama merak ettim doğrusu.raine rağmen izlerim.konusu sardı.türkçe online link varsa eklersen süper olur.diğer linkler ingilizceymiş.gerçi türkçesi yoksa ingilizceye talim ederiz o da olur=) sağoalsın güzel anlatımdı doğrusu.

  5. bunusevdim permalink*
    Eylül 4, 2010 2:23 pm

    Kim’cim ve sevgili sermin, neyden bahsettiğimi tam olarak anlatamıyorum maalesef, çünkü o zaman sizi feci halde spoilerla boğmaktan korkuyorum.
    Şimdi bu dizide pek çok son var. Bitti sanıyorsun, başka bir son oluyor, sonra başka.. O yüzden hangi sonu baz alırsınız o size kalmış..
    Bana öyle geliyor ki, eninde sonunda izleyeceksiniz, bir sürü diğer dramayı komediyi izlemiş olan sizlerin sang-doo’dan kaçabilmeniz mümkün değil. Hahah kötüyüm.
    Valla güzel dizi, o yüzden ekstra reklam yapmama gerek yok. Bunu es geçmeyeceğinizi biliyorum.

    Sevgili tarih, dizi 2003’te yayınlanmış.
    Türkçesi her zamanki gibi ezgidizide var
    http://www.ezgidizi.com/asyadizi/category/kore-dizileri/sang-doo-lets-go-to-school
    Bol kahkahalı izlemeler..

  6. Eylül 4, 2010 9:56 pm

    güzel anlatmışsın merak ettim izlicem sanırım :)
    bori bori dedikçe aklıma hello my teacher daki na bori geldi hep.. ne tesadüftür ki başroldaki kız da (yani Eun-hwan) o sanırım, öğretmen.. gongcuğumun aşkını ilan ettiği kıskançlıktan ayrı gülmekten ayrı çatladığım şu bölümdeki şanslı insan:

    güzel değil ama kız haklısın..
    doktor da prensin ilk aşkı dizisindeki prensin arkadaşı olabilir benzettim fotolardan biraz.. öyle işte :P

    • bunusevdim permalink*
      Eylül 5, 2010 2:18 pm

      Arwencik, Hello My Teacher’ı izlemediğim ve izleme ihtimalim olduğu için videoya bakmıyorum, diziyi izlersem sonra bakarım
      İzle bakalım beğenecek misin

      • Eylül 5, 2010 3:41 pm

        pardon o zmn ya ben izlemişsindir die düşünmüştüm :P bakmadığın iyi olmuş o zaman hehe
        linklerini bulup indireym şunu ben online sevmiyorum :)

  7. Eylül 5, 2010 11:12 pm

    bu’cum madem öyle kaderden kaçılmaz, öyle bir yazmışsın ki itaat etmekten başka çarem yok^^ sonunda illa ki izleyeceksek ben indirmeye başlayayım, ancak zaten:P

  8. Eylül 10, 2010 8:07 pm

    bu diziyi uzun zaman önce izlemiştim ama 7. bölümde bırakmıştım şimdi görünce tekrar izlemek istedim .doktoru da pek bir sevimli bulurdum :=) ama hiç kimse rainin o çocuksu şabalak ifadesini geçemez ….

    • bunusevdim permalink*
      Eylül 12, 2010 9:52 am

      Aaaa, hiçbir dizi 12. bölüme gelmeden bırakılmaz!! Neyse ben sonra onunla da ilgili bir yazı yazacağım o zaman anlarsın :)
      Bana öyle geliyor ki sen devam edersin izlemeye, bloguna baktım az önce Full House’da seviyormuşsun daha ne :)
      Bir de gerçekten All In de mi yayınlandı önceden. Kendimi pencerelerden atmak istiyorum, nasıl bu kadar kayıtsız kalabilmişim çekik gözlülere

  9. selin permalink
    Şubat 22, 2013 5:14 pm

    Aslında karşılığını bulmamış demek doğru olmaz dizi 2003’de çekildiği için asya dışındaki ülkelerde pek bilinmesede reytinglerde uçmuş gitmiş %40 reytingleri görmüş bir dizi yayınlandığı her bölüm reyting listesinde 1.olmuş ve Rain’e oynadığı ilk dizi de en iyi artist , en iyi aktör , mükemmellik ve popülerlik ödülü kazandırmış

    • yorum cadısı permalink
      Kasım 27, 2013 8:43 am

      ya ben diziyi 2 günde bitirdim. Bitirdim bitirmesine sonnda öldüler diyip buruluyorsun sonra Bori mektup mu yazıyor günlük mü onu dinliyorsun, aile resminde bunlar zaten yoklar bir bakıyorsun okul bahçesinde kadının doğum sancısı tutuyor. ardından ellerinde bebek şehre dönmemmiz gerek gibi bişeyler diyorlar. Bori babasına seni bugün rüyamda görmek istiyorum 4 kasım felan diyor. Acaba bu borinin rüyasımı, gerçekten kazadan kurtuldular mı? bide resimde yoktularya Kız bir ara kendi ailesini bırakmayı sangdoonun da bori yi bırakıp yeni bir başlangıç yapmak istediğini söylemişti hani… acaba dedim kurtuldular ve bağları mı koparttılar. doktor sangdoo nun evine gitti orda kesin öldüler demiştim ama. Ben manyak oldum abii ne bu yaa seyircinin rüyasımıydı yoksa son. Ha. s…r diyesim var hatta dedim bile :)))) fıtık bir sondu 2 damla göz yaım aktı bak hemide çok üzülüp sinirlendim son bölümde ve en sonda neydi bu şimdi diye tıkandım. neydi bu?

Trackbacks

  1. The Master’s Sun, sonunda ağlattın ama! | Bunu Sevdim

Yorumunu sevdim

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: