Skip to content

Kore sevgim için yaptığım saçmalıklar

Ekim 30, 2010

Ben sözde Kore dizilerini, filmlerini, Korece’yi, hal ve tavırlarını seviyorum ya.. Bu sevginin bana yaptırdığı milyar saçmalık var. Birkaçını sayayım da halime gülün.

  • MBC’de haber izliyorum, son kareye kadar

İnternetten MBC izlemeyi keşfettiğim günden beri Media Player’ımda sağ tıklayıp dosya seçeneğinden url aç’ta http://vod1.dgmbc.com/live yazarak MBC izliyorum. Tabii ben akşam izlediğimde oradaki gece/sabah haberlerine yetişiyorum ancak. Geçenlerde bir eski diziye rastgelebildim, tanıdık simalar falan vardı güldüm. Korece olduğu için basit birkaç şey dışında hiçbirşey anlamıyorum ama yazlıkta da Yunan kanalları izlerdik, gözünüzü seveyim ne farkı var. (Hahah, kendimi aklama çabası oldu biraz)

İşte haberdi, spor haberleriydi, reklamdı, hava durumuydu derken.. Fena değil. Severek izliyorum. Hahah

Bir de Trt’de de çıkardı ya, şu aşağıdaki görüntüyü MBC’de izlemek bir başka keyifliydi. Oturdum, 1 dakika saygı duruşu… İşte böyle.

mbc'yi izlemek 

  • Go-stop öğreniyorum. Şu dünya gözüyle bir işime yarama ihtimali sıfır olan bir başka uğraş bu. Go-stop oynama ihtimalim ne Allah aşkına? Bi dakika ya, acaba internet üzerinden oynanıyor mudur :)
  • Korece çalışmıştım, 1 hafta sürekli.. Tatilin gittiğine mi yanarsın, Korece’nin bir işe yaramadığına mı? Boş zamanlarımda hala çalışıyorum, intermediate düzeye geçmeme az kaldı :) Vee sürekli 100’e kadar sayıyorum, sonra geri geri sayıyorum, sonra 2’li, 3’lü sayıyorum. Hahah bir manyaklıktır gidiyor.
  • Banyodan sonra koyun kafa/koç başı artık ne derseniz, Kore’de saunada taktıkları gibi yapıyorum havlumu.
  • Televizyondaki Kore dizisini o gün kaçırdıysam gece kaçta tekrarının olduğunu yayın akışından öğrenip mutlaka o saate (3 ya da 4 gibi) uyanıp diziyi gözlerim yarım açık izleyip tekrar uyuyorum.
  • Hediyelik eşya satan mağazalardaki fotoğraf çerçevelerini bilirsiniz, içlerine fotoğraf olarak hep güzel kadın resmi koyarlar. Artık onlara daha dikkatli bakıyorum, çünkü şimdiye kadar beni pek çok çekik gözlü karşıladı. Moon Geun-young, Yoon Eun-hye, Jeon Ji-hyun ve niceleri..
  • Zor şartlar altında (!) ramen bulup yedim. Aynı dizilerdeki gibi fuuup fuup diye kaynar makarnayı çeke çeke, yana yana, şapur şupur yedim. İlk başta güzeldi ama yarısından sonra  aromasından midem bulandı ve neredeyse kusacaktım. Geri kalan yarısını mutlaka yemem gerektiği için (!) suyunu döküp rameni ketçapladım. Burnumu tıkayarak bitirdim. Tavuk aşkıma rağmen tavuk aromalısı iğrençti, Allah’ın nimeti demeden ağzıma geleni sayabilirim. Acılısı yemek için daha makul bir tattaydı. Ketçaba gerek kalmadan bitiriverdim. Sonra makarna yedim de cennete düştüm sandım. Bizim düz makarna bile ramenden kat kat lezzetli, işte düşünün artık ramen nasıl bir şey.  Yine de şimdi hala ramen peşindeyim. (Galiba benim Kore manyaklığımı en güzel açıklayan olay budur) Migros çok yaşa..

Günün sorusu: Bu yazıdaki renklerin anlamı ne? Kore’yle ilgisi ne? Hangi renk hangi ünlüyü temsil ediyor? Şaka şaka.

Bu da blogun özeti gibi oldu sanki, hahahha. Gibisi fazla. Çok şükür aylardır sürünen şu yazıyı şutlayabildim taslaklardan.

Kore ile ilgili uğraşlarımı seviyorum.

Reklamlar
8 Yorum leave one →
  1. Ekim 30, 2010 1:10 pm

    Ramen, ah ramen ^^’ Nasıl bir hayal kırıklığı olmuştu benim için de :P Büyük bir törenle hazırladık kardeşimle, “He he, biz de yiyoruz” muhabbetleri eşliğinde başladık, ama bitmedi, olmadı. Aynı benim de midemi bulandırdı. Senin gibi sonuna kadar dayanmadık bile, döktük ^^’

    Buraya geldiğimde ilk günlerde, markette dolanırken gözüme kocaman bir ramen bölümü denk geldi. Migros’taki gibi en üst katta bir iki tane konulmuş şeklinde değil, bir bölümü sırf ramen çeşitlerine ayırmışlardı. Hevesle aldım yine. İlkini göz ardı ederek. Yine yiyemedim ama ^^’ Damak tadı bu kadar mı farklı olur? Nasıl höpürdete höpürdete yiyor onlar. Hala her yiyişlerinde canım çekiyor. Gerçi, yine akıllanmadım ben de. Bir dahakine de farklı bir markayı denemeyi planlıyorum. Var kesin güzel, ben denk gelemedim diye avutuyorum kendimi :)

    • bunusevdim permalink*
      Ekim 30, 2010 1:46 pm

      Ben inanıyorum bir gün güzelini bulacağımıza berrecim :) İkinci deneyimim daha az acı verdi, belki üçüncüden zevk alırım, hahah.
      Yalnız evdekiler önümde kusma hareketleri yapıyorlar, o işimi zorlaştırıyor.

  2. Ekim 30, 2010 4:36 pm

    Ramen, koç başı, Korece, go-stop daha önce blogunda bahsettiğin konular ama acaba renklerin anlamı bu mu :) Çerçeve ve MBC olayını okumamıştım ama. Bu Kore televizyonu izlemek ne güzelmiş öyle ya, reklamlar filan süper :) Senden ne çok şey öğreniyorum :D

    Ramen konusuna gelince ben de hüsrana uğrayanlardanım :( Önce acılısını sonra mantarlısını yemiştim, tavuklu masamın üstünde haftalardır bekliyor. Artık tavuklu olanla ilgili yorumundan sonra nasıl bir cesaret örneği gösteririm yemek için bilmiyorum :) Bir de “Kungfu Ramen” yedim, o Çin yapımı ve tadı daha güzeldi. Leader Ramen’in tadı bana plastik gibi geldi (hiç plastik yemedim gerçi ama :)). “Mantar ve tavuk” aromalı olanı güzeldi Kungfu’nun. “Karides” ve “kızartılmış et” aromalı olanı da var ama denemedim. Yediğimin Çin işi ramen olduğunu söyleyince annem “Neee!! Millet Çin yapımı eşya kullanmayın diyor sen bir de yiyorsun” dedi :O Bende de o zaman jeton düştü ama herhalde yediklerinde kalitesiz malzeme kullanmazlar ya da “nüfus zaten fazla birazını gıda zehirlenmesinden öldürelim gitsin” diyerek böyle bir mantıkla yürütmüş olabilirler mi :/ Yiyeli 1 ay oldu hala hayattayım, bakalım :)

    • bunusevdim permalink*
      Ekim 31, 2010 4:14 pm

      Amanın o zaman diğer marka ramenlere bakayım ben. İlk iş Kung-fu ramen bulmak, hahah. Bir de Çin restoranı telefonu var artık elimde, cesaretimi topladığım bir anda birkaç sipariş vereceğim bakalım. Çin yapımı şeyler konusunda annen çok haklı aslında, biz de inadına bize de bize de diyoruz :)
      Renklerin çok ulvi bir anlamı yok aslında. MBC yuvarlağının içindeki renkler sadece, ya da adı her neyse.

  3. Ekim 30, 2010 5:01 pm

    Çok güzel bir post olmuş dostum, bende bir düşündüm neler yapmışım diye şunları buldum:
    herhangi bir kitapçıya girdiğimde acaba manga bulurmuyum diye çizgi roman raflarını mı eşeledim. (ki buldum sonunda :D )
    Müzik bölümlerinde belki bir ihtimal gelmiştir buraya kadar albümleri diye hep bir göz gezdirdim.
    Oyuncakcılarda anime figürü bir tesadüf sonucu gelmiştir diye bakındım.
    Magazalarda üzerinde japonca karakterler olan yada andıran her şeyi aldım. :D
    Anlayacağınız hep pür dikkat dolaştım, algıda seçicik yaptım ve hala yapıyorum :D

    • bunusevdim permalink*
      Ekim 31, 2010 4:16 pm

      Kitapçılarda ben de bakardım ama hüsrana uğramaktan bıktım artık :)
      Geçen bir Japon oyuncakçısına girdim. Japonya adına hiçbir şey yoktu. Bu nasıl bir şey anlamadım

  4. Ağustos 28, 2011 9:43 am

    Kungfu ramen’in karideslisini önermiyorum ben :( Mantarlı leader ramen’i 2 arkadaş bitiremedik ve malesef 2 paket almıştım :( Ama acılısını fena değil (en başlarda iyi, hoş tabi)
    Ve düşünüyordum acaba sadece bana mı geliyor bu plastik tadı diye Allahtan bi tek bana gelmemiş bu ö dedirtecek tad…. :(

    • bunusevdim permalink*
      Ağustos 30, 2011 9:23 am

      Evet hazır ramen söz konusuysa en iyi seçenek bence de acılı olan. Ben başta çok acılı olacağını sandığım için acılıdan uzak durmuştum ama boşuna korkmuşum.
      Yemek pişirmekte sıkıntı yaşayan öğrenci evleri için ya da kırk yılda bir tadımlık alacaklar için ramen bir seçenek olabilir ama ben de sürekli yenecek bir şey olduğunu düşünmüyorum :)

Yorumunu sevdim

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: