Skip to content

Tatile Gitme Arzusu

Kasım 13, 2010

gerçek hayata dönüş

Söz konusu sevmek olunca, kulağa haddinden fazla iyimser gelse de, tatile gitme isteğimi bile seviyorum. “Ben seni sevebilme ihtimalini sevdim!” edebiyatı yapmaktan hazzetmiyorum, aksine.
Düşünürseniz bana hak vereceğinize eminim. İnsan ancak meşgul olduğu zaman vaktinin kıymetini anlayıp, ona değer vermesini ve faydalı olarak kullanmasını öğreniyor. Örneğin benim en çok Kore dizisi izlediğim zamanlar en dolu olduğu olduğum zamanlar oluyor genelde. Çünkü kafamda bir plan oluşturuyorum, neye ne kadar zaman ayıracağıma dair ve her işim de yetişiyor. Ama ne zaman boş olsam, tatilde olsam yerimden kalkasım bile gelmez. Nasılsa boş zaman var ya! Nasılsa o dizileri istediğim an izleyebilirim.. İşte bu bende işlemiyor, e malum kafamda yapacaklar listesi yoksa ortada yapılan hiçbir şey olmuyor. Velhasılı kelam cümleye selam, eğer 365 günü tatil olan bir insan olsaydım ben, ne tatile gitme ihtimalimi sevebilecektim ne de yaptığım tatilden bir haz alabilecektim. Şimdiyse 3-5 günlüğüne bile olsa bir yerlere gitmek beni sevinçten çılgına çevirebiliyor. Evet artık eminim, ben sana ulaşabilme ihtimalini sevdim ey tatil!
Yine de sadece istemekle kalmasak iyi olur, değil mi? Çalışmaya kaptırmamak lazım.. Hoş, kimse Japonlar gibi olamaz ama. Japon mühendisin biri –belki hatırlarsınız- 2 sene önce iş yerinde çok çalıştığı için ölmüş.

Şimdiden herkese mutlu bayramlar!

(Karar verildi. Cep telefonu müziğim tüm kurban bayramı boyunca “Biftek seviyorum” olacak, hahahah. Neyseki Korece olacağı için kimse bir şey anlamayacak)
(Bu yazıya istediğim fotoğrafları ekleyemedim çünkü blogla/windows live yazar’la alakalalı bir sorunum var. 1 haftadır bu yazıyı postalamaya çalışıyorum ama beyhude uğraşlar oldu. Sonunda anam babam usulü yolla yazabildim. Ama sorunun ne olduğunu anlayamazsam yazı yazma isteğimi kaybedeceğim galiba. Anam, wordpress.com’dan yazmak, resim eklemek, yazıyı düzenlemek çok zor iş çünkü)
Tatili geçtim, gitmeyi istemeyi-başımı iki elim arasına alıp düşlemeyi bile- seviyorum.

Reklamlar
4 Yorum leave one →
  1. 희망 permalink
    Kasım 19, 2010 1:26 pm

    Bazı anlarda, insan bulunduğu yerden başka bir yerde bulunma arzusu hisseder. Dolayısıyla bu isteği hayal etmek, gerçekten orada bulunmaktan daha güçlü bir his olabilir. Kendi adıma, gitmek istediğim yere gitmeden önce duyduğum istek, gittikten sonra tuhaf bir eksiklik duygusu yaratır. Bir şeylerin eksik olduğu hissine kapılırım. Nedenini bilemiyorum. Düşüncelerim o sırada çoktan başka bir yere gitme isteğine kapılmıştır bile (bkz. ‘orada olmayan adam’ durumu). Tabi, bazen anlık olarak yaşanan, orada bulunmaktan kaynaklanan tatmin durumlarını saymazsak. Gezmek güzeldir, ama hayal etmesi daha güzel galiba.

    가을 와써, 우울 있어
    하지만,
    축제 와써, 즐거움 있어.

    Her ne kadar böyle söylesem de sonbaharı ve bulutlu havaları daha çok severim.

  2. bunusevdim permalink*
    Kasım 19, 2010 6:16 pm

    Herkes sonbaharın, yağmurun melankolik havasından kötü etkileniyor, nedense benim içim açılır, mutlu olup coşarım.
    Yalnız son satırını anlayamadım. Ne gelince eğlence var? Henüz Korecem pek müsait değil her şeyi anlamaya, anlamadığım yerleri açıklarsın değil mi :)

  3. 희망 permalink
    Kasım 19, 2010 7:39 pm

    Son satırda bayramı kastetmiştim. Korecede direkt olarak bunu karşılayacak bir kelime yerine onunla eş anlamlı olabilecek çeşitli kelimeler var, bu da onlardan biri.

    Aslında bu yazdığım genel hissiyatı açıklamak amaçlı bir şeydi, yoksa dediğim gibi kendi açımdan sonbaharla hiçbir zaman problemim olmadı, bulutlu havalarda kendimi dışarı atmayı severim.

    Ancak genelde sonbahar hüzünle ilişkilendirilir. İşte bir örnek; 愁. Bu karakter Çince hüzün ve melankoli anlamlarına geliyor. Peki konumuzla ilişkisi ne? Üst soldaki sembol ağaç anlamına geliyor, üst sağdaki ise ateş demek. Ağaç ve ateş yan yana geldiğinde (yapraklar ateş rengini aldığında) bu sembol sonbahar anlamına geliyor. Alttaki ise kalp sembolü. Yani sonbahar ve kalp biraraya geldiğinde hüzün ve melankoli sembolünü oluşturuyor. Demek ki eski Çin’de de böyleymiş :)

  4. bunusevdim permalink*
    Kasım 19, 2010 8:27 pm

    Öhüm öhüm. Bu Çince’yi ölsem öğrenemem herhalde, hahah. Ben yine bizim basit Korece’de şansımı deneyeyim.
    Şaka bir yana, senin engin dil bilginin membaı sadece merak olmasa gerek. Bunların somut anlamda bir işine yaradığını varsayıyorum ve bu fikir beni memnun ediyor. İnsanların sevdiği şeylerle, hobileriyle alakalı bir işinin olmasını her zaman takdir etmişimdir.
    Ayrıca bir sonbahar insanı daha bulduğuma sevindim. Yaşasın kara bulutlar!
    Yazıdan sonra gittiğim tatilden döndüm. Ve yazdıklarını haklı buldum. Yine de bir önceki tatilimi düşününce umduğumdan güzel geçmişti. Ama bunu “orada bulunmaktan kaynaklanan tatmin durumları” kavramı içinde sayabilir miyiz bilemedim. Yine de, o tatmin durumlarını çıkarırsak zaten geriye ne kalıyor ki? Evet, ben böyle düşünüyorum

Yorumunu sevdim

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: