Skip to content

My Girlfriend is a Gumiho

Ekim 18, 2010

My_Girlfriend_is_a_Nine-Tailed_Fox Gumiho poster

Normalde romantik komedilerde başroldeki erkek hayvan gibi davranır, türlü gurur oyunlarıyla seyirciyi gıcık eder. Ama bu dizide aksine başroldeki kız tam bir hayvan! Cidden!

“My Girlfriend is a Gumiho”nun bu senenin yeni ve şeker romantik komedilerinden olduğu malumunuz. Herkesler yazdı çizdi ama ben de benim de blog arşivimde aynı şekerlikte bir Gumiho yazısı olsun istediğim için yazıyı yazıyorum.

Gumiho, yani dokuz kuyruklu tilki, efsanevi bir yaratık. Aslında bir resimde kuyruksuz olarak bir tapınağa hapsedilmiştir. Ancak kendini bilmez korkak bir oğlan Gumiho’nun sesinden tırsıp kuyruksuz tilki resmine 9 kuyruğu çizince tilkimiz serbest kalıveriiir. Oradan korkarak bir hışımla kaçan oğlan ormanda yaralanınca gumiho kıyamayarak oğlana değerli tohumunu/gücünü verir ve onu hayata döndürür. Gel gör ki, bu tohumdan çok uzakta kalamayacağı için oğlana resmen musallat olur.

Bir tarafta bir gumihoyu ölümüne beslemek zorunda olan şaşkın oğlan, diğer tarafta insan gibi görünmeye çalışan şirin ve oğlandan daha şaşkın olan perilerden güzel (!) gumihomuz.. Gumiho onu yiyecek diye oğlanın ödü kopuyor. Gumiho da bilinçsiz de olsa oğlanın ona verdiği kırmızı kareli gömleği üstünden hiç çıkarmıyor. Böyle sevimli şeyler işte.

gumiho

Şimdiye kadar bahsettiklerim kulağa (ya da göze) çok bilimkurgu gibi gelse de aslında çok az miktarda bu tarz öge var. Şahsen bilimkurgudan nefret ederim; yaratıklar, gerçeküstü varlıklar, ruhlar, vampirler falan bir filmde en görmek istemediğim elemanlardır. Ama bu filmde bahsedilen gumiho karakteri zaten insan olmaya çalışan bir tilki olduğu için, neredeyse tüm insani vasıflara sahip. Sahip olmadıklarını da zamanla etrafından öğreniyor hahah.. Dolayısıyla işin sci-fi yönü tamamen şirin esprilere zemin hazırlama görevi üstleniyor.. Ki buna bayıldım.

Bir de dizi çok içtendi. Yani daha en baştan “et parası” terimiyle beni kendine bağladı. Başka bir örnek, alışveriş marketlerindeki ürün tanıtım stantlarıyla alakalıydı. Beş parasız olan oğlan tilki kızımıza et yedirmek zorunda olduğu için çareyi bu beleş ürünlerde bulmuştu. Kız markette bir o ızgaranın başında, bir diğerinde koşuşturup etleri lüpletirken aklıma çocukluğum geldi. Ne yalan söyleyeyim çocukken biz de aynı şeyi yapardık. Hatta hafta sonları büyük marketlere gidince ilk iş o stantlardan açmışlar mı diye her yeri turlardık. Hahahah. Dizide, dünyanın öteki ucundaki Kore’nin bir marketinde aynı manzarayı görmek beni hayli güldürdü.

Hatta gumiho kız beleş etleri mideye yollarken, oğlan da beleş bakım malzemeleri ve parfümlerden istifade etti. Hahahah.

Yani izlemenizi tavsiye ediyorum, online izleyebilirsiniz. Güzel vakit geçireceğinize garanti veriyorum. Hatta indirin, hatta ve hatta alt yazı da withs2’den gelsin. Mutlu mutlu sırıtarak, bir yandan etler için ağzınız sulanarak Gumiho’nun bir sonraki bölümünü benim gibi iple çekin.

Son olarak HOY HOY!!

 gumpost

Oyuncular

Shin Min-ah: Gu Mi-ho rolünde

Lee Seung-ki: Tatlı oğlan Cha Dae-woong rolünde. İlk defa izledim. Şimdi Brilliant Legacy’i inanılmaz izleyesim geldi..

Ya bir de şu oğlanın gıcık noonasını bir yerlerden hatırlıyorum diyordum, meğer Muhteşem Kraliçe’nin Maya’sı vardı ya, Dokman’ın annesi, işte onun gençliğini oynayan kızmış. Dokman’ın annesini oynayan kadın da burada hala rolündeydi. Onu Düşlerimin Prensi’nde de ciddi anne rolünde görmüştük. Doğrusu böylesine geyik bir rolün üstesinden gelebileceğini düşünmezdim hiç.

“İzleyenler için” Bölümü= SPOİLER

Şimdi ben 10-16. bölümler arası yazmak istediğim şeyleri nereye yazsam diye hep tedirgin oluyorum. Yukarı yazamam, orası hiç izlememiş olanların da okuduğu bir yer. Sevdiğim bölümlerin de hatta özellikle son maddelerini insanların okuduğu izlenimini edindim.  Dolayısıyla spoiler koklatacağım bölümü burası-yazının tam ortası heheh- olarak seçtim. Evet, koklatacağım sadece, açıkça söylemem.

12. bölümün Kore dizilerindeki eşsiz yerinden bahsetmiştim, hatırlarsınız. Bu bölümün kavuşması 11. bölümde olsa da ne yalan söyleyeyim orada pek hissedemedim bu duyguyu. Çünkü malak bir şekilde kendimi oranın bir rüya olduğuna inandırmıştım, nereden bilecektim şak diye kavuşacaklarını. Koreliler böyle işte, ayırmak için o kadar uğraş, sonra löp diye kucak kucağa olsunlar. Neyse işte, rüya olmadığını anladığımda çoktan bölüm bitmiş ve o kavuşmanın büyüsünü yaşayamadım.

Ama o 12. bölüm yok mu!!  O kadar güldüm ki. Durdurdum videoyu “puhahaha” mı desem “muhahah” mı desem. Az gelir hepsi. Şu “cakcigi” ya da namı diğer “çiftleşme” muhabbetine zaten bayılıyordum. Bir de kızımız ve oğlumuz ciddi anlamda bu işi masaya yatırınca güldüm ölmekten.

Her bebek için bir üst level’a geçmece, Mario müzikleri falan, hoi hoi, hahahahah.tilki kız

  • 9 kuyruklu tilkimizin 9 özelliği: Eşsiz/özel, güç, dürüstlük, cesaret, kendine güven, Dae-woong’la ilgilenmesi, sinirlilik, inanç/güven, Dae-woong’un ondan çok çok çok hoşlanıyor oluşu. (Nomu, nomu nomu nomu nomu nomu nomu nomu..)

Her neyse, sonuçta klasik 16 bölümlük tüm Kore dizilerimizde olduğu gibi bunda da 11-12. bölümlerde aşklarını itiraf edip 14. bölümün sonunda ayrıldılar ve sonra yine oldukça klasik olarak üstünden bir zaman geçtikten sonra karakterlerimiz ne haldelermiş onu gördük..

Ekstra olarak bu dizide bol bol gülmece var. En tahmin edilemez anda kahkahalara boğulabilirsiniz, tam etraf ciddileşmiş, siz gidişata kendinizi kaptırmışken bir espri patlatıyorlar ki sorma gitsin. Mesela Dae-woong’un arkadaşları oğlanın düğünü nasıl bozacağını hayal ediyorlar..  “Ama unni tahmin edilemez hatta hayal bile edilemez demişti!” İşte sonucu aşağıdaki resim :)

hayal edilemez sahne

Sonra ne? “Üçümüz kardeşiz”. Muhahahha. Türk filmlerinde bile bu kadar yoğun entrika olmuyor e be dostlar.

  • Dizinin en acıklı bölümü: “Niye kuyruklarını benden saklıyorsun?” Hahahhahahh

Ama artık sonlara doğru dedim ki, Dong-ju öğretmen kesin kızla oğlanın arasını yapacak. Zaten belliydi, aynı olayları yaşata yaşata bir hal oldular adama. Ama Kig-dal mıdır Gal-dil midir ne karın ağrısıymış.

Bir de halmoniyi de gördük, yihu. Resimden kayboluverdi, çok şirindi.

halmoni

Sevdiğim Bölümler

  • Gumiho’nun insan adının Mi-ho oluşu. Woong arkadaşına kızın bir gumiho olduğunu söylememeliydi. Bu yüzden soyadı Gu adı Mi-ho oluverdi spontan olarak.
  • Kore’de tilki yağmuru derlermiş yaz yağmurları için. Kız ağlayınca yağmur yağmasına bayıldım. Ama daha çok oğlanın kızın ağladığını anlayıp rahatsız hissetmesi güzeldi.  Tabii sonlara doğru o yağmurlar size daha farklı duygular da yaşatıyor. O insanı seviyorsan ve o insan ağlıyorsa ne yaparsın? Dizinin başında ve sonunda bu soruya farklı cevaplar var, ama her haliyle tatmin olduk dimi :)
  • Yönetmenin duvarı deviren çişi !!
  • “Çiftleşmek” (cakcigi gibi bir korece telaffuzu var, hahah)

cakcigi hazırlığı

  • Yönetmenin ağzındaki kibrit.. Hiç böylesini görmemiştim. Zaten teşhirci gibi giyinmesine hiçbir şey söyleyemiyorum. 

  yönetmen 3yönetmen 4

  • Oğlanın gumiho’ya insan gibi davranmadığı anlar, harika. Mesela kıza elini ver diyor aynı köpeğe denilen gibi. Verince de başını okşayıp aferin kızım diyor, hahah. Ama kız da oğlanı az elinde oynatmadı yiyeceğim diye.

gumihonun kuyruklarıbu suratsız kim

  • Durumu anlamaya çalışan kafası karışık yönetmen

yönetmen 1yönetmen 2

  • Saçma sapan yönetmen hallerinden diğeri, ama buna bayağı güldüm.

teşhirci yönetmen

  • “Dong-ju öğretmen sıradan bir etse, sen benim için bifteksin.” Mi-ho oğlanı önemsediğini böyle anlatıyordu.
  • Telefonun zili nasıl “Et seviyorum” diye çalabilir.. Bu nasıl bir süprizdir, aman yarabbim.
  • Yine sauna! Yine koç başı! Artık biliyorsunuz nasıl yapıldığını :)

koç başı

  • Gumiho’nun aşkı

cakcigi olmadı, derdimize yanalımçuhanın ne yoçiiiii

Bu dizide de “Can mı canan mı?” sorusuna cevap aradık. Ve orta yolda buluşmaya karar verdik, hahahha. Bakalım siz hangisini tercih edeceksiniz?

En En En En Sevdiğim Bölüm

  • Hediye tavuk butuuuuuu!!!! Ben de istiyorum ondan.

 

Son söz olarak, ey bu diziyi hala izlememiş Kore sever arkadaş! Et aşığı bir tilki kız ile ortalama bir kızdan çok renkli bileklik takan aklı bir karış havada oğlanın hikayesi iyi gelir, izle bak.

soooonn

Bunu sevdim.

Reklamlar
51 Yorum leave one →
  1. Ekim 18, 2010 7:17 pm

    İndirme linkleri için çok sağolasın güzel kızım :) Hemen ekleyiverdim J downloadera. Hımm diziyi nomu nomu nomu çuaye.. Aslında o lafın doğrusu çiftleşmek dimi. Bende hemen değiştiriyorum yazımda. Çokkkk şeker bir dizi izleyelim, izletelim :D

    • bunusevdim permalink*
      Ekim 18, 2010 7:28 pm

      Nomu nomu nomu nomu nomu nomu kamsahamnida. Bir hoi hoi yapmadığımız kaldı :)
      Ben izlerken hep aklımda çiftleşmek diye çevirerek düşünmüştüm. Orijinalinde kız tilki olduğu için her şeyi hayvansal içgüdülerle yapıyor diye. Ama kelime o kadar önemli değil ya, diziyi izleyenlerin anladığı herhangi kelime bence güzel.
      Diziyi izleme nedenlerimden belki de ilki sensin unni, tekrar teşekkür

  2. Ekim 18, 2010 7:33 pm

    Diziyi izlemeyenler nomu nomu dememizi anlamayacak ya :D Ne demek beğenmene sevindi. Bunu Sevdim :D Sevmeni yani :)

    • Ekim 18, 2010 7:59 pm

      Hayır canım, karıştırmayın birbirine kelimeleri :) Nomu nomu, çok çok demek :D

      Cakciki idi çiftleşmek olan, Mi Ho’nun ağzına sakız olan kelime :P Derginin kapağına, televizyondaki sahneye bakıp manalı manalı, “Ben biliyorum bunların ne yaptıklarını, cakcikleşiyorlar işte” demesi bitiriyordu beni :D

      • bunusevdim permalink*
        Ekim 18, 2010 8:03 pm

        Evet biz de öyle diyoruz zaten. Cakcigiyi ben çiftleşmek diye çevirdim, lafea da blogunda eşleşmek diye çevirmiş. O yüzden dedi çiftleşmek daha iyi durmuş diye.
        Ah o cakcigi muhabbetleri, hepsi çok komikti cidden

  3. Ekim 18, 2010 7:51 pm

    paylaşım için teşekkürler.

  4. Ekim 18, 2010 8:19 pm

    La Fea yukarıda, “Diziyi izlemeyenler nomu nomu dememizi anlamayacak ya :D” yazmış ya Bunu Sevdim. İşte oradan kelimeleri karıştırdığını çıkardım, bana hala da o bir şeyleri fena halde karıştırmış gibi geliyor :)

    • bunusevdim permalink*
      Ekim 18, 2010 8:28 pm

      O halde mikrofon lafea’da :)

  5. Ekim 18, 2010 8:34 pm

    dikkat yorum spoiler içerebilir
    öncelikle korecesinin tam türkçesini bilmiyorum ama ingilizcede “mating” diye geçiyordu ki çiftleşmek demek^^
    şimdi dönelim dünyalar şekeri dramamıza, geçenlerde la fea’da hislerimi uzunca döktüm ama yetmezzz. aynen nomu nomu nomu nomu seviyorum bu diziyi. herşeyin dozunda olması özellikle bağladı beni. üzmesi gereken yerde üzdü ama 2 dakka sonra gözlerimden yaşlar akıtarak da güldürmeyi başardı. benim için aşkın anlatıldığı dizilerde en önemli şey çifti yakıştırmamdır ki burda çok yakıştırdım. bir de romantizmi de güzel yansıtmaları önemlidir. ilk öpüşmeleri, boncuğun araya girip işleri mahvetmesi ve gumiho ve dae woong’un cakcigileşemedikleri için yaşadıkları üzüntü süperdi!
    halayı ben de o ciddi rollerden sonra burda şebek bir halde görünce çok şaşırdım. hele heyecanlanınca “bir şeyleri” içinde tutamaması. bir de çatlak yönetmenin onu “bununla” da sevip kabul etmesi. yönetmenle halaya değinirsek zaten sabaha kadar konuşabilirim çünkü aynen dediğin gibi videoyu durdurup yırtınarak dakikalarca güldüğümü bilirim.
    onlardan bahsetmişken, ilk bölümlerde yönetmen paltosunu savurup mekanı terk ederken eski ve komik bir korece şarkı çalıyordu (asansörde ve mağazada karşılaştıklarında) o şarkıyı istiyorum ben:))

    • bunusevdim permalink*
      Ekim 18, 2010 8:46 pm

      “Cakcigileşemedikleri için yaşadıkları üzüntü” tabiri süper olmuş. Ay oraya nasıl güldüm ya. Aslında tam o anın fotoğrafını koyayım istedim ama gif şeklinde olsa daha iyi yansıtacaktı galiba. Neyse, ona kalırsa tüm dizinin videolarını yüklemem gerekir buraya an be an :)
      Ah şimdi dizinin ilk bölümüne bakınca bir sürü şey hatırladım. Kızın elini sürekli oğlunun gömleğinin içine sokup kusul denen o ben diyeyim tohumu/sen de boncuğu ellemek için uğraşması da beni çok güldürüyordu
      Ve yine yaban domuzu tarafından kovalanma hikayesi. En son bir yerlerde daha izlemiştim. Amma korkuyorlar bu koreliler yaban domuzundan
      Bulalım o şarkıyı kim’cim. Çok eğlenceli cidden. Bugün uyuyacağım şimdi ama yarından sonra bakarım

    • bunusevdim permalink*
      Ekim 24, 2010 12:58 pm

      BUNUSEVDİM’den HALKA BÜYÜK HİZMET, hahahh
      O şarkı (yönetmen ban ile teyzenin şarkısı) Leslie Cheung’dan Love In Those Years isimli parçaymış. http://www.youtube.com/watch?v=Ea1clUiI7b0 bu piyano versiyonu. Şimdi sözlüsünü bulmaya vaktim yok da :) A Better Tomorrow adlı filmin müziği galiba.
      http://www.mediafire.com/?rycxhzxjojfmcij Şu da gumihonun telefon müziği olan biftek şarkısı!!! Benim yarından itibaren telefonum bu müzikle çalacak :)

      • bunusevdim permalink*
        Ekim 24, 2010 4:48 pm

        Dur dur Leslie Cheung’un ağzından canlı performans.

        Adamı özlemişim be. Hemen bir Leslie Cheung filmi izleyesim geldi. Niyeyse hep birşeyler izleyesim geliyor :)
        Amanın, meğer güzel şarkıymış. Koreliler böyle ciiddi şarkıları komik sahnelere koyup adamı kopartıyorlar gülmekten. My Girl’de de Mozart’ta gülmüştüm mesela. Sonradan öğrenmiştim, insan konduramıyor o kadar güldüğü müziğin ciddi amaçlarla hazırlanmış olmasına

  6. Ekim 18, 2010 10:17 pm

    Hayır Berrecim karıştırmadım. Nomu Nomu Çok, çok demek biliyorum da diziyi izlemeyenler için ‘ne diyor yav’ bunlar tepkisi doğurabilir dedim. Diğer sözcüklerde ise Bunusevdim açıklamış zati :D

  7. esmara permalink
    Ekim 19, 2010 7:16 am

    muhteşem bir diziydi izlemeyenlere şiddetle tavsiye ederim…
    o domuzun kovalaması sahnesi you are beautifulda Geun Suk un başına da gelmişti..bende aynı şeyi düşündüm ne kadar korkuyorlar domuzdan :):)yazın çok güzel olmuş bunusevdim, bu yazıyıda sevdim :) bu arada cadı noona BOF ‘ta So Yi Jung sunbae (Kim Bum) un çocukluk aşkı rolünde de oynamış :D geçen gün bofa bakarken keşfettim :)

    • bunusevdim permalink*
      Ekim 20, 2010 9:02 am

      Esmara çok sağol ya. Ben de diyorum, bu noona BOF’ta da varmış, nerede görmüştüm düşünüp bulamamıştım.
      Bu arada You’re Beautiful’u izlemedim, dolayısıyla onu bilemiyorum. Vallahi yazarken hatırladım şimdi, What Star Did You Come From dizisinde tam böyle domuzlu bir sahne vardı. Hahahah, orası da çok komikti.

  8. Ekim 19, 2010 8:37 am

    Benimde ilk sırada tuttuğum dizi bugün başlamayı düşünüyorum. Gülmekten yarılasım var şu aralar birde Brilliant Legacy izliyorum bence başlamalısın dostum çok güzel dizi (Ön yargılarımdan dolayı başlamamıştım bu kadar geçiktiğime yanıyorum) Yalnız ben izlerken çok ağladım BL ‘yi haberin olsun sulu gözlüysen hazırlıklı ol :D
    Yazı her zamanki gibi güzel spoilerda olsa okudum ;P Nasıl olsa izlerken unutuyorum çoğunu diye. “Cakcigi”ne tatlı bir kelimedir. Bundan sonra günlük hayatımda kullandığım bir kaç korece kelimeden biri olacak. Söylerken gülesim geliyor resmen ;) (tabi anlamına göre kullanırım biran ağzımdan düşürmeyeceğim gibi demişim geldi :D )

    • bunusevdim permalink*
      Ekim 20, 2010 9:06 am

      O zaman Brilliant Legacy’i izlemek şart oldu. Sulu gözlülük zamana ve mekana göre değişiyor ama yine de kolay ağlamam. Posterlerinden çok bir şeye benzetemediğim için sallamamıştım ama izleyen herkes ayılıp bayılıyorsa vardır bir keramet :)
      Sen izlememiş haliyle cakcigi kelimesini sevdiysen izleyince neler hissedeceksin kim bilir, hahahah.

  9. Ekim 19, 2010 9:22 am

    çok güldüm yahuuu.tamam tamam ben bu diziyi izlemey kesinlikle kararlıyım artık.çok güzel anlatmışsın doğrusu.shın mın ah bu dizide baya sevilmiş bayanlar tarafından belki ben de o kitleye dahil olabilirim bu dizi sonrası.bu aralar bende fena etoburum.dizi azımızı sulandıracaksa yandık gitti rejim planları:) Brilliant Legacy’i izlemelisin tam Türk filmi tadında ama çok çok daha iyisi.Sonunu bilr tahmin edebildiğin halde yinede merak ve heyecan duyuyorsun.ama bu diziyi izlerken guminhoya prenses gibi davranan çocuktan nefret edebilirsin.şımarık ve asi bir ergen resmen, büyüyememiş bir oppacık=) kasımda izler bloğuma bende arşivlerim.senin kadar niyi anlatabiliceğimi sanmasamda ortaya karışık yaparız artıkım bişiler=)

    • bunusevdim permalink*
      Ekim 20, 2010 9:15 am

      Diziyi izlerken etrafında en az 25 metre çapındaki mekanda et bulunmaması lazım. Feci acıktırıyor tarih. Bir süre sonra sende kız gibi ellerini havaya kaldırıp fütursuzca bir o yana bir bu yana sallayarak KOGİİİİİ naralarıyla hoplaya zıplaya tilki dansı yaparken bulabilirsin kendini. Aman dikkat diyorum, etobursan :)
      Bu dizide çocuk gumihoya pek prenses gibi davranmıyordu aslında hahahah. Ama çok da asi değildi aslında. Bak iyice merak ettim şimdi tarih. Sen de tavsiye ettiysen bari internetten indirecek yer bakmaya başlayayım. Barutun fitilini ateşledin bak :)
      Gumiho’yu herkes yazsın bence. Sadece resimlere bakmak bile o kadar komik oluyor ki.

  10. Ekim 24, 2010 8:12 pm

    Bu’cum sağol varol hemen dinlicim şarkıyı, ama ben onun komik halini sevdim bunu da ekleyeyim^^

    • bunusevdim permalink*
      Ekim 25, 2010 8:37 am

      Rica ederim. Ben de komik halini sevdim. Hatta canlı performansta da komikti ki. Leslie Cheung habire havluya abanıyordu, hahha.

  11. fox rain permalink
    Kasım 14, 2010 3:16 pm

    bu yazıyı çok sevdim:):) benimde en çok sevdiğim sahne woongu mi hoya nomu nomu nomu dediği sahneydi.aynı sahneyi kaç defa izledim hatırlamıyorum.diziyi 2 günde yemeden içmeden 16 saat izledim(arada bir şeyler atıştırmışımdır:) bini diziye bağlayan ilk müzikleri oldu.dubi rubiru rabba dubi rubiru rabba duygusel sahnelerin tavan yaptığı yerde bu müziği dinlemek beni mest etti tek kelimeyle.lee sun hee fox rain şarkısı müthişti tek kelimeyle.ayrıca hoşuma giden sahnelerden biri de mi ho nun herşeyin tadına bakıp çok lezzetli demesi.duygusallık ve komedi içiçeydi.öğretmen dong ju az karizmtik sayılmazdı.bi de kum saati yüz günde tamamlanacak ama kumlar sapır sapır dökülüyordu anlamadım:) normalde kore final bölümünüiyi beceremiyor final bölümlerini sevmiyorum.bunun finalini sevdim.hatta ilk kez bir dizde gözlerim doldu.hemde fantastik bir dizide (benim için inanılmaz bir şey)
    mi ho nun woongun gözlerini kappatığı sahne….şunu itiraf edeyim diz o sahnede bitseydi daha akılda kalıcı olurdu.mutsuz finalleri sevmem ama bu diziye yakışırdı diye düşünüyorum acıklı sonuyla dilden dile dolaşırdı

  12. Kasım 14, 2010 7:30 pm

    @ fox rain
    yorumuna salça olmak isterim arkadaşım. fox rain dizi müzikleri içinde bir taneydi ve sonunda birinin kum saatine değinmesine sevindim, daha ilk sahneden yarısı dökülmüştü 100 günde nasıl bitemedi o kum anlamadım^^

    • fox rain permalink
      Kasım 14, 2010 9:31 pm

      lee sun hee gerçekten harika seslendirmiş.insanın içinden ölmek geliyor:) kumsaati demek seninde dikkatini çekmiş.bi de dong ju nun sürekli açıklamak yapmak ister gibi ha bire kendi kendine konuşması çok dikkatimi çekmişti .başka ayrıntılarda var aklıma geldikçe yazarım.herşeye rağmen harika bir diziydi.sırf fox rain şarkısı için bile izlenir

  13. bunusevdim permalink*
    Kasım 19, 2010 6:34 pm

    Ben sevdim bu işi. Blogum kendi kendine yetmeye başlamış arkadaşlar sayesinde. Ben burada olmasam bile sohbet dönüyor :) Eskiden blogu kapatıp gitmeyi düşünürdüm. Artık şifresini Koreci arkadaşlara verip öyle gitmeyi düşünebilirim :)
    ~fox rain, senin bahsettiğin konulara benim yorumum şöyle. Kum saati sence dizideki tek absürd şey miydi? :) Bir sürü absürdlüğün arasında böyle şeyler kaynayıp gidiyor. Ama ben de izlerken her defasında kum saati de amma saatmiş diye söyleniyordum.
    Melodiler çok akılda kalıcıydı. Mesela sen dubi rubiru rabba yazınca bile direk benim kulağa müzik gelmeye başlıyor :) Böyle yazıyla bile anlaşılabilen pek az melodi vardır.
    Miho’nun “hımm maşidta”ları ömre bedeldi zaten
    Ayrıca ben de yazımı sevenleri çok sevdim :)

    • Kasım 19, 2010 10:02 pm

      hehe bu’cum ben gecelerin yargıcı olarak kimsenin olmadığı saatlerde buralarda takıldığımdan bazen kendimi tutamadığım oloor^^ bloglarınızın asayişini sağlıyorum bir yerde ama teşekkür edin bana diye üste bile çıkarım:P

      • bunusevdim permalink*
        Kasım 20, 2010 9:24 am

        Kim’cim tabii ki sana çok teşekkür ederim. Sadece seni kastetmemiştim zaten, diğer yazılarda da herkes birbirine cevap yazmış, hoşuma gitti :)
        Sen cidden gecelerin yargıcısın yalnız. Sabah işe nasıl uyanıyorsun ayıptır sorması, hahhah. Ben beceremiyorum sabah uyanmayı da

  14. mavi permalink
    Ocak 29, 2011 5:32 pm

    karlı bir Angara akşamında bitirmiş olduğum bu dizi içimde derin bir yara açtı. Uzun zamandır izlediğim en iyisi. Yedim diziyi resmen :D Büyüyünce Gumiho olma planları yapıyorum.

  15. bunusevdim permalink*
    Ocak 29, 2011 6:01 pm

    Yaa mavi, kar deme bana ağlarım. Kaç aydır kar bekliyorum, zalim Ankara’da “tutan” karın olduğu bu nadide günde evden çıkamadım mecburiyetten. Ühüüüüü, neyse kısmetse bir dahaki kışa (bende bu şans varken bu sene daha yağmaz hahah)
    Gumiho gerçekten muhteşem bir diziydi yahu, bak hatırlattın yine :)
    Benim cep telefonu melodim hala gumihonun “biftek seviyorum” şarkısı, hahah

    • mavi permalink
      Ocak 29, 2011 9:17 pm

      ağlama kıyamam :D bende kar yüzünden çıkamadım. Çok önemli bir etkinliği kaçırdım hemde :( ama olsun manzara yeter. Naylonunuzu kapın gelin valla bizim buralar müsait.
      Dizi ise muhteşemdi. Alev mavisi kuyruklar cabası ^^’

  16. Ocak 29, 2011 8:12 pm

    Yaşasın Ankaraya kar yağdı. Hem de tam Ankaraya geldiğim hafta sonu. Gerçi akşama eridi ama olsun sabah güzeldi.

    Yav sen yine mi ağlıyorsun? Sonra da bana 눈물씨 deme diyorsun, cık cık cık :)
    Üstüne bir de bana cevap verme diyorsun, hayret bişey yav.

    Şimdi konuyla alakasız bir yorum olmasın bari de Gumiho’dan da bahsedeyim. Gumiho çok şirin bi kızdı, keşke gerçek hayatta da bu kadar saf kalabilsek, ah ama maalesef.

  17. bunusevdim permalink*
    Ocak 30, 2011 10:13 am

    ~~Ya mavi, naylon deme bana, daha çok ağlarım, ben kutuyla kayardım ama, aslında bizim evin arkası da inanılmaz müsait, of of of burada bol bol yokuş var, şimdi aklımdan mevkii analizi yaptım da, hayali bile güzel :)
    Bugün de yağıyor pamuk pamuk ama o kadar yağmurun üstüne doğru dürüst tutmadı tabii, bir de dünküler de akşama eridi. Neyse bahçedekilerle arabaların üstündekiler de yeter. Bugün kendimi dışarı atmam lazım :)
    ~~목요일씨, sen de çok iyi biliyorsun ki o lafın gelişi, hahahahh.
    Kar seviyorsan, Ankara sana çok büyük kıyak geçmiş, tüm kış boyunca sadece bir kere daha 1 gün doğru dürüst yağdı o kadar. Ah eskiden böyle miydi, kendimizi boylu boyunca yere atar izimizi çıkartırdık, şimdi onu yapmak için arabanın üstüne falan atlaman lazım, toplu birikmiş kar bulamıyorsun, tutacak kadar yağmıyor. Küresel ısınma böyle bir şey işte

  18. Ocak 30, 2011 5:15 pm

    Kar sevilmez mi tabii ki seviyorum, ama bu sefer kısa sürdü. Kar yağdı yağdı ama yine de fazla tutamadı. Bundan sonra da biraz zor tutar heralde. Aslında çok geçmişte de değil, beş yıl öncesinde bile iyi kar yağdığını biliyorum. Sonra giderek azaldı. Nerdeyse hiç yağmayacak artık.

    Yan sütuna bir de atasözü kısmı eklemişsin, ama biraz dertli olmuş. Hayırdır, sıkıntılı mısın bu aralar?

    (Evet, ciddi bir yorum yazabildim sonunda :) )

    • bunusevdim permalink*
      Ocak 30, 2011 6:17 pm

      O atasözü daha önce bahsettiğim SÖZBUL uygulaması ile mail’ime gelen atasözüydü. Çok hoşuma gittiği için, bir de atasözü bölümü açayım dedim :)
      Gerçi bende gerçekten bir sıkıntı var ama nedenini anlayamadım, sabah bir uyandım alnımda rahat 10 tane sivilce çıkmış, bir gecede saçlarının ağarması gibi birşey, en rahat olmam gereken dönemdeyim şu an, garip çok garip.
      (Ben de ilk defa sana ciddi bir cevap verebildim)

  19. koredelisi permalink
    Ocak 30, 2011 6:41 pm

    Biçessoooo:D İzlicek bişi bulamadım bende Go-miho yu yad etmeye karar verdim… Blog blog dolaşıp gomihoyla ilgili yazılara yorum bırakmak istedim. Özlemişim bu diziyi yahuuu^^ Gomihoyu o kadar çok sevmiştim ki bloğun sloganını bile Hoi Hoi koydum halada duruyor silmeye kıyamıyorum…
    Tereddütle başladığım ama izlediğim enn enn güzel diziydi tabi şimdi sırayı Secret Garden aldı;) Herneyse bu diziyi nomu nomu nomu saranghae… ^^

  20. bunusevdim permalink*
    Ocak 30, 2011 7:05 pm

    Ay delüüü, nasıl izleyecek birşey bulamadın :) Allahım yarabbim bir gün ben de bu cümleyi kurabilecek miyim, kurayım nolur, amin, hahahahah
    Hotaru’nun 2. sezonunu izledin mi bakiim :)

  21. deomeo permalink
    Nisan 11, 2011 4:11 am

    slm…Kız arkadaşımda kore dizileri hastalıgı vardı,,Ve beni gıcık ediyordu,Korelilerden nefret etmeye başlamıştımki,,,kız arkadaşım zorla 2 bölüm izletttirmesiyle başladım,ve 19 saatte tüm bölümü izledim,Bu ilk izledigim kore dizisi oldu,Bu diziden sonra kız arkadaşımdan gizlice dizileri izlemeye başladım,,Yani demek istedigim bu diziyi şiddetle tavsiye ediyorum,

    • bunusevdim permalink*
      Nisan 11, 2011 4:32 pm

      Neden kız arkadaşına söyleyip mutlu mesut beraber izlemeyi denemiyorsun, eminim elinde sana verebileceği pek çok dizi ya da en azından tavsiyeleri vardır ;)
      Ayrıca rekora çok yaklaşmışsın, 19 saat izlemek ne demek yahu.. Böyle deyince aklıma Football Manager’da saatler ilerledikçe altta yazan yazılar geldi aklıma. Neyse, anlamışsındır umarım :)

  22. deomeo permalink
    Nisan 20, 2011 1:50 pm

    Aslında güzel söylüyorsunda,ne zaman kız arkadaşımla bir film izlesek film saatlerce sürüyor,yok anlamadsım,nedemek istedi,geri sarar vs,,,Yani film süperde olsa ızdırab gibi geliyor o zaman,sessiz sakin izlese sorun degil,Galiba listedeki bütün dizileri izleyecem,gözüm bozulursa size dava açacam bu arada…

  23. bunusevdim permalink*
    Nisan 20, 2011 5:40 pm

    Hahah, üzüldüm senin adına yav, neyse geri alıyorum o söylediklerimi. Sen mutlu mesut kendi başına takıl, kız arkadaşını Kore ve senin arana sokma madem hahah.
    Bu arada ooohh demek istiyorum, sen izle izle sonra suçu bana at, tabi tabi, başka istediğin bir şey varsa üstlenebilirim

  24. FZZ permalink
    Ağustos 6, 2011 12:23 pm

    yaa bole guzel yazıyla askım hepten kabardı..:D coook guzeldı yaa..cok eglendım hıc sıkılmadım..kesınlıklee favorım..::D

  25. 19881983 permalink
    Ağustos 10, 2011 12:09 pm

    ey bu diziyi hala izlememiş Kore sever arkadaş! Et aşığı bir tilki kız ile ortalama bir kızdan çok renkli bileklik takan aklı bir karış havada oğlanın hikayesi iyi gelir :D:D süpersin.. şimdi dizi için ne desem bilemedim daha doğrusu kelime bulamadım.. ama kesinlikle tadı damağımda kaldı..bitti die üzüldüm resmen.. nasıl güzeller yarabbim.. nasıl sevimliler öyle! nasıl güzel bir aşk!! nomu nomu nomu nomu nomu nomu nomu sarange!!! unutamıcammm ben yaaa..

  26. emel permalink
    Aralık 9, 2011 2:14 pm

    my girl friend is gumihoda cha de woongun aldığı telefonon çeşidini bilen var mı varsa mail adresime cevap verilirse çok mutlu olurum

  27. Haziran 3, 2012 3:29 pm

    bu dizinin sonunda kavuşuyorlar mı acba ben 1. bölümdeyimde

    • derya permalink
      Mayıs 19, 2013 12:54 am

      Neler neler oluyor bir bilsen ama Kavuşuyorlar emin ol sakın diziyi yarıda bırakma pişman oursun :D

  28. derya permalink
    Mayıs 19, 2013 12:53 am

    Her ne olursan Ol AŞK çok önemli birine aşık olduysan zaten, onun ne olduğunu huyunu önemsemezsin benim diziden anladığım bu zatn alışkınım ben çok önceden beri korefanıyım bu gibi dizilieri çok gördüm ama benim için bu benim gözüme nomu nomu nomu nomu nomu nomu nomu farklı geldi :D arasso :D Dae woong bana kokie al :D!

  29. elşf permalink
    Temmuz 23, 2013 1:44 am

    Of biriside miho nun çok lezzzetli derken çok tatlı olduğunu söylemez mi ya :D Nasıl yazılıyor ne söylüyor tam olarak orada :D Çaa başita mı diyor :DDD

  30. ruveyda permalink
    Ağustos 31, 2013 1:53 pm

    dizini sonunu da çocuk ölüyor mu?

  31. atalay permalink
    Ocak 26, 2015 2:32 pm

    sey boncuk ne anlama geliyor acaba biri söyler mi ?

Trackbacks

  1. The Master’s Sun, sonunda ağlattın ama! | Bunu Sevdim

Yorumunu sevdim

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: