Skip to content

İlkbahar, Yaz, Sonbahar, Kış… Ve İlkbahar

Ocak 11, 2011

ilkbahar, yaz, sonbahar, kış... ve ilkbahar

Filmle beraber insanoğlunun “id” denen hayvansı yanının ne kadar güçlü olduğunu yeniden anımsadım. Belki de bu yüzden bu kadar canım sıkıldı, filmin ikinci yarısını insani bir emare göstermeden, kıpırdamadan izledim.

Bir hatırlatma: Filmin yönetmeni Kim Ki-duk kış ayındaki rahip rolünde. Böylece bu izlediğim üçüncü Kim Ki-duk filmi oldu. Açık ara farkla en takdir ettiğim. En yalın ve –her nasılsa- en çarpıcı olanı. (Yine de tavsiye ettiğim anlamına gelmez) Başka filmini izleyebilir miyim, bilemiyorum.

İzleyenlere yönelik bir de yorumum var: Filmin sonundaki çocuğun 15 sene sonrasını düşünmek –ki kaçınılmaz bir şekilde düşündürtüyor, amaç bu- daha da canımı sıktı. Taşın kökünü ye derler bizde, o hesap… Ayrıca film çok açıkça göstermektedir ki, Budizm insana taşı yüreğinde taşımayı öğretemiyor, hatadan sonra ağlamak yürekte taşımak değildir çünkü. Senelerce aynı hikayeler..

Merak edip sonradan öğrendiğim ve vaay dediğim şey: O gözleri, kulakları ve bilimum deliklerine yapıştırdığı kağıtlarda “kapalı” yazıyormuş. Diyenlerin yalancısıyım.

spring_summer_fall_winter_spring-poster

Sevdim, gibi gözüküyor, galiba.

Reklamlar
9 Yorum leave one →
  1. Chibi permalink
    Ocak 11, 2011 8:46 pm

    Kim Ki-duk’un en çok aklımda yer eden filmlerinden biridir.Gerçi bu adamın izleidğim her filmi bir şekilde aklımda ama bunun yeri ayrıdır.Gerçi bu film tüm filmlerinden ayrı yerdedir gerçektende.Renkler, müzik, senaryo ve oyuncular ve tabi ki en önemli oyuncu doğa ana hepsi kusursuz bir uyum içindedir.En çok aklımda kalan o kapıdır boşluğun ortasında duran ve ondan geçmeden hiçbir yere varamıyacağınız kapı.Gerçekten hayat böyledir boşluklarda bile kapılar vardır görmesek de aslında her karar da her adımda bir kapıdan geçeriz.Ve o kayık nerde olursa olsun hep yerine dönen kayık gideceğimiz yer yazılı ise bir yerde daha biz onu düşünmeden evren karar vermişse bu yolculuğa kayık her zman bulur bizi nerde olursak olalım.Hoh ne felsefe yaptım ama neyse ben çok severim bu filmi bu yorumun ana fikri. :D

  2. Ocak 12, 2011 12:03 am

    Bu film ne zamandır arşivimde ama kendimde Kim Ki-duk kaldıracak ruh hali göremiyorum şu sıralar. Ben de izlersem 4. filmi olacak bakalım :) Bu filmin varlığını hatırlattığın için teşekkürler :)

  3. Ocak 12, 2011 8:13 am

    Filmi daha önce izlemiştim. Beni çok derinden etkilediğini söyleyemem. İnsanın içindeki karanlık yönlerin bir eleştirisi gibi görünüyor film, ama bence sorun şu; bu karanlık yönler gerçekten her seferinde ortaya çıkmak zorunda mı? Bunun başka bir alternatifi yok mu? Bu açıdan yönetmenin düşüncelerini çok gerçekçi bulmuyorum.

    Kim Ki-Duk, Kore’de çok popüler değildir, yani filmlerinin rahatsız edici olduğu söylenir. Bunun nedeni olarak da Kore toplumunda var olan ve pek söylenilmeyen şeylere filmlerinde yer vermesi gösterilir. Batı’da bu kadar popüler olmasının nedeni de bu aslında. Avrupa’da böyle şeyleri severler. Evet, söylenilmeyen şeyleri söylemesini takdir ederim, ama bunları tek geçerli normmuş ve her yerde ortaya çıkmak zorundaymış gibi sunmasını anlamlı bulmuyorum.

    Her insanın içinde potansiyel karanlık yönler vardır, ama bu kaçınılmaz olarak ortaya çıkması gereken ve engellenemez bir şey değildir bence. Her çocuk, hayvanlara taş bağlayıp arkalarından gülmez. (Ya da ben mi fazla iyimserim, halbuki öyle de değilimdir aslında)

    Ama yine de Kim Ki-Duk filmleri, dingin atmosferi ve güzel manzaraları için izlenebilir.

    Ayrıca o yapıştırılan kâğıtlar evet kapalı, kapatmak anlamlarına geliyor. Ama o karakterin bir yan anlamı daha var; durdurmak, engellemek. Yani onları yapıştırınca, duyusal faaliyetlerini engelleyip (hep kötü işler yaptıkları için) yaşamına son vermeyi sembolize etmiş oluyorlar.

    Yine çok fazla konuştum galiba :)

  4. bunusevdim permalink*
    Ocak 12, 2011 5:46 pm

    ~~chibican, doğayı kullanmayı gerçekten biliyor adam. Ama yine de saldım çayıra yapmıyor, düzenlemeler kendisine ait. Mesela ben şunu okuduğumda çok şaşırmıştım. O tapınağın olduğu göl yapay bir gölmüş ama ortasında gerçekte bir tapınak yokmuş, sonradan Kore hükümeti ya da yetkili kimse onlarla yapılan 6 ay süren anlaşmalar sonucu orayı film seti olarak kullanmalarına izin vermişler. Kim Ki-duk’ta hemen gölün ortasına bir tapınak kondurmuş.
    Ne kadar estetik gözüküyordu değil mi. Kapı olayı zaten apayrı bir boyut. İnsanın sosyal bir varlık oluşu/olması gerektiğine bir atıf olarak da gördüm ben onu.
    Zaten felsefe yapalım diye yapılmış bir film, pek bir olay yok, daha çok soyut mevzular, insanı yorum yapmaya zorluyor, bizim gibi :)
    ~~kendisi, bakalım beğenecek misin. Bak ben tavsiye etmedim, zaten indirmişsin :) Niyeyse bu filmi tavsiye edesim yok, beğenmiş olsam bile
    ~~희망씨 , sonuçta diğer söylediğin kelimeler de kapalı ile aynı kapıya çıkıyor, anlam bakımından. Keşke altyazısını hazırlarken oraya da altyazı koysalarmış, yani en azından benim izlediğim altyazıda yoktu.
    Tabii ki her çocuk hayvanların sırtına taş bağlamaz, bazıları da ağzına sokar mesela, hahahh. Tamam, şakayı bir kenara bırakacak olursam, ben de senin gibi düşünüyorum ama filmi izlerken herkesin major bir günahı mutlaka olur temasını hissetmemiştim, ama düşününce insana bu hissi yaşatması da gayet olası geldi. Dediğim gibi, o kısım bana batmamıştı.

  5. Ocak 13, 2011 5:01 pm

    kim ki duk ‘un beş filmini izledim daha önce ama sonrasında bıraktım izlemeyi bu filmleri ardı ardına izlediğimden olabilir gerçekten sağlam bir kafa ve ruh yapısı gerektiriyor bu filmleri izlemek . ben daha çok boş ev ,rüya gibi filmlerini tercih ediyorum .ne zamandır aklımda vardı bu filmi görünce bende izlemeliyim dedim .bakalım nasılmış.

    • bunusevdim permalink*
      Ocak 13, 2011 5:15 pm

      Kim Ki-duk filmlerinde şöyle hissediyorum. Başta “ooo konu süpermiş, ortam süpermiş” diye giriyorum, sonra iliğim çekiliyor gibi oluyor. Ama beni en çok Rüya yordu. Ne bileyim sonuna doğru bir bıkkınlık oldu, felsefe yapmayın leyn bana diye bağırasım geldi. Garipti. Gerçekten de sağlam kafa, sağlam vücut lazım adamın filmlerini izlerken :)
      Bu filmi ise daha sakin, daha az kişi, daha az olay, daha az mekan, sanırım o yüzden daha rahat hissettim.
      Diğer izlediğin filmleri hangileri? Ve elzem soru: Beğendin mi?

      • Ocak 14, 2011 2:47 pm

        en zor soru heralde bu beğendin mi ? önce bu adamın konulara farklı bakışı ve çok sert bir dille anlatması ilgi çekiyor.korede bu yüzden istenmiyor heralde çünkü çok keskin bir tarzı var yumuşatsa daha akıl sağlımız için iyi olur gibime geliyor. güzeli izledim mesela herkes güzelliğin iyi bir şey olduğunu sanır ama bu film ne kadar kötü olduğunu anlatıyor .çok farklı bir yaklaşım .insan çirkin olduğuna şükrediyor.boş evi izledim yalnızlık duygusu ve yabancılaşma çok iyi anlatılmış .müzikler yerli yerinde birde jae hee faktörü var :D
        rüya tezatlıklarla dolu ama her ayrıntısı yer etmiş bir yapım adamın siyah kadının beyaz giymesi filmin ana unsurlarını gözler önüne seriyor ama sonu itibarı ile kafa karıştırıcı bir yapım. yay’ı izledim.yaşlı bir adamın bencilliğini anlatıyor .yaşlı olsamda mutlu olamaz mıyım .bencil olamaz mıyım ?insanların hakkı olmayan şeyleri mutlu olmak için nasıl arzuladıklarına iyi bir örnek.toplum olarak hemen yargılarız ama bu film diğer bakış açısını anlatıyor.gelelim bad guy ‘a bu filmi anlamadım.gerçekten ne anlatmış çözemedim .anlayan varsa beri gelsin bana da anlatsın lütfen .demek ki tüm filmleri iyi değil yada ben hepsini beğenmiyorum.yine müzik seçimleri her zaman iyi .galiba bu filmler beğenmek için değil .sorunun cevabı hem izlemek istiyorum hemde sonrasında neydi şimdi bu diye günlerce düşünebiliyorum . ???????

  6. Ocak 15, 2011 9:23 am

    bu arada secret garden ‘ı beklemekten usandığım için bu gün pastaya başlayacağım .birlikte izleyecektik ya hatırlatmış oluyorum :D SEN NE ZAMAN BAŞLAYABİLECEKSİN ? Umarım çok güzel bir dizİ çıkar da secret garden ‘ı unuturum :D

  7. bunusevdim permalink*
    Ocak 15, 2011 4:29 pm

    Bunu söylemenden o kadar korkuyordum ki winpohu, hahahah. Ben bu ay başlayamam herhalde yav, çünkü maalesef indirecek fısat bulamıyorum, bir de hotaru no hikari’ye başladım. Neyse artık sen izle madem, ben de senden sonra başlarım. Kısmet, birdahakine artık :)

Yorumunu sevdim

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: