Skip to content

Sevdiğim Televizyon Programları

Eylül 21, 2010

Sürekli sadece izlediğim şeyleri yazmak hiç hoşuma gitmiyor. Sanki “sevdiğim şeyler” ve dolayısıyla hayatım sanki bundan ibaretmiş gibi. Ama madem izlediğim şeylerden çokça bahsediyorum neden en sevdiğim tv programı formatlarını yazmıyorum dedim.

İşte en sevdiğim 4 program:

  • Komedi Dükkanı komedi dükkanı

Hasret sona erdi sonunda. Tolga Çevik’in askerden dönmesiyle Trt’den Star’a, cuma akşamlarından çarşamba akşamlarına geçişimizi yaptık. Adam bence çok komik.Esprilerine bayılıyorum, oyunculuğunun doğallığına bayılıyorum, jestlere mimiklere –en çok buna- bayılıyorum. Tv8’deyken de izlerdim. Baştan belliydi zaten bu kadar tutacağı. Ben abartıp reklamlarını bile takip eder oldum. Zap yaparken Maximum reklamı görünce direk kanala çakılıp kalıyorum yeni bir reklam mı çıktı diye.

15 Eylül’deki bölümü yine tepine tepine izledim. Annem yan odadan “Sesini kıs şunun, bir de kendi sesini de kıs” diye kızarken uyuyakalmış en son :)

Komedi Dükkanı’nın nesini seviyorsun derseniz, aslında her şeyini ama, kısaca söyleyeyim. Bir kere “yönetmen-arkadaşım” ikilisi karika. Arasan bulamazsın böyle uyumlu atışan çift. Karagöz’le Hacivat’a rakipler. Yönetmeni görmüyor oluşumuz, sadece sesini duyuyor oluşumuz da çok hoş. Yeni sezon jeneriğinde bu duruma çok hoş bir biçimde gönderme yapılmış: Kocaman arazi, ya ben sizi niye göremiyorum? diyor Tolga Çevik. Bir de elini alnına götürüyor ya, uzaklara bakıyorum havasında, o da komik. Yönetmen hep ‘arkadaşım’ı aşağılasa da, Tolga Bey yönetmene bol bol kapak bırakmayı ihmal etmiyor :)

Tolga Çevik’in olaya hakimiyeti ikinci mevzu. Bu işi doğaçlama yapıyorlarsa çok başarılı, ki zaten o adamın her hafta onca paragraf yazıyı ezberleyebileceğine inanmıyorum. Eğer dikkatle izlerseniz bunun ne kadar zor bir iş olduğunu ve Tolga Çevik’in ne kadar sakin ve doğal oynadığını göreceksiniz. Yeri geliyor yarım saat önce yönetmenin söylediği bir lafla yeni bir olayı ilişkilendirip yönetmene laf sokabiliyor. Ben kendi adıma 2 dakika önceki olayla ilgili bile o kadar  komik anlatamam, esprileştiremem durumu. (Gerçi benimki gülmeyi kesmediğim için) Yine de adam bariz komik ve eğlenceli.

Ara ara piyaniste de laf atıyorlar, oyuna onu da dahil ediyorlar. Piyanist demişken, geçen bölümde piyanonun tepesine çıkıp Kim Sam-soon pozu verince nasıl gülmüşsem karnıma bıçak saplanır gibi ağrı girdi. Sanırım gülmeyi abartmamalıyım  artık. Aslında Özer Atik (adamın adı böyleydi dimi) ve Tolga Çevik yönetmenle beraber bize yetiyorda artıyor bile. Tabii kameramanlar var, bir de terini silen Suzan Avcı da cabası.  Ama arada  ünlülerin gelmesi de eğlenceli oluyor. Komedi Dükkanı’nın Star’da reklamları çıkmaya başlar başlamaz Trt eski bölümleri verip durumdan faydalandı bile. Bir kungfu bölümü var, bayağı güldüm. Sıkça katılan ünlülerden biri de “Yahşi Cazibe”deki adamdı. Onun olduğu bölümler de güzeldi. (Bu arada adı geçen diziyi annem başından beri izlediği için arada ben de bakıyorum. Kıza bayağı bir ısındım, sevimli şey)

Komedi Dükkanı’nın şöhret kazandırdığı isimler de var. Mesela Küçük Kadınlar’daki Armi’yi hatırlayabilirsiniz. Tolga Çevik Titanik’i canlandırdığında kendisi Jack olmuş, kıza da Rose rolünü vermişti. Meşhur geminin burnunda rüzgara karşı kollarını iki yana açtıkları sahneyi falan, hatırlıyorum espri espri üzerine patlıyordu.

Çarşamba akşamları tv başındayım artık.

  • Bak ve Çiz

bg_16

Bu da 20 yaş üzeri tek seyircisinin ben olduğum bir program, hahahah. Ama ne yapayım resim yapmak zaten harika bir şey, bir de sevimli karikatürler çizmek, hayvanları eğlenceli bir şekilde göstermek… Çok seviyorum ben bu programı.

Bilmeyenler için bahsedeyim. Trt Çocuk’ta yayınlanan (hala var mı emin değilim) bölüm başına hippo 4-5 dakikalık bir program. Adam “Haydi çocuklar bugün fil/arslan/maymun vs çizeceğiz, kağıt kalemleri getirin diyor. O sırada ben odaya koşup, A4 kağıdı, HB kurşun kalemimi ve 24 renklik Faber Castell boyalarımı kapıp televizyon başına dönüyorum. (Renkli kalemler bazen hayvanı boyayabildiği için gerekli) Ve adamla beraber çizmeye başlıyoruz. Bir daire kafası, şuraya tombul bir gövde, şuradan patiler, ve şimdi de tüyleeeerr. Falan filan. Ama ne büyük mutluluk. Bu format tam benlik.

Aslında çizdiğim hayvanları hep saklıyorum ama fotoğrafını çekip bilgisayara atmaya üşendim.. Bir dahaki sefere buraya da koyarım.. O gazla mangalardan falan da hoşlandığım bölümleri kendime göre çiziyorum. Mesela yazın, vantilatörün önünde oturan bir kız çizmiştim. Kimi ni Todoke’den ilham almıştım galiba, hahah. Eğlenceli şeyler çizmeye bayılıyorum.

  • Bir Kelime Bir İşlem

bir kelime bir işlem

Bu da ailecek oturup başından sonuna izlediğimiz ender programlardan. Hep beraber özellikle işlemlerde yarışırdık.(Önümüzde o günkü gazeteden birar sayfa, boş köşeleri bulup rakamları oralara yazardık. Yarışmacıdan önce işlemi çözerek evde o gün sükse yapardık. Bazen de “Tüh len 1 yaklaşık oldu” diye üzülürdük. Kelimelerde de en absürd kombinasyonlarla dalgamızı geçerdik. Bence anne babalar çocuklarıyla her gün izlemeliler bu programı. Hem eğitici, hem eğlenceli. Hala denk geldikçe bakarız işlemlere.

Sunucu değişti ama ruhu hep aynı kaldı. Matematikçi de aynı, hahah…

  • Seinfeld

img-seinfeld 

Jerry Seinfeld’in 3 şahsına münhasır arkadaşı ile “hiçbir şey hakkında her şey”i anlattığı muhteşem sitcom’dur. 8-9 sezon yayınlanmış, ama hiç yuh artık dedirtmemiş, kalitesinden taviz vermemiş nadide bir dizi bu. Bilmeyen olamaz, düşünüyorum da imkansız herhalde :)

Aslında bu uzun  soluklu dizi format olarak hem sayılır hem sayılmaz. Ama sevdiğim televizyon programlarının başında geliyor neticede. Hep ayrı bir yazı yazarım diye düşünmüştüm ama böyle yaparak 1 taşla 4 kuş vurdum.seinfeld_jerry Seinfeld’de son anda dahil oldu yani..

Yapımcıları Jerry Seinfeld’in kendisi ile Larry David’dir, o koca adam da arada sırada çıkıyordu. Samimi olmam gerekirse, Jerry Seinfeld’in dörtlü içindeki en az komik insan olduğunu, seri için en gereksiz kişi olduğunu düşünürdüm ilk başlarda. Ama sonra bir bölümde Jerry bir yere mi gidiyordu, bir işi mi çıkıyordu ne,  Elaine ile George beraber takılmak zorunda kalıyorlardı. Sonra konuşacak bir şey bulamayıp hep Jerry hakkında konuşuyorlardı. O zaman onlar da ben de anladık ki, Jerry bir nevi tutkal gibiymiş, serinin gerçekten de başrolüymüş.

Jerry’nin dizinin başında ve sonunda yayınlanan stand-up’ından görüntüler kısmını çok seviyorum. O espriler hep çok komik oluyor.

elaineElaine en sevdiğim karakter, ne istediğini bilen inatçı kadın rolünden dolayı sanırım. Jerry ile eskiden çıkmışlar, sonra çok iyi arkadaş olmuşlar. O kıvırcık  saçlarını seviyorum. Erkek arkadaşlarında “asla olmaz”lar konusundaki kararlılığına bayılıyorum. Bir bölümde erkek arkadaşının kürtaj konusundaki fikirlerini falan soruyordu. Sigara içen erkekleri istemiyordu galiba. Ceket giymeyi severdi.

Tam bir keçidir bu hatun kişi. Bir kere bir beyzbol maçında takımın tribününde karşı takımın şapkasını takmak konusunda inatçı davranmış, bunları yaka paça kovmuşlardı stattan.

George için sadece Constanza! demek geliyor içimden. Ne adam ama. Tembelin teki, şişko, bodur. Bazen kendini Jerry ile karşılaştırdığı olurdu, e haliyle, o kadar uzun süre  beraber gezer tozarsan. Tabii kıskaçlık da cabası.. İşsizdir kendisi. Hatta bir bölümde işsizlere maaş verildiği için hiçbir işe kabul edilmediğini ispatlamaya çalışıyordu. Hatta bunu için o kadar çok çalışmıştı ki, bir işe girse çalışsa yüzde yüz daha az çaba sarfetmesi gerekirdi! Yalanı severdi.

Benim onunla ilgili en sevdiğim hatta masama da cümlesini astığım bölüm telefon sekreteri konuşmasıdır. Hani telefonu açınca “Ben X. Şu an evde yokum, mesajınızı bırakın” tarzında bir ses kaydedilir ya, George’un kendisi için bir şarkı gibi şu sözleri kaydetmişti: “Believe it or not, I’m not in the home!”. İşin asıl komik yanı, George evde de olsa telefonu açmaz, sekreterindeki kendi sesiyle olan “I’m not in the home!!” şarkısına eşlik ederdi.kramer

Bir de Jerry ile George’un aileleri hiç anlaşamazlardı. Bir keresinde Jerry’nin ailesi bir yere taşınacaktı, George’unkiler sırf gıcıklık olsun diye aynı eyaletin aynı sitesine taşınmaya karar vermişlerdi. Buna George çok seviniyordu, ailem başımdan gidecek diye. Sonra haberi öğrenen Jerry’nin ailesi vazgeçince George’unkiler de vazgeçmişti ve George tam anlamıyla çıldırmıştı .

Ah son olarak bir Kramer var ki, kapıyı ŞAK diye açıp içeri koşarken düşmesi, hemen toparlanıp  kalkması. Yazarken bile gülüyorum. Bir de yandaki resmiyle alakalı bir bölüm vardı, resme modellik yapmış sonra al başına belayı. Kramer’ın saçları ve paspal giysileri de ayrı komik.

Bir de bunlar sürekli Jerry’nin evinde toplandıkları gibi birde kafe vardı, beraber gittikleri. Aslında birbirleriyle ilhili gıcık oldukları noktalar vardı, hatta sıkı da kavga ederlerdi ama hiçbir zaman arkadaşlıkları tam anlamıyla bozulmadı.

Akşamları ve hafta sonu falan TNT’de yayınlanıyor, kaçırmayın. Hala izliyorum, hala gülüyorum. 20 dakikalık kafa boşaltma seansı gibi.

seinfeld-poster

Şimdiye kadar yazdığım yazılara bakıyorum da, bir senedir sözde hep kendimden bahsediyorum ama aslında beni tarif edecek yazılar yazmamışım. Bu yazı diğer tüm yazılarımdan daha çok beni anlattı sanırım, pek çok açıdan.

Bu programları çok, hatta pek çok seviyorum.

Reklamlar
No comments yet

Yorumunu sevdim

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: