Skip to content

Sevdiğim absürd şeyler

Eylül 6, 2010

Yazı yazmaya artık ara vereceğim diyorum aklıma bir şey gelince ille yazacağım diye tutturuyorum.. Bu fikri savmak için en iyi yol o şeyi yazıp kurtulmak.. Haydi rastgele. Bu arada henüz öğrendim ki yakın zamanda kimbap da buna benzer bir konuda yazacakmış. Yine eş zamanlı yazmaya başladık, haydi hayırlısı diyorum.

Bazı şeyler var ki seviyorum diyorum ama düşününce mantıksız geliyor. Sevmemeliyim normalde, ama sevdim valla.. Ya da eskiden sevdiğim ama şimdi absürd gelen şeyler..

Kısacası sevdiğim anlamsız şeyler geliyor…

  • Aşk Oyunu

“Aşk oyunu buna derler güzelim aklını başından alır..” şeklindeki eğlenceli Kenan Doğulu şarkısı değil kastettiğim..

aşk oyunu ekin ve sarp

Şimdi bu Keremcem’le Yasemin Ergene’nin beraber oynadığı bir diziydi. Severek izlerdim. Şu an kendime inanamıyorum 5 sene önce neler izliyormuşum diye.. Bir de “Kadife Kelepçe” şarkısı vardı, ah onu da çok severdim. “Hatam belki aşkı oyuncak sanmam../Aşkta salıncak gibi sallanmam…”  “Veda değil mi bu/ Yolun sonu uçurumlar” 

Komiktir ki sesi ile meşhur olan şarkıcı Keremcem’i dublajlı izledik hep.. İronik.. (Aynı ses Kurtlar Vadisi’nin Polat’ında da var, ya ya ya) Bu arada hazır Keremcem demişken, kendisi dinlerken görmediğim için mutlu olduğum insanlardan. Sesi dışında sevdiğim bir tek özelliği yok.. Ama bazı şarkılarını severdim. Mesela, bu Aşk Oyunu’nu yaptığı sıralarda Seden Gürel’le “Küçük Bir Aşk Masalı” için düet yapmışlardı, ki bayılmıştım..

Bu aralar Yasemin Ergene’yi ortalarda göremiyoruz diyenlere haberler: Kendisi zengin biriyle evlilik hazırlığında. Bir de twitter’ından okudum daha yeni, Bilgi Üniversitesi finans bölümünde okuyormuş.. Bu kızı Çocuğun Var Derdin Var diye Şevval Sam’ın oynadığı TGRT dizisinde izlerdik ailecenek…

Aslında dizinin konusunu bile unutmuştum, düşünün ne kadar iz bıraktığını bende! Tek aşk oyunu yağmur sahnesihatıladığım Sarp’la Ekin’in bir yağmur sahnesi vardı.. Öf öf, bak onu unutmadım, hahah. Sonra internetten şu videoyu izlememle konuyu hatırladım: Sahte evlilik.. (Video müzikleri için izlenir, Aşk Oyunu DM’den seçmeler var. DM ne ki diyenlere OST’un Türkçeleştirdiğim versiyonu diyorum. Hergün Sözbul maili okursam olacağı buydu işte, TDK gibi saçmalamaya başladım). Anam sonradan bir de çocukları olduydu da gizlemişti Sarp’tan.. Ay ay ay, düşman başına böyle konulu diziler.. 

Bir de şöyle bir sözlük yorumu var ki, güldüm bayağı.

Bu arada diziyi küçümsediğim sanılmasın, %29 reytingle birinci olmuş bir dizidir. Vakti zamanında pek izlenirdi bu ayrı dünyaların aşkının klasik hikayesi..

Severdim, pes kendime..

  • Hayat Boş, Eğlen Coş

sıkıntı Bu da bir trıvırı konulu blog. Kaç senedir okuduğumu ben bile bilmiyorum. Ara verdiğim zamanlar da oldu çünkü adamın yazıları destan ötesi, hepsini okuyacak zamanınız olmuyor bazen. Ben kendime uzun yazıyorum diyorum ama o benden de uzun yazıyor.

Her neyse, gözümdeki değeri Muzo gibidir. Okuyup okuyup gülüyorum, sonra bazen kendime kızıyorum, ne lan bu seviyesiz diye. (Muzo cornelius kadar seviyesiz değildir, kendi içinde bir tutarlılığı vardır, benim 3. kocam ayıydı diye o klasik hikayeyi anlatırken bile…) Kendimden soğuyorum o derece saçmalıklar.. Son yazısını okuyunca onu da bu listeye eklemeye karar verdim. Çünkü neden sevdiğimi gerçekten anlayamadığım bir blog. Son zamanlarda kendi düzenlediği anlamlı fotoğrafları da koymasıyla kahkaha dozajını da arttırdı. Allah bereket versin diyorum.

Lahmacun cidden ruhun gıdasıdır.

Severek okuyorum cornelius’u, bol kahkahalı vakit kaybı.

  • Köpüklü baloncuk yapmakben de yapsam

köpüklü baloncuk Bu da son dönemlerdeki çocuksu manyaklığım. Niye 5 yaş dönemime dönüş yaptım hiç anlamıyorum. Acaba bu aralar okuduğum manga dozajını arttırdığım için mi oldu?

Eve gelen arkadaşlarıma ilk gösterdiğim şey şu balonlu oyuncağım (?) oldu. Niye sevdiğimi cidden anlayamıyorum. Her baloncukla nasıl aynı keyfi alıyorum, onu hiç anlamıyorum.. Sevdiğimi söyleyince herkes bir acıyarak bakıyor, bak onu anlıyorum işte..

Şu yandaki fotoğraf “Ah o gemide ben de olsaydım” diyerek halay çekmeme sebebiyet verebilir, o derece özendim.

Seviyorum, var mı itirazı olan? Ben..

  • Damo

Damo-poster Bak ben bile söylüyorum, izlediğim en absürd Kore dizisi buydu. Askerler habire Kore simalarında havalarda uçuşurlardı. 5-10 kez zap yaparken televizyonda karşıma çıkmıştı da, her seferinde 5 dakikadan fazla dayanamamıştım..

Ama sonra ne oldu. Bir kere boştum, ne de olsa Kore dizisi biraz izleyeyim dedim. O bölümde o zamana kadarki olayları özetleyen bir bölümmüş, bilemiyorum artık kız anılarını mı tazeliyordu, niye tüm olayları o şekilde özetlediler. Ama o kadar sardı ki, o bölümden sonrasını hiç kaçıramadım.. Üstüne üstlük hoşuma da gidiyordu. İzlerken havada uçan askerlere artık “Bak kısa uçtu beceriksiz, bizim adam oysa ne güzel uçtuydu” gibi beğeni içeren saçma sapan yorumlar yapmaya bile başladım. Hele final bölümü için televizyonun göstermesini bile bekleyemedim, sabırsızlanıp internetten izlemiştim. O son anda, of of of, kilitlenip kalmıştım vesaire vesaire.. Birkaç hafta dizi müzikleri aklımı kurcaladı durdu.. Böylesine kafayı takmıştım.

Şimdi düşünüyorum da saçmalamışım. Konu saçma, dizi kalitesiz, kadın oyuncunun seslendirmesi 1 kilometre uzağa koşma isteği uyandıran cinsten, ciyak ciyak. Kadın o anda televizyondan odaya giriverse saçını başını yolardım. Ama işte izlerken bir haller oluyordu bana. Saçmalıyordum, belki de kişilik bölünmesi falan geçiriyordum, hahha. Ya da sorunlu bir dönemde miydim? Ama muhtemelen yine olsa oturur yine izlerim, böyle de sapkın biriyim.

Sevmiştim, neden bilmem.

  • Blog

header4 

Aslında benim blog sevgim de oldukça abartılı ve aşırı. Normalde harcamam gereken zamanın 5 katını harcıyorum blog için. Oturup siz okuyacaksınız diye değil tabi ki. Garip, tariflendiremediğim bir zevk alıyorum. Bazen 2 saat bir film izliyorum, abartmıyorum yazıyı hazırlamak için belki 2 katı daha çok zaman harcadığım film yorumlarım olmuştur. Bu filmi çok sevmiştim diye resimleri hazırlıyorum. Yazıyı yazıyorum, ertesi gün düzenliyorum, ertesi gün internetten link, ekstra bilgi vesaire ekliyorum. Son rütuştu, renkti, ışıklardı, montajdı.. derken, aynen bu şekil abartıyorum. Bu yazı için bile bir sürü saçma sapan site dolandım. Aşk oyunu ile ilgili size linkini verdiğim videoya girince, dur şunu da izleyeyim, yorum linkinden sonra dur diğer yorumları da okuyayım cinsinden dolandım durdum..

Ama öylesine zevk alıyorum ki, bağımlılık ötesi duygular beslemeye başladım “Bunu Sevdim”e karşı. Parmaklarımın klavyeye değmesi aşamasından sandalyeme yaslanıp blogda yeni yazdığım yazıyı son kez okuduğum ana kadar. Her anı hoşuma gidiyor.

Saçmaladığımın farkındayım. Günlerimi heba ediyorum, biliyorum. Ama vazgeçemiyorum. Emek verdiğim bir şeyi, üf çok vakit kaybı, bıraktım gitti diyemiyorum. Yazmak güzel şey, sinirini alır, heyecanını artırır. Vıdı dıdı. Doğru doğru ama benim durum şöyle: Bloga girmediğim zaman kokainsiz kalmış keş gibi titremeye başlıyorum, göz altlarım morarıyor, zıvanadan çıktım yani. Tuvalete koşarak yetişiyorum, yoksa bilgisayar başından kalkmaya niyetli değilim. Sanırım listemdeki en absürd sevdiğim şey blogum.blog

Bunu sevdim, seviyorum.

Reklamlar
20 Yorum leave one →
  1. Eylül 6, 2010 7:10 pm

    Diğerlerine bir şey diyemeyeceğim ama blog yazmak garip bir alışkanlık. Bazen külfet oluyor bırakıp gitmek istiyorum sonra da vazgeçiyorum. Benim için çok eğlenceli bir şey. Bazen de ihtiyaç çünkü ben internete dizi yorumu yaparak başladım :) Bodoslama bir foruma üye olup orada Dawson’s Creek yorumları yaptım diğer üyelerle. Ama böyle dizi biter bitmez biri ile konuşmalıyım hissi uyanıyordu. Güçlü bir his :) Blog insana özgürlük veriyor küfür etsen bile neden diyemez kimse senin alanın çünkü. Aşk oyununu beğenmeni de yaşının küçüklüğüne vereyim :D :D Keremcemin sesini ben de beğenirim ama o kadar :))

    • bunusevdim permalink*
      Eylül 6, 2010 7:40 pm

      Aşk oyununun başladığı sene üniversiteye gidiyormuşum. Ufalayım da cebine gireyim, hahahah. İşte çok garip, neden seviyordum anlayamıyorum bir türlü.
      Yalnız Dawson’s Creek’te pek ileri yaşa hitap etmiyor, neticede izleyici kitleleri aynı yaş (çamur atmış olmadım değil mi hahhahh)
      Blog işini artık çok abarttım. Bundan önce de vardı blogum, hem de 4/5 senelik ama bu kadar saçmalamamıştım. Geçici bir durum mu bilmiyorum ama gün geçtikçe daha beter oluyorsam geçici olamaz değil mi :)
      Yanlış anlaşıldı mı bilmiyorum ama ben de çok eğleniyorum. Sorun bu kadar eğleniyor olmamda zaten -gereksiz işlere bile eğleniyorum. Mesela haftada bir 1 saat baksam benim için süper olacak. Ama benim saatte 1 aklıma geliyor, bu da hiç hoş değil.
      Sen de böyle hissediyor musun/muydun unni. Ya tam olarak derdimi anlatamamış olabilirim ama ciddi sıkıntım var. Ve artık bu eğlence/sevgi/ her ne dersen, bana oldukça absürd gelmeye başladı.

      • Eylül 6, 2010 11:32 pm

        Yok çamur atmadın ama Dawson çok entel takılmaya çalışan bir diziydi :D :D :D O blogun okunuyor muydu ki? Bir de orada eş, dost falan da biliyordu sanırım blogun olduğunu daha kısıtlı bir ifade alanı veriyordu sanki :)) Belki de hoşlanmadığın ufaktan kabuğunun kırılmasıdır, bloglarda pek çoğumuz etkileşim içindeyiz, sanalda-reelde görüşüyoruz, konuşuyoruz arkadaşlıklarada vesile oluyor bence hoş bir şey ama herkesin tercih edeceği bir durum değil. :) İsim vermeyelim ama hepimizin bildiği bir blogger samimi dursa da mesafeli aslında ya da popüler olduğunu anladıktan sonra çekti kendini :))

        Bir de sen yoğun bir okul ve çalışma temposu içindesin anladığım kadarıyla, belki o yüzden gerçekte yapman gereken şeyleri ihmal ettiğin düşüncesi seni rahatsız ediyordur. Bence gerçekten bu kadar zevk alıyorsan düşünme fazla. Herşeyin doğal bir sonu vardır. Eğer bitecekse kendiliğinden biter zaten. Benim internete dair en büyük felsefem, internet hayatım beni mutlu etmeli. Günlük hayatımızda hepimizin sıkıntıları, kaygıları vs. var, o yüzden ben şahsen canımı sıkacak şeylerden uzak duruyorum. En son LFMB vardı, baktım olay çok sağlıksız bir boyuta ilerliyor bıraktım. Uzakdoğu böyle değil ama çok geniş bir yelpaze ve kendilerini sürekli yeniliyorlar. Tek bir diziye takılıp kalmak mümkün değil :)

  2. Eylül 6, 2010 8:16 pm

    anaam neler aynı bak sayayım (çok da umrunda ya pehh)

    aşk oyunu, köpüklü baloncuk, blog… eheheh

    blog konusunda yazdıklarında var ya sonuna kadar haklısın hea.. iki saatlik bi filmi bütün gecemi vererek ancak anlatabiliyorum (en kısa olanı bu üstelik)
    sürekli kafamda neyi yazsam, nasıl yazsam, ne anlatsam, yorum gelmiş midir, insanlar sevmişmidir, okuyan olmuşmudur???
    Allahım milyon tane soru.. Akıl işi değil vesselam :D ama dediğin gibi seviyoruz suç mu

    • bunusevdim permalink*
      Eylül 6, 2010 8:49 pm

      Kendime söz veriyorum, 15 gün girmeyeceğim diye, olmuyor olmuyor. Diziler zaten uzun zamanda izleniyor da filmlere çok zaman gidiyor değil mi arwen, demek ki tek değilim :)
      Titreyip kendimize mi gelsek ne :)

  3. Eylül 6, 2010 8:46 pm

    aklımdaki listeden farklı, zaten benim yazım daha çok kimse sevmediği halde (yani çoğunluk diyelim) sevdiklerim olcek, son yazımın tam tersi:))
    valla bence aşk oyunu en absürd olan ama ben de sanırım üniversitedeydim ve ben de izledim. (acı hatıralar canlanır) özellikle başlarını sevmiştim. hatta biz de keremcem’in şarkılarına bayılırdık hiç de tarzım değil oysa^^
    baloncuk olayı hiç saçma değil bir kere, hatta ben sevmeyenleri garipserim. çok eğlenceli ya nasıl sevilmez. hatta ben bulamadığımda (kriz tutarsa) elimi yıkarken iki avcumun arasından ülemek suretiyle baloncuk çıkarır, zor koşullarda bile pes etmem:))
    bir de blog maddesi için diyecek bir şey bulamıyorum, ben de mesela bugün bilgisayarı ancak 11’e doğru açabildim ama bütün gün aklımda. yazılara sadece resim eklemem bile saatler alabiliyor. çoğunlukla kısaltıyorum yazıları milleti baymiim diye aslında sonkanka’nınkiyle yarışabilecek düzeyde oluyorlar ilk yazdığımda. yani özellikle o blog maddesinin her cümlesini başımı şiddetle sallayarak okudum, yalnız olmadığıma sevindim:)

    • bunusevdim permalink*
      Eylül 6, 2010 9:00 pm

      Biraz farklı, neticede sen sevdiğini kabullendiğin şeyleri yazacaksın ben kabullenemediklerimi yazdım. Ortak olarak ikisi de diğer insanların sevmediği şeyler. Bu yüzden benzer gelmişti. Ama daha da mı farklı acaba, merak ettim şimdi
      Baloncuk için bayağı tereddütteyim. Baya baya oynuyorum ben, deterjandan kendim yapıyordum ama onlar efektif olmayınca satın almaya başladım. Ama ne bileyim arkadaşlarım yuh artık şeklinde tepki verince galiba yanlış bir şey yapıyorum havasına girdim, hahahah.
      Keremcem’in şarkılarını herkes seviyormuş demek ki. Aşk oyununu da sevenlerin sayısı 2/1,5 oldu haydi bakalım, ben kimse sevmez sanmıştım
      Benim de ilk uzun oluyor yazılar. Hatta Jumong yazımı ilk Word’e yazıp düzenlemiştim. 20 sayfaya yakın mı neydi?? Ama cidden çok uzundu :) Mecburen kısaltıyoruz.

  4. Eylül 6, 2010 9:43 pm

    Enee aşk oyunu vardı bir zamanlar, bende izlemeiştim ama inan şimdi hiç hatırlamıyorum konusu neydi, nasıl bitti falan diye:) Geçen gün doktorlara denk geldim (denk gelmemem mümkün değil mubarek 24 saat onu veriyorlar) yasemin ergene başka hangi dizide oynuyodu diye kafa patlattım, aşk oyunuydu işte, saolasın dostum aklımdaki büyük bir bilinmezi açığa kavuşturdum. :)
    Blog bizim vazgeçilmezimiz yahu, garip bir ilişkisi bizimkisi sadece blogu olanların anlayacağı cinsten :)

    • bunusevdim permalink*
      Eylül 7, 2010 12:34 pm

      Rica ederim, o doktorlardan nefret ediyorum artık, hepsini kafalarını kovaya daldırmak suretiyle boğacağım :)
      Blogu olmayan anlamaz cidden, anlamasınlar zaten yazık

  5. Eylül 6, 2010 9:57 pm

    aman gelmeyelim kendimize falan zira daha çok kayboluyoruz o zaman :P
    ya benim 15 gün dayanmam için var ya bilgisayarı görmemem interneti bulmamam fln gerekiyor sanırım hea
    nasıl hastalıklı bir haldir bu yaw

  6. Eylül 6, 2010 10:55 pm

    :) baloncuk çıkarmayı seviyorum hala bi de onların böyle teknolojik olanı çıkmış bayıldım..

    Bu arada senden cesaretlenip bende sevdiklerimden bahsettim blogta :)

    • bunusevdim permalink*
      Eylül 7, 2010 12:36 pm

      Ama o teknolojik olanlarda sen üflemiyorsun, anlamı var ki o zaman :)
      Hemen gidip okuyacağım yazını öyküzen

  7. akustikhuzunler permalink
    Eylül 6, 2010 11:32 pm

    harika bi blogun var eger yazmayı bırakmaya kalkarsan hiç üşenmeyip gelip seni bulup zorla yeniden yazdırtacak kadar cok seviyorum burayı :) ismi gibi, bunu sevdim. hemde çok!

    • bunusevdim permalink*
      Eylül 7, 2010 12:39 pm

      Galiba benzer ilgi alanları olduğu için sevdin. Kore sevmeseydin anlamsız gelebilir blogun yarısı
      Tabii beni bulursun akustik, yakında deli gömleğini giydirerek oturtursun :)

  8. bunusevdim permalink*
    Eylül 7, 2010 11:34 am

    Unni gerçekten de tanıdığım insanların blogu okumasından hoşlanmıyorum ama onun nedeni sohbet ederken tam gaza gelip birşey anlatacakken, ha onu ben okudum blogunda diyorlar, işte o zaman cinlerim tepeme çıkıyor. Yazımı okumaları güzel ama fırsatları varken benden duymalarını tercih ederim :) Diğer blogda da pek kısıtlamadım açıkçası kendimi. Yazmaya başlayınca duramıyordum ki. Ama buradan farkı, orada hafif bir pişmanlık olabiliyordu sonradan, yazmasa mıydım diye. Burada umrumda değil tabii :) Ama kısıtlanma hissi? Diğer blogda da yoktu.
    Tabii onun konusu farklıydı, burada konu “sevdiğim herşey” olunca, rahatça koşturuyorum atımı.
    Yoğunluk konusunda çok haklısın, zaten boş olsam sabahtan akşama bilgisayar başında olayım, sonuçta ne olacak. Ama yapmam gereken başka işler var.
    Dediğin gibi doğal akışına bırakmaya çalışacağım. Gerçi hiç umutlu değilim. Sigara da biliyorsundur azalta azalta bırakılmaz, bırakmak istiyorsan bıraktım diyerek gideceksin. Sanırım bu kafamı kurcalıyor.Ben biraz yaptığı işe sadık olan biriyim. O olay bitmedikçe ben bırakmam, sonuna kadar yani! Bilmiyorum, ooof of. Buradan sıkıntımı tam ifade edemiyorum ama gerçekten çok dertliyim. Şu an bile evde değilim mesela. Ne işim var bu bilgisayarın başında, bir de blogu açmışım. Üstlerim görse varya hayatta açıklayamam durumu. Ama ben napıyorum bilgisayarda usb girişi arıyorum, bir de hazır bilgisayar bulmuşken manga indireyim diye. Durum çok fena be. Öyle böyle değil :)

    • Eylül 7, 2010 1:07 pm

      Hımm manga olayı biraz abartılmış :) Yani yapacak işlerin varken doktor adayıyken bu kadar bağlanman doğru mu bilemem :) Fazla takma bence. Düşündükçe pişmanlığın artar. Akışına bırak, işlerini ihmal etmiyorsan sorun yok. Arada derede bulduğun ilk fırsatta geliyorsan bunu bir kaçış anı olarak düşün. Rahatlaman için bir fırsat :) Ve de üzülme yalnız değilsin :) Hepimizin bir şekilde internete, bloglarımıza bağlı ve bağımlıyız. Günlük yaşantını etkilemediği sürece sorun yok :)

  9. Eylül 7, 2010 1:00 pm

    Ya Damo’yu bilen birini bulmak ne güzel yarabbi :D
    İlk karşılaştığımda nasıl sevinmiştim biliyor musun? Bak dedim kendi kendime sadece trt vermiyor kore dizilerini Haaa yer yer saçmaydı ama ben severim havada uçuşan adamları. Abartılmış olanlarına bile bayılırım. Damo da hüzünlendiğim gözlerimin yaşla dolduğu sahneler bile olmuştu. :D Yani ben sevmiştim bu diziyi. Haftasonları veriyorlardı üşenmez erkenden kalkardım :D

    Blog olayı sanırım bu çevrede blog sahibi herkes için geçerli. Nefrette ederim severimde ben bir bağımlıyım gerçekliğidir blog :D

    Aşk oyunu hiç izlemedim valla bilmiyorum bile :D

    Ha birde baloncuk olayı vardır. En sevdiğim şeydir. Açık bir alanda mümkünse kır olsun etrafta bir sürü baloncuk olsun falan :D Severim vesselam.

    Ellerine sağlık dost…

    • bunusevdim permalink*
      Eylül 7, 2010 1:31 pm

      Afiyet olsun :)
      Damo’yu sevmek her baba yiğidin harcı değil yalnız. Cidden olayın içine kendini kaptıracaksın.. O zaman ufak tefek meseleleri aklına takmıyorsun. Mesele hüzünlenmekse ben son bölümde ağlamıştım. Hieyt ne bölümdü ama. Baktılar düğümleri çözemiyorlar, direk kopardılar teker teker, ne haşinler şu Koreliler dimi. Galiba bu “hep bir yanım hüzünlüdür benim” havalarını başka yerde bulmak mümkün değil (Ha bizim Kadir İnanır’da da var o, istisna) ve bu özelliklerine bayılıyorum

  10. Eylül 12, 2010 12:18 pm

    Güzel makale teşekkür ederim.Hepimizin bir şekilde internete, bloglarımıza bağlı ve bağımlıyız.

    • bunusevdim permalink*
      Eylül 12, 2010 6:44 pm

      Blog güzel, rölantide bir bağımlılık hiç fena sayılmaz. Ama bu bağımlılık beni ürkütüyor be :)

Yorumunu sevdim

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: