Skip to content

Yüzmek

Aralık 11, 2010

yüzmek yüzmek ve yüzmek

Şimdiye kadar “sevdiğim şeyler” içinde niye yüzmeyi yazmayı atlamışım hayret. Halbuki en hevesli olduğum konulardan biridir. Ha, kış günü aklıma yüzmenin gelmesi daha acayip gerçi. Az sonra okuyacağınız yazının bir acemi yüzücü tarafından yazıldığını aklınızın bir köşesinde bulundurun. Sonra tavsiyelerime uyup boğuldum diye gelenler garanti kapsamı dışındadır, müessesemiz duyurur.

Yüzmek bir sanattır.. Desem de inanmayın. Çünkü 4 yaşında bir sabi sübyanı atıyorsun suya, bir iki çırpınmadan sonra başlıyor yüzmeye. Demek ki doğamızda olan bir şey. Evet, hepimiz balık olarak doğup kurbağa oluyor sonra at olarak koştuktan sonra kuş olup uçuyoruz. Bir düşünün, gerçekten böyle oluyor.

Her neyse, yine konudan saptık. Bit kadar veletler bile o mini mini elleri, dombili sosis kollarıyla şapadak şupadak yüzebiliyorlarsa, her insan yüzebilir bence. Ve evet, şu dünyada hiçbir şey, hiçbir canlı, hiçbir nesne sebepsiz yere varlığını sürdürmüyor. Hepsi insanlar kullansın diye var (Bkn, bencilliğin kitabını yazmak). E bu denizler de biz yüzelim diye konmuş oraya, dimi ama. O halde nefesimiz kesilene kadar yüzmeliyiz.

 sırtüstü denizde yatmak, yatışların en keyiflisi

Yüzme Stilleri

Kelebekmiş, kurbağaymış, pöft. Benim gözümde 3 çeşit yüzme tarzı vardır:

Sırtüstü: En kolayı ve acemilerin ilk öğrenmesi gerektiğini düşündüğüm. Bir kere sırtını dayamışsın denize, hele elleri de başının arkasına aldı mıydı, tek gördüğün alabildiğine gökyüzü, güneş, bulutlar.. E kulaklar da hafif suya batarsa sesleri de duymazsın, tam olarak dünyadan koparsın. O zaman değme keyfine. Ah işte sadece böyle şeyleri düşündüğüm zamanlar keşke zengin olsaydım da evimde bir havuzum olsa, her gün girseydim diyorum. Aslında zengin olmayı beklemek yerine Ankara’yı terkedip denize yanaşmak daha isabetli bir karar olurdu herhalde.

Sırtüstü su üzerinde kendinizi tutabildikten sonra gerisi kolay. Sadece ellerinizi bilekten cup cup şeklinde kıra kıra ilerlemek en sevdiğiniz meşgalelerden birisi olacak! Hele ters ters kulaç atmak çocukken ters yöne ip atlamanın size yaşattığı o keyfi tekrar anımsatacak! Gerçekten.. İnanmıyorsanız deneyin.

Yalnız bu tarz yüzmenin iki tane handikapı var:

  1. Bunu öğrendikten sonra insanın o kadar hoşuna gidiyor ki başka bir yüzüş tarzı öğrenmeyi denemeye bile teşebbüs etmiyorsunuz. Dolayısıyla yüzmeyi tam anlamıyla öğrenmeniz gecikebilir. Cidden, kendimden biliyorum. Küçükken kollarımda şişme balonlar olmadan kendi kendime ilk olarak sırtüstü durabilmeyi öğrenmiştim. Sonraki haftamı denizde yatarak, güneşi, gökyüzünü falan seyrederek geçirmiştim. Yaklaşık 5 seneme mal oldu bu. Her sene aynı ritüeli takip etmekten hoşlanıyordum çünkü.
  2. Şimdi siz denizde böyle sırtüstü uzanayazınca fark edersiniz ki, kulaklarınız suyun altında kalıyor ara sıra. İlk başlarda önemsiz gibi gelebilir ama eğer denizdeyseniz ve gözünüzü kapatıp anın tadını çıkarmaktayken… Bir gözünüzü açarsınız ki bayağı bir açılmışsınız. O uyku sırasında deniz sizi almış götürmüş. Yüzme bilmiyorken böyle uyuyakalmışım da geri dönene kadar yusuf yusuf olmuştum :)

Yüzüstü: Klasik yüzüş tarzı bu. Kulaçımı atarım, ben işime kaçarım havasında olanların bir numarasıdır. Ha bana sorarsanız çok artistik gözüktüğü için hoşuma gidiyor. Bir de insan kendini olimpiyatlarda yarışıyormuş gibi hissediyor bazen. Ben mi çok fazla hayal kuruyorum acaba?

Bir de dışardan kulaç atmadan, eller su altında sanki kendine yol açmak istermişsin gibi ortadan iki yana su attırarak yapılan yüzme var, kimisi köpekleme der, kimisi kurbağalama. O da bir garip hissettiriyor kendini. Öyle yüzünce dilimi dışarı çıkarıp havlayasım geliyor. Dışardan da sanki bir köpek yüzüyormuş gibi gözüküyor zaten.

Bir ters bir düz: Örgü motifi tarif etmiyorum, kaçışmanıza gerek yok :) Bu benim icat ettiğimi zannettiğim bir yüzüş tarzı. Sürekli dibe batarken güzel döndüğümü farkedip bunu ard ardına tekrarlayınca “fırıldak” gibi bir şey çıktı ortaya. (Dışardan nasıl görünüyor sorusuna aldığım cevap fırıldak gibi (!) oldu da..)

Şöyle ki, mesela sağ kolumu yüzüstü atarken sola doğru dönüyorum böylece sırtüstü oldum. Sonra sol kolumu atarken sola dönmeye devam edince yüzüstü oldum. Tabi bu birkaç saniye olunca daha akıcı bir dönüş oluyor :) Tam tersi yönde dönüyor da olabilirim. Havada deneyerek yüzmeyi hayal etmek benim için biraz zor da, hatırlayamadım o yüzden :) (Bu yazdıklarımı uygulamalı olarak denediniz dimi, hahaha, itiraf edin!)

 kaplumbağalama

Kaplumbağalama tarzı yüzüşü şekil a1’de görebilirsiniz.

Yüzerek kilo vermek

Bu külliyen yalan olan bir mevzudur, bir şehir efsanesidir. Kısaca açıklayayım.

Siz 3-5 saat yüzersiniz. Zaten daha adımınızı dışarı atarken karın guruldamaya başlar. Eee, o kadar yüzdük bu akşam bizi bir ziyafet paklar diye o akşamı dışarda etobur bir halde geçirirsiniz. Akşam eve dönünce balkonda çekirdek çıtlamak, kuruyemişe abanmak keyiflidir. Sıkılınca içeri girip televizyon seyredilebilir ama insanın ağzı boş olunca rahatsız oluyorsun be ya! Cips mi iyi gider, dondurma mı? Artık o gecenin programında maç varsa cipse aban, film varsa dondurma kafi. Çok yorgun olduğunuz için uyuyakalırsınız, ertesi sabah da öğlene doğru uyanırsınız. Eee, ne demişler: Uyusun da büyüsün. Ne kadar uyku, o kadar büyük göbek. Oldu mu size kilo.. Oldu oldu, cuk diye oturdu göbeciğinize. Güle güle büyütün. Ertesi gün yüzerken ben niye son günlerde tık nefes oldum diye de düşünmeyin canım! Yüzün, verirsiniz kiloları!

 herkeşler yüzebilir

Yüzme bilmeyenlere tavsiyeler

Ben çocukluğumda yüzme öğrenmemiştim. Şişme kolluklarla idare ediyorduk ne de olsa. (Onlara rağmen bir keresinde havuzda kardeşimle kucak kucağa boğuluyorduk az daha, hahahah) Sonra da herhangi bir kursa gitmedim. Arkadaşlarıma da yüzme bilmediğimi söylemeye utandığım için onlardan öğretmelerini rica edemedim (ne salaklık ama). O nedenle erişkin sayılabilecek bir yaştayken, tek yapabildiğim su üstünde durmak olan, 1 metre bile yüzemeyen bir insanoğlu iken, sadece etrafımdakilerden birkaç tüyo alarak 1 günde yüzmeyi (=acemi düzeyde) kendi kendime öğrenmiştim. Dolayısıyla “Benim yaşım geçti” diye bir şey yok. Herkes yüzmeyi öğrenebilir.

Benden henüz yüzme bilmeyenlere birkaç arkadaş tüyosu gelsin:

  • Su yutmaktan korkmayın. Kimse su yutmadan yüzmeyi öğrenmedi. Evet tuzlu deniz suyu biraz genzinizi yakıyor ama üstüne su içince geçiyor.
  • Ellerinizi bir kürek gibi düşünün, parmaklarınızı ayırmadan bitişik tutarak kulaç atın. (En azından yeni öğrenmeye başlarken)
  • Bacaklarınızı kalçadan çırpmaya çalışın. Dizden kırmak aceminin en büyük hatasıdır.. (İyice öğrendikten sonra değişik stillerde yüzersin canım)
  • Yüzüstü dururken popoyu mümkün olduğunca yüzeyde tutmaya çalışın. Sırtüstü dururken de tam tersi, göbek yukarı. Yani çanak hep üstte kalacak :)
  • Nefes egzersizleri yapın. Hocanın ne yaptığına değil, ne söylediğine bak derler. Ben de size tavsiye ediyorum ama buna hiç tahmmülüm yok açıkçası. Biraz astıma meyilli bir bünyem olduğundan mıdır nedir, zaten hemen tıkanıveririm, bir de kendimi suyun altına atınca iyiden boğulacak gibi oluyorum. Biliyorum, gittikçe açılırım ama yüzmek gibi eğlenceli bir işe nefes egzersizi gibi sıkıcı bir dersi sıkıştırmak hiç içimden gelmiyor. Ama siz elinizle burnunuzu tıkayın ve batırın kafayı suyun içine!

Kesin olarak bildiğim bir şey var ki, yüzmek şu dünyada stresinizi %100 yok eden az sayıdaki nadide uğraştan biri..

Evin önündeki bakkala/fırına pijamalar ve terlikle ekmek almaya gitmek nasıl her çocuğun aklının bir köşesinde kalan muazzam bir anıysa, çocukken baba kucağında yüzmek mevzu bahis olduğunda, ohoo, o daha büyük fenomendir, nostaljidir, unutulmazdır.

Benden size bir su altı sorusu: Rekorunuz kaç saniye?

Yüzmeyi seviyorum.

Reklamlar
12 Yorum leave one →
  1. Aralık 11, 2010 3:37 pm

    Hayatımın ilk beş yılı deniz kenarında geçti. Hem de ne deniz kenarı, küçük bir kasaba ve harika bir sahil. Ama ben tabii sadece son 1-2 yılından bir şeyler hatırlıyorum :) Yazları her hafta sonu ailece sahile inerdik. Fakat herkes denize girerken ben kovam, küreğim ve tırmığımla kumsalda oynamayı tercih ederdim. Beni zorla denize sokmaya çalışırlardı, bazen başarırlardı ama çoğu zaman ağlardım :)

    Ordan ayrıldıktan sonraki yıllarda da yazları kısa süreli olarak gitmeye devam ettik. Ama bahsettiğim yer Karadeniz kıyısındaydı ve bu denizin acemi yüzücüler için pek iyi bir ünü yoktur. Bu yüzden denizle samimiyetimi fazla ilerletemedim. Tabii ki denize girdim, yüzme teşebbüsünde bulundum, ama içten içe hep kumsalda oynayan çocuk olarak kaldım.

    Evet, itiraf ediyorum yüzme bilmiyorum, ama öğrenmek isterim tabi :)

    Ne yaptın yahu, bu yazı beni çocukluğuma geri götürdü, kendimi bi garip hissettim :)

    • bunusevdim permalink*
      Aralık 11, 2010 3:45 pm

      Sanırım bu küçüklüğünde denizle haşır neşir olan çoğu insan için bir sorun. Benim de hayatımın ilk 7 senesi deniz çevresi illerde geçti, şimdinin aksine o zamanlar her yaz tatilini de denizde geçirirdik. Ama niye yüzmeyi öğrenemedim bilmiyorum. Senin de bahsettiğin gibi, kendimizi başka oyunlara verdik herhalde.
      Bir de o zamanlar deniz benim için her zaman elimin altında olan bir eşya gibiydi. Günün birinde anca yılda birkaç kez deniz göreceğim ve görünce sevineceğim aklıma gelmezdi ki.
      Sen yazıyı okuyunca çocukluğuna gitmişsin, ben yazarken nasıl hissettim tahmin edersin herhalde :)

  2. Aralık 11, 2010 10:46 pm

    yazını okurken çok eğlendim bu’cum, eline sağlık^^

    ben ilkokul 1de öğrenmiştim yüzmeyi, sulak yerde büyüdüğümden geç bile kalmıştım. aslında uzun bir süre boyumu geçen suda durup ellerimi anlamsızca çırpmayı yüzme sandım. hatta bir keresinde babamı zorla çağırıp, izlettim. babam elinde sigarası kenarda izlerken, ben suda batmaya başladım. zavallı panikten ağzında sigarasıyla havuza atladı, o yanıma gelene kadar güvenle karşı kıyıya varmıştım:))

    ben en çok kurbağalama yüzmeyi severim, zaten suya dalmayı hatta dibe tutunup bacaklarımı su balerini edasıyla dışarı çıkarmaya da bayılırım (bunu ne kadar zarif(!) yaptığımın değerlendirmesini başkalarına bırakıyorum!!)
    bir de kurbağalamada garip sesler çıkaran adamlar vardır. son hecelerini suya dalarak yutarlar. “hulöööp” “gubaraak” vb.
    yurdum sahillerinin bir diğer güzelliği de soğusun diye denize karpuz koyma veya boy verme gibi ritüellerdir. ata demirer stand up gösterisinde bir kısmını çok güzel bir şekilde tiye alır^^
    yüzmek güzeldir :P

  3. DayDreamer permalink
    Aralık 14, 2010 12:20 pm

    Ben yüzmeyi 6-7 yaşlarında öğrendim. Konya gibi denizle yakından uzaktan ilgisi olmayan bir yerde hem de. Beni o yaşta yüzme kursuna götüren aileme ne kadar teşekkür etsem azdır heralde. Daha o yaşta suyla haşır neşir olup, yüzmekten zevk almaya başlamak harika bir duygu.
    Normalde ağır efor gerektiren hiçbir sporla ilgim olmaz, olamaz :D ama yüzmek ayrıdır. Bırakın beni suya saatlerce usanmak bilmeden bir oraya bir buraya yüzeyim durayım. Ah bir de hassas cildim yüzünden hemen güneş yanığı olmasam, kim çıkarabilir beni sudan… :)

  4. akustikhuzunler permalink
    Aralık 19, 2010 7:55 pm

    yüzmeyi severim, ama blogunun yeni renklerini de en az yüzmek kadar sevdim! evet evet bunu sevdim :-)

  5. Zehra (: permalink
    Aralık 21, 2010 4:39 pm

    ah ah :) yüzmeyi hala daha bilmiyorum çabaladım tek başıma biraz biraz ilerliyorum ama araya kış girince unutuyorum ders almam şart yoksa havuzda karizmam çiziliyor :D ama kararlıyım. evin karşısına havuz açılıyor (beni kandırmış olabilirler ama hayal kurmak güzeldir) gidip öğrencem. hem hamile platesinden iyidir dimi kuzum? :) ben ve göbişim ve içindeki meleğim yüzeriz…

    • bunusevdim permalink*
      Aralık 23, 2010 4:33 pm

      Senin daha göbişin çıkmamıştır ki heheh. Ama değişik bir duygu tabii. Madem velet yüzüyor, ben de yüzerim diye tatlı bir kıskançlık mı oldu yoksa hıı

  6. zeas permalink
    Aralık 23, 2010 8:31 am

    bugün keşfettim burayı sanırım baya bi geç kaldıım. Şu yıllar önce kaybettiğim ikiz kardeşim olabilir misin :D biz aynıyız ya tamam tamamen aynı olmasa bile çok benziyoruz. seninle kaynaşmam lazım

    • bunusevdim permalink*
      Aralık 23, 2010 4:35 pm

      Filmin bundan sonraki karesinde “Kardişiiim” diyerek birbirimize doğru koşuyoruz herhalde hahaha. Ne açıdan benziyoruz merak ettim şimdi

  7. melisa permalink
    Ocak 3, 2011 4:09 pm

    sizce niye yüzme biliyoruz? komposizyon yazmanızı istiorummmm önemlliiiii lütfennnn?

    • bunusevdim permalink*
      Ocak 3, 2011 5:04 pm

      Kız yoksa ödevini bana kakalamaya mı çalışıyorsun, çok ayıp hahahhah. Kır dizini, otur yaz kompozisyonunu. Kompozisyon dediğin nedir ki zaten, giriş gelişme sonuç. Hadi bakayım, hocan kompozisyonunu beğenirse bana da haber ver

  8. Mayıs 19, 2011 1:28 pm

    ben boğurmak istemiyorum öğrenmek istiyorum

Yorumunu sevdim

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: