Skip to content

Mim, Kimi’ye mektup

Eylül 21, 2010

f1 racing 24278_kimisauberphotoshoot3

2003’ten bir f1 racing, hatta 2001’de Kimi’nin geleceğin Ferrari sürücüsü olacağı söyleniyordu.

Geçen bana atılan mim’e verdiğim cevapta başlığa mim yazmamıştım, o yüzden kimse o yazıyı mim gibi algılamamıştı. O yüzden bu sefer açık seçik yazdım, belli olsun :) Ayrıca mim’lere de bayılırım. Kimbap ikinci blogunda mimi cevapladığında mimin birkaç gün sonra bana geleceğini hiç düşünmemiştim. Sağolsun sermin bana da yolladı da bir mektup yazma fırsatım oldu seneler sonra.

Bu mim’in konusu birine/bir şeye mektup yazmakmış. Gerçek anlamda mektup yazmayı çok severdim küçükken. Ama maalesef bir mektup arkadaşım olmadı hiç, okulumuzun öyle bir projesi olsa direk atlardım oysa ki. Biz de arkadaşlarla mektuplaşırdık. Mektuplaşma konseptimizi yazsam bir daha blogumu okumazsınız, hahahah. Çocukluk işte. Bir de anneye babaya doğum günlerinde yazılan mektuplar var, yeni okuma yazma sökülmüşken olanlar. Hala saklanıyor evde.

Haydi rast gele.

kimi Mclaren'deyken, mutluyken

Sevgili hain Kimi Matias Raikkonen,

Hayatıma nasıl girdin çok iyi hatırlıyorum. Lise 2’de, okulumun hep bahsettiğim küçük kütüphanesindeydim. Hocalar konferansa gitmişlerdi, bizim de boş dersimizdi. Ben de dergileri karıştırırken F1 Racing adlı dergiyi gördüm. (Şu an bir 5 senelik dergi arşivim var)  Daha önce formula 1 izlemişliğim olmuştu öylesine, ama senin adını bile duymamıştım. Sarışın ve mavi gözlüydün, hiç hoşlanmadığım erkek tipi. Bir pozun vardı, yatağın üstünde ayakta durmuştun, alttaki yazıda çok hızlı olduğun ve gelecekte çok başarılı olacağın yazılıydı. Bir Fin çocuğuydun. İşte seni böyle tanıyıp sevdim.kr-1998-5

O günden sonra birkaç hafta bilgisayar laboratuvarında seninle ilgili yazılar okuyup,  yarış resimlerine baktım. Aslında hiçbir zaman ay bu adama hayranım havasında olmadım, en nefret ettiğim davranış biçimidir. Hatta “Kimi Raikkonen çok yakışıklı” diyen kızları boğasım geliyor, sanki en önemli özelliğin suratınmış gibi. Erkeklerin de “Kızlar Kimi’ye bayılıyor, neden acaba!” modundaki hallerinden nefret ediyorum.

Sonra senin kazanmanı dileyerek yarışları izlemeye başladım. 2004’te tüm sezonu Schumi domine etmişken, onun birinci olamadığı sadece 2 yarış vardı. Monaco’da Trulli, Spa’da sen kazanmıştın. Ah işte Eau Rouge aşkım, orada seni izleme hayalim orada başladı. (Bkz. İmkansız hayal diye bir şey gerçekten vardır)

En unutamadığım anlardan biri 2005 Japonya GP’siydi. Suzuka’da devleşmiştin. Sıralamalarda yağmurdan dolayı 17.ydin. Yarışta nasıl birinciliğe kadar yükseldin ama! Son turda Fisichella’nın arkasında, hatta arka kanadına yapışmış şekilde gidiyordun. Sonra onu solladığında, fuuuuuyyyfu, ayaktaydım. Kalbim deli gibi gümbür gümbür atıyordu, ben öyle bir heyecan yaşamamıştım. Hoplaya zıplaya, ne günlerdi, ühüüü. O gün Ron Dennis bile ağlamış. Sonra Fisichella fanları sana düşman olmuşlardı. Bir forumda “I hate you Mr. Raikkonen” konulu başlığı görünce o kadar gülmüştüm ki.

Hele 2007 yok mu, ah ah. Nasıl dünya şampiyonu oldun ama. Sonunda hakkettiğini almıştın. Ferrari ile mutlu bir seneydi. Sana güvenim zaten sonsuzdu. Son 2 yarışa lider Hamilton’la aranda 17 puan farkla girmiştin. Sonra Hamilton çakıla saplandığında nasıl bir umutla bekledim son yarışı anlatamam. 

O Brezilya’daki yarış öncesi Hamilton’la aranda 7 puan, Alonso ile de 3 puan vardı. Eğer sen 1., Alonso 3., Brazil F1Hamilton  6. olursa, ancak o zaman şampiyon olabilirdin. Start hayatımın en heyecanlı ve şuursuz anıydı galiba. Hamilton kalkışta viteslerle ilgili saçma bir problem yaşamıştı, yanlış butonlara basmıştı galiba. Ben çılgınlar gibi televizyon başında hop oturup hop kalkıyordum. Ama bir yandan da aklım bomboştu. Bu şekilde bitirirsen dünya şampiyonu olacağını biliyordum ama idrak etmem, kabullenmem çok zor oldu, hahahh. Nasıl yani diye öte yandan mutlu mutlu izlemiştim.

Teşekkür ederim, bu mutluluğu sayende yaşadım.

Bir kere demişsin ki “Bir kere dünya şampiyonu olayım, gerisi umrumda değil.” Formula 1’in yarışmak dışındaki diğer her şeyinden nefret ettiğin bir sır değil. İşte şampiyonluğundan sonra bu yüzden hep endişe ile bekledim. Bırakmandan, boşlamandan korktum. Oysa sen kendini f1 camiasına zorla kabul ettirmiştin tecrübesiz olduğun için. Peter Sauber’in diğerlerini iknalarıyla süper lisansını alabilmiştin.

2009’da seni görmeye bile geldim, naber!! İstanbul Park’ da ben de vardım biliyor musun! Senin için Trt’den bilet kazandım. Okulda sınavlara girip hemen yola düşmüştüm. Tüm perşembe ve cuma boyu ellerim titredi, her f1 startında olan o nefes alamama hissim bu sefer 5 saniye değil 2 gün boyunca geçmedi, vayy ne heyecandı ama. Sonra püft diye söndüm netekim performansın iğrençti. Nasıl 9. olabildin, puan bile alamadın yuh. O zamanlar sevgili arkadaşın (muhtemelen formula1’deki tek arkadaşın") Vettel de saçmalayarak 3. olmuştu. Kesat bir gündü ama yine de mutluydum, aracının sesini canlı olarak duymuştum.

Keşke 2005’teki o kazandığın ilk Türkiye GP’sine gelebilseydim. Tribünden deliler gibi bağırabilseydim. Ama bil ki Türkiye’de çok fanın var, keza bizim tribünün önünden geçerken yarış pozisyonu olarak kötü bir yerde olmana rağmen kocaman bir alkış kopuyordu her seferinde.

6 senedir hafta sonlarımı heba ederek, arkadaşlarımı ekip asosyalleşerek, televizyon bozulsa tanımadığım komşularımla tanışıp evlerine sızarak, senin muhteşem yarışlarını görmek için seni izleyerek geçiren ben, şimdi resmen bir boşluğa düştüm. WRC’ye gitmeni çok iyi anlıyorum. Ralli heyecanlı ve yeni bir dal senin için. Ama f1’e geri dönmemeni anlayamıyorum. Tüm her şeyin tadı tuzu gitti sanki. Gözümde f1’in değeri yerle bir oldu. Hala yarışları izliyorum, neredeyse sırf bir zamanlar Kimi nasıl hızlı turlar atardı demek için.

raikkonen's mood

Gelelim genel intibaya,

“Cool” bir insan olduğun herkesin takdiri zaten. Güneş şeklindeki o eski dövmene bayılıyorum! Güldüğün ender görülür, sinirlendiğin tek tüktü. Başkaları hakkındaki sözlerinle flaş haberler yapılmadı hiç. Karıştığın skandallar sadece içip içip yaptığın salaklıklar üzerine oldu ki artık şu hayatını bir düzene koysan diyorum. Evlenmene sevinen ender fanlarındandım. Belki bir çocuk yaparsın da düzene girersin diye düşünmüştüm, hahahah. Lanet olası alışkanlıklarının bu kadar kuvvetli olduğunu bilemezdim tabii ki.

Kimi- McLaren  ortaklığı, ne kadar sinir olsak da bize hep mutluluk verdi aslında. Tamam kazanıp hakkettiğini puana dönüştüremiyordun, hep mekanik sorun yaşıyordun ama hızlıydın ya, o bize yeterdi. 1. sırada gidip inatla zorlamaya devam edince son turda lastik patlattığın yarışı mı tercih ederim yoksa 10. sırada başlayıp 8. sırada bitirdiğini mi? Puansız olmasına rağmen, resmen saçımı başımı yolmama rağmen kesinlikle ilkini! Ferrari modelini bu yüzden sevmedim. Alınan puanı her şeyin ötesine koyan tifosi zihniyetine bir türlü alışamadım. Ferrari’ye geçmene hiç sevinmesem de çok kötü de hissetmedim. Neticede değerin bilinmiş, daha şampiyon olmadan şampiyonlar gibi karşılanmıştın. Üstelik web siteni de değiştirmiştin, hatta bize yarışlardan sonra yorumlarını bile yazıyordun, hahahh. Ama ne bileyim, o McLaren günlerinden kalma o hiç güncellenmeyen kara siten ve seni-şampiyon olmadan da- gerçekten destekleyen fanlarınla dolu kara resmi forumun her zaman favorim oldu. Nokta!! (Sayenden ingilizcemi geliştirmiştim, forumda insanlara laf yetiştireceğim diye. İnternete bulaşmam, foruma yazı yazmaya başlamamla olmuştu)

Ben işte senin yarışçılığını böyle heyecanla sevdim. Böylesine bağlandım. Şimdi sana o kadar kızıyorum ki, bazen ağzımdan alev püskürttüğüm de görülmüştür. Niye formula 1’i bıraktın, niye niye niye! Mclaren’le anlaşabilirdin, çok mu para istedin leyn. Az para istersen itibarın mı zedelenir diye düşündün..Şu an Renault ile anlaşabilirsin. Neden yanaşmıyorsun, formuladan bu kadar mı bıktın.

king of spaSen ki Spa’nın kralısın, Belçika GP’sinde 4 kez kazanmış, son an yağmuru olmasa az daha 5 kez  kazanacak olan adamsın. Sensiz izlediğim son Spa yarışında kafamı duvarlara vurdum resmen. Nefret ettim her şeyden. Senden de nefret ettim, hiç olmazsa gel Spa’da yarış, oooofff of!

Şimdi çok sinirliyim, sana çok kızgınım. Bazen senden nefret ediyorum beni motorsporlarına bu kadar bağladın diye. (Çünkü Moto GP’yi de GP2’yi de ralliyi de f1’den sonra izlemeye başladım) Seni bulup dövmek istiyorum. Suratını bir daha görmek istemiyorum.

O zaman peki neden her f1 yarışında adın geçince hala mutlu olup heyecanlanıyorum??

Bana bu cevabı yazıp gönderirsen iyi olur. Umarım rallide aradığını bulursun.

Eski takipçin bunusevdim 

Not: Senden nefret ediyorum. Ayrıca şapkanın önünü dümdüz yapmandan da nefret ediyordum, hazır mektup yazmışken söyleyeyim dedim.

 

Bu mim kabul ederlerse bu aralar yoğun olduklarını bildiğim Rüzigar’a ve Berre‘ye gitsin. Bir mektup da onlar yazarsa sevinirim.

Bu mimi sevdim, içimi döktüm oh be.

4 Yorum leave one →
  1. Eylül 21, 2010 5:09 pm

    hahaha süpersin bu’cum. kimi’ye olan bağlılığını ve sevgini çok iyi bilsem de böyle destansı bir mektup beklemezdim. yani şimdi ben alonso+button’a mektup yazacak olsam yine de bu kadar yazamam:)) hatta son italya gp’sini izledikten hemen sonra bile zor çıkardı böyle bi mektup.
    ben de tüm spor müsabakalarını çılgınca izleyen biri olarak, ralli’den hiç hazzetmem. ama sırf bu raikkonen alçağı için izledim bir kaç kez. valla yarışlar bana bile eksik geliyor, yıllarca alışmışım kimi’nin de o pistte bir yerlerde sürmesine. bir de sarışın+baby face diye öyle muamele görmesi sinir bozucu harbiden, sırf pilotlar yakışıklı diye f1 takip eden varsa da oha diyorum. öncesini sonrasını adam gibi takip etmiyorsan, ek programları izlemiyorsan zaten bir tek yarış sonunda yüzlerini görebilirsin, o da ilk 3’ün^^
    bir de o 3. fotodan belli, bu adam en çok f1e yakışıyor arkadaş:))

    • bunusevdim permalink*
      Eylül 21, 2010 6:49 pm

      Dimi dimi dimi demek istiyorum, ülen formula1 yarışlarını izlediğime göre pilotun yakışıklılığını sallamam mümkün değil. Adamların suratlarını görmüyoruz ki. Ah insanlara bunu anlatmak gerçekten çok zor
      Aslında daha uzun yazacaktım ama sonuçta bu bir mim, sermin’e cevabı çok geciktirmiş olacaktım o zaman da. O yüzden çok acele ettim valla. Normal bir post’un geçtiği süreçten geçemedi bu yazı :)
      İşin komiği bu bloga başlarken Kimi’den hiç bahsetmemeye karar vermiştim. Yukardaki 5’li resmime Kimi’nin dövmesini koymakla yetiniyordum. Ama dayanamadım yine, oooof of.
      Yok ben kesin dövmeliyim bu adamı

  2. Eylül 30, 2010 12:42 pm

    bunu sevdim zevkle okudum mektubunu, harikasın, renault’a hayır mı demiş kimi, yoksa daha cevap mı vermemiş, bu ara pek takip edemiyorum haliyle, singapur’u izleyemedim bi de :s inşallah suzuka’yı kaçırmam :s

    • bunusevdim permalink*
      Ekim 1, 2010 11:14 am

      Bazıları diyor ki renault ile görüşenler kimi’nin menajerleri ve bunu kimi’nin rallideki maaşını artırmak için yaptılar. Bu bana ne yalan söyleyeyim biraz sanal bir haber gibi gözüktü. Açıkçası ben de artık f1’i eskisi kadar takip etmiyorum. Eskiden her gün tüm formula 1 web sitelerini gezerdim benim atladığım bir haber var mı diye. Artık aklıma gelirse haftada 1 belki bakıyorum. Sadece yarışları ve yarış öncesi programlarını izliyorum.
      Ama Renault ihtimali hala var diye biliyorum. Artık kendimi umutlandırmak istemiyorum. Gerçekten çok yoruldum çünkü
      Ah evet Suzuka var haftaya. Ühüüü, yine şimdikilere sövüp Kimi’ye 2 kat kızacağım :)

Yorumunu sevdim

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: