Skip to content

Milli Kütüphane

Şubat 3, 2011

Milli Kütüphane

Ben bugün Milli Kütüphane’ye gittim.Başparmak yukarı  İlginçtir, bu kütüphane aşığı olan bünye 15 seneden sonra ilk defa Ankara’nın en meşhur kütüphanesine gidebildi. Zaten son 1 ayda Ankara’da geçirdiğim son 15 seneden daha fazla değişik şey yaptım galiba. Halka karıştım resmen, hahahah.

Daha önce gitmemiş olmamın sebebi sanırım orayı ders çalışmakla bağdaştırmış olmamla alakalı. Kütüphanelerde ders çalışma fikrine oldum olası alışamadım. İnsanların rahatça yayılıp çalışabilecekleri evleri ve yurtları dururken niye onca yolu katedip kütüphaneye gittiklerini hiç aklım almazdı. –di’li geçmiş zamanı farkediyorsunuz değil mi? Çünkü bugün bunun nedenini anladım, hahahahha.

Uzun zamandır çalışmak kelimesini bile ağzıma almıyordum, e artık final devri mazide kaldı (Çok şükür, tü tü tü maşallah). Ama hala girmem gereken sınavlar var. Ben de dedim evde çalışayım. Okul Ama ne mümkün, yatak yanımda, laptop önümde, içerden televizyonun sesi gelir. Yok anacım yarım saatten uzun çalışamadım. Bu sebepten ötürü pek çok arkadaşın favori mekanı olan Milli Kütüphane’nin yolunu tuttum. Pek bir memnun oldum efenim. Çok nezih bir mekanmış. Yemeğini yiyorsun (bak ilk bunu söyledim, en önemli kriter), internetine giriyorsun (ikinci önemli kritere de tik attık, benden geçti bile), mekan geniş (bizim üniversitenin kütüphanesine niye gitmediklerini anladım şimdi, orada doluluk oranı o kadar yüksek ki, neredeyse yeni gelenler sandalye kapmak için oturanların tepesine dikiliyor), yerler halı (İzmir’in kızlarının topuk sesi meşhur derler, peeeh, siz Ankara’nın kızlarının topuk sesini duyun bir de! Neyse ki bunu çekmek zorunda da değilim)…

Neyse bu kadar Milli Kütüphane geyiği yeter, sizi daha fazla baymayayım. Öyle her gittiği yeri yazacak kadar görgüsüz biri değilim, bu yerden bahsetmemin sebebi tabii ki farklı…

Kütüphaneye girip çalışma salonuna doğru ilerlerken bir de ne görsem beğenirsiniz: İçi Korece kitaplarla dolu bir oda. Neredeyse camına yapışacaktım. O ara kapalıydı, öğle arasında tekrar baktım açılmış. İçeri girdim, henüz bir hafta önce getirilmiş bu kitaplar. Daha kitapların kaydı yapılmadığı için o ufak odadan çıkarmaya izin vermiyorlarmış, adamdan rica ettim, odanın içinde bakabilir miyim diye. O da çok hevesli olduğumu görünce izin verdi (Vermez olaydım demiştir herhalde hahahha). Neyse işte ben mest olmuş, kendimi kaybetmiş bir şekilde kitaplara bakmaya başladım. Bazısı tamamen Korece, bazısı da İngilizce-Korece. Özellikle dille ilgili birkaç tanesini gözüme kestirdim, bir dahaki sefere tenhada kıstıracağım onları :) Sonracıma yemek kitapları, kültürüyle, tarihiyle alakalı kitaplar falan. Herşeyle ilgili kitap vardı, bak anlatırken bile kendimden geçiyorum, şunları yazma hızım ışık hızına ulaştı neredeyse, hahaahh. Bir kitaptaki karikatürlere bakarken o kadar sırıtmışım ki, adam dayanamadı “Korece biliyor musun?” diye sordu. Biraz konuştuk. Ben en son “Korece’yi öğrenmek daha kolay, hele Japonca Çince’yle karşılaştırılınca.” dedim. Baktım adam boş boş bakıyor. “Dimi ama?” deme gereği duydum :) Meğer Korece’nin k’sini bilmezmiş, öylesine dikmişler onu odaya.

one-fine-spring-day-dvdSonra bir baktım CD’ler. Oracıkta bayılıyorum sandım :) (Lafın gelişi canım) Ay bir de günceller ki sormayın. Lee Seung-ki, Girls Generation, Super Junior, 2AM, Brown Eyed Girls ve pek çok klasik Kore şarkıcısının şarkıları, pek çok dizi müziği… Hepsini sizin yerinize okşadım. Dedim “E kitaplara kütüphanede bakmayı anladık da, bunlar nasıl dinlenecek?” Ödünç vermek ihtimal dahilinde bile değilmiş, daha o muhteşem arşive ne yapılacağına karar verilmemiş. Bana verebilirsiniz diye teklif etmeyi düşünüyorum. Dahası filmler var. Aaah ah, “One Fine Spring Day”i orijinal olarak elime alabileceğim ölsem aklıma gelmezdi. Lee Young-ae’yi bizzat görsem daha çok sevinmezdim herhalde. Hatta DVD’nin resmini de çektim ama maalesef bilgisayara yeni işletimci yüklediğim için telefonu tanıtmayı beceremedim henüz, o yüzden buraya koyamıyorum. Şu yandaki resmi elimde tutuyormuşum farz edin :)

Sonra her güzel şeyin bittiği gibi bu mesud anlar da bitti. Adam, eğer sesini çıkarmazsa geceyi orada geçirmeye niyetlendiğimi farketti. Benden sonra kimseyi içeri almayacağını söyledi. Kitaplar ve CD’ler henüz kayıtlı bile olmadığı için başlarına birşeyler gelmesinden tırstı galiba. Nazikçe kovuldum anlayacağınız, hahahahha. Gerçi iyi oldu, gidip ders çalıştım böylece.

1 ay sonra kitaplar kütüphaneye gidenlerin ilgisine sunulacak. Valla ben fotokopi çektireceğim sayfaları aklıma yazdım bile. Darısı başınıza.

Az daha unutuyordum, Dr. Müjgan Cunbur Okuma Salonu’nda 328 nolu masadaki lambanın üstüne 안녕^^ yazdım, bana mesajlarınızı oradan iletebilirsiniz. Yok böyle birşey, hahahah, buradan iletirsiniz canım. Yalnız devletin malına da nasıl zarar vermişim, kalkmış bir de anlatıyorum Ninja

Yeni eğlence çıktı, evden bilgisayarımın başında hangi çalışma salonu ne kadar dolu, onu takip ediyorum, ahhahh.

Milli Kütüphane’yi çok sevdim, bilseydim daha önce giderdim.

21 Yorum leave one →
  1. Şubat 3, 2011 8:03 pm

    çok güzelmiş ya.. valla çok özendim.. :)) şu Kore olayına hiç değinmiyorum bile, zira okurken heyecanlandım.. :D ahh orada olaydım, vuraydım kendimi o raftan diğerine.. :D

    tadını çıkar bunusevdim.. :) darısı benim gibi olmayanların başına.. :)

  2. bunusevdim permalink*
    Şubat 3, 2011 8:22 pm

    Dimi dimi, ben de yazarken bile heyecanlandım :) Evet şizocum, darısı başınıza diyeyim tekrardan. Hatta, darısı o kitapları ve CD’leri eve taşıyabileceğim günün başına :)

  3. Şubat 3, 2011 8:30 pm

    O kadar yıl Ankarada yaşadım, bir kere de gitmedim buraya. Aynen senin gibi benim de arkadaşlarım arasında buraya gidip nasıl çalıştıklarını anlatanlar olurdu ama ben gidecek başka yer mi yok diye düşünürdüm.

    Yalnız şu Korece kitap cd olayı garip geldi. Bizden habersiz birşeyler dönüyor Koreyle ilgili ortalıkta ama dur bakalım. Birdenbire bu ilgi nerden çıktı böyle.

    Ankaraya bir dahaki gelişimde bir gidip kontrol etmem gerekecek anlaşılan.

    Bir de çalışma salonlarının doluluğunu takip edebilme durumuna da vay be diyebiliyorum sadece :)

  4. bunusevdim permalink*
    Şubat 3, 2011 8:35 pm

    Koreliler Türkiye’yi istila etti sonunda. Annem olsa çekirge sürüsü gibiler derdi hahahhah
    Bir kolaçan et bakalım, durum raporu çıkar, masama bırak, ahhaahah. İyi alıştım bu işe ben :)

  5. Şubat 3, 2011 8:45 pm

    ooww gözüm yaşardı kütüphanemiz birini daha ağırlamış :D Nasıl da sahiplendim kütüphaneyi ama :D Ne yapayım son bir haftayı saymazsak kütüphanelere döşek atmış bir bünyeydim :))) Seninle o odanın yakınlarında karşılaşma ihtimalimiz epey yüksek sanki :D Camdan burnunu dayayıp iç çeken birini görürsen bil ki o benim ! :D

  6. bunusevdim permalink*
    Şubat 3, 2011 8:51 pm

    Sen de mi Brütüs hahhahahha, biz ikimiz iki elimizi o cama dayayıp totem yapalım
    Ayrıca cidden nasıl sahiplenmişsin kütüphaneyi, ne güzel :) Ama cidden her kütüphane gibi Milli Kütüphane de fevkaladenin fevkinde bir mekan

  7. Şubat 3, 2011 9:24 pm

    yakında buraya hazinenin anahtarını ele geçirdik diye, adamı nasıl kandırıp anahtarı kaptığımızı fln da yazarız korkarım :D

    her kütüphane gibi değil ya, çoğu kütüphane de yemek için o konfor olmuyor , orada herşey elinin altında evden daha konforlu yahu :D

    gelin gidin kütüphanelere can verin ! :D hahah

  8. Şubat 3, 2011 9:24 pm

    Hiii kanlı canlı Lee seung gi Cd’simi heralde düşer bayılırdım orda ahh ahh Ankara2ya gittiğimde yapılacaklar listesinde bir numara: bu kütüphaneye gidile :)

  9. Şubat 4, 2011 5:24 pm

    Ankara’nın nadir artılarından biri sanırım burası haha :P
    Ben bizim okulun kütüphanesine bayılıyorum. Bayağı büyük ve içerisindeki kitaplar arasında kaybolmak çok hoşuma gidiyor.
    2. dönem başlasıni, gittiğimde Korece bir şeyler var mı diye soracağım. Bizim neyimiz eksik? :D

  10. bunusevdim permalink*
    Şubat 4, 2011 7:46 pm

    ~~akustik, ele geçiririz dimi, yapalım bunu hahahah
    ~~astrea, hem de her CD’den 1’er tane varken Lee Seung-ki’lerinkinden ikişer tane vardı, kıskandırmak gibi olmasın da :)
    ~~lee, ayıptır söylemesi milli kütüphane diğer kütüphanelere benzemez. Ülkede her yeni basılan kitabın bir kopyası da milli kütüphaneye gönderilmek zorunda (gerçi arada kaynayanlar da oluyormuş) ama genel olarak arşivinde tüm kitapları bulabileceğin bir yer…

  11. Şubat 4, 2011 9:01 pm

    Bak bunu bilmiyordum, harikaymış :)
    Buraya da istiyorum bir milli kütüphane, giderdim bol bol :D
    Ayrıca doluluk oranını gösteren siteyi ilk gördüğümde kahkaha attım, süpermiş ama :)

    • bunusevdim permalink*
      Şubat 4, 2011 9:20 pm

      Şimdi siz daha önce gitmediğiniz için garip gelmiş olabilir ama şöyle anlatayım. Kütüphaneye yıllık üye oluyorsun, sana bir kart veriyorlar, giriş çıkışını onunla yapıyorsun. Kartı okuttuğunda sana seçenekler sunuyor, salonlardaki boş yer sayısını falan gösteriyor, sen de ona göre bir salon ve dolayısıyla yer seçmiş oluyorsun. Dolayısıyla o doluluk oranı zaten sistemlerinde olan birşey, ama onu internete de aktarmış olmaları büyük incelik tabii ki :)

  12. mavi permalink
    Şubat 5, 2011 2:06 pm

    geçenlerde açıldı o oda. window of Korea mıdır nedir açılışa çağırdılar da yok dedim gelemem kurum var :D
    demek Lee Seung Gi cdsi ha.
    du bakalım :D

  13. bunusevdim permalink*
    Şubat 5, 2011 5:18 pm

    Evet mavicim, o window on Korea posterleri 25’ine aitti galiba, her yere asılı şekilde duruyordu :)
    Lee Seung-gi CD’si ve daha niceleri hahahah. Ama o CD’leri o kütüphanede nasıl kullanacağımız meçhul. Yav adamlar ne idüğü belirsiz işler yapıyorlar, çok sinirleniyorum. Artık madem CD vs koyuyorlar, ya oraya CD çalar koysunlar ya da biz götüreceğiz artık mecburen

  14. awesome permalink
    Şubat 28, 2011 6:42 pm

    bir milli kütüphane müdavimi olarak her gün oranın önünden geçip her gün görevlilere burası ne zaman açılacak diye sormamdan insanlarda bunalmıştı sonunda açıldı ama gitmek nasip olmadı :S neyse tekrar gitmeye başlıyayım o odayıda bi karıştırayım :)) belki kore severler olarak o odada karşılaşırız artık ;)

  15. bunusevdim permalink*
    Mart 4, 2011 11:46 am

    awesome mutlaka karşılaşırız, sen orada gördüklerine bunu sevdim de, bensem hemen yanaşırım :)
    O oda süper birşey ya, kitapların kullanıma açıldığını görürsen mutlaka bana da haber ver
    Bu arada o kadar cdler içinde mirotic aradım o gün, bulamamıştım, meğer bir yandaki rafta ortada duruyormuş, başkalarının resimlerinde gördüm, çok canım sıkıldı. O Mirotic albümünü orijinal olarak elime alacağım, hatta gerekirse oraya götürmek için CD çalar bile alabilirim hahah

    • awesome permalink
      Mart 6, 2011 12:14 am

      daha gidemedim ama gider gitmez o cdleri felan nasıl kullanabileceğimizi öğrenmem lazım:)) sonrada burada paylaşırım:) tvxq nun ve jyj nin bütün albümlerini almalıyımm^_^

  16. awesome permalink
    Mart 14, 2011 5:55 pm

    o mirotic albümünü bugün elime aldım :)))) bi türlü bırakamadım amca elimden zorla aldı albümü :((((( kitapların hepsi korece ,korece bilmediğim içn yararlanamıycam onlardan ne yazık ki :( müzik cdlerinide vermiyolar orada dinlemek için bile :((

  17. Mart 14, 2011 7:55 pm

    Awesome, ne diyorsun, yani kitapları artik veriyorlar mı? Bak heyecanlandım :) Zaten o cd’lerden çoktan vazgeçtim ben, adamlar biz nasıl kullanacagiz diye kafa mi patlatacaklar, umurlarında olmayız hahah. Asıl merak ettiğim kitapları kütüphanede salona götürüp okumamiza yada içerdeki fotokopiciye en azından götürebilecek kadar elimize veriyorlar mi? Benim icin en elzem sorun bu su anda :)

    • awesome permalink
      Mart 17, 2011 9:23 pm

      korecem olmadığından kitaplarla ilgilenemedim :)) oradaki adamdan da çok hoşlanmadım zaten cdlere felan bakıp çıktım :)))

  18. Aleyna permalink
    Eylül 22, 2012 10:51 am

    gerçekten bu milli kütüphaneyi çok merak ediyorum şuan araştırıyorum ama gidipte bi görmek lazımmış . çok güzele benziyor

Yorumunu sevdim

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: