Skip to content

Sungkyunkwan Skandalı

Şubat 10, 2011

sungkyunkwan skandalı poster

Kore dizisi izlemeye “Saraydaki Mücevher” nam-ı diğer “Dae Jang Geum” ile başladım. (Bunu yüzüncü defa söylediğimi biliyorum ama bu cümle ilk defa bu bloga girenler içindi hahah)  Gerçi ilk izlediğimde bayağı dalga geçmiştim, hatta diziyi izlemekte olan annem ve babama laf sokmuştum. Çünkü bu çekiklerin yaptığı her şey bir garip geliyordu. Garip giysileri, garip yemekleri, garip ritüelleri…. Ve garip şapkaları.. O adamlar o kocaman şapkalarla nasıl yaşıyorlar, nasıl eğilip kalkıyorlar, nasıl bir yerlere şapkayı toslamıyorlar ve daha önemlisi nasıl sarılıyorlardı? O dizide Jungho Min Jang Geum’a –amaaan işte Cungo Min Cangema’ya- sarılırken kafasındaki şapka kızın kafasını acıtmıyor muydu? bu şapkalar ah bu şapkalar (Bundan sonra ciddiyeti bozuyorum, haberinizi ola) Aklımdaki bu muammayı çözen Sungkyunkwan Skandalı’na binlerce kez teşekkürler! Hahhahaah, bu konuya parmak basıp dalga geçtikleri yetmezmiş gibi, çözümünü de göstermişler, resmen gözümde yüceldikçe yüceldin SKKS, artık en sevdiklerim listesinde bir dizim daha var!

Size dizinin son cümlesini söyleyerek başlıyorum: “Daha ne zamana kadar o kitabı kullanmayı düşünüyorsun?” Bu diziyi izleyenlerin bu cümleyi okur okumaz nasıl sırıtacaklarını hayal edebiliyorum. İşte bu yüzden böyle zırt pırt gülmek, yeri gelince de kara tavuk gibi derin düşüncelere dalmak, sonuçta muhteşem bir Kore dizisi izlemek isteyenler mutlaka SKKS’ı öneriyorum. Hem tarihi bir dizi gibi, hem romantik gibi, hem komedi gibi. Ne ararsanız onu bulabileceğiniz, çok çok şirin, çok çok karizmatik, çok çok hoş konusu olan, çok çok bir dizi.

Şu hayatta kendiniz için bir güzellik yapın ve Sungkyunkwan Skandalı dizisini indirin ve izleyin :)

İzlediğim çoğu yerle alakalı yorumlarımı esirgemeyeceğim. Bu tanıtım yazısı değil, dizinin sevdiğim yerlerini paylaşma yazısıdır.

DİZİYİ İZLEMEYENLER NE OKUSUN; NE DE RESİMLERE BAKSIN. 20 BÖLÜMLÜK BU MUHTEŞEM DİZİYİ İZLEMİŞ OLANLARA BURADAN SONRASI SERBESTTİR.

Uyarımı yaptığıma göre gönül rahatlığıyla tüm detaylara gireceğim.

Sungkyunkwan tatlı şeyler

Konu

Babası ölmüş, erkek kardeşi de hasta olan Kim Yoon-hee adındaki kız para kazanmak için erkek kılığına girer. Bir kitapçıda kitap çoğaltmaktadır. Ama günün birinde SKK giriş sınavında bir öğrenciye para karşılığı kopya verme işine karışınca orada Lee Seon-joon adındaki dürüstlük abidesi öğrenci ile karşılaşır. Tabii ki LSJ, bu akıllı öğrencinin zekasının boşa gitmesine razı olmaz ve onu da SKK’a sokmaya ve arkadaşı yapmaya karar verir. Aslında tam o esnada ortadan kaybolmaktan başka çaresi olmayan Kim Yoon-hee de kardeşinin adı olan Kim Yoon-shik adıyla kendisini SKK’da bulur. Vahşi oda arkadaşı Moon Jae-shin ve onu en başından beri gözlemlemekte olan yahşi Goo Yong-ha da cabası.. 

Bu arada Sungkyunkwan Skandalı’na kısaca SKKS diyorum :)

 

Temel olarak olaylar sıralaması

Kim Yoon-shik’in SKK sınavlarına kopya vermek için gidişi

LSJ yüzünden SKK öğrencisi oluşudae sa rae için çalışmalar son sürat

SKK’a kabul edilmek için okul başkanının verdiği görevlerin yerine getirilmesi (Cho-sun ile ilk gece hahahha)

LSJ’un batı yerine doğu yurdunda kalması

Okçuluk yarışması çalışmaları (Dae Sa Rae)

KYS’in hocasına yakalanması (ilk defa kız olduğunun anlaşılması)

KYS banyo olacağım derken tesadüfen MJS’in onu kız olarak görüşü

LSJ evinde okul başkanının kardeşiyle birlikte görülünce nişanlanma konularının başlaması

KYS’in hırsızlıkla suçlanması, kralın bunu sınav sorusu yapmasıdaemuldan güzel gisaenge, daha neler göreceğiz

KYS’in gisaeng kılığına girip LSJ’u şoklardan şoklara sokuşu (KYS çoktan aşık olmuş)

LSJ’un KYS’i adaya götürmesi, aralarındaki çatlağın başlangıcı

Jangchigi turnuvası (LSJ’un kendini KYS için feda edip, yine de diğer kıza evlenme teklif etmesi)

KYS’in MJS’i kızıl elçi olarak yaralı bulup yardım edişi, ardından elinde patlayan eşcinsellik skandalı

LSJ’un nişanlanma töreninde sona yaklaşılması, okuldan ayrılması

LSJ’un KYS’e itirafı (vuhuuu)

SKK’nda tatil, KYS’in LSJ’a koşacağım derken kendini suyun dibinde buluşu, LSJ’un eline geçen bu ilk fırsatta KYS’i soyuşu (niye yaptığını hala anlamış değilim, göğsüne bastıracaktıysa üstten bastırsaydı, amaaan boşver iyi oldu), kız olduğunun açığa çıkışı

LSJ’un sevdiği kız yüzünden SKK’a geri dönüşü

Hwang Gam Je yarışması

Kralın Sözlerin Altın Asmasını bulması için dörtlüyü görevlendirmesi

LSJ-KYS arasında yaşanan gelişmeler (asansörle biten) (heheh)

LSJ’un babasını aklamak için uğraşması

LSJ’un kendini kızıl elçi olarak yutturup hapse girişi

Sözlerin Altın Asması’nı KYS’in bulması

Kralın KYS’in kız olduğunu öğrenmesi ve onu kurtarmak için Sözlerin Altın Asması’ndan vazgeçmesi

Dörtlünün sonrasında neler yaptığı ve finaaal

 

Dizinin Döndüğü Yer

Dizinin ilk bölümünden itibaren değil 1 bölüm, 1 dakika bile sıkılmadım. Ama olayların daha neşeli hale geldiği yer 10. bölümdeki KYS’in kız kılığına girip LSJ’u şoka uğrattığı sahnedir. “Cidden yeteneklerini aştın” Hahaha. Hele muhafızlar gelince LSJ’u yere yatırıp, muhafızlara da eşya fırlatışına bayıldım. Bir de LSJ geçirdiği şok yüzünden muhasebe kitabını  elinden düşürmüştü ya, işte onu bahane ederek arkasına dönüp elini kalbine götürmüştü, vuhuu, çok sevimliydi. (Kızı o haliyle GYH bile gördü ama zavallı MJS, belki de en hakeden kişi olarak kızı “kız olarak” göremedi, hahahha. İyiki de görmedi, yoksa hıçkırıktan bitap düşerdi herhalde)

Sungkyunkwan ekibimiz

Karakterler

Tüm karakterleri çok sevdim. Hepsi çocuğum gibi, hiçbirini birbirinden ayıramıyorum, desem de inanmayın.

  • Niye Lee Seon-joon’u sevdim?

mickyşipşirik

En çok Lee Seon-joon’u sevdim, hahah. Nereden başlasam. Galiba Cungo Min’i sevmemin arkasındaki sebepler LSJ’u da sevmeme sebep oldu:

Ciddiyeti (en önemli nedenim bu, yukarda tam tersi gibi gözükse de hahahah)

Ki bence bu bile Micky Yoo-chun’un ne kadar iyi rol yaptığını gösteriyor. Gerçek hayatta bu Micky o kadar şebelek bir insan ki o kadar olur. Allahım, bir insan sürekli mi sırıtır, sürekli mi abalak şabalak hallerde dolanır, etrafındakileri taciz eder, espri yapar, kendi çapında güler, yandakine kol, öbür yandakine sözlü saldırı, vesaire vesaire. Yani böyle bir insan için o kadar ciddi olmak emin olun tam bir rol kesmeyi gerektirir. Yine de insanların LSJ’u sempatik bulmaması beni rahatsız etmiyor. Tabii ki bana kaldı şeklinde düşünmüyorum, hahahah, bu çok “liseli çılgın fanatik kız” işi bir şey olurdu. Ama ilk defa sevdiğim bir karakterin insanlar tarafından sevilmemesi hoşuma gitti, değerini bilemedilerse kendi sorunları, ben onu keşfettim diye düşünüyorum. Hahahahha, kendi çapımda bir dünyam var gördüğünüz gibi.

-Gülüşü. Şimdi ciddiyetini çok seviyorum dedim, dolayısıyla bu durum çok nadir gördüğümüz gülüşleri de değerli bir hale getiriyor :) (Aklınızda bulunsun hahahah)

-Sürekli elleri arkasında dolaşması

-Herkese karşı süper ciddi olmasına karşı sevdiği kızı sürekli sırıtır halde bırakması

aferin leyn, zaten seni ben yetiştirdim

-Dizinin sonlarına doğru süper espri yeteneklerini göstermesi (Ah cungo da cangema’ya eşşek şakası yapmıştı, kızı kaç gün peşinde dolandırıp sonra da oh canıma değsin diyerek şen kahkahalar atmıştı.. LSJ’un da malum göz kırpma meselesi var heheh “İlla kelimelere mi dökmem lazım” sonra gözler fıldır fıldır, kırpık kırpık, hahahha, düşündükçe bile gülüyorum)

-Vee kıskançlıkları. Bu konu için 5 sayfalık bir yazı bile yazabilirim, o kadar hoşuma gitti. Ben şimdiye kadar hiçbir dizide ana karakterin kıskançlığından bu kadar hoşlanmamıştım. SKKS resmen mazoşist yanımı ortaya çıkardı yav. Şöyle ki: 

Bir kere her şeyden önce zavallı LSJ’un KYS’den hoşlanması onu kız kılığında gördüğü gün başladı (hem de öyle böyle kız değil, gisaeng kılığında!) Yani onu erkeklerden hoşlanmakla itham edemeyiz, değil mi? Her neyse, e sonra, kızı civardaki erkeklerle yan yana gördükçe kudurmaya başladı. KYS’in MJS’den hoşlandığını düşünüyordu. Hatta kafayı yiyip her yerde KYS’i görür olmuştu. (Birini düşündüğünde kalbin hızla çarpar, ya da sürekli onu düşünürsün demişti çünkü)  Hele şu toplu yarışmada, MJS kıza uygulamalı öğretmenlik yaptıkça, her dokunduğunda öfkeden çılgına dönmüştü. Bu yazık bir kenarda çalışmaya çalışıyor, ama kız “İyi oldu mu sayong”, “Becerdim mi sayong” diye diye kudurttu çocukcağızı. Ahan da becerdin kızım, işte attı sopasını kaçtı! “Bir daha KYS’in adını ağzınıza almayın sayoooong!” diye MJS’e el bile kaldırmışlığı görülmüştür hatta!

Ama ne yalan söyleyeyim MJS ve KYS’in o çok iyi anlaştıkları kısımlara bayıldım. Yine de çoğu kişinin aksine ben MJS ve KYS’in ana çift olmasını istemezdim. Bu şekilde LSJ’u kudurtmuş olmalarına bayıldım çünkü..

kıskançlıktan kudurmak

-Coffee Prince’in Han Kyul’unun hatasını yapmadığı için. Allahım o ne tavırlardı, hem “Göğsüm buzla doldurulmuş gibi hissediyorum, keşke ikimiz de erkek olmasaydık” diyor, hem de “Bana yalan söyledin” gibi bir bahaneyle kaç gün kızı süründürüyor. Tamam ilk başta bir tavır yapabilirdi, ama her şeye rağmen bu kız olma haberi şıkıdım şıkıdım, hatta zil takarak oynanması gereken bir olay. İşte SKKS dizisinde benim kafamdaki bu pürüzü de kolayca geçmişler. LSJ gerçeği öğrenir öğrenmez ilk iş kızı kayaların altına sakladı, hahah. Sonra kızı evine götürdü, muhahahh. Sonra da okula dönüp “sevdiği kadını erkeklerle kuşatılmış SKK’da bırakmadı.” :)

Ayrıca KYS tam LSJ’a koşarken nehire düşmeseydi mazallah eşcinsel eşcinsel dolanacaklardı ortada. Yani diziyi hep tam kararında götürmüşler bence. Senaryoyu yazanları gözlerinden, alınlarından, yanaklarından öpüyorum.

  • Niye Kim Yoon-shik’i sevdim?

Sungkyunkwan-Scandal-daemul

-Erkek olarak gözüme batmadığı için, ki bence erkek rolünü oynayan pek çok bayandan çok daha başarılıydı. Coffee Prince’in Go Eun-chan’ından sonra 2. en iyi erkek diyelim. (Bunu herkes söyledi zaten ama bence de öyle gerçekten)

-LSJ hislerini itiraf ettiğinde hemencecik kabul edip, hatta çocuğun yapmak istediği şeyleri hemencecik anlayarak uyguladığı için

-Ufak tefek olduğu ve hem MJS hem LSJ’un yanında hoş gözüktüğü için. Sahyonglarıyla iyi anlaştığı için.

  • Niye Moon Jae-shin’i sevdim?

kimsiniz leyn siz

-Yusyuvarlak bir burnu olduğu için. (Amanın ara sıra benim için bu durum işkenceye bile dönüştü, keza dizi boyunca MJS’in burnundan gözlerimi alamadım. Herkes dudaklarından bahsediyor ama o muhteşem burnu hiç mi farketmediniz arkadaşlarım yav?)

-Süper karizmatik duruşundan, yanına yaklaşılmayacak hiddetinden

hiddetli geol-oh

-Kızıl elçiliğinden

-Abisine olan sevgisinden

-O meşhur elmasından

-Cesaretinden (her yere atlayıp  zıplıyordu, zavallı vücudu yara bereydi, tam cahil cesareti, sanki dünyayı kurtaracak. Aptal adam, bari Çince karakterler kullanma! ahhahah)

-Giydiği her şeyin yakışmasından. “Çılgın at” haliyle paspaldı ama karizmaydı, oysa okul formasını giyince mükemmeldi, ya da ne kadar yakın olunabiliyorsa o kadar yakındı. Yani o kadarını söyleyeyim artık…

-KYS için endişelenip durması. Hatta bir keresinde GYH bu durumla dalga geçmişti, KYS adada mahsur kaldı diye, zavallı MJS tam koşarak gidiyordu ki KYS hemen önünde belirince nasıl şaşırmıştı. Hahahhah, YUMUŞAK YUMUŞAK diyesim geldi. (Bizimkiler’den çok uyarlama yaptım bu yazıda :) )

-Meşhur repliğinden “…. yapma, … yaparsan alışkanlık haline gelir. Ve … olursun” Hahahha

-Veee.. Hıçkırıklarından dolayı tabii ki! Her kız görüşünde hıck hıck. (Bu hıçkırma olayı her türlü diziye renk katıyor, Bizimkiler’de de çok gülerdik) Ama en güldüğüm hıçkırıklardan top 3 yapmam gerekirse:

3. İlk hıçkırık, Yoon-hee kız haliyle parasını kaptırmamaya çalışıyordu veee. Orada işte Moon Jae-shin’i ilk defa gördük, uykusundan uyandı ve elmasını fırlattı! Hatta kızın gözlerini bile kapattı. Hıck hıck :) Kız da mendil verdi, tövbe yarabbim yaa, yok bir de yere atsaydın :)

2. Kızın kız olduğunu öğrendiğinde de güzel hıçkırmıştı ama daha komiği ondan sonraki ilk gece beraber yatınca deli gibi hıçkırması, sonra da hıçkırmamak için ağzına bir şey tıktığı sırada kızın uykuda oğlana yanaştığını görünce şok olup kendini ateşe atması (sabah uyandıklarında tam bir rezaletti durum, gocooooo)

ağzına mendil tıkmak fayda edeydi ohooo

1. En sonda mavi elçiyi yakaladığından hıçkırması, tam bir komediydi. “Berbat yazmışsın, sürekli böyle yazarsan alışkanlık olur” Adam üşenmemiş yanlış yazılan yerleri kırmızı kalemle düzeltmiş yahu. (Ayrıca belirtmeden geçemeyeceğim, Geol-oh’u sonunda böyle resmi bir işte çalışırken görmek beni ne kadar mesud etti anlatamam, ahhaahha)

kızı görünce şokberbat yazarsan alışkanlık olur

-Hıçkırık özel ödülü:  Yarışmada SKK’ın halka açıldığı, dolayısıyla kızların da geldiği gün hatırlarsınız MJS birden hıçkırmaya başlamıştı. Tam da o sıra KYS’le konuşuyordu. Dolayısıyla bizim feldirdek gözlü GYH durumu KYS’e bağlayıp MJS’le dalga geçmişti. “Hani sadece kızlar olduğunda hıçkırıyordun?” diye.. Sonra MJS GYH’ya SKK avlusunu dolduran kızları göstermişti “İşte kızlar”. Çok komikti orası yav.

bu yüzden hıçkırdım

  • Niye Goo Yong-ha’yı sevdim? 

daemuldan pirinçli selam

-Sürekli “Ben Goo Yong-ha’yım” dediği için. Her mekana döne döne, rengarenk giysilerinin eteklerini savura savura geldiği için.

-Giysisi rengarenk değilse bile mutlaka astarı rengarenk olduğu için :)

-S harfini peltek peltek söylediği için

-İki kişiyi kollarının altına alıp garip durumları tatlıya bağladığı için

-Moon Jae-shin’i on senedir bir gölge gibi takip ettiği ve gözünden bile sakındığı için (Tebrikler, 2010 KBS EN İYİ ÇİFT ÖDÜLÜnü en çok oyla alan bu nadide çiftimize hayatlarında mutluluklar, hahahha)

-LSJ’un nişanlısıyla sürekli dalga geçmesi. Kıza taktik veriyorum ayağına LSJ ile KYS için ortam yaptı hep. Gerçi LSJ’un nişanlısını erkek gibi giyinmeye ikna etmesi cidden zeki bir hamleydi, şahsen ben bile bayağı şaşırmıştım, kız arkasını dönüp yüzünü görünce.

-Yelpazesine kurban yav, daha üstüne başka bir söze gerek mi var? Hele o yelpazeyle MJS’in çenesine dokunup durması..

 

Lakaplar

çünkü ben daemulumDaemul/ Temul: Cho-sun tarafından erkekliği kanıtlandığı için: Büyük Vuruş. Bu adı ona GYH takmıştı. Yalnız şimdi dae+mul’dan gelmiyor mu? Yok, yok, bunu sorgulamaya daha fazla devam edemeyeceğim :)

Ga-rang: İdeal eş demek; çünkü hem zeki, hem yakışıklı, hem güçlü, sporda iyi, derslerinde iyi, erkek gibi erkek yani. Nişanlısı öyle diyordu. 

Geol-oh: Çılgın at

Yeorim: Çok kadın :)

Veee iç akıtan takım/dörtlü… En komik lakap buydu herhalde.

goo yong-ha yangını haha

 

YATAK MESELESİ

Dizinin en ama en sevimli teması bu yatak temasıydı. Bu bölümleri sevmeyenin alnını karışlarım arkadaşım!

yatak 2yatak 3

İlk akşam Geol-oh “Ben Noron’un yanında yatmam” diyerek KYS’i ortalarına yatırmış daha doğrusu tekmelemişti :) Zavallı kızcağız ilk geceden iki adamın (hem de ne adam) ortasında uyumak zorunda kalmıştı. Tabii o sabah uyandıklarında LSJ merhamet ederek KYS’in başını kaldırmış, o sırada kız uyanınca ani bir refleksle kafasını LSJ’un kafasına vurmuştu. LSJ o itmeyle Geol-oh’un kucağına düşmüştü. Sonrası “Gojyooooo” Hahahhah

bu sabah erken uyandım, kalktım sana şarkı yazdım mutlu ol diye hahahhaahyatak 4

Yatarken KYS hep yorganı burnuna kadar çekerdi ya, o hareketi çok seviyordum.

Sonra MJS KYS’in kız olduğunu öğrenince her zamanki yerinden kalkıp ortaya geçmişti. Sabah koynuna KYS yerine MJS’i aldığını gören LSJ’un şaşkınlığını hatırlarsınız, hahahah.  Sonra ne kavgalar ettiler ama. LSJ KYS’in yanında uyumasını istiyordu çünkü.

geol-oh kız olduğunu bilince abarttı iyice heheegeol-oh kızı korur kendini korumaz

Bir keresinde KYS yine çılgın uyuma stilinden nadide parçalar sergilerken arkadan bizim Geol-oh’a ayağı sardırınca nasıl yattığı yerden zıplayarak LSJ’un sırtına sarılmıştı.

yanaşma daemul

Sonracıma LSJ’un atak yaptığı sahne var ki, en ama en çok beğendiğim yatak sahnesi odur. Ga-rang ve Geol-oh sırt sırta! Şok şok şok. “Bugün neyin var senin!” “Asıl sizin neyiniz var sahyong”

 lee sohn joon belasını ararkenyatak kavgasının şahı

–Durun gençler. Cevap çok basit. Sizin bir adet Kim Yoon-shik’iniz var :)

 

Dudak Meselesi

Dizinin yan temalarından biri de dudaktı. Özellikle de KYS’in dudakları! Her şey dudağında boya varla başladı. Ne boyaymış yarabbim, yala yala çıkmadı. Hem LSJ hem MJS o dudaklara baka baka bir hal oldular. Ama birkaç yerde de KYS LSJ’unkilere bakıyordu, hehehe. Bir de o dudak kısımlarının üstüne çalan bir müzik vardı ya hafif oryantel havasında, arada bir kadın aaayyy diyor. Cuk otumuş.

Aslında o boyalı dudaktan önce de LSJ KYS’in dudaklarına bakıyordu yav. Neyse fazla deşmeyeceğim.

dudak mevzusu 1

 

MJS ve LSJ’un ortak yönleri

Neticede erkekler anacım, hepiciği aynı. Dudak meselesinin devamı olacak ama LSJ’un KYS’e karşı ilk bir şeyler hissetmeye başladığı sıralarda LSJ MJS’e yatak konusunda çıkışmıştı, en sonunda aralarında anlaşamayınca kararı KYS’e bırakmışlardı. Ama bu arada kız bilinçsiz olarak dudaklarıyla oynamaya başlayınca iki erkeğinde gözleri o dudaklara fikslendi!  Aynı anda çakıldılar resmen. Neyse sonunda LSJ dayanamadı da ısrarından vazgeçip olduğu yere yatıvermişti.

Kız bir keresinde yemek yerken birden “Ben araştırma yapmaya gideceğim” diye fırlamıştı. İşte o zaman LSJ ve MJS söz birliği yapmışcasına “OTUR” diye bağırmışlardı. Kız da pısıp oturmuştu!

otur oturduğun yere!

Ve ikisi de sadece KYS için gülüyordu!

mutlu muyuz geol-oh, hani elleri göremiyorum hahahilk defa güldü

 

LSJ’un Hizmetçisi

Ohooo, bu şişko kendisine özel paragraf ayrılmayı hakkediyor. Ne de olsa LSJ’u aşk hastalığından o kurtardı! LSJ’a lafını esirgemeyen, turunnim (genç efendi) diye etrafında pervane olan şeker ötesi bir adamdı bu. Başka kim LSJ gibi aşırı ciddi birine dayanabilirdi. İşte bu adam tam LSJ’un tersi, her şeye gülen, her şeyle dalga geçen bir tipti.

Zaten o şişkoyu izlediğim tüm yapımlarda çok sevdim hep.

 

LSJ’un Sürprizleri

Bu Lee Seon-joon’un dizi sonlarına doğru, ne kadar romantik bir erkek olduğunu görme fırsatını yakaladık. Benim şahsi favorim kütüphanede kitapların arasına koyduğu notlardı. Daha şeker bir sürpriz düşünebilen var mı?

sürprizi berbat olan erkek sırıtışı

Tabii ki KYS’in elini tutmaya çalıştığı yerleri unutmuş değiliz. (Sonra aradıkları kitabı bulmuş olmasına rağmen sırf kitapçının bozuk asansörüne binme hayaliyle- seni çakal- kıza evet evet kitapçıya gidelim demişti.)

Ayrıca “jüri pek özel ödülü” de kitapçının asansöründe yüzüğü parmağa geçirmesine gitsin, devamı-şapka çıkarma- zaten gelmiş geçmiş en muhteşem Kore dizisi fikriydi bence, kim yazdıysa eline sağlık. Hatta bir ara anam kızı soysa bu kadar dramatize edemezlerdi bu sahneyi bile dedim. (Ya bu arada az önce baktım da dramabeans de aynı yorumu yapmış, demek ki sapık değilmişim hahah) Yok yok, çok yerinde bir sahneydi.

(Şu alttaki toparlak suratın yumuk bakışına hastayım hahaha)

şu bakış

 

Sevdiğim Bölümler

  • “Erkeklerle kuşatılan SKK’da sevdiği kadını kim bırakır? Ben mi?”
  • Goo Yong-ha’nın Lee Sohn-joon’a müstehcen kitap vermesi.  Hahahah, tam GYH’dan beklenen bir davranıştı. (“Yani erkekleri daha mı çok beğeniyorsun, ben de eskiden Geol-oh için böyle hissederdim” Hadi oradan Yeorim, hahaha) LSJ da kitabı aldıktan sonra etrafta kimse yokken kitaba göz atıyor ya.. O surat ifadesi süper komikti. Yav bir de adama dizi boyunca ifadesizdi diyorlar, bir de mimiklerini kullansa binbir surat gibi dolanırdı herhalde ortada. (Aşağıda ilk şok olma anı var, hahah)

 ayıp kitap

  • “KYS sonsuza kadar yanımda ol, beni takip et” Dudağa müteakip: “KYS, her şeyi yapabilirim ama bir daha asla kadın kıyafeti giyme” Ah be LSJ, KYS’den istenebilecek en garip istek bu, hahahha. “KYS sadece bir oda arkadaşı”!
  • Okulun diğer öğrencileri. Hepsi şahsına münhasır insanlardı. Konfüşyüs der ki.. şeklindeki cümleleriyle meşhur yuvarlak gözlüklü arkadaş bu bilgilerini Hwang Gam Je’de kullandığını görünce içimin yağları erimişti, boşa gitmedi yani. Sonra o kazık kadar olmuş ama hala okumakta olan acuşiye ne demeli? Turnuvada gisaeng kılığına girip göbek bile attı yahu! Süperdi hepsi.
  • “Senin de hoşuna gideceğini düşünmüştüm KYS. Eğer erkeksen kadınları reddedemezsin” Ah LSJ, kim dedi sana GYH’nın papağanlığını yap diye :)
  • Hocalar. Hepsi harikalardı tabii ki ama en iyisi bizim çanakla sihirbazlık gösterisi yapan hocaydı. SKK’da GYH’dan sonra ilk kız olduğunu anlayan o oldu, tabii ki süper nabız teknikleriyle!!!
  • KYS Moon Jae-shin’e kütüphanede rastlayınca çok şaşırıyor, çocukla dalga geçmişti. Ama oradaki tüm kitapları gerçekten okuduğunu görünce nasıl mors oldu. “Oooo sayong!” Tabii MJS’de bu arada güvercin misali kabardıkça kabardı yani, ben erkeğim modunda bir havalar hahaha. Sonra akşam yemekte de KYS’in “Hoşlandığınız bir kız yok mu, niye onunla yemiyorsunuz?” sorusuna “O yüzden seninle yiyorum ya” dedi, çok iyiydi be.
  • Geol-oh’un düzgün giyindiklerini gördüklerinde Yeorim’in ettiği şu laf, ah beni benden aldı: “Krala şikayetimizi bildirmeye gidiyoruz. Kampüsün çılgın atı bile hoş bir binek atı gibi görünecek..”
  • Şu meşhur adada mahsur kalma olayında. Beraber tekneye binerlerken KYS düşecek gibi oluyor, LSJ refleks olarak elini uzatıyor. KYS tam memnuniyetle yardım elini tutacakken kendini kızdan –ya da oğlandan diyelim- çekmeye çalışan LSJ hemen elini çekiyor. Üstelik bunu bir kere daha yapmıştı, kekeleyerek (Ba-a-balli, ahhahah). Gerçi o zaman aceleden işlerine bakmışlardı, kızı duvardan atlarken tutmuştu.
  • Adada kaldıklarında LSJ hastalanınca KYS ona bakmıştı :)

hasta 1hasta 2hasta ama mutlu son

  • Yeorim’in tezgahladığı “MJS’in bilekliğini okul başkanından kurtaralım operasyonu başarıyla sonuçlanmıştı.
  • Geol-oh kızıl elçi olarak yaralandığında GYH ve KYS ona GYH’nın odasında bakmışlardı. O sabaha kadar başında nöbet tutmuşlardı. Sabah uyanınca KYS MJS’in ateşine bakıyor. Sonra iyi olduğunu görüp odadan çıkıyor. İşte o anda MJS gözlerini açıp bir sırıtıyor ki.. Çok hoşuma gitmişti.
  • Daha kralın verdiği görevdeki bilmeceyi gördükleri anda  öğrenmenin ve ulusun başladığı yerin SKK kapısı olduğunu anlamıştım. Bana sorsalardı söylerdim, hahahh.
  • Öğrendim ki herkesin bir zaafı vardır. Mesela gerizekalı okul başkanı Ha In-so’nun bile yapmayacağı şeyi yaptıran bir kişinin olduğunu görmek, şefkatini  görmek, “Bu zamana kadar bu kıza ne yapıyordunuz?!” dediğini görmek…  Havadan uçup yere konan Geol Oh’u görmek.. Tek sevmediğim karakter olan Ha In-so o gün gerçekten insan gibi davrandı… Çok eğlenceliydi. Tabii Cho-sun aşkı insana neler yaptırıyor. O Cho-sun da baş gisaeng’ti ama az fettan kadın değildi hani. Hanginiz onun sahte kızıl elçi olacağını düşünürdünüz? Bir de okul başkanına habire laf sokuşu süperdi. Her cümlesinin sonu da “Daha söyleyecek birşeyiniz kaldıysa paralı müşteri olarak gelin!” olurdu. Tam çıldırtırdı yani adamı.

chosun ah bu kadınokul başkanı da aşık

  • “Dün görüştük diye bugün görüşmememiz gereken bir ilişkide olduğumuzu mu sanıyorsun?”
  • LSJ habire yutkunmuyor muydu? Gerçi ekstra bir sevimlilik katmış ama çok komik gözüküyordu.
  • MJS şu hırsızın küçük kardeşinin ayaklarını yıkamıştı, ne incelik ama.

“Bir arkadaşım olacaksa, senin olman iyi olur diye düşündüm. Fakat nasıl olur bilmiyordum. Çünkü bu ilkti.” LSJ’a tebrikler, hem en iyi ve ilk arkadaşını buldu hem de ilk aşkını.. Gerçekten de bu adamın başarısız olduğu hiçbir iş yok. Wang Seo-bang!

meşhur sahnelerden, biz de ders çalışıyoruz ama hiç böyle şeyler olmuyor hahah

Blog Notları

  • Bir sürü resim olduğu için ve hepsi küçük olduğu için, görüntüyü de bozmamak adına (yalan yalan, tamamen üşendiğimden) her seferinde otistik bir zevk aldığım filigran koyma işinden bu seferlik vazgeçiyorum :)
  • Yav bir sürü resim koymak istedim, diziyi izlerken aldığım caps’leri görseniz gülmekten ölürsünüz, birleştirsen diziyi video gibi izlemiş olursun :) O derece her sahnesini, her dakikasını beğendiğim bir dizi oldu. Bir SKKS resim klasörü yapmışım ki, içinde 500’e yakın resim var, 100 tane ayrıca gif var :) Ya galiba izlediğim gelmiş geçmiş en güzel 2. dizi bu.
  • Burada yazdıklarımın 5 katı daha fazla şey anlatmak istiyorum ama 2 aydır bu yazıyı yazıp resim seçmekten yoruldum artık. (Farkettiyseniz bıktım demiyorum, o mümkün değil) Bir an önce yayınlayıp şu devam eden SKKS rüzgarlarından kurtulmak istiyorum. Artık hayatıma geri dönmek istiyorum, Micky Yoo-chun yakamı bıraksın istiyorum hahahahah.
  • Ya hazır Micky demişken hahah. Bu bizim Çunçun yüzme bilmiyor yav, zavallıcık hani KYS’i kurtarmak için dereye balıklama atlamıştı, bir de suyun içinden foşurt diye çıkmıştı hahahah, oraları izlemek çok komikti.
  • Bu yazı 23988 karakter, 3429 sözcük oldu; yine eski günlerdeki gibi bayağı yüksek bir rakam olmuş. Ne dersiniz? :)
  • Şu yazının başında gördüğünüz poster bu diziye ait ilk gördüğüm şeydi, sevimliymiş deyip geçmiştim. İngilizce sitelerden birinde bu dizinin Gumiho’dan daha güzel olduğunu okuduğumda inanamamıştım, reytingler nasıl yalan söylerdi :) Ama sonra astrea da önerince izlemekten başka yol kalmamıştı. Minnettarım diyebiliyorum sadece :)
  • Bu arada bahsetmeden geçemem. Blogumun tirajı 100000’i geçiyor. Bu blogu ilk açtığım günlerde günde en fazla on kişi okurdu hahahah. Hayatta, böyle bir rakama ulaşacağım aklıma gelmezdi. Tabii bu seyircilerin çoğu maalesef benim hedef kitlem değil ama olsun, bu süre zarfında çok sağlam bir okur kitlesine de ulaştım. Benim gibi küçük çapta bir yazar için gurur verici bir şey bu. Takip ettiğiniz için teşekkür ederim.

Bu diziyi pek çok pek çok ama pek çok sevdim. İzlemeyen asrın hatasını yapar :)

53 Yorum leave one →
  1. Şubat 10, 2011 4:00 pm

    Bu diziyi bir ben izleyemedim gitti. Tarihi olduğu için pek izleyesim yok. Yine de izleme listeme aldım. Bir gün izler miyim ki acep:))

    • bunusevdim permalink*
      Şubat 10, 2011 4:12 pm

      Tarihi ama bu sadece kıyafetleri etkiliyor bence. Genel itibariyle tarihi dizilerde olan bayıcı tarihi konulardan bahsedilmiyor, açıkçası bence pek de tarihi dizi kategorisinde sınıflandıramayız. Sorun buysa boşver o konuyu :)

  2. Şubat 10, 2011 6:08 pm

    Aman Allahım bu ne güzel bir post olmuş böyle, bir solukta okudum resmen ve şuana kadar okuduğum en güzel dizi tanıtımı (daha doğrusu dizi methiyesi olmuş haha;) ) Ellerine sağlık Bu’cum çok emek verdiğin belli ve emeğine değmiş çok beğendim valla :)
    Diziyi tekrar izlemiş kadar oldum.
    Ahh ahh Valla tarihi dizi diyipte kendinizi çok büyük bir zevkten mahrum etmeyin derim ben. Ben konusunu okuyup direk balıklama atlamıştım resmen diziye :D
    Tabi bir ara lisans olayı çıktı mahrum kaldım diziden ama yılmadım araştırdım didindim (tamam birazcık abarttım:P ) sonunda videolarını bulmuştum. İzlediğimden beri herkes’e inatla tavsiye etmişimdir ki hiç yüzümü kara çıkartmadı bu dizi, izleyen herkes beğendi. (beğenmeyen kendinde sorun arasın anacım:) )
    Bak şimdi daha diziyi yorumlamaya bile geçmeden bir ton yazdım, ee böyle bir postata uzun yorum yakışır dimi ama ;) diyerek esas dizi yorumuna geçiyorum…
    Öncelikle çok güzel ayrıntıları yakalamışsın, şu şapka çıkarma olayı ki bende bayılmıştım oraya, kütüphanede kitabın arasına not koyma ve az daha başkasının o kitabı alması ve LSJ’nin o telaşlı hali süperdi. Birde ben kızın sözlerinden sonra LSJ’nin kızın peşinden dolanmasıne demek istedin ne demek istedin diye kızında yetmeyen boyuyla parmak uçlarına basarak LSJ’u öpmesi ve nihayet bizimkinin ne demek istediğini anlaması süperdi ;)
    Birde şu gölde ilk öğrendiği an dediğin gibi CP’deki gibi yok yalan söyledin diye dünyası başına yıkılmış gibi ortalarda gezmemesi çok hoştu. Ki sen o sahnenin bir de kitaptaki orjinal versiyonunu bilseydim o sahneyi on kat daha severdin ;)
    Benim favorim her yerde dediğim gibi Yeorimdi, hele onun koyu renk elbiseler giyinceki stressli halleri süperdi. (Buralar da Sheldon’a benzettim onunda bir siyah fobisi vardır:D )
    Ahh valla bir post kadar yorum olacak birazdan şimdilik bu kadar diyeyim ama yakında gelip yine içimi dökerim valla hazır ol :D
    Tekrardan emeklerine sağlık Bu’cum ayrıca benim önermemde bir etken olduysa ne mutlu bana diyorum ;)

    • bunusevdim permalink*
      Şubat 11, 2011 12:14 pm

      Emek kısmı çok sorun değil, çünkü yazarken diziyi izlemiş kadar eğleniyordum, hatta ara ara diziyi açıp bazı bölümlerini yeniden izliyordum hahah. Aslında diziyi izledikten sonra hemen yazısını yazmıştım ama sonra öylece bıraktım. Resimleri seçmeye çok üşendim, güzel seçemeyeceğimi düşünüp beklettim, işte her açıp taslakta SKKS adını görünce içime fenalıklar geliyordu, artık bu yazıya el atmalıyım diye. Daha eklemek istediğim çok yer vardı aslında :) Hakkaten her dakikası süperdi çünkü, hepiniz demişsiniz her şeyi anlatmışsın diye ama bence çok eksiği var bu yazının :) Bazı resimleri koymamak için zor tuttum kendimi, ağlamaklı anlar yaşandı o vedalarda hahah.
      Senin önermenin kesinlikle bir etkisi oldu, ben tam unutup vazgeçmiştim izlemekten, sende yazıyı görüp onayı alınca hemen başladım :)
      Yeorim’in siyah elbise telaşı çok tatlıydı gerçekten,ben şok oldum onu siyah giymiş görünce hahah
      Ayrıca o kitabını hemen bulacağım şimdi :) Büyük merak içindeyim

      • Şubat 11, 2011 5:22 pm

        Buldum, buldum bu sayede bir kez daha okumuş oldum hehe:)
        İngilizce kitabı neredeyse bire bir çevirmiş ama Türkçesi özet olarak yapmışlar ikisinin linkinide veriyorum ve diyorumki keşke kitaptaki gibi bitseydi :D
        http://yogurutu.blogspot.com/2010/10/skk-scandal-scene-1.html
        Türkçe Özet:
        http://tr.viki.com/channels/1205-sungkyunkwan-scandal/posts/3193-sungkyunkwan-skandali-romanindan-alintilar
        (şelale sahnesi bölüm e ve bölüm f)

      • bunusevdim permalink*
        Şubat 12, 2011 10:20 am

        Atrea, resmen şok oldum. Bugün beni daha fazla şaşırtabilecek bir olay olamaz sanırım. Yuh bin entrika demek istiyorum. Sadece mekan ve kişiler aynı, bu tamamen farklı bir senaryo. Üstelik Lee Seon-joon kitapta olduğundan çok daha utangaçtı dizide, yuh yani kızın elini tutacam diye şekilden şekile girmişti mesela, ama o şelale sahnesi!! öhööö bu neeee demek istiyorum hahaha. Hele KYS’e ne demeli, dizide çok daha sır küpü bir hatundu, öldürseler kız olduğunu söylemezdi.
        En kısa zamanda tüm kitabı okuyacağım. Ama ilk önce bu şoktan kurtulayım, hahahaha

  3. Şubat 10, 2011 6:49 pm

    bi 2 ay daha bekletseymişsin yazıyı destan okuyacakmışım.. :)) ne çok şey biriktirmişsin helal valla.. eh tabi insan bu kadar hoşlaşınca bir diziden, gayet normal methiyeler dizmesi.. :))

    güzel ve bayağı ayrıntılı bir yazı olmuş.. ellerine sağlık bunusevdim.. :)

    valla dizi hakkında söylenecek her şeyi söylemişsin.. o yüzden ekleyecek bir şey bulamıyorum.. :) ha tabi izlemeyenler için; “aman ha kaçırmayın, tarihi dizi diye sıkıcı gözüyle bakmayın, kendinizi de yakmayın” derim sadece.. :))

    • bunusevdim permalink*
      Şubat 11, 2011 12:15 pm

      Bir 2 ay daha bekletseydim bunu sinirlerim kaldıramazdı herhalde, artık şu yazı bitsiiiin diye çok eklemek istediğim bir sürü yeri ekleyemedim çünkü :)
      Afiyet olsun diyorum, hepsini okudun mu, cidden mi? O halde çok mesudum şu an, hahahh

  4. Şubat 10, 2011 8:05 pm

    Diziyi baştan aşağı yazdığın için yorum yapacak yer kalmamış :)
    Kim Yoon-shik’in gisaeng kılığına girdiği sahne çok iyiydi (o kılıkta onu gördükten sonra hâlâ onun erkek olduğunu düşünebilmek diğerleri için pek mümkün değildi zaten ve inandırıcı da değildi bence, ama inandırıcılık arayan kim tabi).
    Evet bence de diğer dizilere göre çok daha hoş bir diziydi. Özellikle tarihi atmosferin içine bu şekilde eğlence katabilmeleri çok büyük bir üstünlük ve güzellik katmış diziye. Ayrıca Çin karakterleriyle oynanan bazı kelime oyunlarını da sevdim. Bir de LSJ’un kütüphanedeki kitapların arasına koyduğu notlar çok hoştu.

    Ayrıca günde 100 000’den fazla ha, fiyuuuv (ıslık efekti).
    Sanırım bu yazı, blogunun en uzun yazısı olmuş. Yazıp rahatlamışsın bari :) Yalnız, bu senin normal hayatına dönmeni sağlar mı? Umarım sağlar :)
    (Tam şu anda bir şey fark ettim. Ben sana kaç yorumdur 눈물씨 demiyorum. Şimdi itiraf et bakalım bu dizide de ağlayacak yerler buldun mu? Bu konuda özel yeteneğin var da o yüzden diyorum :) Sinirlenme tamam şaka şaka, bişey demedim, sen yanlış duydun).

    • bunusevdim permalink*
      Şubat 11, 2011 12:24 pm

      Tabii sen o Çin karakterlerini anladığın için daha anlamlı geliştir, muhtemelen biz oraları kaçırdık :)
      Yok ya, şimdi sen söyleyince düşündüm de bu dizide ağlamadım. Aksine tüm dizi boyunca sürekli sırıttığım için, zaten ağlayacak yer yoktu. Ve zibilyonuncu kez söylüyorum, valla çok ağlamıyorum ben, hahah. Bu arada son izlediğim filmde de ağladım, senden korkuma o filme tanıtım yazısı yazamıyorum, yok böyle bir şey! Hahahha
      Günde 100 000’den fazla olur mu ya, naptın sen, blog bu blog, popüler web sitesi değil hahahah. Tiraj dediysek, gelmiş geçmiş babında hahahaha, olmadı dimi
      Ayrıca blogun en uzun yazısı olmadı galiba, yani en başlarda daha uzun yazdığım birkaç yazı vardı gibi hatırlıyorum

      • Şubat 11, 2011 2:11 pm

        Hem zibilyonuncu kez ağlamıyorum diyorsun hem de daha yeni ağladım diyorsun, şimdi hangisine inanayım ben bunların?
        Yaz yaz korkma, film tanıtımını da yaz, cidden bir şey demeyeceğim bak (hele sen bir yaz da, yok şaka şaka yaz, ama kendimi tutamayacağımın garantisini veremiyorum bak).

        Bir de 100 000 meselesini ben yanlış yazdım da ondan kaynaklandı (ayrıca 1,5 yılın bir güne denk geldiği yerler de biliyorum ama o ayrı, neyse oraları karıştırmayalım şimdi).

        En uzun yazın olduğunda ısrarcıyım, en başlardakiyle Saraydaki Mücevheri kastediyorsan o bundan kısa. Daha uzunu var diyorsan söyle o zaman hangisi?

      • bunusevdim permalink*
        Şubat 12, 2011 10:31 am

        Yok Jumong yazısı daha uzundur diye düşünmüştüm, ama ben onu bayağı bir kısaltarak koymuştum bloga, o yüzden daha kısa şimdi.
        Bir de Kore hakkındaki şeylerle ilgili yazım da daha uzundur diye düşünmüştüm, ama kısaymış yav. Baktım da 10 000 karakterin üstünde birkaç yazım var, çok şaşırdım. Ben oldukça kısa yazıyormuşum… :)

  5. Buket permalink
    Şubat 11, 2011 12:42 am

    Süper olmuş yazı, tekrar izlemiş gibi oldum :) Bende posteri ilk gördüğümde pek önemsememiş önce Gumiho’yu izlemiş hatta Secret Garden’a başlamıştım. Tarihi bi dizi ne kadar güzel olabilirdi ki? Secret Garden’ın yeni bölümünü beklerken Sungkyunkwan Scandal’ın (adı bile tuhaf demiştim) ilk bölümüne bi bakayım dedim. Sarmayacağından o kadar emindim. Ama beni utandırdı sağolsun :) izlediğim en güzel dizilerden biri hatta ilk 3 listemde yerini aldı :) Oyuncularıyla, konusuyla tüm ayrıntısıyla muhteşemdi. Böyle uzun uzun anlattığın yazıyı da ayıla bayıla okudum, ellerine sağlık :)

    • bunusevdim permalink*
      Şubat 11, 2011 12:27 pm

      Kesinlikle ilk 3 listesinde olması lazım herkesin, aksini iddia edeni döverim dermişim hahahh.
      Tekrar izlemiş gibi oluyor insan değil mi, benim de hedefim bu zaten :)
      Diğer yazılara da bak, beklerim yine. Hahah, dükkandan müşteri uğurluyor muşum gibi oldu yav, neyse ben başka bir şekilde nasıl söyleyebilirim bu cümleyi, biraz düşünmem gerekecek :)

  6. Şubat 11, 2011 6:33 pm

    bu’cum maşallah diyorum, harika bir derleme olmuş SKKS hakkında yazacaktım ama vazgeçtim haha bunun üstüne bir şey yazılmaz :p

    Gerçi kız olduğunu öğrendiği sahne yüzünden yazmamaya karar vermiştim ben, çok üstünkörü yapmışlardı aha :p // Kitapta daha değişikmiş sanırım. O bölümde kaldım hala devam etmedim, bu yazıdan sonra bitireyim dedim.

    Ellerine sağlık. Bir de capsleri hangi oynatıcıda alıyorsun diye sormak istiyorum? Ben Gom Player’da alıyorum ama kaliteli olmuyor pek, kafaya taktım son zamanlarda bunu :D

    ^^

  7. bunusevdim permalink*
    Şubat 12, 2011 10:28 am

    Yav caps olayı şöyle, ben bloga koyarken zaten çok kaliteli koymak istemiyorum, zaten küçük hallerini koyduğum için, o şekilleriyle net olabilecek minimum kalitede olmaları benim için yeterli.
    Ben başta vlc player kullanıyordum, öyle çok daha kaliteli oluyor. Ama işletimci sistemimi geçenlerde değiştirdim ve hazır değişim yapmışken gom’u deneyeyşm dedim, o gerçekten de yarısı kalitede anca oluyor. Ama benim yazılarım için hala iyi. Bu yazıdakilerin yarısı vlc ile yarısı gom ile alındı :)
    Gom’a çeşitli nedenlerle alışamadım, vlc’ye dönebilirim her an :)

    Kitabı biraz okudum da şimdi, şok şok şok hahahahha. Neyse en kısa zamanda bitireceğim onu, tamamen farklı yav

  8. Şubat 13, 2011 1:00 am

    selamlar.. skks başlığını gördüm ve diziyi yeni bitirmiş/ama rüzgarından kurtulamamış biri olarak daldım hemen…

    ben de yazı yazdım skks ile ilgili, çok da blog vs. okudum.. amaaaa… bu kadar ayrıntılısını görmedim hiç… sayende baştan sona izledim sanki diziyi.. emeğine sağlık :):)

    ve ve yalnız değilsin! LSJ’u ben de sevdim, o aşık halini, o bakışlarını, kıskançlıklarını… Daemul’le de yakıştırdım çokça..

    tabi MJS’in yeri ayrı, apayrı… “bana kaldı”, diyorum gaayet ergen havalarında :D :D

    bu arada, ben wang seo bang’ı, her şeye burnunu sokan/ayı anlamlarına gelen bir deyim diye biliyorum… ideal koca-garang’tı sanırım.. yanlış hatırlıyor da olabilirim ama?

    sözün özü… çok hoş ve dolu dolu bir yazı olmuş, ellerine sağlık :):)

    kimsenin gözünden kaçmamalı bu dizii, büyük hata olur vallahi… :D

    • bunusevdim permalink*
      Şubat 15, 2011 7:37 am

      Çok haklısın hatta Ga-rang, Ah-rang meseleleri var, hahahh. Neyse cıvımadan konuya döneyim. Düzelttiğin için sağol, LSJ’la alakalı bir yanlış nasıl gözümden kaçmış hayret :)
      LSJ sevenleri bir araya toplayacağım, türümüzün son örnekleriyiz biz hahahaha

  9. fox rain permalink
    Şubat 14, 2011 1:17 pm

    bu sene korenin altın yılıydı.o kadar güzel diziler izlettiler ki bize.en beğendiğim de secret garden,skk,gumihoydu.skk yı 3 ledim şimdiden .Allah bilir daha kaç defa izlerim.bu yazını çooooooook beğendim. skk yla ilgili bütün blog sayfalırını okudum belki ama en detaylı ve en güzel anlatım senin ki olmuş.micky aşkı etki olmuştur herhalde:) yazında en çok güldüğümde lsj nin kys in kız olduğunu anladığı sahneydi.niye hemen elbiselerini çıkarmaya çalıştığını bende anlamamıştım.büyük bir zevkle okudum.kumoa bu:))

  10. bunusevdim permalink*
    Şubat 15, 2011 7:40 am

    Rica ederim, her zaman :) Micky’yi sevmem bir sonuç oldu gerçi, yani SKKS’ı çok sevdiğim için onu sevdim gibi. Böyle anlatınca tavuk-yumurta gibi oluyor ama yine de :)
    Bu sene gerçekten bereketli bir yıldı fox rain, darısı önümüzdeki senelerin başına

  11. Şubat 18, 2011 7:52 pm

    hahah, bu yazıyı erkenden yayınlamadığın için çok mutlu oldum çünküü ben çok geç izledim bu diziyi :) Muhteşem bir yazı olmuş, çok sevdim ! Yeniden izlemiş gibi oldum ve çook çok keyif aldım. Eline sağlık

  12. Şubat 25, 2011 5:59 pm

    Dear Doctor başlığına ulaşmak için hızlı hızlı aşağıya kaydırırken mause’u, “neden bu başlığa de not düşmüyorum ki?” dedim. İtiraf ediyorum, başlığı ilk yayınladığında okumuş, pek de eğlenmiştim :) Tekrar izlemiş kadar olmuştum.

    Sonradan yazınca böyle genel ve -miş’li, -muş’lu oluyor ^^’

    Benim favori sahnem iki delikanlının yatağın ortasında yatmak için itişip kakıştıkları sahne idi :D

    Bazen fena şekilde G. Kore dizilerindeki kızlardan biri olasım geliyor :P

  13. Byeol Han permalink
    Mart 14, 2011 5:42 pm

    Ya çok Teşekkürler bu diziyi izleyipte ardından yapılabilecek bütün yorumları yapmışsınız .Ne diyeceğimi şaşırdım 2 ay uğraşma hiç te boşa değil Harika Muhteşem yorumlar Veee dizimizde harikaydı tabii . Şahsen ben de karakterlerin hepsini sevdim ama Moon Jae Shin im bir başka inat gibi olmasın ama LSJ uilk gördüğümde içim pek ısınamamıştı ama kızı kurtarım derken uyuduğu yerden kalkan Moon Jae Shin i görünce yüreğim zıpladı diyebilirim .yeni bitirdiğim bir diziye bu kadar çok bağlanmamıştım Harikassııın yüzümü güldürdün tekrar kahkahalar atmamam sebep oldun Allah senin de yüzünü hep güldürsün :)))

  14. Lili Brik permalink
    Temmuz 23, 2011 1:50 am

    Oncelikle yazida bazi homofobik ifadeler kullanmissin,hic yakismamis.Kore dizileri tam olarak deyinmese de escinsellik konusundaki derin onyargilara kenarindan kosesinden dokunup kimi sevdiginin onemi olmadigini vurguluyorlar.Boylelikle dizi izleyenler sadece birsey izlemis olmakla kalmayip birsey ogrenmis oluyorlar..Yeorim’in dedigi gibi “birisinde nefret etmek gunahtir,sevmek niye gunah olsun.”

    -spoiler icerir-

    Dizide bi boys love olayi kesin olarak vardi.Cunku Yeorim Geol-Oh’dan hoslandigini daha once dile getirdi,hem de LSJ’yle mi aldatiyorsun beni gibi cumle kullandi dizinin sonlarinda.Rektorun de Yeorim’e bir kac yerde salca olmuslugu ayrica dikkatlerden kacmamistir eminim.Ve tabi LSJ ,KYS’ye asik oldugunda onun kadin oldugunu bilmiyordu “ben bir erkek olarak senden hoslaniyorum.” itirafi da bu siralarda olmustur.Cho Sun KYS’nin kadin oldugunu ogrendikten sonra onu savunmak icin ninjalik yapmaktan geri durmadiydi falan da filan.

    Dizi iyi hostu fakat sonu iyi baglanmamisti.Bir cok acik nokta ile onumuze mutlu bir son koyup kactilar sanki.Ulke madem Altin Asma’ya bu kadar muhtacti niye Daemul’a zeval gelmesin diye yakildi.Ve tabi yakildiktan sonra niye ulkeye bi bok olmadi soru isareti.Karakterlerin bir kac yil sonrasina gecis yaptigimizda yine ulkede ne gibi reformlar oldu haberimiz yok.KYS SKKS’de prof olmus ama nasil olmus belli degil.
    Dizinin bi bolumunde kralin cok zamani kalmadigi soyleniyordu.Cok hastaydi guya ama bunu bir yere baglamadilar..Kral bir yadan herkesin esit oldugu bir Joseon hayali kurarken bir yandan da Daemul’un kiz oldugunu ogrenince profesore cemkiriyor,esitligi hak goren bati ogretilerine saydiriyodu.Boyle tutarsiz bir kralin yaratacagi yeni Joseon nasil bir yer olacakti merak ediyorum.Noronlar ve Soronlar birbirine dusmandi ama niye dusmandi aciklanmadi (ya da ben kacirdim,bilemiyorum.) KYS’nin annesi ve kardesine ne oldu,Ha In Soo ve Cho Sun’a ne oldu bilen yok.Yeorim dizi boyunca lakabinin aksine feminen bir karakter cizmesine ragmen dizinin sonunda bir kadinla oynasirkenki hali onun mutlu sonu oldu (halbuki kendisi biseksueldi).Geol-Oh sisteme,ulkedeki carpikliga ve sinif farkina karsi bas kaldiran anarsist bir karakterken dizinin sonunda sistemin muhafizi olmustu.Acikcasi Geol-Oh’ya yakismadi…Sisteme onun hizmetkari olarak karsi koyamazsin.Abisinin yazdigi su siire bagli kalmasi her acidan karakterine daha uygundu:

    “Halk sevgisi ve
    ulus endişesi olmayan…
    …şiir olmaz
    “Çağımız için acı çekmeyen ve
    dünyaya kızmayan, şiir olmaz..
    kötülüklere karşı koymayan..
    …şiir olmaz..”

    Velhasili kelam guzel diziydi ama tutarsiz karakterler ve gereksiz uzunlugu yuzunden unutulmazlar arasina girmekten cok uzakti bence.Ustelik basrol Yoochun’un cok sevimli bir gulumsemesi olmasina ragmen 20 bolum boyunca toplam 3 tane mimikle oynayip bitirdi diziyi.Park Min Young’un mimik portfoyu Micky’ninkinden genis olsa da bazi yerlerde yavanlastigi oluyordu.Orda olaganustu bi olay oluyor mesela ama bu ikisinin suratinda en ufak bi saskinlik ,telas yok.Mahallenin kosesinden muhafizlar haldir haldir kosarak geliyor bizimkiler muhabbet ediyor falan :) Neyse uzun yorum oldu bu.okuyanlara selam olsun :)

  15. bunusevdim permalink*
    Temmuz 23, 2011 5:24 pm

    Tam olarak hangi yorumum homofobik geldi çok merak ettim. Çünkü şöyle bir baktım da yazıya hiç o tarz bir yorumumu göremedim. Kaldı ki homofobik bir yorum yapsam da bu hiç de ayıp olmazdı bence. Çünkü hali hazırda ben homofobik bir insanım. Kore dizileri evet bir şeyler öğretebiliyor ama bu öğrettikleri her şeyin doğru olduğu anlamına gelmez. Benim kendi kültürüm, değer yargılarım vs vardır. Her şeyden önemlisi kendi aklım var, kendi akıl süzgecimden geçirip ona göre karar verebilirim. Keşke şimdi karşımda olsaydın, niye homofobik olduğumla ilgili çok keyifli bir tartışma yapabilirdik seninle :)
    Ama tabii benim görüşümün bu yönde olması izlediğim diziden çok rahatsız olmama da sebep olmuyor. Goo Yong-ha rahatsız etmedi mesela beni. Gerçek hayatta da tanıdığım birkaç kişi var. Sonuçta önemli olan saygıdır. O düşünceye katılmak zorunda değilim ;)
    -spoiler’a cevap-
    Ayrıca LSJ evet erkek olduğunu düşünürken KYS’den hoşlandı ama LSJ’un hoşlandığı kişiydi, cinsiyeti değil. Oysa eşcinsel olsaydı KYS’in kız olduğunu öğrendiğinde hoşlanmaya devam etmezdi. Burada hemfikiriz sanırım.
    Diğer taraftan GYH açıkça MJS’i seviyordu. Dizinin sonundaki halini de ben kafasına göre serbestçe vakit geçiriyor olarak düşünmüştüm, ilgisinin kadınlara kaydığını hiç düşünmedim :)
    Ama MJS’in muhafız olması çok anlamlıydı bence. Zira isyan ettiği şeylerin cevabını bulmuş, ülke için bir şekilde mücadele vermişti. Ben karakterler içinde en çok onun sonunu beğendim.
    Uzun yorumun için teşekkürler.

  16. Lili Brik permalink
    Temmuz 23, 2011 9:44 pm

    Homofobik olduguna gore yazidan dogru anlam cikarmisim demektir.Karsi karsiya olsaydik kesinlikle bu konuyla ilgili iyi bir sohbet yapabilirdik.Sebeplerini cok guzel kelimlerle aciklayabilirdin ama homofobini mazur gosteremezdin.Bu tartismayi yaptigim onlarca kisi de gosterememisti.Gerek bilimsel,gerek ahlaki olarak her sekilde yanildigini sana ispatlayabilirdim..Ha ben sevmiyorum diyip gecistirirsen ben de bu konuda daha fazla konusamam tabi.
    LSJ nin erkek oldugunu saniyorken ondan hoslanmasi konusunda belki bir sonuc cikarabilirsin.Escinsellik sadece cinsel yonelim degildir.Escinsellik sadece sexten alacagi zevkin hesabini yapan bir yonelim de degildir.Nasil ki bir kadin ve bir adam birbirlerinin cinsel organina degil olduklari kisiye asik oluyorsa ecinseller de ayni sekilde kendisi gibi bir baska insanin karakterine asik olurlar.Kimse sevmek konusunda yargilanamaz.Siz de baskasinin asik olacagi insan hakkindaki tercihine karsi gelistirdiginiz bu fobiyi normal karsiladiginiz icin bu zihniyetinizi sorgulamalisiniz bence.
    Yani LSJ hetero degil biseksuel :) Bir insandan cinsiyetinin ne oldugunu umursamadan hoslanabiliyor ve asik olabiliyor.Dolayisiyla siz hetero bir dizi izlemediniz ne yazik ki :)

    Geol-Oh isyan ettigi seylerin cevabini bulmus mu biz ogrenemedik acikcasi.Kizil Elci sadece “altin asma nerde?” diye kagit sacmiyordu etrafa.Joseon’daki adaletsizligi de dile getiriyordu.Senaristler once boyle bir karakter cizdiler,sonra Daemul “niye yapiyorsun bunu” diyince bi kac cumleyle sirf ici bunladigi icin yaptigini falan soyledi.Yani karsimizda oldukca amacsiz ve ici doldurulmamis bir karakter vardi.Eger gercekten bir karsi durusu olsaydi ve buna ragmen muhafiz olsaydi V’nin hukumet icin calismasi gibi birsey olurdu.Bu da dunyanin en buyuk sacmaliklarindan biri olurdu.Ayrica haklar icin mucadele etmedeki en zayif halka savunma gucleridir.Bir askeri veya polisi isci haklarini savunurken degil onlara gaz atip iskence ederken gormenizin sebebi budur.Mesela babasi gibi adalet bakani falan olsaydi anlasilabilirdi.Ama esasen boyle karakterler isleri bittiginde olmek icin yasarlar.O yuzden emekli olmus bir superkahraman goremezsiniz :)

  17. bunusevdim permalink*
    Temmuz 24, 2011 5:47 pm

    Hım bilimsel savunmanı daha bir merak ettim şimdi, zira içinde bulunduğum bilimsel ortamlarda edindiğim izlenim pek o yönde değildi.
    LSJ’un durumunu ben senin gibi görmüyorum. KYS’e karakteri yüzünden aşık olmuştu. Ama onun aşık olduğu insan (ki cinsellikten hiç bahsetmiyorum bile farkındaysan) her şeyiyle bir kadındı. Genetiği, hormonları, iç organları, belki salgıladığı feromon vs, ve hatta vücut hatları ile bir dişiydi. Erkek olan tek yanı üzerindeki etiketti, kıyafetleriydi o kadar. Yani LSJ aslında erkeklerden de hoşlanabildi tezine hiç ama hiç katılmıyorum. Keza ben erkek kılığına girmiş bir kıza erkek diyemiyorum maalesef.
    Kaldı ki ben hastayken soğuk su içen birini görürsem mesela ayıplarım, ama bu onun hastayken su içme hakkına karışabileceğim anlamına gelmez. Kendisi çok istiyorsa bunu yapabilir, karışmam. Ama benim bunun yanlış olduğunu düşünme hakkım bende bakidir çünkü bunun yanlış bir davranış olduğunu görmüş, öğrenmiş, belki de denemişimdir. Ya da ben ineğe tapan bir insanın yanlış bir davranış içinde olduğunu düşünme hakkına sahibim ama ineğe tapan birini gördüğümde onu aşağılama hakkım yoktur ama bunun yanlış olduğunu düşünme hakkım vardır. Ve yine ben eşcinsel/biseksüel/homo/her ne diyorsan olmanın yanlış olduğunu “düşünme” hakkına sahibim ve bu evet ziyadesiyle normal bir durumdur, çarpık bir zihniyet değildir. Çarpık olan eşcinsellerle ilgili takınılan “tutumlar” ve bir ileri aşamada “eylemlerdir”
    Benim düşünceme gelecek olursak da… Her şeyi sevemezseniz maalesef. Doğal olan da budur.
    Yani herkes düşünce bazında herkesi yargılayabilir bence. Olayın aşk olması da bunu benim gözümde değiştirmiyor. Aşk dokunulmaz mı yani, aşkla ilgili kötü yorum yapamaz mıyız? :)
    MJS ile ilgili düşüncen de ilginç geldi. Tamam sisteme onun hizmetkarı olarak karşı koyamazsın ama sistemin bir adım ileriye gitmesi için bir şeyleri değiştirmek için adım atabilirsin. MJS’in abisi bu uğurda canını vermiş biri olarak gösterildi, ki şiir de güzel bir örneği. Abi, karşı koymak için sadece isyan etmiyordu ayrıca eyleme de geçiyordu. Baba da MJS’in düşündüğünün aksine aynı duyguları paylaşıyordu. Ayrıca, kral bizim dörtlüye görevler verdi, ülkenin yönetimi ile ilgili ucundan da olsa bir şeyler kaptılar, belki bir şeyleri değiştirmenin o kadar kolay olmadığını anladılar. MJS biraz olgunlaştı bu açıdan gibi gelmişti bana.
    Zaten V’nin isyanı MJS’in isyanına benzemiyordu pek, yani tamam ikisinin de adı isyan olmasının dışında :) Ha MJS’in durulma fazının çok açıkça gösterilmediği konusuna kısmen katılabilirim, neticede 16 bölümlük dizinin bilmem kaç dakikası buna ayrılabilmiş. Belki orada koptun sen. Ama sonuçta bu tarz dizilerde her şeyin nasıl olduğunu açıklamak zorunda değiller, altı üstü dizi. Yani oturup tek tek bütün karakterlere ne olduğunu açıklasalar çok saçma olmaz mıydı?
    Ha bir de önceki yorumunda Yoo-chun’un gülümsemesinin hoş olduğundan bahsetmişsin ama diğer konulardan bahsedince gözümden kaçmış. Dimi ama ne sevimliydi hahah diyerek de bağlayayım bu yorumu :)
    Bu arada hemen ekleyeyim, homofobik kelimesi tam olarak benim ifade etmeye çalıştığımı karşılıyor mu emin değilim. Eşcinsel insan görünce arkamı dönüp koşarak kaçmıyorum. İdam edilmelerini talep etmiyorum. Ama normal olduğunu da düşünmüyorum. Ne bileyim yanlış anlaşılmaya da çok müsait bir konu çünkü.

  18. Lili Brik permalink
    Temmuz 25, 2011 1:33 am

    Bilimsel ve ahlaki konuya blog konusu sebebiyle fazla girmemeye calisacagim ama en azindan soyle kisa bir bilgi vereyim : Escinselligin hastalik olmadigi ve vucutta escinsel gen bulundugu,homofobiklerin soylediginin aksine “dogal” oldugu,bilgi sahibi kisilerce artik kabul ediliyor.Eger escinsellik dogal olmasaydi sadece insan isi bir sapkinlik olsaydi hayvanlarda gorulmezdi yani.Fakat cogalamayacaklarini belki bilerek belki de bilmeyerek onlarca hayvan turu ayni zamanda hemcinsiyle birlikte oluyor.Muhtemelen cinselligin bir boyutunun cogalmak digerinin zevk almak olmasi yuzunden.
    Konuya hakim veya dikkatli kisiler farketmistir ki bir ailede her zaman birden fazla gay olur.(sadece cekirdek aile degil eski ve yeni kusak ta dahil) Cunku yalnizca davranissal bir mevzu degil ayni zamanda genlerle sonraki nesle aktarilan bir cesit ozelliktir.Genetik disinda gay olmayi secenler icin ise sosyal hayat incelenebilir.Ornegin cocuklukta baskin anne karakterinin,anneye olan asiri bagliligin babayi kiskanmaya kadar gitmesinin,erkek figurunun eksik olmasi nedeniyle kendisine rol bicmenin tercihlerde etkisi vardir.Bunlarin hicbiri olmasa bile bir insanin kendi iradesiyle kime asik olacagina ve kiminle sevisecegine karar vermesi dogru-yanlis kaliplariyla degerlendirilemez.Cunku bu bizim onayimiza sunulan bir konu asla degil.Insanlarin kimseye zarari dokunmayan tercihlerine giysi bicmek baska bireylerin isi degildir.
    Gelelim senin haklarin meselesine.Haklarinla ilgili bir problem yok zaten.Istedigin gibi baskasina zarar vermeyecek sekilde ifade edebilir inanabilir dusunebilirsin.Ama dile geldigi zaman butun verilerle hakli olup olmadigini sorgulaman gerekir.Sonucta kadinlarin asagi goruldugu zamanlarda erkekler sadece “oyle dusunuyordu”.Dusuncelerine saygi duyman bunun dogru olmadigi gercegini hic degistirmiyor.Bu noktada neden oyle dusundugunu ortaya koymali ve yanilma payini da kabul etmelisin.

    LSJ’nin Daemul’un feminenliginden etkilendigini bu yuzden asik oldugunu soylemissin.Yani LSJ feminen bir erkege asik olabilir demek istiyorsun.Daemul bir kiz degil de gercekten feminen bir erkek olsaydi LSJ icin ne farkedecekti peki?O zaten hali hazirda oyle biliyor. Ondan bir erkek olarak hoslandigini soylediginde herseye hazir oldugunu onu butun haliyle -penisi de dahil- kabul ettigini ilan ediyordu.Sevisecekleri zaman LSJ Daemul’un penisini gorunce onu sevmekten vaz mi gececekti? Sen bu noktada konuya kendi gercekliginden yaklasiyorsun.Ekranin karsisinda Daemul’un kiz oldugunu bildigin icin LSJ’ye hak veriyorsun ama LSJ’nin bakis acisindan durum senin gordugun bildigin gibi degil.Senin aksine o Daemul’u feminen bir erkek olarak sevdi ve kabul etti.
    Herseyi sevemezsin dogal olan budur demissin.Dogallik ile neyi kastettigini aciklaman gerekiyor.Eger dogada boyle birsey yok neden insanlarda var tarzi bir dusunceyse,yukarida da bahsettim escinsel hayvanlardan.Sevmek konusunu iyice anlaman icin cok iyi bir empati seansina ihtiyacin var.Soyle dusunebilirsin: Deniz atlarinin erkek olanlari hamile kalip doguruyor.Disi valifera baligi ve kilic baligi soyunu devam ettirmek icin erkege donusup diger disileri dolleyebiliyor.Dişi komodo ejderlerinin içinde erkek üreme hücresi oluştaracak bir kısım bulunuyor ve zor durumlarda kendi kendini dolluyor.Ayni sekilde disi insanlarin kemik iliginden sperm uretilmis.Yani erkege ihtiyac duymadan hamile kalabir kadinlar.Fakat yalnizca kiz bebek dogurabiliyorlar.Simdi oyle bir dunyada yasadigini dusun.Kadinlar artik cogalmak icin erkeklere ihtiyac duymuyor ve normal olan kadinlarin birbirine asik olmasi evlenip aile kurmasi.Sana ise asla bir erkege asik olamayacagini ogretiyorlar.Ve tabi sen kendine engel olamayip bir erkege asik oluyorsun.Senin askinin turu yaygin olmasa bile boyle bir durumda seni yargilamaya ve kimi sevecegini soylemeye tam olarak kimin hakki var?

    Dizinin gectigi donem 10. yy,dizide bahsettikleri kral da Imparator Taejo.Taejo’nun en buyuk ozelligi ise Kore’nin yarisini birlestirmis olmasi.Yani genelinde sevilen sayilan bir kral.Fakat soyle bir durum var.Sistem hicbir zaman tatmin edecek duzeyde oturmadigi icin isyanci karakterleri onu kabul edip bir de katki saglarken goremezsin.Ornegin simdiki hukumet bir cok ozgurluge sinirlama getirse de ekonominin gelisimine katkida bulunuyor ve bu yuzden muhafazakar yurdumun insaninin %50 si sandiktan onu cikartiyor.Ama isyanci-devrimci profilindeki insanlarin hicbiri ekonomik gelismeyi makul gorup hukumeti geri kalan onlarca eksikligiyle kabul etmiyor.Ve dogal olarak bununla savasiyor.Dogru olan budur.Cunku birilerinin mutlaka sorunlarin topluma unutturulmasini engellemesi,hak ve ozgurluklerini,carpikliklari hatirlatmasi gerekmektedir.Yani Imparator Taejo,Shangri La gibi bir Joseon yaratamadigi surece isyanci devrimcileri muhafiz yapamaz.Isyanci cizilmis bu karakterlerin karakteristigine aykiri ve gercekci degil.

    Son olarak senin homofobiklik mevzunu yazayim o zaman :) Vikipediye gore: Homofobi, eşcinsellere ya da eşcinselliğe karşı duyulan irrasyonel nefret, korku, hoşnutsuzluk ya da ayrımcılık.Genis anlamda gayler de heterolara karsi ayni seyi hissedebilirler ama bu henuz gorulmus degil tabi.. Senin konumun bence henuz homofobiden cok homoseksuelligi onaylamama.Ama zaten homofobinin ilk tohumu onu onaylamamak.O yuzden insanlar bu onaylamama meselesi fobiye donusmeden once olabildigince arastirma yapmali, anlamak ve anlayis gostermekle ilgili kendini gelistirmelidir.Bu kadar yazidan sonra okuyanlar cok rahat gay ya da lezbiyen oldugumu dusunebilir.Ben butun insanlarin biseksuel olduklarini dusunuyorum zaten.Sadece bunu kabul edenler ve etmeyenler var.Asla bir kadina asik olamayacagimi dusunmedim.Cunku hicbir zaman kadinlari cinsel obje olarak gormedim.Onlari butun varoluslariyla -karakterleri,olaylara bakis acilari,insanlara hayvanlara ve dogaya davranis sekilleri ve guzellikleriyle- sevebilecegime asik olabilecegime inaniyorum.Ayni seyleri hem erkekler hem de kadinlar icin hissediyorum.Insanlar sadece sex objesi degil bundan fazlasidir.Bu yuzden erdemli -belki biraz da guzel ve yakisikli :)- her kadin ve erkek asik olmaya degerdir.

  19. bunusevdim permalink*
    Temmuz 25, 2011 7:11 pm

    Hahah valla ne yalan söyleyeyim bu hayvan örneğini eninde sonunda vereceğinden adım gibi emindim, nedense herkes bundan bahsediyor :) Yani şimdi bir köpek topal olabiliyorsa ya da genetik olarak kör doğabiliyorsa bu topallık ya da körlüğün normal fizyolojik bir durum olduğunu mu gösterir? El cevap tabii ki hayır.
    Ya da insanlarda doğuştan körlüğe sebep olan genler varsa bu körlüğün fizyolojik olduğunu mu gösterir ona da hayır.
    Görmemek neden anormal olan durumdur, bir insanın ille görmesi mi gerekir? Ben neden görmek istiyorum, neden gözüm kör olsa bu durumdan hoşlanmam? Hep körlerin yaşadığı bir ülkede yaşasam kimse bana görmek diye bir şey olduğundan bahsetmese, bilmeseler ama ben resesif genlerin tesadüfi buluşması sonucu gözlerim görüyor olarak doğsam vs vs. :)
    Bu durumda hem görmek hem de görmemek normal oluyor değil mi…
    Ha eşcinsellik tedavi edilmesi gereken bir durum mudur? Ona da hayır.
    Gerçi çocukluktaki aile dinamikleri ile ilgili değişimler sonucu çocuktaki eğilimler değişince buna müdahale ediliyor. İstisnai bazı durumlar daha var.
    Sonuçta bazı durumları tedavi etmeye çalışmak kendi haline bırakmaktan daha yıkıcı olabiliyor. Eğer kişinin aklı başında olduğu gösterildiyse, yani sonuçta-senin de dediğin gibi- topluma zarar verici davranışlarda bulunmayacağı anlaşılmışsa (bu ön koşulla) eşcinseller oldukları gibi devam ederler. Benim sevmediğim durum bunun normalize edilme çabası. Bu özel bir durum, bir çeşit duygu bozukluğu gibi.
    Tabii ki kimse hiçbir şeyi benim onayıma sunmuyor. Ben de ben sevmiyorum diye hiç kimseye karışan bir insan değilim. Ama insanlar sosyalleşir bir takım toplumsal kurallar belirlenirken herkesi memnun etmek imkansız. Zaten mümkün olsa o ideal devlet olurdu. Sonuçta belli bir özgürlüğü verdiğinde diğer tarafın hakkını elinden almış oluyorsun.
    İnsanlar tabii ki cinsel obje olmaktan çok daha öteler. Ama severken aşık olurken bile azıcık da olsa kuralı olmalıdır be yav (hahahah, sonunda halka indim). İnsanın hayat yolunda türlü kombinasyonlar çıkıyor karşısına. Erkek diyor ki kadını sevebiliyorsam erkeği de severim, hayvanı da severim, cansız objeyi de severim. Ama sevmesin işte. Yani bir adam insan gibi dik durup insan gibi ona sevgisini gösterebilecek bir hayvanla aşk yaşayabilir mi? Benim doğal değil dediğim bu işte. 70 yaşındaki bir adamın 7 yaşındaki kızı sevmesini de senin bahsettiğin nedenlerle olası gösterebilirsin o zaman. Ama ben diyorum ki olmasa çok iyi olur.
    Bir zamanlar kadınların aşağılanması tamamen erkeklerin fikri olarak oluşturduğu bir şey, belki fiziki güçsüzlüklerinden kuvvet alarak ezmeleri vs de tuz biber ekmiş. Ama doğal olarak zeka, sosyal beceriler ve birçok konuda bunun doğal ya da fizyolojik bir aşağılık olduğunu gösteren bir şey yok. Ama ben hala ısrarla söylüyorum ki kadın ve erkek birbirlerini tamamlarlar. Bunun cinsel boyutu vardır ama çok ötesi de vardır. Fiziksel ruhsal sosyal nedenler diye sıralayabilirim. Tabii ki en temel sebeplerden biri de neslinin devamıdır, akabinde takip eden olaylardır. Ayrıca neslin devamı hiç de küçümsenmeyecek kadar önemli bir olay.
    Ayrıca LSJ’un bakış açısı derken? Nereden bakarsan bak LSJ ben-yani seyircinin- gördüğü izlediği bir karakter. Yani bana sunulan olaylar çerçevesinde değişebilir ötesine geçemez. Yönetmen benim neyi anlamamı istediyse aşağı yukarı beni buna yöneltecek bir senaryo çizer, kendi yorumumu katıp bunu değiştirmeye kalkarsam o zaman bazı olayları atlamam gerekir.
    Kaldı ki gerçek hayatta bir adam bir erkekten hoşlanmış ve sonunda bu erkeğin aslında kadın olduğunu anlayıp rahatlamışsa ben diyorum ki bu erkek bir şekilde onun kadın olduğunu hissettiği için hoşlanmıştır. Bu onu eşcinsel yapmaz diye bir savunmam olmuştu, aynen tekrarlayayım.
    Senin bahsettiğin kadının kendi kendini döllemesi vs durumları yapay, yani doğal yolla olamaz, dolayısıyla o sistemde mutlaka eksik gedikler çıkıyor. İşte Dolly adlı koyun klonlandığında telomerlerinin kısa olduğu ile ilgili spekülasyonlar ortaya atıldı ya da klonlanınca oluşan genetik anomalilerle ilgili bazı konular konuşuluyor. Kadın ilerde bir şekilde kendini dölleyebilirse de pek çok sorun çıkacak. Ama diyelim seneler seneler sonra hiç sorun çıkmadan döllendi, yine de bu sistem hiçbir zaman doğal olan-kolay olan yolun önüne geçemez. Yapay olanla fizyolojik olanı nasıl bir tutabilirsin?
    Tabii ki bu sistem hayvanların vücudunda, bitkilerin vücunda farklı olabilir, bu bizim kadınımızın doğallığını değiştirmez ki. Bilmem ne hayvanının erkeği hamile kalıyor, o zaman insanların da mı erkekleri hamile kalsın? Böyle bir sonuca çıkmayı fazla alengirli buluyorum. Bu örnekle ne demeye çalıştığımı anlatabilmişimdir diye umuyorum.
    Taejo gerçekte 4 tane üniversite öğrencisine gizli görev veriyor muydu? Eğer veriyorduysa aynı kişiyi muhafız da yapar. Dediğim gibi dizi neticede belgesel falan değil ki, çoğu yerinde güldük eğlendik, bu kadar motamot olmak, aşırı mantıklı olmak zorunda mı?

  20. Lili Brik permalink
    Temmuz 26, 2011 2:26 am

    Bu ornegi verirken senin de hastalik geninden bahsedecegini biliyordum :) Ama genleri direkt hastalikla bagdastirmak kusurlu bir gorus.Escinsel geninin hastalikli oldugunu,onun kusurlu oldugunu soylemek genetik bozukluga isarettir.Genetik bozukluklarda sagligi direkt olarak etkileyen bir faktor belirtmen gerekiyor.Mesela sen 2 kol yerine tek kolla dogmus olsaydin bu senin yasayisini olumsuz etkileyecekti.Ihtiyaclarini yeterli duzeyde karsilayamadigin icin belki kilo kaybina ugrayabilirdin,ya da kaslarin gelismezdi belki ortalama omur suren kisalirdi gibi.Escinsellige genetik bozukluk sebep oluyorsa saglik ve hastalik tanimi icerisinde bir kac rahatsizlik sayman gerekiyor.Hastaligin cercevesi bellidir.Hemcins iki insan birlestiginde ne gibi bir saglik problemi cikiyor acaba ki sen de boyle bir gorus sunuyorsun ortaya ?Ustelik erkek escinsellerde escinsel gen anneden aktariliyor cocuga.O halde anne de kusurlu olmali.Uluslar Arasi Saglik Orgutu escinselligin hastalik olmadigini kabul ederken sen kusur-hastalik oldugunu soyluyorsun peki dayanagin nedir? Boyle bir iddia kisisel gorusten fazlasidir,kanita ihtiyac duyar.

    Eger akli basindaysa escinselin,birakin gay gay takilsin demissin.Akli basinda olmayan escinsel mi gordun? Escinsellerdeki akli basinda olmama durumu heterolarinkinden fazla mi? Bilincli olarak escinsel olmayi secmis ya da oyle dogmus olamaz mi yani? Bunun normallestirilme cabasini yanlis bulmussun bir de.Bu zaten normal birsey.Insanlar yatak odalarinda hemcinsleriyle sevisiyor.Sen de karsicinsinle.Sen normal olanin kendin olduguna nasil karar verdin acaba? cogunluk oyle dusunuyor diyeceksin.Ne zamandan beri gercekler cogunluga gore ayarlanir oldu?Dunyanin duz olduguna inanan butun bir dunya vardi bir zamanlar.ama bu dunyayi duz yapmadi ne yazikki.

    Belli bir ozgurluk verdiginde diger tarafinkini kisitlamis oluyorsun demissin.Escinsellere diyelim ki evlenme ozgurlugu tanindi butun dunyada,heterolarin hangi ozgurlukleri ellerinden alinmis oluyor? Butun dunyada genel-gecer toplum kurallarindan bahsetmek mumkun degildir.Bu kurallar her toplumda farklilik gosterir.Ornegin burda birini oldurmek yasakken afrikadaki bir kabilede insan kurban etmek normal sayilabilir.Sen burda kopek yemeyi igrenc buluyorsun ama Cin ve Kore’de insanlar onu senin keci yemen gibi yiyorlar.Dogru veya yanlis.bir cok toplum ve bir cok kural var.Ben insanlarin bu kurallara sigdirilmasini yanlis buluyorum.Cunku toplum cogunlukla en temel kurali unutmus oluyor : baskasina zarar vermeden yapilmali butun eylemler.Toplum ise cogunlukla herseye mudahale eden bir yapiya donusmus isi zorbaliga kadar vardirmistir.Homo sapiense donusmemizden bu yana binlerce yil gecti ama hala bir homosapiens digerine kiminle sevisecegi hakkinda emir verme hakkini kendinde bulabiliyor.Dusunebilen insan boyle olmamali bence.

    Herkesin herseyi sevme hakki vardir.Hayvan,bitki,esya,odun.Her ne olursa.Sen de ona sevme diyemezsin.Fakat karsima bu kadar uc bir ornek koyarken atladigin birsey var : Karsilikli irade.Eger esege asik olan bir adam varsa ve esek te onu seviyorsa kim ne diyebilir..Burda onemli olan karsinda saglikli,kendi iradesi olan ve kisiligi oturmus iki kisinin birlikte olma istegidir.Bunu uc orneklerinle kiyaslayamazsin.Cunku bu iliskilerde irade yok.70 yasindaki adam 7 yasindaki cocuga asik olabilir ama cocugu kendisiyle olmaya zorlayamaz.Diyelim ki cocuk saf ve salak birseyden anlamayip herseyi oyun gibi gorup birlikte oluyor.Bu noktada da saglikli karar veremeyecek durumda ve yasta olmasi,iradesinin henuz gelisemeyecek kadar kucuk oldugu hesap edilerek ona engel olunmali.Yani yine ortada ozgur irade yok.19-20 yasindaki bir genc 70 yasindaki dedeye asik olmussa sirf marjinal ve az gorulmus bir durum diye kimseye mudahale hakki vermez.Ben bu dedeyi seviyorum size ne? derse ne cevap vereceksin? oglum bak adam yakisikli bile degil,yasli hem de erkek mi diyeceksin? bu onun icin farketmiyor,sen niye kendine sorun ediyorsun?

    Kadin ve erkegin fiziksel ruhsal sosyal nedenlerden dolayi birbirini tamamlamasi yine tercih meselesidir.Bi kadin bir erkegin onu tamamlamadigini dusunuyorsa tamamlamiyordur.Neslin devaminda ise kimseyi bu konuda rol almaya zorlayamazsin.Neslin devami bir kisinin neden umrunda olsun mesela? Zaten ortalama 70-80 yil yasayip olecek.Kendisinden sonra olacak seyler icin niye endiselensin.Olmadi olmadi zaten sperm bankasi diye birsey var.Insanlarin cogalmak icin birebir iliskiye ihtiyac duymadiklarini senin de cok iyi biliyor olman gerekiyor.Tek ihtiyac olan biraz yumurtalik biraz da sperm.Bunda duygu bile yok.

    Yapay olani dogal olanla dovusturmek gibi bir niyetim zaten yok.Sana sadece empati yapmani onerirken verdigim ornek dunyanin temelini anlatiyordum…Yapay organ yapmayi basardi bilim adamlari,daha cok yasamak isteyen insanlar icin muhtemelen cok iyi bir cozum.Tubitak’in Yapay Organlar dosyasina bakmani tavsiye ederim.Bunu Dolly ile kiyaslaman komik olmus :) Dolly ilk klondu.tabiki kusurlari olacakti.Dolly’den sonra bir cok klonlama yapildi.Bunlar Dolly’den cok daha iyi sonuclar verdi.Ayrica bu konuda endiselenmene gerek yok.Insan ve doga her yaptigiyla sonunda birbirlerine uyum gostermeyi basariyorlar.Eger ki kadinlar tek baslarina saglikli bir sekilde cogalip erkekleri faydasiz bir konuma dusururse doga erkeklerden cogalma yeteneklerini alip bu dunyaya uygun hale getirecektir.Bu milyarlarca yil boyle oldu.Bundan sonra da oyle olacaktir.

    Escinselligin dogal olmadigini soyleyen sendin.Ben de sana dogadan escinsel ornekler verdim.Dogurabilen erkekler,erkege donusen hayvanlar ve kendi kendini dolleyen disiler senin kategorize ettigin erkek ve kadin gorevlerine,onlara yukledigin sorumluluklara cevaplardi.Yani bunlarin hepsi dogal.Insanlarin gayligi de dogal.Eger bir gun hasta oldugunda yapay bobrek,protez bacak,estetik ameliyati falan kabul edeceksen kadinlarin kendilerini dollemesini de kabul etmek zorunda kalacaksin.Yapayin faydali olmadigini soylemek kendinle celismek olur.Cunku zaten hali hazirda kullandigin bir cok sey insanlar tarafindan uretilen yapay seylerdir.Sana fayda sagladigi surece sikayet etme hakkin olmuyor ne yazik ki!

    Gelelim LSJ’ye :) “Ayrıca LSJ’un bakış açısı derken? Nereden bakarsan bak LSJ ben-yani seyircinin- gördüğü izlediği bir karakter. Yani bana sunulan olaylar çerçevesinde değişebilir ötesine geçemez. Yönetmen benim neyi anlamamı istediyse aşağı yukarı beni buna yöneltecek bir senaryo çizer, kendi yorumumu katıp bunu değiştirmeye kalkarsam o zaman bazı olayları atlamam gerekir.” demissin.
    LSJ’nin bakis acisina gore Daemul feminen bir erkekti,kadin degil.buna itirazin var mi? Onun kadin oldugunu hissetmisti falan dedin ama onun kadin oldugunu bir tek diger feminen karakter Yeorim hissetti.LSJ hissetti diyorsan eger o bulumu bi gonder de izleyeyim o zaman.Daemul gisaeng kiligina gordiginde bile suphe etmedi zaar :) Yonetmen Daemul’un kiz oldugunu sana gosterdi ama LSJ’ye gostermedi.bu noktada LSJ ve senin gercekligin tamamen ayriliyor.LSJ’nin gercekliginde Daemul feminen bir erkekti,kadin degil.Senin gercekliginde ise Daemul erkek kiligina girmis bir kadin.Bir karakteri anlamaya calisirken kendini kendi bilgilerinle alip toptan onun yerine koyarsan empatinde hatalar olur.Yerine gectigin kisi ne kadar sey biliyorsa sen de o kadar sey bilmelisin ki bakis aciniz ve cikardiginiz sonuclar ayni olsun.Sen kendi bilgilerinde LSJ’nin yerine dusunuyorsun suanda.
    Ayrica kadin oldugunu gorunce rahatlamasi normal.Cunku o zamanki toplumda escinsellik yasak,gunah.Bu cocuk ta oyle buyumus.Hetero oldugundan emin.Ama ansizin feminen bir erkege asik oluyor.Uzerindeki baskiyi hayal edebiliyorsundur.Kadin oldugunu ogrenince tabiki “oley kadina asik olmusum,heteroyum” diye sevinecektir.Fakat eger ogrenmeseydi de butun zorluklara ragmen Daemul’u sevmeye devam edecekti.

  21. bunusevdim permalink*
    Temmuz 26, 2011 4:22 pm

    Öncelikle en ilginç gelen yorumundan başlayayım: “Eger ki kadinlar tek baslarina saglikli bir sekilde cogalip erkekleri faydasiz bir konuma dusururse doga erkeklerden cogalma yeteneklerini alip bu dunyaya uygun hale getirecektir.” demişsin. Ben kadın ve erkek işbirliği biterse insanlık aleminin sonunun geleceğini söylerim. Sen de kadınlar kendi başına ürerse öylece devam edebilirler dersin. Bu ikisini de an itibariyle kanıtlamanın imkanı yok, senin bu argümanı ortaya atarkenki kanıtın ne? Dünyada bir tür üreme paternlerini değiştirince de yaşamaya devam edebilmişler mi? Sonuçta bunlar varsayım, tartışmak afaki olacak.
    Bir de hayvan örnekleri ile insan eşcinselliğinin doğal olduğunu kanıtlamaya çalışmışsın. Bence de bu komik olmuş. O hayvanın vücudunun dizaynı ona göre. Ama insanınki ona göre değil. Nasıl karşılaştırmaya devam ediyorsun ben anlamadım.
    Tek kolu olmayan bir adamın hiç bir ek morbiditesi olmayabilir, buna emin ol. Ama tek kolu yoktur. Şu durumda o adam diğer normale göre eksiktir, mesela bazı kavrama işlevlerini yapmaktan acizdir. Eşcinsel adam da eksiktir, en temelinden üreme yeteneği yoktur ve bunu takip eden tüm olaylardan yoksun olacaktır. Bence bu konuda bir sorunun olmamalı. Zaten tek kişi üremesin sanki ne olacak gibi enteresan bir savunma da geliştirmişsin. Bir de sperm bankaları var falan demişsin. Yine doğalı yapayla karşılaştırmışsın. Biz bir adama renal transplant yaparken onun hasta olduğunu kabul ettiğimizden onu düzeltmeye çalıştığımız için bu işlemi yapıyoruz. Madem eşcinsellik tastamam normal niye o sistemin bazı eksik gediklerini düzeltmeye çalışmak için kadınları kendi içlerinde üremeye bırakalım ya da sperm bankası vsnin arkasına sığınalım.
    DSM kriterlerinden bahsetmişsin. Bu hiçbir şeyi göstermez, adamlar bilmem kaç sene önce hastalık kabul ediyorlardı, şimdi kriterlerden çıkardılar ama bilmem kaç sene sonra yine koyarlar. Kaldı ki şu anki kriterlere girmemiş çünkü adamlar şu anki kriterleri hayat kalitesini düşüren “psikiyatrik hastalık” üzerine kurmuş durumdalar. Yani o bahsettiğin kategori sadece psikiyatrik hastalıklar üzerine. Yani eşcinseller hasta/eksik değillerdir değil onun meali, eşcinsellik psikiyatrik hastalık değildir demek.
    Oysa insanoğlunun tüm yaşam süresini içine alıp multifaktöriyel inceleyen o denli gelişmiş kriterlerimiz ise yok henüz.
    “Ustelik erkek escinsellerde escinsel gen anneden aktariliyor çocuga.O halde anne de kusurlu olmali.” demişsin. Bu konuda biraz bilgi eksikliğin var gibi geldi bana. Herhangi bir kusurlu gen anneden çocuğa aktarılıyorsa bunun çok çeşitli genetik paternleri vardır, bazı hastalık kadında ya da o kişide sadece taşınır bulgu vermez, mesela X’e bağlı resesif geçiş varsa bir hastalıkta anne tamamen sağlıklıdır ama geni taşır. Doğan oğlan çocuk löp diye hasta oluverir :) Her neyse sonuçta bunun kalıtsal ya da edinilmiş olması bu tartışmanın rotasını değiştirmez.
    “Aklı başında olmayan eşcinsel gördün mü?” demişsin, evet gördüm :) Mesela bir tanesi sürekli toplu olarak kadınların bulunduğu yerlere girmeye çalışıyordu, “Ben de onlardanım” diyordu. Her neyse konuyla alakasız, sadece sen sordun diye söyledim :) Ama bu örnek bile bu durumun sosyal sıkıntı olduğunu gösterir. Toplu yaşam maalesef pek çok açıdan “mükemmel, özgür ve minimum kurallı devlet” hayalini suya düşürüyor..
    Bir süre önce eşcinsellerin evlat edinmesi ile ilgili bir konu dinlemiştim, şimdilik başarılı değil tabii. Ha istersen bu konuyu kapatayım çünkü sen gittikçe tek bireye döndün. Ama insan 70-80 sene sonra ölecek, sonra gelecek olanlar kimin umrunda tutumu sence normal mi? Ben bu sözü duymamış gibi yapacağım, tartışmanın gazı ile söyledin galiba :)
    Kaldı ki orada söylediğin neslin devamı tabii ki kişinin bilinçli olarak umrunda olmayabilir çoğu zaman, ama bu doğamızda olan içgüdüsel bir şey neticede.
    Bİr çocuğun doğal yolla büyümesi bile baba ve annenin işbirliğine bakar. Annesiz ya da babasız çocuklar büyümüyor mu? Tabii ki büyüyorlar ama eksik ve yanlış oluyor işte. Çünkü doğal olanın ötesine çıkmış oluyorsun. Ya bu tarz o kadar çok örnek var ki. Sonuçta eşcinsellik toplumlar için pratik uygulamada uygun olmuyor. Ama bireysel haklar konusunda ben kötümser değilim.
    Ben aslında toplum ve kültür meselesinden sen bireyi kastediyorsun diye hiç bahsetmemiştim ama son yorumlarında amaaan toplum da çok oluyor tarzı bir hava sezdim :) Ben kültürümüzü bu kadar küçümsemeni de mantıklı bulmadım. Dünya kuralsız global köy mü olmalı? Küçük ayrı kültürlerin yaşandığı bir yer olarak daha iyi. Ben de despot olmak, insanlara zulmetmek, eksiklik/ hastalıkları yüzünden onları dışlamak taraftarı değilim. Bir kültürün içindeki kişi bazı konuları farklı düşünebilir, konular tartışılabilir tabii ki. Bak biz tartışabiliyoruz değil mi?
    Bir de belki bu konuyla ilgili eşcinselliğin getirisi tartışılabilir? Aşk ve haz üzerine kurdun sen her şeyi. Zevk aldığımız her şeyi yapmak zorundaymışız gibi. Yeri burası değil ama tartışılır.
    Bu tartışmalarımız sırasında merak ettiğim bazı konular da oldu. Vaktim olduğunda onlara bakacağım tabii ki. İlginç araştırmalar var, eşcinsellerde amigdalalarla ilgili vs. Mesela amigdala hasarlarında insanlar korkusuz ve cinsel açıdan sınırsız (canlı cansız vs). İlginç yani. Bu konuşmalar 2-3 yorum daha uzarsa literatür taraması yapacağım sonunda hahahaha
    Ama asıl tartışmamız gereken konuya gelecek olursak… LSJ konusunda söylediklerimi niye anlamamakta ısrar ettiğini de kestiremiyorum, kelimelere takılmanın alemi yok. Ben daha bilinçaltı bir durumdan bahsediyorum hissetmek derken. Yeorim’in hissetmesinin kendince mantıklı nedenleri vardı. Şöyle söyleyeyim MJS de hissetmişti onun kız olduğunu, mesela kız olduğunu fark etmeden önce de KYS’in yanında hıçkırıyordu.

  22. Lili Brik permalink
    Temmuz 27, 2011 3:08 am

    Doganin insanlari dunyaya uygun hale getirecegi varsayimimi yine dogadaki orneklere bakarak veriyorum tabiki.Erkeklerin islevsiz kaldigi bir dunyada degiliz.O yuzden “bak burda olmus” seklinde kanitlayamayacagim.Eger ki bu sekilde bir gucu kadinlar ellerine alirsa dogal secilim ile ya erkeklerin soyu tukenecektir ya da evrimleseceklerdir diyorum.Insanlar cogaldigi surece insanlik alemi bitmez.Sadece simdikinden farkli bir yapiya burunur.Madem butun olay cogalmaksa senin dedigin gibi :)

    Hayvan ve insan arasinda bir fark olmadigini oncelikle kabul etmen gerekiyor.Cunku biz de hala hayvaniz.(benzememizin sebebi bu olsa gerek ha) Sen ikinci paragrafindaki gibi bir cumle kurabiliyorsan oncelikle evrimi reddetmis oluyorsun.-ki “dizayn” dan bahsetmissin.Insandaki escinsel geninden bahsediyorum sen ise vucudunun dizayni oyle degil diyorsun.Oyle degilse niye escinsel o zaman? Escinsel hayvanlar da insanlar da ayni sekilde sex yapiyor.Aradaki fark nedir o halde?Dizaynlari farkli olsa yapmazlardi herhalde.Peki bu hayvanlar saglikli insanlar hasta mi?

    Escinsel adam eksiktir,ureme kabiliyeti yoktur demissin.Bunu gormezlikten gelemeyecegim ne yazik ki!! Escinsellerin ureme kabiliyeti olmadigini nerden cikardin? Hala yumurtalari ve spermleri oldugunu unutuyorsun galiba.Birbirleriyle cogalamayacaklari hic cogalamayacaklari anlamina gelmiyor.Ben escinselligin mesru oldugunu savunurken,sen butun dunya gay olsun dedigimi sandin herhalde ki bu tur bir cikarim yaptin.hadi bakalim.

    Ilk once escinsellik bir hastalik olmadigi icin tedavi edilemez.Sen hastalik oldugunu iddia etsen yine tedavi edemezsin.O halde once bana hastalik-saglik kavramlari icerisinde escinselligin hastalik oldugunu kanitla.Kan mi kusuyorlar,ishal mi oluyorlar,sinirleri mi olmus,depresyondan cikmiyorlar mi,yuruyemiyorlar mi? Ne olmus ta bu insanlar kusurlu sayilmis? Ureme ! bu insanlar ureyebiliyorlar.birbirleriyle degilse bile cogalma yetenekleri var.Ustelik ne zamandan beri hamile kalabilmek ve dolleyebilmek saglikli olmanin kosullari arasinda sayiliyor? Kendi kendini dolleyebilen hayvanlar yapay yontemler kullanmiyorlar.Onlarin bu ekstra ozelligi hastalik mi acaba?

    DSA psikiyatrik hastalik olmadigini kabul etmis.Guzel.Sen de biyolojik bir hastalik oldugunu dusunuyorsun.Uzgunum ama yine kanit isteyecegim.Escinselligi hastalik yapan bazi veriler sunmalisin.

    Anenin o genin tasiyicisi oldugunu ama cocuga gecince hastaliga donustugunu soylemissin.O genin hastalik geni oldugunu kanitlamalisin.

    Akli basinda olmayan escinsele ornek olarak kadin kabinlerine girmek isteyen gayleri ornek gostermissin.Mango’daki o olayla ayni olmasi ve sonucta elestirilecek bir muameleyi ornek gostermen acinasi.

    Gelelim anne-baba isbirligiyle cocuk buyutme meselesine. Lezbiyen ebeveyni ailelerde cocuk istismar orani sifirmis mesela.Bu oran Amerika’daki heteroseksüel ebeveynli ailelerde %26 olan (daha çok şiddet ve baskı şeklindeki) istismar ve 8% olan cinsel istismar oranlarıyla karşılaştırılınca ortaya ilginç bir tablo çıkıyor.

    Eşcinsel ailelerde yetişen çocukların homoseksüel olacakları iddiasıyla ilgili de araştırma, bu ailelerde yetişen çocukların %2.8′inin eşcinsel olduklarını gösteriyor.Arastirma da su :

    http://www.huffingtonpost.com/2010/11/10/lesbians-child-abuse-0-percent_n_781624.html
    Aile kurumu sizin yuklediginiz anlamlardan fazlasini iceriyor.Cocugun saglikli buyumesi erkek ve kadin figurune bagli degildir.Arastirmadan da bu iyice anlasiliyor.Senin dedigin gibi hetero duzen aile icin en iyisi olsaydi dunya mutlu insanlarla dolu olurdu.Burda escinsel ebeveynleri kusurlu bulmaktansa her iki tarafin da insan olarak ebeveynlikte basarisiz olabilecegini soylemeliydin.

    70-80 yil yasayacak insanlara soyun devami gibi bir misyonun zorunlu olarak yuklenemeyecegi hakindaki fikrimi yineliyorum.Insanlarin yasamasindaki yegane amac cogalmak ve soyun devami degildir.Biz evrimlesip sosyal birer hayvana donuseli uzun yillar oldu

    Dunya global koy olsun demedim.Sadece toplumun bir cok noktada vazifesi olmayan islere mudahale ettigini soyledim.ozel hayat gibi.Kimseye zarar vermeyen tercihleri kurallarla sinirlamak toplumun isi olmamali.Tabiki ben kultur bollugundan yanayim ama birbirini kirmayacak ve iradesini kullanan insanlara kiminle sevisecegini,evlenecegini,ne is yapacagini soyleyemeycek sekilde.Toplumun egitilip her bireye saygili olacak sekilde gelistirilmesi,seviyesinin yukseltilmesi taraftariyim.

    Yazdigim bir cok seyi ask ve haz uzerine kurulu anlamanla ilgili : En basta insanlarin birbirlerine saygi duyup anlayis gosterecek erdemleri kazanmasini savundum.Insanlar tabiki bir cok seyi haz verici sonuclarindan dolayi yaparlar.Bunu sadece cinsel haz anlaminda anlamayin.Yemek yedikten sonra duyulan haz,bir is basardiktan sonra duyulan haz,rahat uykudan sonraki haz,tuvaletini yaptiktan sonraki haz seklinde cogaltilabilir.Bunu yoksayarsak ve eylemlerimizden hazzi cikartirsak eylemlerin pek bir anlami ve tesvik ediciligi kalmaz sanirim.Sonucta zevk aldigimiz herseyi yapabiliriz ama baskasina sıkıntı yaratmayacak sekilde.Tuvaletin geliyorsa tutmamalisin ama gidip komsunun da agzina sicmamalisin gibi :)

    Escinsellige amigdala hasarlarinin sebep oldugunu dusunuyorsan bunu oran olarak ortaya koymalisin.Mesela kac escinselin kacinda gaylige amigdala sebep oluyormus gibi.Bu arastirmanin sonucunu bekleyecegim.

    Senin fikirlerini incelerken tabiki kelimlerine takilacagim,baska bir muhattap mi var ortada yoksa :) Yeorim’in sebepleri vardi onun kiz oldugunu anlamasinda.Tam aciklanmasa da dizide,herhalde kendisi feminen oldugu icin baska feminenleri tespit etmede hassasti.Geol-Oh’ta bir sekilde anlayip hickiriyordu falan.Ama LSJ’nin anladigina dair herhangi bir bilgi yok dizide.Ne bir hickirik ne bir “suphelendim” durusu…senariste mesaj atip sorucam nerdeyse :)

  23. bunusevdim permalink*
    Temmuz 27, 2011 6:28 pm

    Hayvanlarla insanlar arasında tabii ki çok büyük farklar var :) Ne kadar büyük farklar olduğunu anlatmama gerek olduğunu da sanmıyorum. Ben zaten eşcinsel hayvanların normal olduğunu asla söylemedim, orayı da yanlış anlamışsın. Benim dizayn farklı derkenki söylediğim o senin başta bahsettiğin erkek olup hamile kalan ya da form değiştirip dişiyi dölleyenlerdendi. Onların yapıları farklı. Sonuçta insan ve hayvan farklı, hücrelerinden organlarına akıllarından yaptıklarına kadar her şeyleri ile farklı. Aynı olduklarını düşünüyorsan bence biraz daha biyoloji okuman gerekir.
    Hetero ebeveyn yorumların da beni gülmekten öldürdü. Demek dünya çok mutlu olurdu öyle mi? Nasıl bu kadar kolay sebep sonuç ilişkisi kurabiliyorsun hayretler içerisinde kaldım :)
    Şimdiye kadar çocuk psikolojisi üzerine yapılmış tonlarca çalışmada anne ve babanın ayrı ayrı ve birlikte çocuk üzerine ne kadar önemli rolleri olduğu ortaya konmuş durumda. “Cocugun saglikli buyumesi erkek ve kadin figurune bagli degildir.” şeklindeki cümlen kendi hayallerindeki ideal aile için geçerli olsa gerek.
    İlk olarak gazete haberinde bahsi geçen makale şu:
    http://www.nllfs.org/images/uploads/pdf/NLLFS-adolescents-sexuality-2010.pdf
    Ders bir, öyle her gazete haberine balıklama atlamayacağız. İki, çalışma 78 kişiden ibaret! Ve tabii ki seçilmiş, takip edilmiş 78 kişi…
    Haberde bahsedilen %26 rakamına dahil olan toplam Amerikalı adölesan sayısı kaç peki? Ben söyleyeyim: 1467 ve nasıl seçilmiş, random telefon numaraları belirlenerek, telefon görüşmeleri ile. İşte o makale de şu:
    http://www.unh.edu/ccrc/pdf/CV176.pdf
    Ve tabii bu adölesanların aile ortamlarının kriterlerinden falan hiç bahsetmiyorum. Zaten ortada öyle detaylı bir veri yok. Eğer istatistik denen şeyden haberin varsa böyle bir karşılaştırma ve projeksiyon yapamayacağını bilirdin.
    Zaten ben evlatlık edinme demiştim ama bu çalışmadaki lezbiyen annelerden biri biyolojik anne oluyor. Neyse google’larken bunu buldun madem bunu konuşalım :)
    Bu çalışmadakiler iki kadın da değil, çalışmada çiftlerden yarısından çoğunun çoktan ayrılmış gitmiş olduğunu da göreceksin. Demografik veriler ise tam bir muamma. Lezbiyen anne olarak tanıtılan kişilerin ortalama Amerikan standartlarından yukarda kişiler olduğu söylenebilir ve çocuklarına ilgililer. İlgili olduklarını nereden çıkardığımı da yine aynı grubun diğer çalışmalarında bulabilirsin. Her neyse sonuçta bu 78 adolesanın anket doldurarak belirttiklerine göre annelerinden -hatta yarısından çoğu için tek “annesinden”- cinsel istismar görmemiş. Tebrik mi etmeliyim?
    Her neyse benim şu an için daha fazla incelemeye vaktim yok, ama sen bak, ilginç gelen yerlerini yine konuşurum ben. Ama zaten bence lezbiyen anne çiftinin çocuklarında benim bekleyeceğim en son problem cinsel istismar olurdu herhalde. Diğer problemler başka platformlarda tartışılacak, bu tartışmanın üstüne ikinci apayrı tartışma açacak şeyler. Benim dinlediğim konuşma erkek eşcinsel çiftlerin evlat edinmesi ve bunu sürdüremedikleri üzerindeydi.
    Bu eşcinsel çift çocukları meselelerinde sayı arttıkça tablo netleşecek, ben çalışmaları takip etmeni tavsiye ederim.
    Ayrıca eğer amigdala hasarı ile ilgili yazdıklarımdan da böyle bir anlam çıkarabildiysen ne diyeyim sana. O gördüğüm çalışma amigdalanın çalışma oranının eşcinsellerde heteroseksüellerden farklı olduğu ile ilgiliydi. Merak ediyorsan bir ara, bulamazsan ben tekrar bakarım. Ama zaten “tüm” eşcinsellerin amigdalaları bozuk diye bir şeyi akıllı biri söyleyemez. Multifaktöriyel bir durum var ortada, ben böyle de bir yönünü paylaşmak istedim.
    Benim anlatmaya çalıştıklarım çok açık, eksik oldukları ve insanoğlunun vücudunun işleyişi olarak doğal olmayan bir yolu seçtikleriyle ilgili düşüncelerimi örneklerle destekleyerek anlatmaya çalıştım. Homoseksüelliğin bir çeşit duygu bozukluğu olduğunu düşündüğümü de söyledim ama duygularla ilgili neyi kanıtlamam gerek yani? Varsayımlarımı, ne düşündüğümü anlatmaya çalışıyorum dilim döndüğünce. Zaten homoseksüellik kan tükürmek ?? gibi somut (tam da senin istediğin gibi) bir hastalığa neden olsa bugün bu konuyu tartışıyor olmazdık.
    Ve son olarak lütfen senaristle bağlantıya geç artık hahahaha. Sor bir bakalım LSJ eşcinsel miymiş değil miymiş?
    Ya da belki tüm insanoğlu gibi biseksüel miymiş :)

  24. Lili Brik permalink
    Temmuz 27, 2011 7:51 pm

    Temelde hayvanlar ve insanlar arasinda bir fark yoktur.Turler arasi farklar vardir.Ama bu isleyisin farkli oldugu anlamina gelmiyor.Bir cok hayvan ve bitki ile dna larimizin uyusma oraninin yuksek olmasi buna isaret olsa gerek.Tabiki hucrelerimize kadar benziyoruz demek istemiyorum,her insan bile birbirinden bir cok fark barindirirken boyle birsey iddia edemem.Ornegin bir maymun ile penguen de tamamen ayni degildir.insan ve kaplan da.ama bu turler arasi farklardir.Yani insan bir yana diger canlilar bir yana diye birsey soz konusu olamaz.

    Escinsel hayvanlarin ve insanlarin normal olmadigini hala soyluyorsun ama cidden onlarin hasta olduklarina dair bir bulgu sunamiyorsun.Hastalik-saglik kavramlari icerisinde bu canlilarin hasta-sagliksiz olduguna dair birsey olmali bu kadar net konustuguna gore.

    Kendi kendine cogalabilen,dollenebilen hayvanlari ornek gosterdigim konuyu hatirlatayim: Dogal ortamda (senin cok onemsedigin ortamda) bu tur islevler dogal yollarla alisilmisin disinda gerceklesebiliyor.Isterse senin dizayn dedigin sistemleri farkli olsun.Bu hayvanlar escinseller,kendi kendilerine dollenebiliyorlar ve oldukca dogallar.Insanlar kendi kendilerine dogal yollardan henuz dollenemiyor (belki de henuz turu buna mecbur kalmadigi icindir) ama escinsel,tipki dogadaki diger canlilar gibi.Simdi escinsel hayvanlarin da sorunlu oldugunu soyledin ve onlari da dogaldan saymadin.Senin kendine gore bir dogallik kavramin olduguna inanmaya basladim.

    Hetero ebeveynligin en sagliklisi oldugunu iddia eden sensin.Ben de oranlara bakilinca sonuclarin pek te parlak olmadigini soyluyorum.Linkini verdigim arastirmanin genis kapsamli olmadigini biliyorum ama kendilerinin de belirttigi gibi henuz bazi eksiklikleri var ve calismaya devam ediyorlar.
    Sonucta yukarida daha once de belirttim: Burda escinsel ebeveynleri kusurlu bulmaktansa her iki tarafin da insan olarak ebeveynlikte basarisiz olabilecegini soylemeliydin.Ayni seyi tekrarliyorum.Hetero veya homoseksuel olsun insanlar iki sekilde de ebeveynlikte basarli veya basarisiz olabilirler.Bu cinsel tercihlerle,kadin-erkek figuruyle tamamen baglantili ilerlemiyor.Sadece su zamana dek bu sekilde bir duzenle gelindi diye yabancisi oldugunuz bir konu uzerine bu kadar kolay hukum kesmemelisiniz bence.

    Cocuk psikolojisi uzerine yapilan arastirmalar anne ve baba figuru baz alinarak yapilmis.Yani sadece geleneksel olan incelenmis.Ayni arastirmalar escinsel aileler uzerine yapilip ta sagliksiz bir sonuc cikarirsa o zaman tekrar konusuruz.

    Senin anlatmaya calistigin eksik olduklari,dogal olmayan bir birliktelileri olmasi imis.Ama zaten 3 gundur ayni seyi soyluyorum : eksik olduklari konu ne? bir birlikteligin normal sayilabilmesi icin neden cogalmak bir kosul?
    Duygu bozuklugu ruhsal sorunlara tekabul ediyor.Ve fakat escinselligin psikolojik bir hastalik olmadigi artik konunun uzmanlarinca kabul ediliyor.Genetik bir bozukluga,biyolojik bir noksana da rastlanmis degil.O halde bu insanlar senin gozunde neden hala hasta?

  25. bunusevdim permalink*
    Temmuz 28, 2011 3:48 pm

    İlk olarak yine ne hakkında konuştuğun üzerine en ufak bir fikrin olmadığını anladığım için bilgi vereyim istedim. DSM-4 kriterlerine bir bak:
    http://en.wikipedia.org/wiki/DSM-IV_Codes
    Bu kriterlerde amaç hayat kalitesinin düşmesi. Yani adam eğer psikolojik bir sorun sebebiyle seksüel disfonksiyon oluyorsa bu kategoriye alıyorlar. Sonuçta amacına yönelik, kapiş? Eşcinsellik dolayısıyla giremez buraya. Duygu/ yönelim bozukluğu olsa da olmasa da bu sebeple bu sınıflandırma içinde giremez.
    Benim bahsettiğim duygu ile tüm psikiyatriyi kıyaslamak absürd olur.
    Kaldı ki aynı psikiyatristler söz gelimi eşcinsellik psikiyatrik açıdan pirüpaktır dese bunu coşkuyla kabul edersin ama yine aynı psikiyatristler hem anne hem baba ayrı ayrı önemlidir tarzı araştırmalar yapınca bunu kabul etmiyorsun. Neye dayanarak kabul etmiyorsun bunu da anlamadım. Yani babasız büyüyen bir çocuğun sorunları 2 anneli bir çocukta olmayacak mı ya da annesiz büyüyen çocukların sorunları 2 babalı bir çocukta? Ama yılların araştırmalarını da geleneksel bunlar diye çöpe atamazsın. Ha, eşcinsel çift çocuklarının ve tabi lezbiyen çift çocukları desem daha doğru olacak, çalışmalarını tabii ki takip edelim ilerde.
    Kaldı ki bu lezbiyen çiftin çocuğu falan da değil, sperm donasyonu ile oluyor, sadece birinin çocuğu, diğeri için evlatlık gibi birşey oluyor. Yine dediğin gibi çok sevdiğim doğallık konusuna geliyoruz. Ayrıca etik olduğunu da düşünmüyorum.
    (Bu arada doğal konusunda itirazın varsa tdk sözlüğe bakabilirsin)
    Sen meraklısın bu konuya diye amigdala konusunu kendin araştırmanı rica etmiştim ama sürekli niye kanıtla kanıtla deyip duruyorsun, düşüncenin mantık çerçevesinde açıklamasını yapıyorum ama senin iki artı iki zihniyetine hitap edemiyorum bir türlü maalesef. O halde sen de neden tüm insanların biseksüel olduğunu kanıtla kanıtla kanıtla mı demem lazım? Bu kanıtlamak lafından feci sıkıldım bir tartışmayı çıkmaza sokan şeylerden biri.
    Neyse sonuçta iş başa düştü. Amigdala nedir dersen, duygulara verdiğimiz tepkilerle ilgili bir beyin bölgesi diyebilirim, tabii ama bir çok başka işlevi de var. Amigdala ile ilgili rahatsızlıklar bir spektrum tabii ki. Bilateral hasar olduğunda bizzat görmemekle beraber korkusuz, hatta canlı cansız tüm objelerden cinsel haz alabildiğini okumuştum.
    Şimdilerde homoseksüellerin amigdalalarında yapılan çalışmalarda homoseksüel bir erkeğin amigdalasının bir erkeğinki gibi değil heteroseksüel bir kadınınki gibi tepki verdiğini gösteren PET çalışmaları var. Neden-sonuç ilişkisini kuramazsın tabii ki. Ama homoseksüel erkeklerin “duygu”ları ile ilgili bir çalışma neticede, psikolojileri değil!
    http://www.pnas.org/content/105/27/9403.full.pdf+html
    Bu benim bahsettiğim çalışma değildi aslında. Ben vaktim olduğunda yine bakarım. Ama yine diyorum, gerçekten tartışmak istiyorsan ya kendi hipotezlerini kanıtla madem (sen çok seviyorsun o yüzden), ya da karşıdakini anlamaya çalış lütfen. Bak lütfen diyorum.
    Bir de önceki yazdıklarımı sakin kafayla bir daha oku bakalım. Ben ne zaman hasta onlar dedim acaba??

  26. bunusevdim permalink*
    Temmuz 28, 2011 10:19 pm

    Son yorumlarda sana biraz haksızlık ettiğimi düşündüm bugün. Gerçekten de anlamıyor olabilirsin. Bu durumda bir daha güzelce anlatayım istedim.
    Bir şeyin doğallığını gösteren şeylerden biri de sonuç yani işlevselliktir. Ne istersen söyle: İster Allah böyle yarattı, ister doğanın işleyişi, ister evrimsel gereklilik… Sonuçta işlevsel olan durum istenen durumdur ve ödüllendirilir. Tabii ki bu noktada her şey yatak odası için modunda değilim. Sadece sisteme genel olarak bakıyorum ve heteroseksüel ilişkinin rastgele, insanların tesadüfi keşfettiği bir şey olmadığını, aksine tüm düzenlemelelerle ayarlanıp bir çocukla ödüllendirildiğini söylüyorum. Kadının üretken olduğu belli dönemler var, bu dönemlerde salgılanan hormonlarla kadın erkeği –ilginçtir ki- daha fazla sevmeye başlıyor. “Sırf” bu iş için vücudumuzda bulunan arter-ven-sinir-kas-hücre-organ-salgılanan madde vs.ler var. Yani o kadar kompleks bir ağ kurulmuş sonuçta. Bu da sevgi artışı gibi bir şeye bağlanmış ki sistem verimli olabilsin. Ödül olan çocuk olsun. Oysa 70 yaşında bir dede 7 yaşındaki bir kıza normal şartlar altında o gözle bakmaz. Sosyal olayları bir kenara bırakıyorum, bu işin bir ödülü yoktur çünkü.
    Kadının gelişimine bakalım biraz da. Aslında doğuştan bebek yapma kapasitesine sahip doğabilirdik, bunu engelleyen ne vardı ki? Ama 13 yaşında adet görmeye başlayan bir kızın birkaç senede de yumurtlamanın olmadığı sikluslar yüzünden doğuma hazır hale gelmesi sürer, 15-16’yı bulur. Etti mi kızın akıllanmaya başladığı yıllar. Bu tesadüf müdür? Aynı şeyi insan-hayvan birlikteliği için de söyleyebilirsin. Eğer sorun karşılıklı irade ise bir maymun da bir insana aşık olup bu duruma karşı koymayabilir (söylemesi bile saçma oldu gerçi ). Ama bu durumun iki taraf için de bir ödülü olmayacaktır. Sonuçta hormonlar, içgüdüler ya da her neyse bir şeyler bizi anormal durumlardan koruyor. Öyle her şeyi insan iradesine bıraksaydık, ohooo çok işimiz var demekti.
    (Kaldı ki karşılıklı irade homoseksüel birlikteliğin “sosyal açıdan” kabul edilebilir sayılması için yeterli ikna edicilikte bir sebep değildir. Evli bir adamla evli bir kadının birlikteliği de karşılıklı irade çerçevesindedir ama sosyal açıdan kabul edilemez kalmaya devam ediyor. Yani aklında bulunsun diye söylüyorum, homoseksüelliği topluma kabul ettirmek istiyorsanız karşılıklı iradeden fazlasına ihtiyacınız var.)
    Her normal şeyde olduğu gibi duygu konusunda da anormal bir varyant var, bunun sonucunda da homoseksüellik ortaya çıkıyor. Seninle tartışırken internette okuduğuma göre seneler boyu homoseksüellik, azınlık da olsa, hep yaklaşık aynı oranda devam etmiş. İşte ben bu durumu –maalesef yine :)- vücutta normalde belirti vermeyen bazı durumlara benzettim. Mesela vücutta bir enzimin anormal formu oluyor, ama işlevsiz. Kişi sağlıklıyken, normal koşullarda o enzimin işlevsizliği farkedilmiyor, diğer sistemlerce kompanse ediliyor. Ama ne zaman ki bir enfeksiyon, hastalık vs gibi vücut bir sorunla karşı karşıya kaldığında ve mutlak bu enzime ihtiyaç duyulduğunda işte o zaman patlıyor.
    Homoseksüel bireylerin toplum içindeki durumları da bir nevi buna benziyor. Hani sen sürekli diyorsun ya tek kişinin ürememesi kimin umrunda. Toplum içinde hep azınlık olarak kaldıkları sürece gerçekten de kimsenin umrunda olmayabilir. Ama bu halde bile biz bu kişilere normal diyebilir miyiz? Bu kişiler aynı az önceki işlevsiz enzim gibidirler. Yani anormal varyanttırlar. Sadece kompanse edilmekteyken sorunsuz yaşayabilirler. Ama kompanse edilmezlerse yani ne bileyim mesela homoseksüellerden oluşan bir toplum oluştursan işte o zaman sistemin sonunu getirirsin. Enzim olayında hasta ölür, tıpkı toplumun da sonunun geleceği gibi.
    Toplumun içindeki birkaç homoseksüel bireyin işlevsel olmayışları işte bu yüzden onları anormal yapıyor. 100 çiftin içindeki bir homoseksüel çiftin çok güzel kompanse edliyor olması işbu sebeple onun normal olmadığı gerçeğini değiştirmez.
    Uyh yoruldum valla :) Tabii ki benimle yine de aynı fikri paylaşmayabilirsin ama en azından “Niye homoseksüellerin normal olmadığını düşündüğünü anladım” demeni bekliyorum :) Budur.

  27. Lili Brik permalink
    Temmuz 29, 2011 9:23 am

    DSM kriterleriyle ilgili senin soylediklerinin uzerinden gidelim de kim ne soyledigini bilmiyormus iyice anlayalim:
    “Kaldı ki şu anki kriterlere girmemiş çünkü adamlar şu anki kriterleri hayat kalitesini düşüren “psikiyatrik hastalık” üzerine kurmuş durumdalar. Yani o bahsettiğin kategori sadece psikiyatrik hastalıklar üzerine. Yani eşcinseller hasta/eksik değillerdir değil onun meali, eşcinsellik psikiyatrik hastalık değildir demek.” demissin.Ben sadece DSM hastalik kategorisinden cikarmis dedim.Sen de bi guzel actin maddeyi.Iyi de oldu.Ama simdi de hayat kalitesine cevirdin.Iyi o zaman hayat kalitesi olsun kriter.Cok akademik bir dille belirtemeyecegim ama hastaligin tanimi da buna yakin olsa gerek.Yani “hayat kalitesini” dusururse,normal akisi etkiler fiziksel olarak ta sıkıntı yaratirsa o sey hastalik olabilir.Psikolojik olarak,sosyal olarak,patolojik olarak bir sıkıntı bulamadiysan eger bunun hala bir sorun-eksiklik-hastalik oldugunu soylemeye devam edemezsin.Gunlerdir senden bununla ilgili bir veri isteyip durdum.Kanit kanit diye tekraralamamin sebebi bana iddianin kanitini sunmamam.

    “Kaldı ki aynı psikiyatristler söz gelimi eşcinsellik psikiyatrik açıdan pirüpaktır dese bunu coşkuyla kabul edersin ama yine aynı psikiyatristler hem anne hem baba ayrı ayrı önemlidir tarzı araştırmalar yapınca bunu kabul etmiyorsun.” demissin.Ben kurdugum cumlede psikiyatristlerin bu arastirmasini kabul etmiyorum demedim.Geleneksel olan arastirmalari cope atiyorum da demedim.Carpitmadan ilerle bence.Dedim ki bu cesit arastirmalar henuz geleneksel olani incelemisler.Geleneksel olmayanla ilgili bir inceleme arastirma yapmamislar.Yapacaklari zamana kadar escinsel ebeveynlerin basarisiz-sagliksiz olacaklarina emin olamayiz dedim.Ustelik boyle de genis capli bir arastirma ortaya kondugunda escinsel ebeveynleri ve hetero aileleri karsilastirabilir,cocuk icin erkek-kadin figurunun onemini olcebiliriz.Bu konu hakkindaki fikirlerimin ozeti bu idi.Bu kez sadece yazdiklarimi oku lutfen :)

    “Yani babasız büyüyen bir çocuğun sorunları 2 anneli bir çocukta olmayacak mı ya da annesiz büyüyen çocukların sorunları 2 babalı bir çocukta?” dedin. E zaten bunu ben iki kez belirttim yorumlarimda :
    “Burda escinsel ebeveynleri kusurlu bulmaktansa her iki tarafin da insan olarak ebeveynlikte basarisiz olabilecegini soylemeliydin.Ayni seyi tekrarliyorum.Hetero veya homoseksuel olsun insanlar iki sekilde de ebeveynlikte basarli veya basarisiz olabilirler.”

    Escinsel ya da hetero olmak insanlari ermis yapmiyor.Sosyal canlilariz.Hepimiz yasam suremiz icinde bizi sekillendiren bir cok olay yasiyoruz.Bunlar bizi oldugumuz kisi yapiyor.Dolayisiyla cevremize de bunu yansitiyoruz.

    Lezbiyen ciftte cocuk evlatlik gibi olsa da anne-baba kavramlari yine onu dunyaya getirmekle birlikte ilerlemiyor.Zekanin bir kismi %70’i sanirim kalitsal idi.Ve eger dogru egitilmezse bu oran buyudukce dusmekte geriye cogunlukla atalarimizdan miras kalan ilkel davranislar-tepkiler kalmaktadir.Yani herkesten duyabilecegin gibi cocugu dunyaya getirmek gercekten kimseyi ebeveyn yapmiyor.Onemli olan ona buyurken sekil verebilmek.

    Amigdala konusunu acan sensin.Acmanin sebebi ne peki? Senin fikirlerini destekleyecek bir sonucu yok arastirmanin.Escinsel davranislara eger amigdala hasari sebep olsaydi bunu konusabilirdik.Fakat simdilik arastirmanin sonucuna gore onlarin amigdalasi hetero bir erkeginden ya da kadininkinden farkli calisiyormus.eeee? bu bir sorun olarak tasdiklenmedikten sonra nesini tartisacagiz?
    Duygu hasari yasiyorlar demissin.Duygu hasariyla ruhsal-psikiyatrik soruna cekiyorsun mevzuyu dedim.Sen de duyguyla psikoloji ayni sey degil dedin.Fakat duygular psikoloji icerisinde beynin bir islevidir.Nesine hayir diyeceksin?
    Bir iddiam varmis,butun dunya biseksuelmis diye :) Oyle…Ornegin Freud herkesin biseksuel dogdugunu,cinselligine buyudukce sekil verdigini soyluyormus.Kinsey Raporuna gore,arastirmadaki erkek deneklerin %50’si her iki cinse de tepki veriyormus.%40’i da hayatinda bir kez escinsel iliski yasamis.Falan da filan.Bence bir kac cocugu erkek ve kadina topluluk icinde bicilen gorevlerin,ahlaki durumlarin,geleneksel cinselik bakis acisinin olmadigi bir adaya atsak eminim hepsi birbirini sever ve sevisirdi.Bu arastirma yapilana kadar bekleyelim :)

    Nezaman hastalar dedim demissin.De biz sabahtan beri neyi tartisiyoruz o zaman :) Bu tartismada biz iki ayri kutuptayiz.Sen postlarinda cokca eksiklik-hastalik-dogal olmama-normal olmama durumlarini vurgulamissin.Tastamam degilse eksiktir,dogal degilse yapaydir,normal degilse anormaldir.Ben geni var diyorum,sen hastalik genini one suruyorsun.Kopek genetik olarak kor doguyorsa saglikli mi yani diyorsun.O zaman senin escinsellik hakkindaki durusunla ilgili baska ne dusunebilirim ki?

    Gelelim ikinci yazina :) Bana haksizlik etmissin,anlamamisim :) Tartismayi bu sekilde bir atmosfere sokman yanlis bir hareket ilk once.Otomatik olarak anlayisi kit konumuna dusmusum.Duzelt duzeltebilirsen artik :) Ama ugrasayim yine de.

    Ilk paragrafi ele alalim.Dogal olan islevsel ve odullu olmaliymis ozetle.Bu yine bakis acisi,tercih meselesi bir konu.Odul yalnizca bebekle sinirlandirilamaz.Orgazm bir hazdir ve sexin sonundaki oduldur.Sonunda orgazm odulu oldukca homo ve hetero sex,islevsel olmaya devam edecektir.Bir sonraki odul de istege bagli bebek olabilir.2 cocuktan sonra cogalmak istemeyen bir cift ne diye sex yapiyor ya da evli kalmaya devam ediyor mesela?Ya da evlendigi halde cocuk yapmayanlar,cocuk yapmamasina ragmen bol bol sex yapanlar gibi gibi.Ustelik odulu yalnizca orgazm ya da bebek olarak gormek te kusurlu.Bu isin bir de duygusal getirileri goturuleri var.Her sekilde istenen ve tercih edilen bir durumu var insan iliskilerinin.Daha once de dedim: eylemlerden hazzi cikarsan sonuclar tesvik ediciligini kaybeder bir sure sonra.Ustelik escinsellik ilk insanlardan beri var.Binlerce yildir.Islevsel olmasaydi coktan sistemimizden elenmisti.
    70 yasindaki adam 7 yasindaki bir cocuktan hoslanabiliyorsa senin de oturup bir sorgulaman lazim “ulan dogal degilse bu ne” diye…Seninki kadar uc ornekler olmasa da bir cok unlu yazar ve sair var kucuk cocuklara asik olan(genelde 13-15 yas arasi),onlara siirler ve romanlar yazan.Akil sagliklari yerinde olmasina ragmen gonulleri ferman dinlememis.Uygun buldugum anlamina gelmesin.Ama imkansiz ve anormal de degil.

    Kadinlarin dogum yasi ornegini ne diye gosterdin anlamadim.Ama dogurma yaslari 16 falan degil.Doguda eskiden butun kizlar ufak yasta evlenir ve hemen hepsi 13-14 yasinda cocuk dogurmustur.Anne olduklarinda hepsi gayet cocuk yastadir.

    Bir maymun bir insana,o insan da maymuna asik olabilirse iste iliskide karsilikli ozgur irade.Gidip “nayir nolamaz” diye ayiracak misin onlari? Senin icin odul sayilan bebek onlar icin degil demek ki.

    Evli bir adam ve evli bir kadin karsilikli iradeyle birlikte oluyorlarsa ustelik olabiliyorlarsa bu is icin irade yeterlidir.Eger birlikte olan kisilerin esleri durumu kabul ediyorsa kimseye elestirmek dusmez.Kabul etmiyorlarsa meseleyi birbirleriyle cozerler artik.Ustelik bu goreceli ahlak anlayisi ve toplum kurallariyla ilgilidir.Bu ornek Turkiye’de iyi karsilanmasa da normal karsilandigi toplumlar da az degil..Alan razi veren raziysa irade yeterlidir.Yani kime gore neye gore diyoruz kisaca :)
    Mesela benim nickimin sahibi Lili Brik,Osip Brik ile evli olmasina ragmen unlu sair Vladimir Mayakovski ile de sevgili idi.Ve Osip Brik’te bu ise tamam demisti.Lou Salome,Nietzche ve Paul Ree’nin uclu aski da sevismesiz devam etmis.Cunku daha cok entellektuel getirilere bakiyormus Lou Salome.Boyleyken boyle iste..

    Homoseksuelligi topluma kabul ettirmek icin ikisini carpistirip bir cocuk patlatsam anca kabul edersiniz he mi? Hala ne diye 4 duvar arasinda sevisen asik olan bu insanlar kabul ettirilmek zorunda kalan durumuna dusuruluyor anlamadim.Kimse nasil ki uzun boy,kisa boy,sisman,zayif,kizil,sarisin diye yadirganamayacaksa escinseller de yadirganamaz.Cunku bu olay hem dogustan,hem tercih meselesi,hem de zararsiz!!! Herkes partnerini secmekte ozgur. “Hesap ver niye onunla sevgilisin.Cok cirkin birine benziyor.Ustelik egitimsiz de sanki.Fakir mi ne? Kisir galiba? hayir hayir birlikte olamazsiniz.” bir gun boyle yargilanip ta “size ne ulan?” diye cevap verirsen ancak o zaman anlarsin herhalde.Sonra da soyunun devami icin 3 cocuk yap,senin sayende de 3 escinsel cift bu yukumlulukten kurtulsun olur mu?
    Escinsellerin sayisinin yillarca sabit kaliyor olusu genlerle aktarilmasina baglanmis kompanse edilmelerine degil.ayrica bu arastirmalar genellikle senin gibi dusunmeyen ozgur insanlarin ulkesinde yapilmis.Kimse onlari torpulemeye calismamis,toplumunda sonu falan gelmemis.(Ilk insanlar senin gibi dusunseydi belki yokolurlardi).Ucuncu dunya ulkelerinde yap bu arastirmayi escinsel orani yerlerde seyreder.Geceleri travestilerle sevismeye giden adamlar gunduzleri kendine gore normal ornek bir homofobik olur cikar.Gay bir genc cocuk babasi tarafindan oldurulur.Ya da is verilmez,surekli dayak yer.Oh ne guzel kompanse ediliyorlar yarabbi.Yeter ki hetero topluma bisey olmasin.Bir kac escinsele anormal deyip assagilamisiz ne olmus yani?

    Normal diyemeyiz,anormaller,islevsizler,sayilari artmamali,bastirilmalilar!!! Bu son paragrafini okurken o kadar sasirdim ki aklima verecek bir cevap bile gelmedi.Cunku cidden cevap verilecek dusunceler degil seninkiler.Esdeger olmayan orneklerle cok guzel anlatmis gibi yapmana ragmen seni anladim.Ama tek bir fikrine bile hak vermedim…Boyle devam edersen cok iyi bir homofobik olabilirsin.Bu mudur? Bu olmamali.

  28. bunusevdim permalink*
    Temmuz 29, 2011 11:35 am

    Senin bunca gündür sorunun ne biliyor musun, eşcinsel bireye fazla odaklanıyorsun. Sadece tek bir kişiyi görüyorsun. Ben genelle ilgili örnekler veriyorum onu özele inip cevaplamaya çalışıyorsun, dolayısıyla ortaya alakaya maydanoz bir durum çıkıyor.
    Orgazm ödül kavramı içinde kesinlikle nitelendirilemez benim örneğimde, ben insanoğlundan bahsediyorum bu bir. Dilimde tüy bitti tek kişiye odaklanırsan normali kime göre belirleyeceksin? Ayrıca tek kişi için düşünsen bile bir kişi pek çok şeye orgazm olabilir, bu tüm o şeylere aşık mı demek, ya da bir kişi çok absürd bir şeye orgazm oldu, cansız nesnelerle bile orgazm olanlar var, bu onu nasıl “çok normal” kılabilir. Cinsel haz ve duyguları aynı kefeye koyuyorsun yani?
    Yine söylüyorum çocuk tek bir ilişki için hiçbir şey gibi gözükebilir. Bir evli çift çocuk istemeyebilir. Bir insan infertil olmasına rağmen rahatlıkla evlenir. Ben bunun aksi bir şey hiç söylemedim, ama sürekli aynı örneği veriyorsun. “Bir”e bakarak “tüm” ilgili sonuç çıkaramazsın. “Tüm” için söylediğin her şey de “bir” için geçerli olmayabilir. Kaldı ki sen bile örnek verirken hep %lerle konuşmaya çalışıyorsun, demek ki bir’in bir sonuç oluşturmayacağının farkındasın ama sonrasında bunu inkar ederek hep kendinle çelişiyorsun.
    Doğum yaşı konusunda da örnek iyi anlaşılsın diye söyledim ama sen onu da çarpıtmayı başardın, tabii ki bazı ülkelerde kızlar sosyal ve bedensel vs çok daha erken olgunlaşıyorlar, 7 yaşında doğum yapanda var. Ama ne alaka yani? Bu benim ödül konusunda söylediklerimin aksi değil ki.
    Ayrıca küçük çocuklara aşık olunmasını uygun bulduğum anlamına gelmesin demişsin. Niye uygun bulmuyorsun o zaman? Şimdiye kadar söylediklerine bakarak senin için bir insanın en önemli eylem nedeninin gönül işleri ve haz olduğunu düşünüyordum oysaki. Bir insan maymuna bile aşık olurken normal olabiliyor da ne demeye uygun bulmuyorsun o zaman? İşte sen de her ne kadar söylediğin aşk her şeyi normalleştirir, insan neyi istiyorsa yapabilir kıvamında konuşuyor olsan da pratik uygulamada eminim böyle biri olamazsın. Çünkü kimse bu kadar açık olamaz. Bu kadar açık olmak da özgür olmak demek değildir zaten. Demişsin ki “benim gibi düşünmeyen özgür insanların ülkesi”, o kadar güldüm ki anlatamam. Ben ta tartışmanın başından beri homoseksüel insana karışmam dedim durdum, ama tartışmanın sonunda bir bakıyoruz ki ben kısıtlayıcı, homoseksüellere yaşama şansı tanımayan biri olmuş çıkmışım. Bence fazla gereksiz gaza geldin sen. Artık holiganlık kıvamındasın, beni yapmadığım, düşünmediğim şeylerle itham etmeye başladın. Ben hiçbir zaman homoseksüeller sınırlandırılsın demedim, “sayıları azınlık olarak kaldığı sürece” cümlesinin öncesini okursan son senelerde sayılarında artış olmadığından bahsettiğimi göreceksin. Zaten homoseksüelliğin serbest olduğu ülkelerin verisi bu. Yani sayısı bıraktığında bile artmıyor, senin söylediğinin aksine. İşte ben de bu döngüden bahsediyordum belli oranda devam ediyorlar diye. Ki bu da normal olduklarını falan göstermez, senelerdir insanoğlu ile beraber devam etmekten olan atipik milyarlarca mevzu var. Aslında aynı azınlık sayısında devam etmesi benim söylediğimi destekler kapıya bile çıkabilir.
    Gerçekten anlamamış olabilirsin dememden bu kadar derin manalar çıkarmış olabileceğini, bu kadar alıngan olduğunu bilsem emin ol sana daha yumuşak davranırdım. Ama görüyorum ki sen kendin için davranılmasını istemediğin şekilde başkalarına davranıyorsun. Beni nelerle suçladığın görülünce…
    Evli adam evli kadın örneğini sadece topluma kabul ettirme örneği üzerine verdim. Demek istediğim şey şu, eşcinsel bir çiftin birlikteliğini çok normal yapan nedir diyorum? Haz diyip duruyorsun, başka hiç bir dayanağın yok. Ben sana heteroseksüel çiftin birlikteliğini normal yapan şeyi doğal işleyiş içinde kanıtladım. Hazzın ise bizzat kendisinin zaten anormal olabileceğini söylüyorum. Dolayısıyla senin kendini savunman için ilk önce bundan ötesini gösterebilmen lazım.
    Birilerinin söylediği şeylerden yani görüşlerinden bahsetmişsin, aynı senin görüşün gibi. Ben de sana insanların heteroseksüel olduğu ile ilgili görüş belirten bir sürü adam ismi bulabilirim. Bu anca konuştuğun lafı afilli yapmaya yarar. %50 orgazm meselesinde de.. Kaldı ki madem tüm insanlar heteroseksüel %100’e yakın orgazm olmaları lazımdı senin tezine göre, yarısı test esnasında uyuyordu herhalde. Zaten bir anlam ifade etmediğini, orgazmın aşık olmanın ölçütü olmadığını anlattım.
    DSM kriterleri ile ilgili söylediğim şeylerde bir çelişki yok, iki kez aynı şeyi tekrar etmişim. Tek homoseksüel bireyin mood’unda anormallik olmayabilir. İçgörüsü de vardır ama duygu farklılığı nedeniyle hemcinsinden hoşlanıyor. Bu farklı duygu onu şizofreni de yapmaz depresyonda da değildir. Sonuçta bir psikiyatristin karşısına gelen tek kişidir, adamın elinde bir kriter olacak ki, ona göre hasta dediğine tedavi verecek. Ben zaten başından beri homoseksüeller tedavi edilmesine gerek yok diyorum. O kritere konan şey tedavi verilmesi gereken hasta demek. Yüz milyonuncu kez söylüyorum bu hiçbir şekilde anormal varyant lafına karşı bir duruş değildir. Hastalık sağlık meselesi senin düşündüğünden çok daha karmaşık ve sadec e siyah beyazdan oluşmuyor.
    Ayrıca bir şeyin patolojik olarak anormal sayılması için ille hastalığa yol açıp öldürmesi gerekmez. Eksiklik de bir anormalliktir, bu kadar basit. Ve bu tek kişi bazına indirilemez, insan türünden konuşuyoruz çünkü.
    Ben anormal diyorum ama aşağılamıyorum, tıpkı infertil bir adamı aşağılamadığım gibi. Bu homoseksüellerin kendi ellerinde olan, değiştirebilecekleri bir durum değil. Dolayısıyla kelimelerini düzgün seç.
    Ayrıca eşcinsellerin öldürülmeleri ile ilgili örneği vererek bana bir zamanlar söylediğin acınası duruma kendin düşmüş olmuyor musun acaba? Senin muhattabın olan ben böyle bir cinayetin vahşet olduğunun aksini mi iddia ediyorum ki sen bana böyle bir örnekle gelebiliyorsun?
    Dolayısıyla benimle tartışırken benim tek homoseksüel bireyin birlikteliğine “Durun siz beraber olamazsınız” diyerek karışmadığımı senin çok iyi anlamış olman gerekirdi.

  29. Lili Brik permalink
    Temmuz 29, 2011 3:08 pm

    Bunca gundur escinselligi tartistigimiz icin tabiki odak noktam escinseller.Ben her zaman genele gore dusunmedigim icin fikirlerimi kabul edilemez buluyorsun anlasilan.Ama yine de anlamaya calis.Genele uyarlanabilir cunku.Tek ihtiyac olan biraz daha anlayis.Eminim insanlar bu sekilde birbirlerine hosgoruyle yaklasip kisi haklarina saygi duymayi benimserlerse bir cok sey degisebilir bu toplumda.Sadece farkli cinsel yonelimi olanlara degil,farkli dili dini gorunumu olan herkese saygi duymayi ogrenebilirler.Sadece en basta onlara normal diye ogretilen herseyi sorgulayip kendi kafalarinda bir yere oturtmalari gerekiyor.

    Cocuk niye odul kavrami icine dahil oluyor peki? Sen hangi otoritelerin kabul ettigi verilerle hareket ediyorsan ben de onlarla hareket ediyorum.O zaman cocuk ne kadar odulse orgazm da o kadar oduldur.
    Sen insanoglundan bahsediyorsun.Ben butun canlilardan bahsediyorum.Bu durumda senden daha genel olmusum bak :) Ayrica orgazmi aska baglamadim.Onu sen yapmissin.Insanlar odul olarak sadece orgazmi ve cocugu gormuyorlar,bir de duygusal haz gibi getirileri var insan iliskilerinin gibi birsey soylemistin.Sen baglamissin ikisini birbirine.

    Senin konularinin cogu nerdeyse sexi sadece cogalmaya indirgiyor mesela.Cocuk olmayan iliski sisteme hizmet etmedigi icin faydasiz mi? Madem bireye indirgenen ornekleri sevmiyorsun cok genel bir tane vereyim : Dunyada fuhus coook buyuk bir pazar.Ve bu iliskilerin sonucunda cocuk beklentisi yok.Sadece cinsel istekleri gidermeye yonelik.Senin cocuk odulu gidiyor benim orgazm odulum geliyor bu kez :)

    Yine soyledigim gibi : escinselligin cocuk verme gibi bir islevi olmasi insanlik icin bir sart degil.Escinsellik insanlar arasinda ilk insanimsidan beri var.Eger herhangi bir getirisi,islevi olmasaydi,insanlik icin anormal bir durum olsaydi 50 bin yilda coktan yokolurdu bu egilim.Doga kendisi icin gerekli ve gereksizleri cok iyi ayirt edip sisteminden eleyebiliyor.Sen hala neye dikleniyorsun?
    Kizlarin olgunluk yasini niye ozellikle belirttin hala anlamadim.Ama sana uzak bir ornek te degil bizim ulkemizin dogusunu gosterdim.Ustelik sicak ulkelerde bu yas ortalamasi daha da dusuyor.O olmasa bile toplum gittikce degisiyor ve eski anlayislar artik kabul gormuyor.Sonunda cocuk olmasa bile gelismis ulkelerde gencler artik 14-15 yasinda ilk cinsel deneyimlerini yasamis oluyorlar.Bunun neresinde olgunluk?

    Yasli adamin cocuga asik olmasi konusunu daha once de islemis ve onaylamadigimi belirtmisim.Ne demistim hatirlayalim : 70 yasinda adam 7 yasindaki bir cocuga asik olabilir.”vay amk nasil asik oldu kuccuk cocuga?” desen de adamin duygularina engel olamazsin…Ama ikili bir iliski icin iki kisinin de iradesi gerekiyor.Hadi diyelim cocuk olaya oyun gibi bakiyor,kavrayamiyor mevzuyu “ben de dedeyi seviyorum” diyor.Su durumda cocugun saglikli kararlar verebilecek olgunlukta olup olmadigi gozonune alinmali.7 yasinda bir cocugun saglam iradesinden henuz bahsedilemeyecegi icin bu iliski hersekilde onaylanamaz.Bir insan maymuna asik olsa da maymunun iradesi disinda onunla zorba bir iliski icinde olamaz.Maymun da onu seviyorsa ne ala :) Bilmem anlatabildim mi? Ben savundugum konularda genellikle ozgur iradeden ve kimseye zarari olmayan ozgurluklerden yana oldum.Ask ve haz konulari bir alt baslik.

    Homoseksuellerin sayisinda biraksan bile bir artis olmuyor cunku daha cok genlerle aktarilan bir durum oldugu ve artis hizinin misyonerlik faliyetleriyle,ozendirici kampanyalarla alakasi olmadigi icin diye ben de sana milyonuncu kez tekrarliyorum. Ben bunun aksini nerde soylemisim? “Serbest biraksaniz ohoo butun dunya gay olur” diye nerde yazmisim allasen ?
    Genlerle aktariliyor diye sayisinda bir degisiklik olmuyor sonucu senin hangi dedigini desteklemis oluyor?

    Hetero bir ciftin dogal olmasini sen kendi kriterlerine gore acikliyorsun.En onemli dayanagin da cogalabilmeleri.Benim kriterlerime gore de cogalmak bir iliskiyi normal yapan etmenlerden degildir.Yani normalin ve dogalin amiral gemisi cogalmak degildir diyorum.Ustelik senin dayanagin neredeyse ilkel bir dusunce olup cikmak uzere.Gelismis ulkelerin sayisi arttikca insanlar ozellikle de kadinlar hizmet sektorunde daha cok calismaya basladikca evlenme ve dogurma oranlarinda buyuk dusus gozlemleniyor.Bu yuzden yasli nufus cok artik.Cogalmak istedigin kadar senin dogalin ve normalin olsun,soyun devami artik insanlar icin birsey ifade etmiyor.Nufusun buyumekte olan bir kismi huzurlu ve rahat bir omur gecirip olmekle ilgileniyor.Bu sirada istedigi kisiyle ask yasayip cogalmama secenegi var.Bu secenekler de normal-anormal-dogru-yanlis seklinde tartismaya acik degildir.Cunku KISISEL TERCIHTIR.Kimseye zarari yoktur..Kimsenin yargilamaya hakki yoktur.
    Biseksuelligimize bi kanit sun dedin.Onune bir iki sey koyunca da “amaan bir iki adam biseyler demis yani ne olmus?” a getiriyorsun.Sana kanit mi begendirecem simdi sirayla?

    Freud’u da bi guzel harcamissin :) Ama o adam herkes biseksuel dogar diyorsa bence oturup bi dusunmelisin sen de :) Yaniliyor dersen de niye yaniliyormus bi ozetlersin artik bize he mi?

    DSM kriterini bana acikladiginda “psikolojik rahatsizlik degildir” dedin.Buna bir itirazin olmadigi icin oyle kabul ettigini kabul ettim ben de.Sonraki mesajinda psikolojik rahatsizlik degil ama duygu bozuklugu var dedin.Ben de duygu bozuklugu psikolojik rahatsizliga da isaret ediyor cunku duygu psikoloji icerisinde beynin fonksiyonlarindandir dedim tekrar.Buna net bi cevap gelmezken simdi duygu bozuklu lafin duygu farkliligi olarak degismis.E o zaman sen soyle duygu farkliligi onlari niye anormal yapiyor? Sadece cogunluktan farkli bir tercihleri var. Bu bir psikolojik rahatsizlik degilse duygu bozuklugu da degildir (farklilik olabilir),hayat kalitesini de dusurmuyormus,rahatsizlik olduguna dair patolojik ve psikolojik bir bulgu da yok.Yani basbayagi normal.

    Patolojik olarak bi sorun yoksa da bu onu normal yapmaz demis bir de eklemissin : eksiklik te anormalliktir demissin.Yine senin kriterler konusuyor.O eksiklik neymis bir anlativer de butun bilim camiasi aydinlansin.Cogalamamak diyeceksen onu hic saymiyorum.Cunku kisir olmayan butun escinseller cogalabilir.Ustelik senin eksik saydigin bu cogalma sorunu giderilse bile sen yine kabul etmeyeceksin.Cunku niye,dogal degil? kadinin yumurtasindan sperm yapiyorlarmis.Onun cogalmasini saymiyorsun tabi.Sonuc olarak bu kadin bir insan dunyaya getirip normal bir birey olarak buyutebiliyor mu? buyutebiliyor. sen onu yapay yolla elde edilmis diye ikinci sinif insan sayip insan muamelesi yapmayacak misin mesela? Yarin oburgun burnun kirilip telef olursa estetik ameliyat olma ya da kolun koparsa protez takma,cigere ihtiyacin olursa da yapay organ falan alma olur mu..Cunku kriterlerin var ve onlari delmemelisin.

    Oldurulme olaylarini senin normal diye dile getirdigini soylemedim.Senin su cok savundugun kompanse edilmelerine oldurulmek,bastirilmak ve asagilanmak ta dahil.Onlari azinlikta bu baskilar tutuyor bilesin.Hatirlatayim dedim.

  30. Lili Brik permalink
    Temmuz 29, 2011 3:20 pm

    Ayrica bu tartismayi seninle yaptigim icin mutluyum cunku genel homofobiden farkli bir bakis acin var ve daha cok arastirmaya tesvik ettigi icin beni gelistiriyor.Bazi yerlerde uslubum cirkinlesip seni kirdiysa ozur dilerim.Joesonghabnida :)

  31. bunusevdim permalink*
    Temmuz 30, 2011 7:19 pm

    Kompanse edilmekten kastım sayılarını öldürerek azaltmak değildi tabii ki hahah, ben neslin devamı açısından kompanse ediliyorlar yani eksiklikleri diğer insanlarca kapatılıyor anlamında söylemiştim.
    Ayrıca sen de karar ver, homoseksüelleri az sayıda tutan genler mi, yoksa sosyal olaylar mı? Çünkü yorumun başında genler demiştin :)
    Genlerle aktarılıyorsa eğer (hala bilmiyoruz aslında) ve sayısı senelerce aynı sayıda ve azınlıkta kalıyorsa, bu anormal varyant olan bazı durumlara benziyor bu açıdan. O yüzden öyle demiştim. Yoksa senelerdir var diye nasıl normal diyemezsek, benim bu benzetmemin kesin bir sonuç olduğunu da söyleyemeyiz. Ama en azından seneler boyu var olan her şeyin normal olmadığı gerçeği de aklının bir kenarında olsun.
    Benim haz meselesine bakışımı da anlatayım madem. Haz alınan her şey yapılması gereken demek değildir. Ayrıca haz bir ödül de değildir demiştim. Neden böyle söyledim?
    İlk olarak insan her şeyden haz duyabilir. Haz duyulan şey eşit değildir insana yararlı şey. Mesela sağlığa zararlı şeyleri yerken de büyük bir haz duyarsın ama haz duyuyorum o halde bu tam da istediğim şey, bunu kesin yemeliyim dersen bu olmaz. Keza aynı sebeple sistem için haz bir ödül olamaz. Çünkü o zaman bu insana bırakılmış bir tercih olurdu. Mesela ben yine genelinden bakıyorum sisteme, bir insanın sağlıklı beslenmesinin ona ödülü sağlıklı bir büyüme gelişme ve ileriki yaşamında da enfeksiyonlara direnç mesela, çoğaltadabilirsin.(Tek ödül kriterim çocuk değil yani haha ) Ödülden kastım, o an yedim doydum oooh çok haz duydum değil. Bunun düzgün şekilde devamı sayesinde getireceği artılardır. İnsanlar seneler içinde bunları tecrübe ederler ve sonraki nesillere öğretirler böyle yapınca daha iyi oluyor derler. Haz ise insana kalmış bir şeydir. Yemek yemek zorundasın, bu işi yaparken bir de hoşuna gidiyorsa oh ne ala. O sekonder kısa dönem kazanç olabilir sadece. Ben haz duyuyorum diye zehirli bir meyveyi yiyecek halin yok. Bu yine uç örnek oldu ama şöyle diyeyim ben haz duyuyorum diye seni zamanla böbrek yetmezliğine sokacak bir şeyi yemeye devam etmezsin dimi? Sonuçta haz duyduğun için yemek yemezsin, bu tarz şeyler daha önce de söylediğim gibi insanoğlunun hazzına iradesine falan bırakılacak şeyler değildir. Yine pek çok kompleks olaylar sonucu acıkırsın yemek yersin. Mesaneni boşalttığında haz duyduğun için tuvalete gitmezsin, yine bir takım mekanizmalarla mesaneden gelen baskı hissine dayanamadığın için gidersin. Eğer tuvalete gidince mutlu oluyorsan, iyidir yani, günde 2-3 kez ekstra mutluluk hahah.
    Fuhuş ise tamamen sosyal bir olaydır. Benim yorumlarım boyunca hiç değinmediğim bir şey bu sosyal durumlar, genelde bağımsız olarak insanlardan bahsetmeye çalıştım. Hayvanlarda fuhuş yok mesela, yoksa var mı? Hahah. Her neyse insanların oluşturduğu çirkin bir pazar benim gözümde, oradaki kadınların çoğunun durumu içler acısı. Öyle orgazm ödülü deyince bile üzüldüm valla, aklıma o çaresiz kadınlarla ilgili izlediğim bir video geldi. Neyse sosyal mevzu diyerek geçiyorum.
    Yani haz büyük sistemde küçük bir mevzu olmaktan ibaret. İnsanlar yaşar, kimisi mutlu olur kimisi mutsuz. Ama insanlar yaşamaya devam eder. Tabii ki tek kişiden bahsederken durum böyle değildir, o tek birey için haz hayatın kendisi demektir, ama yarar zarar kefesini iyi tartması gerekir. Ona göre kararını verir. Ama tek kişi üzerinden doğru-yanlış/ normak-anormal ayırımını yapamazsın.
    Bu maymun-insan aşkına hala oryante olamadım, o yüzden onu da geçeceğim :)
    Hazla benzer şekilde orgazm meselesi de. Tabii orgazm deyince onun otonomik bir yönü de var sonuçta. O bahsettiğin çalışmanın linkini falan bulabilirsen mesela, adamların çalışmayı nasıl yaptığı da önemli. İnsanlara resim/video mu gösterdiler mesela? Bir de%50 orgazmı neye bağlamışlar, sonuçta direk bilinçli olmadığı için pek çok faktör olabilir, ne bileyim cinsel ilişkiyle bağlantılı olduğu için de böyle bir sonuç çıkmış olabilir. Bakmak lazım, literatürdeki benzer çalışmalarla kıyaslamak lazım falan.
    Yapay organ meselesini önceden de açıklamıştım. Eğer bir eksiğim varsa, misal bir böbrek, derim ki “Hocam bana bir böbrek versene, hastayım ben” Ben hastayım çünkü, böbreği alırım düzelirim. Ben tıbba, gelişmelere karşı değilim ki. Doğal işleyişten bahsediyorsam, o o durumun normali ve anormalini ortaya koymak için genelden bahsetmek zorunda olduğum içindi. Yoksa kimseye bu doğal değil hastalığınızı tedavi ettirmeyin demiyoruz, o ne saçma olurdu. Ama senin ısrarla normal dediğin şeyler için tıbbın kılını kıpırdatmaması lazım. Eğer tıptan yardım bekliyorsan ortada normal gitmeyen bir şeyin olduğunu kabul ediyorsun demektir.
    Bu arada bence duygu bozukluğu, duygu anormalliği, duygu sapması aynı şeyler, aynı anlamda kullanıyorum hepsini. Kendimle çelişmedim yani.
    Son olarak saygı duymak konusuna gelince… Her şeyin başı saygı, bence sevmeden önce bile saygı duymak gerek :) İnsan insandır ve aslında dikkatle bakınca hepsi -en kötü sandıkların bile- iyidirler :)
    Son yaptığın yorum da beni çok memnun etti. Gerçekten böyle düşünmene sevindim :) Başka tartışmalarda görüşmek üzere :)

  32. Lili Brik permalink
    Temmuz 30, 2011 10:06 pm

    Tartisma giderek uzuyor ve kendimizi tekrarlamaya basliyoruz sanirim.Cunku birbirimizi onaylayamiyoruz ve fikirlerimizi onaylattiramayinca surekli aciklama geregi duyuyoruz sanirim :) Yine de her paragrafina kisa bir iki cumle yazip kacayim :)

    Homoseksuelleri sabit sayida tutan genler.Sayinin dusup-cikmasi ise daha cok toplumun escinsellige bakis acisina ve tavrina gore degisir (genlerle hic alakasi yok demiyorum tabi.ornegin escinsel geni 5 cocuktan 5ine de aktarilmayabilir).Baski gordukleri yerlerde mesela onlar hala gay olurdu ama biz sayilarini bilmezdik :)

    Haz konusunda : Ornegin kolesterolu olan bir adamin secme sansi vardir: ya et yemeyip biraz daha yasayacaktir ya da o eti yiyip hazza ulastiktan sonra mefta olacaktir.Bu noktada bakis acim,o eti yemen kimseye zarar vermeyecekse ve sen kolesterolden olmeyi de goze almissan buyur ye.Ama daha uzun ve saglikli yasamak istiyorsan kirmizi et yeme,bol bol sebze ye ve yagli yemeklerden uzak dur.Durmayacaksan da sen bilirsin,benim icin hava hos :) Sadece yemek konusunda degil tabi.Insanlar sirf sonunda haz var diye bir cok tehlikeli spor yapiyor.Ve kendilerine zarar verme olasiliklari yuksek.Ama adrenalin tutkusu onlara gore herseye deger.Sirf zarar gorme ihtimalleri yuksek diye adrenalin sporlarini diyelimki devlet yasakladi eminim bu konuda bir ayaklanma bile cikardi bir yerlerde :)

    Fuhus olayi icin : Her ne kadar sektor cirkinlesip buyuk bir batakliga donmus olsa da devlet kontrolundeki genelevleri buna dahil edilmemeli.Erkekler cinselligi baska bir boyutta yasiyorlar ve fahiselik yapmayan kadinlari bu adamlarin taciz ve tecavuzunden uzak tutan sey yine fuhustur.Yani Genelevleri ve pornolar her ne kadar cirkin yuzuyle karsimizda olsa da,yasaklandiklari zaman ulkede suc oraninin yukseldigi de bir gercek.Japonlarin Geysalari,Korelilerin gisaengleri ve dunyanin bu isi gonullu olarak yapan butun fahiseleri seni beni guvende tutan kisilerdir.Binlerce yildir insanlik tarihinde varlar ve toplum icin gerekliler.Keske erkekler biraz daha farkli olsaydi ve boyle birseye gerek olmasaydi.Ama madem var bu sorun da bir sekilde giderilmeli.
    Hayvanlarda fuhus yok :) Bu isi fuhus yapan en onemli sey paradir.Para yoksa isin icinde ve herkes rizasiyla yapiyorsa ortada fahise de fuhus ta yoktur :) Hayvanlar da gonullerince istedigi turdasiyla sevisiyor zaten.Kimse de onlara “tuf fahise kac adamla,kadinla yattin” demiyor :) zaten sevisme mevzusu da bence buyutulecek bir olay degil.insanlar gereginden fazla anlam yukleyip kural koymuslar.Bu seyi asiri sevip heyecan duymasalardi sevisenler sadece anlamsizca tepinen canlilar gibi gorunurdu onlara muhtemelen :) Neticede bunu sadece biraz mutlu olmak,bir iki de cocuk sahibi olmak icin yapiyoruz.Bu kadar kafa yoracak ne varmis?

    Kinsey Raporu ile ilgili :http://www.kinseyinstitute.org/research/ak-data.html

    Oyle “bi gay pornosu izletiyim bakyim noluyo” seklinde yapmamis arastirmayi tabi :) Metodlariyla ilgili de bilgi vermis sayfada.Alfred amca bu arastirmayi sanirsam 10bini asan denekle yaptigi icin guvenilirligi pek cok mercice tescil edilmis ve kabul gormus.

    Yapay organlar ornegim,yumurtalarindan sperm uretilen kadinlar icindi.Escinsellikle ilgili degil.Tip escinsellik icin kil kipirdatmayi uzun zaman once birakti.Normal kabul etti yani :)

    Son olarak yazilarimda butun dunya gay olsun mesaji vermek istemedim.Sadece gay olanlar gay kalsinlar,sebepleri bilinsin ve anlayis gosterilsin dedim.Ozgur irade ile yapilan,kimseye zarari olmayan butun secimler-tercihler yasanmakta ozgurdur.Sonuclarina yine secimi yapanlar katlanir.Demokrasi guzel seydir ama bir yandan da azinliktakini yok saydigi icin kusurludur dedim .Bunu dememistim aslinda,simdi diyorum :)

    Bu arada artik Cagdas marketlerinde bile ramen var artik cok mutluyum,o yuzden surekli ramen yiyorum :)

  33. Temmuz 31, 2011 2:56 pm

    Evet ne yapalım, fikren birbirimizi tasdik etmeyeceğimiz ortada :)
    Ben daha müsait bir zamanda Kinsey raporunu okuyup sana mail atarım, feci itiraz edesim var hahahah.
    O Çağdaş marketler sağolsunlar valla, Kung Fu ramen güzelliğini sunuyorlar bize :) Leader Ramen’den gına gelmişti artık :) İyi hatırlattın, haftaya alayım bari.

  34. seyma permalink
    Ağustos 6, 2011 10:57 am

    yaa harikasın!!harika anlatmışsın diziyi:))) okurken tekrar izlemiş gibi oldum.. dizi bir saniyesinden bile sıkılmadığım bilakis her saniyesinden ayrı bir keyif alarak izlediğim tek diziydi.bu kadar da iddialıyım!! deamulun o masum yüzü.. lee soon junun romantizmi.. kızıl elçinin hıçkırıkları.. ve tabi go yongun sevimli ukalalığı.. harikaydı:)) dönem dizisi die az kalsın asrın hatasını yapıp izleme listeme almamıştım. ‘abla bunu mutlaka izle’ diyen sevgili kardeşime sonsuz teşekkür:P sayesinde şöyle bir bakaym die oturdum başına aaaa bir baktım son bölümdeyim:)) tek kelimeyle harikaydı..

  35. FZZ permalink
    Ağustos 6, 2011 12:34 pm

    bunu sevdım.. bunu sevdım.. bunu cooook sevdım..yaa nasıl bı guzellıktır bu ya..fılm. konusu.. muzıklerı.. kız.. adam.. ıkıncı adam..ucuncu adam.. heeeepsını..:D
    teskkurumu kabul edıp bana bu blogu soledgn ıcın ben tesekkur edrım..onnı nomu nomu nomuuuu sarange….:D

  36. seyma permalink
    Ağustos 6, 2011 1:35 pm

    he he heee!!sevgili kardeşim fzz!! seni ve korecanlarımı çooook seviyorum.. aja aja fıghtıng!! :):)

  37. bunusevdim permalink*
    Ağustos 6, 2011 7:52 pm

    Seyma ve FZZ
    Öncelikle merhaba :)
    Her ne kadar kısa süre içinde siz kendi muhabbetinizi döndürmeye başlamış olsanız da, blogun sahibesi olarak sohbete maydanoz olmayı kendime borç bilirim :)
    Bu dizi bence de çoook güzeldi. Aynen ben de her anından büyük keyif alarak izledim.
    Böylesine güzel olan diğer dizilerde görüşmek üzere :)

  38. seyma permalink
    Ağustos 7, 2011 12:19 pm

    ne maydanozu canmm.. sayende iki kardeş bu sayfadayız :)) ve artık en büyük takipçileriniz :))

  39. 05uclukalem permalink
    Temmuz 31, 2012 10:42 pm

    Bu bloga ilk defa bakıyorum ve gerçekten çok beğendim. Hiçbir kelimesini atlamadan ve kahkaha atarak okuduğum bir yazı yazmışsın sevgili yazar. :D Aslında dizinin 14. bölümündeyim fakat ben artık dayanamadığımdan dizi hakkında tam da senin yazdığın gibi bir şey arıyordum ve buldum da. Söylemeden geçemeyeceğim özellikle “Temel olarak olaylar sıralaması” bölümü şahane olmuş. Ya mükemmel yani :D Öncelikle bunun için teşekkür ederim. İkinci olarak bence kesinlikle yazmaya devam etmelisin :D

  40. nnshi permalink
    Nisan 3, 2013 8:19 pm

    ellerine sağlık çok güzel olmuş =) gerçekten bunu ve daha güzellerini(yazı ) hakeden bi dizi … ben bişey sormak istiyorum şu seninde yazında bahsettiğin hafif şuh olan (dudak sahnelerindeki) melodiyle şu LSJ nin kütüphanedeki romantikliği sırasında çalan ıslıklı bir melodi var ben onları bulamak istiyorum ama bulamadım bi türlü bilen varsa bana link gönderebilirse çok sevinirim =) şimdiden teşekkürler…

  41. Ayşe permalink
    Mayıs 27, 2016 11:43 am

    . Bir de o dudak kısımlarının üstüne çalan bir müzik vardı ya hafif oryantel havasında, arada bir kadın aaayyy diyor. Cuk otumuş.
    Burda bahsettiğiniz müziği arıyorum bulamadım biliyorsanız söyler misiniz 😃

Trackbacks

  1. Mim, En Şükela Harem Erkekleri « Bunu Sevdim
  2. Signal | Bunu Sevdim

Yorumunu sevdim

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: