Skip to content

Mim, anket yapalım

Ekim 28, 2010

DSC01802

Tüm blog mim, mim, mim şeklinde dolmaya başladı artık. Bu kadarı tüm kış için yeterli olacak sanırım, hatta fazlasından kimçi kurabilirim. Bu sonuncusu da Lee’den geldi. “Soruları cevaplayın” mimi.

1. Lakabınız var mı, varsa nedir?

Hiçbir zaman bir lakabım olmadı. Bizim grupta herkesin isminin sonuna –iş getirirlerdi, ama o bile benim ismime niyeyse pek uymuyordu. Tutmadı yani.

Neyseki bu blogda bir lakabım var. Kimbapsushi’yle inatlaşmamız sonucu, uzun isimleri kırpa kırpa benim lakabım “bu”, onunki de “kim” oldu :) Sanırım bana söylenen –sanal da olsa- ilk lakap “bu”.

2.Son zamanlarda diline dolanan şarkı?

Zaman zaman kafa sallayarak, zaman zaman eşlik ederek söylediğim şarkı gumihonun biftek şarkısı. Sizinkiler kadar cool (!) bir seçim olmadı ama ne yapayım yani, dilime dolanan şarkı bu. “Hanuga çuha, hanu maşitta”

3. En son ne zaman, neye ve kime aşık oldun?

One Piece’deki Luffy’nin hahahahhaahahah şeklindeki sinir bozucu gülüşüne.. Aşık oldum, hayran kaldım, nihahhahah diyerek karşılık verdim, veriyorum.

4. En son okuduğun kitap ve izlediğin film?

Bunları blogumu okuyanlar an be an öğreniyorlar artık ama yine de yazayım.

Son okuduğum kitap “Kürk Mantolu Madonna”ydı. Bunun komik (bence) bir hikayesi var, o yüzden bahsinin geçmesine sevindim. Berre’nin blogunda okumuştum bu kitapla ilgili yazısını. Daha önce adını bile duymadığım için kendimi kınamıştım. 1 hafta sonra kitabı masanın üstünde gördüm. Daha adını okumadan kitabın resmi bile gözüme ilişti, berre sağolsun. Sonra oradaki herkes “Bu kitabı buraya gelen herkes okur, çok güzel kitap” dediler. Ben de gaza geldim haliyle. O gece bitirecektim, ama başka işler çıktı. Diğer nöbette bitirdim.

Son izlediğim film “One Fine Spring Day”. Yoo Ji-tae ve Lee Young-ae’nin hoş bir filmiydi, bir ara yazıyı düzenleyebilirsem siz de okursunuz niye sevdiğimi.

5. Son zamanlarda en çok özlediğin?

Lise günleri, dertsiz tasasız. Ya da belki de gereksiz dertli diyelim. Sessiz sakin günlerdi. Hayattan haberim yoktu ve mutluydum.

6. Bir günlüğüne ünlü biri (oyuncu,şarkıcı, politikacı vs.) olma hakkı verilseydi kim olurdun?

Bir önceki mim de kimin yerinde olmak istersin şeklinde gelmişti. Çok düşündüm ama kimsenin yerinde olmak istemiyorum, yapacak bir şey yok.

7. Yarın sabahki ilk planın?

Hastaneye gitmek. Yine geç kalacağım kesin. 29 ekim olduğu için hastaneye mutlu mutlu gitmek de diyebiliriz.

8. En sevdiğin huyun?

Unutkan olmam. Bazen lanet olsun dediğim oluyor ama yine de bu sayede kimseye aldırmadan mutlu mesut yaşayabiliyorum. Asla kin tutmuyorum, çünkü unuturum. Aklımı gereksiz kişi ve konulardan arındırmanın kestirme yolu gibi. Sır tutmada bir numarayımdır, insanlar sırlarını bana anlatmaktan hiç çekinmezler, çünkü unuturum zaten.

Bazen benim için çok sıkıntı olabiliyor. Mesela kim, kiminle, nerede dedikodularına hayatım boyunca katılamadım. (Aman ne üzülüyorum, ne üzülüyorum) Zira ertesi hafta kişileri unutuyordum. Bir de insanların adını unutuyorum. Daha kötüsü bazen kelimeleri unutuyorum, cümleler o zaman allak bullak oluyor. Bir nörolog tanıdığa danıştım, böyle ara ara kelime unutturan bir hastalık yok dedi :) Görüldüğü üzere bazen sıkıntı verebiliyor ama unutkanlığımı seviyorum.

9. Şu anki bölümünde/mesleğinde olmasaydın, ne olurdun?

Şu anki bölümümde olmasam bilgisayar mühendisi olacaktım. Kıl payı yırttık yani. Zaten hali hazırda bilgisayar bağımlısı bir insanım. Bir de işim bilgisayarlarla olsaydı gözlerim kıpkırmızı bir vaziyette dolanırdım ortalarda herhalde.

Gerçi eğer mühendislik yazsaydım, ki zaten pek düşünmüyordum, şimdiye çoktan işe girmiş, kariyerimi neyim şekillendirmiştim, ah ah, yarama tuz bastım. Ama kesinlikle şimdikinden farklı bir hayatım olurdu. O yüzden iyi ki olmadı.

10. Okurken en zevk aldığın 3 blog?

Bu soruya verilen cevapları okuyunca, amanın nasıl bir korkaklıktır bu, demiştim. Herkes, anacım hepinizi seviyorum kisvesine bürünmüş, politik cevaplar gelmiş :) Ama şimdi cevaplarken görüyorum ki zor bir iş.

Yine de ben kaçmayacağım. Evet, Kore ile ilgili olan blogları ben de çok seviyorum, ama top 3 yapmak gerekirse yaparım. Zevk aldığım bloglar aslında sürekli değişiyor. Ama şu an için:

  • 1 numaram “hastalardan öğrendiklerim” isimli blog. Niye seviyorum acaba :) 
  • 2 numaram bir Japon abimizin Türkçe olarak yazdığı blog. Bu ilk keşfettiğimden beri o kadar hoşuma gitti ki. Hani biz Kore, Japon dizileriyle yatıp onlarla kalkıyoruz, bunu kanıksadığım için artık garip gelmiyor. Ama bir Japon’un Türkçe öğrenmekte olup, internetten Türk kanalları izlemesi, Türk kızlarından pilav tarifleri alması… Sonraaa, dünyanın öteki ucundaki birinin oturup “Çok güzel hareketler bunlar” izlemesi, Kemal Sunal filmlerinin esprilerinin yarısını anlayıp anladıklarının yarısına gülmesi, yine de beğenmesi, Türkçe’ye kendiliğinden bir ilgisinin olması, çok ilginç geliyor. Hatta Türkçe alt yazılı Japon dizileri izliyormuş. Bizim Korece alt yazılı Türkçe film izlediğimizi düşünsenize(Öyle bir elin parmakları kadar çeviri olsa gerek zaten) Halbuki bizim Uzakdoğu merakımız da aynı kapıya çıkıyor. Eğer okurken keyif aldığım blogları söyleyeceksem, Türklere sempatisi olan bu Japon’un blogunu okumaktan keyif alıyorum.,
  • Bu aralar en zevk aldığım 3. blog berre’nin blogu. İngiltere’ye okumaya gitti, biliyorsunuz. Ara ara oradaki maceralarını anlatıyor, bazen gülerek, bazen eğlenerek, bazen hımm haklı ama diyerek okuyorum. Zaten son okuduğum kitabı önceden onun blogunda gördüğüm için gönül rahatlığıyla okumuştum.

Bu mim kimseye gitmesin. Burada kalsın.

Sorguya çekilmiş gibi hissetsem de cevaplamayı sevdim.

Reklamlar
16 Yorum leave one →
  1. Ekim 28, 2010 3:54 pm

    Unniyi sevmiyorsun demek hayırr nolamaz :D :D Bazıları politik der, bazılar nezaket ama inan bende sayarım. :D Ki saydım :D Kalpler kırılmasın diye isim vermiyor blogcular. Aslında bakarsan üç tane çok az ve dönemsel olarak değişir o bloglar. :)

    • bunusevdim permalink*
      Ekim 28, 2010 4:48 pm

      Böyle bir konuda alınma olamaz, benim de söylemeye çalıştığım bu. O yandaki Koreciler kısmını tabii ki severek okuyorum. Senin gibi, kim, sermin, astrea, rüzigar gibi bu işi daha ciddi hayatına katmış insanları bir parça daha çok seviyorum tabii ki. (sadece blog bazında değil, yorumlarda, görüşlerde de) Ama şu an “okurken” en zevk aldığım üç blog bu. Nasıl bir alınganlık yapılabilir ki yani? Küstüm, küs diye parmak mı uzatacak insanlar bana :)
      Üç tane olmaz, iki tane verirsin, dört tane verirsin. Ama verebilirsin. Eşit seviyorum diye bir şey var mı? Heheh, abartmadım inşallah
      Senin de dediğin gibi dönemsel bir iştir bu, bir hafta sonra bambaşka bir liste olabilir

  2. Ekim 28, 2010 5:37 pm

    Ha ha ha baya ciddi olmuş canım :) Kişisel tercih diyelim aynen öyle değişir. Eklenir, çıkar. Benim en sevdiğim blog şimdi ne sık kullanılarımda ne de takip listemde. Kırk yılda bir belki ziyaret ederim. Beni sevmesende seni seviyorum diyormuşum şaka şaka şaka ha ha anladım ben seni :D Japon abi ilginçmiş ama çok şeker hemen baktım :)

    • bunusevdim permalink*
      Ekim 28, 2010 6:47 pm

      Şu an en sevdiğin blog hangisi? Güzel bir blogdur belki, biz de bakarız :)
      Japon abi bir yorum yazdığında ona cevap da yazıyor, süper gerçekten. Acaba niye Türkçe öğrenmiş?

  3. Ekim 28, 2010 6:15 pm

    Ayy bu Japon abi ne tatlıymış :D Çok özendim, beğendim ve daha önce karşıma çıkmadığı için biraz da kıskandım, ben de takip etmek istiyorum izninle :)

    İnsanın bilgisayarla ilgili bir mesleği olması gerçekten akıllara, gözlere ve başlara zarar (cümle biraz tuhaf oldu ama). Yazın staj yaptığım sırada bile eve geldiğimde baş ve göz ağrısından ölüyordum, işe başlayınca nasıl olacak düşünmek dahi istemiyorum. Film/dizi izlemek ve internette keyifli vakit geçirmek için belki bilgisayar başında saatler harcıyoruz ama kesinlikle aynı şey değil. En azından %100 dikkatini vermen gerekmiyor. Ama program yazarken bir satır kodda mantık hatası varsa işin yoksa ara dur nerde olduğunu. Ne çok söylendim değil mi :) Neyse tamam sustum, zaten ben de düşününce başka meslekte yapamazmışım gibi geliyor. Hele ki matematik bir tutku haline dönüştüğünde insanın gözü başka bir şey görmüyor :)

    Son bir şey :) Ben de senin aksine oldukça iyi bir hafızaya sahibim. En dandik şeyleri bile hatırlıyorum sonra da “bunu hatırlayacağıma derslerle ilgili şeyleri hatırlasaydım ya” diye kızıyorum kendime. Unutamamak, kin tutmak açısından çok ama çok kötü bir özellik çünkü insanın nefreti/kini kendine de zarar veriyor :(

    • bunusevdim permalink*
      Ekim 28, 2010 7:35 pm

      Kendisi, bilgisayar mühendisisin demek. İnan durumunu anlayabiliyorum, çünkü yakinen görüyorum mühendislerin hallerini. Ama en azından 4 sene, ühüü. Neyse şu hayatta üçün beşin lafını etmeye değmez, bunu anladım.
      Japon abimiz Masakuni-san gibi bir de koreli acuşimiz olsa keşke.

      • Ekim 28, 2010 10:22 pm

        Keşke bilgisayar mühendisliği okuyor olsam, inan işim daha kolay olurdu. Bölümüm Türkiye’de 2-3 üniversitede olduğu için kendimi deşifre etmemek adına yazmak istememiştim ama yazayım gitsin yahu :) Matematik mühendisliği okuyorum ya da matematik mühendisliğinde sürünüyorum desem daha doğru olacak. Matematiksel modelleme kabiliyeti her alanda kullanılabilecek bir şey ama mezunlarımızın çoğu yazılım ya da finans alanına yönleniyor. Yüksek matematik derslerinin yanı sıra mühendislik dersleri de alıyoruz en zorundan bir kaç tane ama mesleki hayatta ihtiyacımız olan programlama, veritabanı derslerimizin sayısı bir elin parmaklarını geçmiyor. Asıl zorluk da orda karşımıza çıkıyor, bir yandan matematikle boğuşurken diğer yandan okul dışında kendi çabamızla bir kaç programlama dili öğrenmeye çalışıyoruz.

        Genellikle sözel bölümler ezikmiş gibi lanse edilir ama hep söylenen bir şeydir her mesleğin kendine göre zorluğu olduğu. Benim için de aynen öyle, başka bir bölümde olsaydım da bu kadar zorlanırdım diye düşünüyorum çünkü itiraf ediyorum matematik dışındaki şeylere fazla kafam basmıyor :) Hani bir Tarih bir Hukuk okuyamazdım mesela, kafayı yerdim. Evde derslerden söylendiğim zamanlardan birinde babam dedi ki “İşte, sana söylediğim gibi benim yolumdan gelip Hukuk okuyacaktın ama dinletemedik ki”, ben de altta kalmadan hemen cevap verdim “Sevmediğim bir bölümde zorlanacağıma sevdiğim bir bölümde zorlanırım daha iyi”. Muhakkak zorlanıyoruz, uykusuz kalıyoruz, kendimize vakit ayıramıyoruz ve pek çok şeyden fedakarlık yapıyoruz ama en azından okuduğumuz bölümleri seviyoruz. Sevmeyince hayat cehennem oluyor malum. Neyse yine tutamadım kendimi yazdım da yazdım :) Son olarak sana derslerde başarı ve tez elden mezuniyet diliyorum, her şey gönlünce olsun :P

      • bunusevdim permalink*
        Ekim 30, 2010 10:51 am

        Amanın ağzından bal damlamış, tez elden mezuniyet falan :) Bilmukabele diyorum, hahaha, valla daha güzel bir dilek bulamadım.
        Deşifre olmaya gelince, bu kadar güncel bloga yazmaya devam edersen ben seni 1 sene sonra görürüm :) İş yazmaya gelince normalde anlatmayacağı şeylerden bahsetmeye başlıyor insan.

  4. Ekim 28, 2010 7:10 pm

    Aman Allah’ım, 3. sırada kendimi görüyorum! Mutluluktan ağlayabilirim şu anda ^^

    Bunusevdim, çok çok teşekkür ederim :) “Favori 3 blogum” listesinde adımı görmek harika duyguymuş ^^

    Yazmaya daha çok vakit ayırayım bari ben. Gün içinde “Bunları yazayım, harika olur” diyorum ama, eve geldiğimde ilk bulduğum yere kıvrılıverdiğimden tasarladığım konuları ve cümleleri de unutuyorum ^^’

    Kitabı da bende gördüğün için güvenerek okumana mutlu oldum :)

    Akşam akşam pek bir mutlu ettin beni, tekrar teşekkürler :)

    • bunusevdim permalink*
      Ekim 28, 2010 7:40 pm

      Bu kadar mutlu olacağını bilsem önceden yazardım berrecim :) Bu aralar daha bir eğlenceli olmaya başladı yazıların. Roman okur gibi okuyorum valla, acaba sonraki bölümde ne olacak şeklinde. En son Koreli arkadaşla neler olacak, onu merak ediyorum, hahah. Ben kaptırmışım iyice :)

  5. Ekim 29, 2010 10:51 am

    bu’cum ilk lakabını ben vermişim demek farketmeden^^ vaftiz anan oldum :D
    luffy’nin o kocaman gülüşüne hastayım, figürünü aldım hatta tv’nin üzerinden bana bakıyor şu an^^

    • bunusevdim permalink*
      Ekim 30, 2010 10:52 am

      Luffy figürü mü? Nerede bulabilirim ben onu, benim de olmalı! :)

      • Ekim 30, 2010 6:57 pm

        bu’cum biz netten aldık, çin’den geldi ablası^^ ilgilenirsen linki yollarım, fiyat da gayet uygun.

      • bunusevdim permalink*
        Ekim 31, 2010 4:26 pm

        Haa sen de küçük rukiye gibi yaptın yani. Onun figürlerine bayıldım ben. Linki yollarsan sevinirim. Eğer 200. bölüme gelmeyi başarabilirsem kendime hediye olarak alırım :)

  6. Ekim 31, 2010 8:08 pm

    evet bu, adresi de ruki’den aldım zati^^
    önce adres vereyim, sonra da kendi maymunumun linkini vereyim o halde:D
    pek çok set var diğer karakterlerle de var ama ben ace ile olanı seçtim^_^
    http://www.dealextreme.com/
    http://www.dealextreme.com/details.dx/sku.41425

    • bunusevdim permalink*
      Ekim 31, 2010 8:24 pm

      Amanın ben daha ace şahsını henüz tanımıyorum, hahahhahha.
      Çok teşekkür ederim. En kısa zamanda talan edeceğim o siteyi :)
      Ben Luffy dışında Shanks istiyorum. Bir de Roronoa Zoroooo. Yarabbim o ne karizma ya, o ne uyku. Dünya yansa umrunda değil, adam uyuyor!

Yorumunu sevdim

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: