Skip to content

Going By Book/ Kitabına Göre

Aralık 7, 2010

Going by the Book

Uzun zamandır izlediğim en eğlenceli filmdi. Ne kadar zaman derseniz bir önceki izlediğim Kore filmine kadar (Kahkaha efekti). Valla tüm Kore filmleri mi güzel olur? Adamlar yapıyor azizim.

Başrolde Jung Jae-young var. Ki onu zaten Welcome to Dongmakgol ve Castaway on the Moon filmlerinden hatırlarsınız. Hatta Silmido da var, internetten bakınca aklıma geldi. Adam filmleri seç beğen al usulü mü yapmış nedir. Hepsinin senaryosu birbirinden güzel. Filmi bitirdikten sonra bu adamın tüm filmlerini sıradan izlemek için inanılmaz bir istek duydum içimde. Zor zaptettim kendimi. Yine de IMDb puanlarına sadık kalmaya karar verdim. Ama başka filmlerini seyretmeyi hala düşünüyorum. Varsa teklifler 2-3 ay sonra söyleyiniz lütfen. (Hahahh, ne yapayım anca sıra gelecek)

İzlemek isteyenlere tavsiye ediyorum. (Ayrıca bana tavsiye eden sevgili sermin ve kim’e teşekküür) Eğlenceli geçecek 100 dakika için çekirdekleri/ patlamış mısırları hazırlayın. Dikkat edin de gülerken boğazınıza kaçmasın. Sonra “eğitim zahiyatı” olursunuz.. Buradan Türkçe altyazılı izleyiniz.

Konu

Küçük şehrimizde son zamanlarda banka soygunlarının ardı arkası kesilmediği için yeni atanan emniyet müdürü olaya el atmak ister. Polise olan güveni tazelemek için bir tatbikat yapılması kararlaştırılır. Bu gerçekçi tatbikat için herkes rolünü kura usulü ile çeker. Bir kişinin rolü ise bizzat emniyet müdürü tarafından belirlecek. O da hırsızınki.. Şehre girişi sırasında kendisine ceza kesen kuralcı (ötesi) trafik polisinden çok bu işe uyan başkası olabilir mi?

soyguna hazırlık

Soygun nasıl geçecek merak ediyor ve filmi izlemeye başlıyoruuuz.

Söylemeliyim ki:

Soyguncunun yaptığı kurgu soygun bittiğinde uzun süre alkışladım.

Oyuncular

Jeong Jae-yeong: Soyguncu

Son Byung-ho: Emniyet müdürü, planı raydan çıkınca adamda akıl makıl kalmadı

Sevdiğim Bölümler

  • Herkes özellikle de bankadaki rehineler -ama en başta soyguncu- rollerine çok sadıklardı. Bazen düşünüyorum, ben olsam “Eeee yetti be, nasılsa beni gerçekten öldüremeyeceksin. Senin bu zırvalarını çekemem” der cıngar çıkarırdım. Ya da en azından birinin böyle bir şey yapmasını beklerdik diyelim. Ama bunu deneyen banka görevlisi kadının başına neler geldiğini gördük. Önce soyguncu tarafından dövüldü. Sonra da malum hadise. Yalnız ben orada başta anlayamadım ne olduğunu. Sonra adam şınav çekmeye başlayınca yuh dedim. Her detay gerçekçi olsun diye soyguncu çok çalıştı!!

cıngar çıkaran kadının başına gelenler

  • Gerçekçilik adına herkesin boynuna taktığı durum kartları süperdi. Ölü, rehine, baygın vs..
  • Ayrıca rehinelerin rollerine sadık oluşlarıyla ilgili pek çok detay vardı. Mesela soyguncu banka müdürüne herkesin ellerini ayaklarını onun bağladığını söylüyor. O da “Demek bu yüzden çok yorgunum” diyerek gerçekten yorgun bir ifadeyle yerine oturuyordu, hahah.
  • Hatta bir yerde ölmüş olan polis “Aslında ben ölmemiştim diye soyguncunun silahını kapıyordu”. Ama sonra banka güvenlik kamereası kayıtlarından gerçekten de başından vurulduğunu görünce itaatkar bir biçimde oyuna devam etmişlerdi. İşte filmin belki de tek saçmalığı orasıydı. Gerçekte tüm rehineler onca sıkıntıdan sonra tatbikat falan dinlemez adamı alaşağı ederlerdi.

rehine milleti

  • Polis müdürünün telefonda “Hırsızsın sen!” diye pöyküren kendi sesini duyup afallaması. Televizyonda soyguncuyu görüp yaptığı gafla batması. Üstelik soyguncudan annesiyle ilgili gelen duygusal açıklama. Nihahhah, sevdim ben bu soyguncuyu.
  • Yine ahjumma muhabbeti vardı. Kadın “Ben nereden ahjumma oluyormuşum” diyordu. Orayı abla diye çevirmişler. Aslında bizde de kadınlar aynı alınganlığa giriyorlar abla mevzusunda..

polisi kandırmak ölmek

Bunu pek sevdim, pek eğlendim efem.

Reklamlar
11 Yorum leave one →
  1. Aralık 7, 2010 6:17 pm

    ooo adamım benim^^ senle konuştuğumuzu hatırlıyorum bu filmden, sanki birine izle dediydim^^ yine izleyip yazamadıklarımdan:P
    ya ben bu adamın en büyük hayranlarından biriyim, her filmi bu kadar mı güzel olur. tam benim beğendiğim türde yapımları eliyle koymuş gibi buluyor adam.
    zaten benim bu filmi izleme nedenim bu adamın oynamasıydı, welcome to dongmakgol ve castaway on the moon’dan sonra arayıp tarayıp, tarz olarak en yakın bunu bulmuştum.
    burda prensiplerine “aşırı” derecede bağlı hallerine kopmuştum, olayın suyunu çıkaracağı zaten ilk sahneden belliydi. adamları perişan etti valla.

    şeker ötesi,izleyin^^

  2. Aralık 8, 2010 7:51 am

    Çok güzel ve eğlenceli bir filmdi, tavsiye için teşekkürler, burda görünce hemen izledim :)
    Dikkatimi çeken bir nokta, olaydan bağımsız ara durumlardaki diyalogların sadeliğinin onları komik yapıyor olması. Dongmakgol’da bu, köylüler arası diyaloglarda, bu filmde de rehineler arası diyaloglarda görülüyordu.
    Ayrıca filmin başlarında harita üzerinde banka soygunlarının analizini yapan polis memuru, ‘bahar gelip çiçekler açmadan soygunların bitmesini umuyoruz’ dediğinde, sanırım yönetmen, rastlantısallığa insan beyninin düzen atfetme yönündeki eğilimine bir taş atıyordu, en azından ben öyle anladım. Çünkü buna benzer bir şeyi başka bir yerde okumuştum.

  3. Aralık 8, 2010 9:09 am

    bu filmi izleyeli çok oldu ama çok beğenmiştim ne zaman tavsiye isteseler bu filmi söylüyorum .çok iyi bir kurgusu var bana anlatan kişi banka soygunu falan diyince öyle amerikan işi bir şeyler bekledim ama film çok değişik çıktı senaryosu çok özgün geldi baya baya dalgaya alıyor .hele o şınav sahnesi beni kopardı katıla katıla güldük .
    kartlar çok iyiydi öldü ,baygın ,şemsiyeli sahne güzeldi ve başlangıç sahnesi emniyet müdürü falan demiyor:) her şey kitabına göre …

  4. bunusevdim permalink*
    Aralık 8, 2010 11:12 am

    ~~kim’cim zaten artık kendim araştırmayı bıraktım, direk sizin tavsiyeleriniz vaktimin hepsini dolduruyor, hahah.
    ~~ümit, işte görmek istediğim okur profili, tavsiyeyi görüp izleyen insanlar :)
    O ara/alakasız insan diyaloglarının komedisi tüm filme yayılıyor.. Sen Welcome to Dongmakgol’daki köylü diyaloglarını hatırlatınca bile güldüm, gerçek hayat gibi işte, herkes konuya hakim olamıyor hayatta :)
    ~~winpohu, ben de hiç böyle eğlenceli bir banka soygunu görmemiştim. Ama adamın hazırlıklarından anlamalıydık. Abartı olacağını seziyorsun ama bu kadarı..

  5. Aralık 8, 2010 11:19 am

    Bu adam benim için J. Depp gibi onunda filmlerini gözüm kapalı izleyebiliyorum bu adamınkileride. Vallahi IMDB falan dinlemem acımam izlerim ;)
    En orjinal filmlerdendir bence. Gerçi adamın oynadığı filmlerin geneli öyle ;)
    Malum sahnede bende yerlerdeydim.
    Hani çok konuşmak istediğim ancak dilim tutulduğu bir film.
    Seninde beğenmene sevindim ;)

    • bunusevdim permalink*
      Aralık 10, 2010 5:42 pm

      Yaaa siz önerirsiniz de ben beğenmez miyim! Hahah, var mı başka önerin?
      Bu arada sen Breathless’ı (/Ddongpari gibi bir şeydi adı) izlemedin hala dimi. Bir ara boş vaktin olursa izlesene. Sırf ne düşündüğünü merak ettiğim için.
      Elzem not: Breathless tavsiyesini sadece sermin’e yapmıştım, aldanıp izlemeyin :) Ya da izleyecekseniz de ben mesuliyet almıyorum hahah

      • Aralık 10, 2010 6:50 pm

        Ahh evet ya henüz izleyemedim bari daha fazla ertelemeyeyim. İndiriyorum şuan. Bende merak ediyorum bakalım beğenecek miyim :D

        Var canım önerim olmaz mı? Aklıma gelmişken yine bu adamın filmini önereyim. İzlemediysen “Someone Special”. Hem komik, hem romantik.

  6. akustikhuzunler permalink
    Aralık 10, 2010 5:38 pm

    bende izledimm bayıldım bayıldım demek ve uzun zamandır sessiz sedasız takipte oldugumu söylemek istedim :-)

    • bunusevdim permalink*
      Aralık 10, 2010 5:46 pm

      Ooo akustik hoşgeldin yav. Özlettin kendini :) Ben sen de bir blog açarsın tez zamanda diye düşünmüştüm ama sadece okur olarak kalarak şaşırttın beni.
      Going By Book gerçekten genele hitap eden bir film. Koreliler en iyi bildikleri şeyi yaparak, güzel fikri/ senaryoyu muhteşem işlemişler. Takdir ediyorum bizim çekikleri :)

    • akustikhuzunler permalink
      Aralık 10, 2010 10:18 pm

      :) yazmak, koreyle ilgili bir blog açmak aklımdan geçti ama nedense vakit ayırıp güzel birşeyler ortaya çıkarabileceğimi düşünmediğim için vazgeçtim. belki bir gün uğraşırım dersem yaparım.. ;)

  7. bunusevdim permalink*
    Aralık 10, 2010 6:55 pm

    Anam! Sermin yine mi o adam? Hahahha. İyi bari, hem Lee Na-young’u sevebilmek için bir nedenim olmuş olur :)
    Ben de adamımızın diğer filmlerini ararken bunu görmüştüm. IMDb’ye boşver diyorsun ama zaten güzeller yüksek puanlı oluyor. Bunu da listeye almışım o yüzden zaten ama öne çekeyim hemen:)

Yorumunu sevdim

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: