Skip to content

Sebastian Vettel= Altın Çocuk

Kasım 19, 2010

seb vettel

Bunu söylemek için kendimi bunca zaman tuttum, artık dilimin altındaki baklayı çıkarıyorum: “Ben demiştim!!”

Hani 2010 sezonunun sonuna doğru ben bile bu sarı kafalı velet, pardon Vettel (!) yüzünden cinnetin doruklarına çıkmıştım. Yeri geldi, içimdeki formula1 izleme coşkusu, o harıl harıl yanan ateş bile söndü. Mesela Belçika GP’si… Düşününce bile saçımı başımı yolasım geliyor. Yine de ertesi yarışa bir baktım ki Vettel’i desteklemeyi bırakamamışım.(Bloga da yazmıştım Vettel’i vazoyu kıran yaramaz oğlum gibi görüyorum) Çünkü benim desteklemek istediğim, formula1’i izleme nedenim olabilecek bir başkası kalmamıştı Kimi Raikkonen’in f1’e erken vedasından sonra. Saf hız anlamında en iyi olan, basın mensuplarına demeç vermek gibi bir endişesi olmayan, kazanmak dışında f1’den hiçbir beklentisi olmayan o adam gittikten sonra ne olduğumu şaşırmıştım. Ama daha 2009 yarışları bitmeden önce hatta devam ederken, hatta daha öncesinden, belki inanmayacaksınız ama taa 2006 Türkiye GP’si antreman turlarından beri benim yedekte bir adamım vardı :) O antreman turlarının 2. bölümünde en hızlı turu atınca ilk kez duymuştum Vettel’in adını. Üstelik bu onun klasik f1 3 günündeki (cuma-ct-paz) ilk belirişi, bir nevi kırmızı halının ucunda ilk gözüktüğü andı. (Eskiden takımların 3. pilotları cuma günleri piste çıkarlardı)

kimi and sebVelhasıl baktık Vettel’den adam olabilir dedik. Umduk. Neticede kendisi bizim buz adam Kimi’nin ender arkadaşlarındandı. Vardır bir nedeni dimi. Kimi derdi, biz Vettel’le badminton/ masa tenisi oynuyoruz, tabii ki hep ben yeniyorum. Hahahah, vay anasını sayın seyirciler. Ayrıca Kimi Vettel için “Vettel herkesin sevdiği bir çocuk” da demişti vaktinde (Bu Kimi’nin “Ben de seviyorum” deme tarzıydı belki de). Ha şimdi saçmalıyorum galiba, Vettel yazısında yine Raikkonen’li cümleler kurmaya başladım. Neyse toparlıyorum.

2007’de Kubica’nın Kanada’daki korkunç kazasının ardından ABD GP’sinde BMW-Sauber koltuğuna oturmuş, üstelik ilk yarışında puan kazanmıştı. Zaten ilk yarışında puan kazanan bir f1 sürücüsünün sonraki yarışlarına dikkatle bakacaksın abicim. Benden söylemesi. (8. olarak ilk puanını kaptığı yarışta onun hemen önünde 7. olarak yarışı bitiren kişi şu anki takım arkadaşı Mark Weber’di) Ertesi yarış Kubica pistlere dönmüştü ama Vettel de boş kalmadı. Toro Rosso altın çocuğu hemen kaptı ve Vettel Macaristan GP’sinde part-time’dan maaşlı elemana döndü. (O gelecek diye kovulan (?) Scott Speed ve o zamanki takım arkadaşı Liuzzi’nin fotoğrafını önceden bloga koymuştum ama siz farketmemişsinizdir, netekim inek resmi niyetine koymuştum hahahha)

in-jungen-jahrenSebastianVettel-euro series

Vettel hali hazırda Red Bull sürücü programı tarafından desteklenen bir sürücü olduğu için, çok erken formula1’e geçti ve çok genç yaşında da altına çok iyi bir araç attılar. Ha, Lewis’in ilk çaylak yılında süper hızlı McLaren’e binmesi kadar hızlı bir süreç olmadı ama f1’de birşeyler yapmaya Lewis’ten daha erken başladı. Dolayısıyla rekorlar ardı  ardına geldi. Ben susayım Wikipedia konuşsun: (nihahahah, rekorlara bak, ağzım sulandı)

2006 Türkiye Grand Prix haftasonunda, Cuma günkü antreman seansında, 19 yaş 53 günlükken, piste BMW Sauber takımının üçüncü pilotu olarak piste çıkan Vettel, Formula 1 tarihinin en genç pilotu ünvanını kazanmıştır. 17 Haziran 2007 tarihinde koşulan ABD Grand Prix’inde, "bir Formula 1 yarışında start alan en genç 6. pilot" ünvanını kazanmakla kalmamış, aynı yarışta "bir Formula 1 yarışında puan alan en genç pilot" rekorunu da kırmıştır. 30 Eylül 2007 tarihindeki Çin Grand Prix’ine bir ara liderlik eden Vettel, bu yarışta da "bir Formula 1 yarışına liderlik eden en genç pilot" rekorunu kırmıştır. 2008 İtalya Grand Prix’inde "bir Formula 1 yarışında pol pozisyonunu kazanan en genç pilot" ve "bir Formula 1 yarışını kazanan en genç pilot" rekorlarını kıran Vettel, "farklı iki takımda yarış kazanan en genç pilot" rekoruna da sahiptir. Vettel Abu Dhabi Grand Prix’i sonunda 2010 yılında pilotlar şampiyonluğuna ulaşarak "f1 şampiyonu olan en genç pilot" ünvanını Lewis Hamilton’ın elinden almış ve yeni bir rekorun sahibi olmuştur. Bir anlamda rekorların adamı olan Michael Schumacher’in izinden gittiğini göstermiştir.

vettel-weber

Ben anlatmaya devam edeyim. Vettel’in ilk sezonu olan 2007’de tabii ki Vettel pek umrumda değildi. Gençti, yetenekliydi, farkındaydım ama ben Kimi’nin zaferleri arasında sarhoş olmuş durumdaydım zaten. Ama Vettel’le alakalı bazı şeyler hatırlıyorum. Siz de hatırlarsınız mutlaka 2007 Japonya’da güvenlik aracı arkasında Weber’e çarpıp “Yavru Red-Bull esas boğanın yarışını heder etti” dedirtmişti bana. İkisine de üzülmüştüm çünkü iyi sonuç alacak yerdeydiler. Şimdi düşünüyorum da, o da pek Vettel’in hatası değildi. Öndekiler aniden yavaşlayınca ıslak zeminde duramayıp kaymıştı. Sonra da Weber’den bir ton azar işitmişti :) Hatta gidip ağlamıştı..  Kader ağlarını örüyor işte, Weber pantolonunun ucundan çekiştiren bu genç adamdan bir türlü kurtulamadı. Hala adamın yarışları heder oluyor.

 italy-gp-2008-gepa%20(127)

2008’de yavru Red-Bull’la yine yağmur altında yine muhteşem bir iş çıkarıp 2008 İtalya GP’sinde ilk yarış zaferini elde etmişti. Milletin ona “Bebek Schumi” dediğini biliyordum da Vettel’in bu lakap için bir yarış kazandım diye 7 kez dünya şampiyonu olmuş Schumi ile karşılaştırılmam düpedüz saçmalık dediğini bilmiyordum. Harbi çocukmuş. Bir de işin komiği Red-Bull’un esas takımı değil de zaferle ilk tanışan ikinci takımları oldu. Vettel sayesinde..

sebastian-und-michael

Hatta komik bir bilgi vereyim. Abu Dhabi’deki basın toplantısında öğrendik ki, Monza’da ilk kez kazandığı yarıştaki o kıyafetini Vettel yıkamamış bile, evinde saklıyormuş. Monza kelimesi bile Vettel’i mutlu ettiği içinyarış mühendisi ona kıyak geçip bu sene Abu Dhabi’deki yarış giysisinin üzerine Monza yazısını ekletmiş. Vettel de bu sürprize çok mutlu olmuş.

Ayrıca 2008 Brezilya’da Hamilton’ı geçip bir süre için Massa’nın şampiyon olmasını sağlamıştı. O zaman da Timo Glock yavaşlayıp şampiyonluğu Hamilton’a hediye etmişti. Ne mücadeleydi ama, unutmak mümkün değil cidden. Hele Massa’nın babasının sevincinin bir anda yok oluşunu görmek.. Bu sene baktım da Alonso çizgiyi geçene kadar Red Bull’lar pek sevinmediler. Tarih tekerrürden ibaret, nemize lazım demiş olacaklar :)

2009’da Red-Bull’a geçmişti, doğal seleksiyon diyebiliriz bunun için. Yine yağmurlu bir yarış olan 2009 Çin GP’sini bu sefer gerçek Red-Bull’la kazanmıştı. Esas boğalara ilk zaferlerini kazandırmanın haklı gururu… Amaaaan, mutlu oldular işte. Tabii o zamanlar bir Button-Brawn furyası vardı.

Benim izlediğim 2009 Türkiye GP’sinde beni üzen şahıs oldu kendisi. Raikkonen’in 9. bitirdiği yetmezmiş gibi Vettel’in kazanmasını umarken nereden çıktığını anlamadığım bir pit-stopla Weber’e de geçilip 3. olmuştu. Tüm bunlara rağmen o yarışa gittiğim için çok mutluydum. Bir de kazansaymış/ 2005’teki yarışa ah bir gidebilseymişim, sevinçten çılgına dönmem işten bile olmazmış.

2009 Button ile bitti bitmesine ama 2010’a Red-Bull’lar daha ümitli başladı. Hele sıralama turlarında adamlar coştu. 20 yarışın 10’una ilk sıradan başlamak ne demek! Ama başına gelenlere baktığımızda Vettel için hiç de kolay bir sene olmadı. Aksilikleri kısaca sıralayacak olursam;

  • Bahreyn’de motor ya da buji sorunu yüzünden yavaşlayıp 4. sıra ile yetinmesi (polden başlamıştı)
  • Avusturalya’da mekanik problemle yarış dışı
  • İspanya’da fren sorunu –neyseki Hamilton’ın aradan çekilmesiyle 3. olabildi
  • Türkiye’de motorunu tam gaz kullanıp , motor devrini düşüren Weber’e yandan geçirmesi, daha başka ne denir bilemiyorum. Aslında bu olay tam olarak nasıl oldu anlayabilmiş değilim. Takım Weber’e söylediği gibi Vettel’e de motoru kapa dedi mi? Weber’e deyip Vettel’e yola devam mı dediler? Vettel’e söylemelerine rağmen o duymamazlıktan mı geldi?  Cevap ne olursa olsun trajikomik bir kazaydı.
  • İngiltere’de polden kalkıp ilk virajda arkadan Lewis’in değmesiyle lastiğini patlatmıştı. Yine tırmanmıştı ama anca 7. olabildi.
  • Macaristan’da güvenlik aracını doğru dürüst takip edememek suretiyle arasında 10 araçtan daha fazla mesafe bıraktığı için pitten geçme cezası alması.
  • Belçika’daki kaza. Button’ı geçecem diye hırs yapınca yağmurda kaydı ve Button’ın aracının gövdesine çöktü resmen. Aslında bana saç baş yoldurtmasının nedeni Vettel’in yaptığı –yapılmaması gereken- büyük hata değildi. Benim hayal kırıklığı nedenim Vettel’i Kimi’nin bıraktığı boşluğu dolduracak kişi olarak görmemden kaynaklandı. Kimi şüphesiz Spa’nın kralıydı. Spa denince bile benim tüylerim diken diken oluyor, O start, o Eau Rouge virajı… Ah beni benden alıyor. Vettel ca’nım anılarımı katletti. Pis velet! Ha sonra Vettel yarışa devam edip iğrençlikler serisine başka kazaları da eklemişti ve yine de yarış dışı kalamamıştı. Büyük utançtı, ama geçti gitti işte. O yarıştan sonra lakabı “Kaza Çocuk” olmuştu.
  • Kore’de lider götürüyorken motorundan çıkan dumanlar. Ah o an bittiğim an olmuştu. Eğer yarışı kazansa pilotlar klasmanında liderliğe oturacak ve son 2 yarışta işi fevkalade kolay olacaktı. Ne de olsa griddeki en iyi araç onlarınki. Ama sen git elinde olmayan sebeplerle yarış dışı kal. Onun yerinde ben olsam sinirimden çakılların üstünde, pit duvarında, asfaltta, pistin bilimum yerlerinde tepinirdim herhalde. Ama o bu yarış dışı kalma olayı ona önceden bildirilmişcesine sakindi, hatta neredeyse yarış dışı kaldı diye mutlu olduğunu düşünmüştüm. Sonradan öğrendik ki, üstündeki yoğun kazanmalıyım baskısı kalktığı için öylesine rahatmış. 

Gördüğünüz gibi çoğu kendi dışındaki sebeplerleydi. Birkaç kötü kalkışı oldu Çin ve Almanya’daki gibi ama iyi geçişler partığı kalkışları da çoktu. Bu yüzden onu suçlayamayız.

Sonra aynı 2007 senesinde Kimi’nin yaptığı gibi kimsenin tahmin etmediği adam olarak arkadan geldi ve son 2 yarışı kazandı. Brezilya’da poldeki Hulkenberg’i geçeceğini hepimiz biliyorduk zaten. Bir de Weber’e yol falan vermeyince rahatladım.

Zaten bu takım emrine Red-Bull en başından karşıydı. Hatta “Takım emriyle kazanacağımıza ikinci oluruz daha iyi” bile demişlerdi. Alonso’nun süper Ferrari’sinin anlayışına ne kadar zıt değil mi..

Ben son yarışı canlı olarak izlemedim. Batıl bir inanç olmakla beraber test edildi onaylandı ki, benim evde izlemediğim tüm yarışları Vettel kazandı. İzlemeyip boşluyor değilim. Ya ev dışında bir yerde izlerim, tüm olanakları zorlamama rağmen izleyemediğim bir iki yarışın da sonuçlarına hiç bakmadan geceki tekrarını izliyorum. Abu Dhabi yarışını da televizyondan izleyemeyeceğimi anladığım an Vettel’in başına iyi bir şeyler geleceğini, kazanacağını ve dahası olacağını hissetmiştim zaten. O yüzden izlemek konusunda ısrarcı davranmadım, batılı bozarız neme lazım :) Ama yine dayanamayı cep telefonundan bir f1 yazarının twitter’ı sayesinde an be an takip ettim yarışı. Hele Alonso’nun Petrov arkasında kalması sonraki bölümler benim internet sayfasını en fazla yenilediğim bölümler oldu. Ara ara niye daha fazla tweet yazmıyor diye sinirlendim hatta.. Aslında böyle yaparak gece yaşayacağım muhteşem adrenalini bozmuş oldum ama o merakla geceye kadar bekleyemezdim zaten. An be an ne olacağını bilmeme rağmen gece televizyondan izlerken o kadar sırıtttım ve mutlu oldum ki muhtemelen ağzım değil tek sineğin kaçması, bir sinek ordusunun geçebileceği büyüklükteydi. Herhalde neler olacağını bilmeden izlesem heyecan ve gerginlikten tadını çıkaramazdım.abu dhabide son selam

Mutlu bir yarış zaferi oldu. Vettel’in telsizden ağlayarak “Teşekkürler çocuklar. Sizi seviyorum” demesi süperdi. Aslında Vettel’in dünya şampiyonu olduğunu ilk okuduğum an acaba araçtan ilk çıktığı an ne yapmıştır diye düşünmüştüm. Ve ilk arabasına sarılmıştır kararına varmıştım.  Vettel beni yanıltmadı, gidip sol ön lastiğinin dibine çökmüş, mutlu mesut oturuyordu :)

Senenin ortasından beri düşündüğüm ve düşlediğim Vettel’in Raikkonen-vari şampiyon olması hayali sonuçta gerçek oldu. Bu konu Vettel’e de son yarıştan hemen sonra soruldu. Cevabını Türkçeleştirip yazmaya niyet etmiştim ama hiç gerek yok. Nedenini okuyunca anlarsınız, hahah.

I was actually thinking about Kimi’s situation today. Like Kimi or not – some people do, some people don’t – but I think it was a little bit of a similar situation. Obviously we were in a stronger position in terms of how many points were missing, probably, but in the end, if you know Kimi, you know that one big advantage – not always, but in that moment especially – is that sometimes – sorry – he doesn’t give a shit, he just does his own thing. And that was the target all weekend long. Obviously what he achieved three years ago was very special. I think most of us have been there and no-one thought it was possible. He proved us wrong but circumstances were special, same as today. Who would have thought that Ferrari starting from third with good pace would finish seventh? That’s how it goes sometimes. As I said, just happy to put my name down on the list.

Gerçekten de Alonso’nun yüzüp yüzüp kuyruğuna geldikten sonra 3. başlayıp 7. bitireceğini kim düşünürdü ki?

Ama Vettel’in cidden Renault için bir güzellik düşünmesi lazım. (Vettel fanları bile sitelerine parıldayan harflerle Teşekkürler Petrov yazmışlar!) İstesen kimseden bu denli yoğun yardım alamazsın. Petrov kendini aşarak 20. turdan itibaren Alonso’yu arkasında tuttu. F-kanalı mucizesi ya da değil, farketmez. Kubica’da Hamilton’ın Vettel’e yaklaşmasını önledi. Belki Vettel dibinde Hamilton olsa bu kadar rahat şampiyon olamazdı. Ha, gerçi Hamilton Vettel’i geçmek suretiyle Alonso’ya kendi elleriyle bir şampiyonluk verir miydi orası tartışılır. Gerçi kendi yarış zaferi için diğer her şeyi umursamamazlıktan da gelebilirdi. Neticede Vettel’i rahatlatan şüphesiz Renault idi. Ayrıca Weber’in erken pite alınmasını da kıvılcımın başlangıcı olarak sayabiliriz. Bu sayede Ferrari ekibi Weber’i arkalarında tutmak gibi gereksiz bir uğraş içine girerek erken bir pit yaptılar. Ne olursa olsun Alonso’ya yarışı kaybettiren kendi takımı (yanlış strateji) ve bizzat kendisi oldu (30 turdan fazla Petrov’u geçememek, neticede sen 2 kez dünya şampiyonu olmuşsun).

Gerçi ben yine de kaybedenin Alonso değil kazananın Vettel olduğunu düşünüyorum. Sezon boyunca başına gelmedik kaza, aksilik, mekanik sorun, hatta saçma ceza (güvenlik aracını takip edememesi) kalmadı!  Bunlara rağmen hala sezonu birincilikle kapadıysa cidden hakkıyla kazandı demektir. Kimse aksini iddia edemez.

İşte böylesine karmaşık bir 2010 sezonu geçirdik…

2010 sezonu karikatürü

Vettel marangoz olan bir babanın oğlu. Karting kariyerine 8 yaşında başlamış. 19 yaşında f1’de yarışmaya başladı. Şuradan resmi web sitesine bakabilirsiniz.

İçi kıpır kıpır olan genç bir adam henüz. 23 yaşında. Ve haddinden fazla hırslı. Çoğu f1 otoritesine göre biraz daha sakin kalabilmeyi öğrenmesi gerek. Ama o heyecanlı hallerini ben daha çok seviyorum. Zaman zaman yanlış kararlar almasına sebep olsa da kim her zaman doğru kararlar alıyor ki? Kendi yaşadığı heyecanı, keyfi biz f1 seyircilerine de aktarabilmesi ayrı bir güzellik katıyor olaya. Mesela yarışların çoğunda taktığı kaskların tasarımını değiştirdiğinden bahsetmiştim. Hatta Japonya’da taktığı kasktaki kanjiyi anlamadığım için chibi benim için çevirmişti: Red Bull Kanatlandırır! sloganını yazmışlar meğer.

Vettel’in nefret ettiği 5 şey nedir sorusuna verdiği yanıt şuymuş: “Squeaky shoes, traffic jams, rotten food, smoking areas at airports and you know those clubs where the air is so full of smoke that you could cut it with a knife and having to wake up super early.” Biz de bunları sevmiyoruz Seb!

  • Vettel’in epi topu 3.5 senelik olan formula 1 kariyerindeki 10 yarış galibiyeti:
  1. 2008 İtalya GP
  2. 2009 Çin GP
  3. 2009 İngiltere GP
  4. 2009 Japonya GP
  5. 2009 Abu Dhabi GP
  6. 2010 Malezya GP
  7. 2010 Avrupa GP
  8. 2010 Japonya GP
  9. 2010 Brezilya GP
  10. 2010 Abu Dhabi GP

Şimdi vakit Vettel’in parmağını herkeslerin gözüne gözüne sokma vaktidir. İşte parmak, işte FORMULA 1 DÜNYA ŞAMPİYONU SEBASTİAN VETTEL.

 2010-10-10b-GP-Japan10sebastian-vettel-abu-dabi-win-face-2010  Sebastian-Vettel-celebrat-006bitti bu iş

Vettel sonuç itibarıyla gelecek vadeden bir dünya şampiyonu. Gelmiş geçmiş en iyi f1 pilotu olmasa da çok iyi bir araç-takım-kazanma hırsı üçlüsüne sahip olduktan sonra gerisinin önemi kalmıyor.

Vettel’i severdim, şampiyon olmasına da pek bir sevindim.

Reklamlar

Yorumunu sevdim

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: