Skip to content

Garip yeme alışkanlıklarım, oburum obur

Aralık 23, 2010

junglepasta

Resim Şangay’da yaşayan bir Türk annenin oğluna yaptığı doğum günü pastasının resmidir. Bunu ilk gördüğümde bir ah ettim ki sormayın. Benim annem asla böyle bir şey yapmaz, şeker hamuru kullanmaz zararlı diye. Hep özenmişimdir böyle şeker görünümlü pastalara. Neyse ki, annemim pastaları herkesinkinden güzel olur. Resimin amacı ağzımızın suyunu akıtmaktı, yazıyla alakası yok yani.

Her gün birkaç defa yemekle haşır neşir olmak zorunda olduğumuzdan, mutlaka herkesin garip yemek ritüelleri vardır. Ben de benimkilerden bazılarını yazayım istedim:

  • Suyu şişesinden içmekten büyük haz alıyorum. Bu, gizli iş yapmanın verdiği adrenalinden olsa gerek. Özür dilerim anne.
  • Balıkla hiç aram yok, hele kılçıkla aramdaki husumetin boyutlarını anlatamam bile. Ama ton balığını çok seviyorum. Garip olan, ton balığını peynirle yemeye bayılıyorum. Mümkünse Ekici lokum peynirle. (Burada yazıya bir ara verdim, çünkü tepsi kelimesini unuttum. İnternetten tabak, çatal falan yazarak hatırlamaya çalıştım :) Ben 60 yaşına kadar yaşayabilirsem kesin Alzheimer olacağım, ahan da buraya yazıyorum. Tükürmeye de gerek kalmadı, böyle yazınca) Klasik atıştırmalık tepsimde bulunanlar: Bir küçük tabakta yağı çöpe süzülmüş ton balığı (lavaboya süzenleri dövüyoruz), bir küçük tabağa lokum beyaz peynir yahut kaşar, bir küçük tabağa marul, birazcık ekmek, su. Bu konuda takıntılıyım.
  • Türk kahvesini telvesiyle içmeye bayılıyorum. Annem küçükken kara kız olmakla tehdit ederdi beni. Şimdi telveyi lüplettiğimi görünce fincana atılıyor. İkimiz fincan çekiştiriyoruz. Bence telveyi yemek kahve içmekten daha keyifli.
  • Tostun ilk önce dışını yiyorum. O ortasındaki yumuşak ekmekle zaten hepsi ortaya toplanmış olan bol kaşarın birleşimiii. Ağzımın suyu aktı yazarken.
  • Erişteyi kaşarlı yerim ben. O konuda da şöyle bir ritüelim var. Sıcacık dumanı üstünde bir tabak eriştenin üstüne tüm yüzeyi kaplayacak kadar kaşar rendeliyorum. Sonra tüm erişteye yayılması ve topak olmaması için hemen karıştırıyorum. En üste biraz daha kaşar rendeliyorum.

Aslında biraz daha yazacaktım ama yazdıkça kendimi kaybediyorum, o yüzden beni şuursuz biri sanmayasınız diye burada kesiyorum. Yazmak ne güzel yav, keşke daha çok zamanım olsa.

(Bu arada şu çatal-kaşık resmini keşke bu yazıya koysaydım, cuk oturacaktı,hahah)

Bir de şu altın çilekten yemek istiyorum. Tüm Kore filmlerinde yabani şekilde yetişenleri yiyip duruyorlar, hatta Kim’in adası filminde adam bunu yerken çok tatlı diye ağlamıştı. Nedir bu, ben de isterim..

altın çilek

Yemeyi seviyorum, oburum.

Reklamlar
15 Yorum leave one →
  1. La Fea permalink
    Aralık 23, 2010 5:54 pm

    Ben güzel kızım nerelerde epeydir sesi soluğu çıkmıyor bir bakayım dedim. Yemek postu gördüm :D Ama yani olmaz ki bana yapılmaz ki :D

    • bunusevdim permalink*
      Aralık 23, 2010 6:01 pm

      Bu kız depresyondaydı, arkadaşı ona kalpli bonibonlardan aldı ve bu sayede mutlu olup bu yazıyı yazdı. Tam olarak böyle olmasa da bonibonların da katkısı olsa gerek, hala yiyorum mesela , hahahah.
      Sen nerelerdeydin unni, senden de ses soluk çıkmıyor. Geçen aklıma senin Kim Sam-soon yazısı geldi alakasız bir yerde. İnternet olsaydı oracıkta uğrayacaktım ama zor günler geçiriyorum valla. Bu ay bitsin daha çok uğrayacağım :)

  2. La Fea permalink
    Aralık 23, 2010 6:45 pm

    Benimki de kış depresyonu olsa gerek.. Bana kimse bonibon almıyor. Bugün bütün gün uyudum. Danalar gibi :D :D :D Ben buralardayım yeni yazı ve yorumlarla döndüm. Secret Garden izlemeyeni dövüyorlarmış bende başladım mutlu oldum :) La Fea’dan durum raporu bugünlük bu kadar :))

  3. bunusevdim permalink*
    Aralık 23, 2010 6:52 pm

    Ya ben de baktım ki yüksek doz spoiler’a maruz kalacağım izlemezsem, bari izleyeyim de kurtaulayım diye başladım ama ilk bölümü o kadar da hoşuma gitmedi. Keşke Ha Ji-won yerine bir başkası olsaymış. Ayrıca Hyun Bin’in sıska sıfatından tırstım cidden bak. Belki ileriki bölümler daha güzel olur. Öyle işte. Bu da bunusevdim’den durum raporu :)

  4. akustikhuzunler permalink
    Aralık 24, 2010 3:01 pm

    blog alemine benden kutu kutu bonibon!! siz yazmadıkca koreden uzak kalan ben bunalıma giriyorum :-) hahah ne kadar bencilim değil mi ;) iyi varsınız, bir bilseniz hayatıma ne kadar güzel renkler katıyorsunuz..

    • bunusevdim permalink*
      Aralık 25, 2010 9:08 am

      Akustik, bonibon varsa ben varım hahahha. Olur böyle vakalar Türk polisi yakalar, değil mi. Zaten yazmak için ilk görmek, bilmek, izlemek lazım. Bu aralar işler kesat :)

  5. dubidubidup permalink
    Aralık 24, 2010 7:34 pm

    benim bi arkadaşım hemşehri kelimesini hatırlamak için tabu oynadı replikler aynen şöyledir;

    – kanka şimdi ben sivaslıyım sende sivaslıysan bi ne oluyoz? memlekettaş mıydı neydi?
    – ?! :D

    tepsi için google amca yamacındaymış şanslısın.

    p.s: erişteyi kesinlikle söylediğin gibi deniycem :)

    • bunusevdim permalink*
      Aralık 25, 2010 9:06 am

      Ah cancağızım, keşke tepsiyle kalsa.. Gün içinde o kadar çok kelime unutuyorum ki, bazen çıldıracak gibi oluyorum. Cümleyi bırakıp o kelimeyi bulmaya çalışıyorum, o anlarda sohbete devam etmek imkansız oluyor, hahahha. Düşünsene “masa” kelimesini anlatmaya çalışıyorum, aklıma türlü türlü masalar, şekilleri, hammaddleri, bacak sayısı, her şey geliyor ama masa yok :) Neyse düzelirim umarım
      Erişte de ev eriştesi olacak. Oy oy oy, o kurutulurken hafif kuru hafif yaş o muhteşem hamuru yemeye bayılırdım çocukken. Zaten sıcacık erişteyi her yerini eşit şekilde kaşara bulayıp yemek.. Amanııın

  6. Aralık 25, 2010 10:54 am

    Şimdi yapmıyorum, ama eskiden yapardım; sıcak yaz aylarında gece yarısı uyanıp buz gibi su şişesini kafaya dikmek, daha mutluluk verici ne olabilir :) O zamanlar daha dirençli bir bünyem vardı sanırım, şimdi cesaret edemem.
    Şu kahvenin telvesi meselesi benim de kafamı karıştırıp dururdu küçükken. Kararmakla tehdit edilirdim ama pek aldırmazdım; ‘İyi de bunun tadı güzel, suyunu içip kendisini çöpe mi atacağız yani, o zaman ben içmiyorum.’

    Aslında
    신경 쓰지 마
    이런 일은 항상 일어납니다
    deyip geçecektim ama kelime unutma konusunda bir alternatif çözüm de şu olabilir; birkaç tane dil öğren, böylece bir dildeki kelimeyi unutursan diğer dildekini hala hatırlıyor olabilirsin :)

    • bunusevdim permalink*
      Aralık 25, 2010 1:12 pm

      Ya ben de hep geçer nasılsa, bu aralar çok yoruluyorum diyip dururdum ama o yorulduğum dönem bitmiyor herhalde, anlamadım nasıl bir şey bu. Ümit, ayrıca çözüm önerin gözlerimi yaşarttı. Söylemesem olmaz, hahhah. Mesela su kelimesini unuttum, garsona mul desem anlar nasılsa :)

  7. Aralık 25, 2010 4:04 pm

    Garsonun anlamasına gerek yok, sen anlarsın yeter. Garson eninde sonunda anlamak zorunda, isterse çevirmen getirtsin, o onun bileceği iş :) Yalnız ilerki aşamalarda bu birkaç dilin karışımı olan bir dil konuşmaya başlarsın ki bu iletişimde bazı sorunlara yol açabilir kabul. ‘Terket beni zalım Kore’ yazısına bakılırsa bu konuda ilerleme kaydetmeye başlamışsın bile :)
    Şaka şaka, bişey olmaz dert etme.
    Aslında aklıma bir çözüm daha geldi, sen en iyisi Çince öğren, kelime öğrenmene gerek yok, şekilleri ezberlesen yeter. Şekili çizince onun karşılığı olan kelimeyi veren bir cihaz da vardır nasılsa :)
    Neyse, tamam sustum.

    • bunusevdim permalink*
      Aralık 25, 2010 4:49 pm

      Evet, eminim garsonla anlaşırız ama anca ben susuzluktan mefta olduktan sonra :)
      Beyin fırtınası böyle bir şey işte. Reca ederim devam et, sonunda nasılsa mantıklı bir çözüm bulacaksın, inanıyorum sana, ahhahaahh.
      Yav bu arada o Çince şekiller tanıyan cihaz kesin vardır, düşünsene artık cep telefonları el yazısıyla yazdığımız harfleri tanıyor nasılsa.. Tamam ben de sustum :)

  8. Aralık 26, 2010 4:07 pm

    Eveeeet, kelime unutma problemine geri dönecek olursak; yeni çözümümü açıklıyorum;
    Bu sefer herhangi bir dil öğrenmene gerek yok, çözüm gayet basit, ihtiyacımız olan şeyler sadece bir adet kalem ve gerektiği kadar küçük kâğıt parçaları.

    Unuttuğun kelimenin resmini kâğıda çizeceksin ve söylemek istediğin kişiye göstereceksin, o da sana kelimeyi söyleyecek, sen de resmin altına kelimeyi yazıp kâğıdı saklayacaksın. Bu şekilde, unuttuğun tüm kelimeleri içeren resimli kâğıtlar elinde bulunuyor olacak. Bir kez daha unuttuğunda yapman gereken tek şey elindeki kâğıtlardaki resimlere bakmak olacak, eğer onların arasında yoksa yeni bir kâğıt oluşturacaksın ve böyle devam edecek.

    Bunu da beğenmediysen daha ne diyeyim yani :)

    Gevezelik ediyorsam kusura bakma lütfen, iki haftadır üzerinde çalıştığım problemin çözümüne bugün ulaştım ve bu bende büyük bir rahatlama hissi yarattı. Fakat beynim hala eski ritminde çalışmakta ısrar ettiği için aklıma böyle alakasız şeyler geliyor :)

  9. bunusevdim permalink*
    Aralık 26, 2010 4:24 pm

    İlgin için teşekkür ederim. Karşımdakine resmi çizip anlatmak güzel bir çözüm. Ancak handikapları şunlar:
    1. Benim derdim, unuttuğum kelimeler yüzünden konuşmanın akıcılığını kaybetmesi. Dolayısıyla resim çizmek/ karşımdakine kelimeyi tarif etmek (gerçek hayat tabu’su oynamaktan bıktım) bana zaman kaybettirmekten başka bir işe yaramıyor, yani eninde sonunda sohbet yine bölünmüş oluyor
    2. Resimli kağıtları saklamak bana pek bir şey kazandırmayacak, çünkü hep aynı kelimeleri unutmuyorum, her seferinde farklı kelimeler oluyor.
    3. Hadi somut olan şeyler için resim çizebilirim ama soyut kelime ve kavramlarda ne yapacağım. Mesela özgürlük kelimesini unuttuğumda güvercin mi çizeyim. Çizene kadar kanat çırpsam daha kolay olmaz mı, yine de anlaşılmaz ama.
    Ciddi olan cevabım bitti. Şimdi asıl cevabım: hahahahaahahah. Teşekkürler :) Süpersin cidden, wordpress yönetici panelinde yeni yorumlarda daha 희망 kelimesini görür görmez gülmeye başlıyorum.
    Ama tüm çözüm önerilerini beğendim. Cidden.

  10. bunusevdim permalink*
    Aralık 26, 2010 4:26 pm

    Bu kadar muhalefet olmama rağmen bir kere bile ne halin varsa gör dememe erdemini gösterdiğin için benden kocaman alkış, şak şak şak şak şak :)

Yorumunu sevdim

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: