Skip to content

Arşivden pek anlamlı resimler-2

Ekim 2, 2011

Bloğu değiştirmeye karar verdim. Artık sevdiği resimlere yorum yazan blogcu olacağım :) Lüküs hayat oh ne rahat. Tam tembel işiymiş bu.

Bu arada önceki arşivden resimler yazısında bir resimdeki adamı tanıyor musunuz diye sormuştum ya. Meğer ben teknolojiyi 100 yıl geriden takip eden bir insanmışım. Birkaç gün içinde fark ettim ki Google Images’e resmi yükleyince resmin olduğu tüm siteler çatır çatır karşınıza çıkıyor. Süper bir uygulama. Artık “Bu resmi nereden kaydetmiştim ki?”, “Bu resimdeki oyuncunun adı neydi?” gibi sorular tarihe karıştı. Ve “Bu fotoğraf hangi filmden?” sorulu ödüller de artık anlamsız :) Bunun bir adım ötesi aklınıza takılan melodiyi mırıldanıp kaydettiğiniz sesinizden şarkıyı bulmak olabilir. Belki onu da çoktan yapmıştır Google :)

 

bidam ağzı açık uyuyan nadide insan

Muhteşem Kraliçe dizisinden Bidam. Geçen sene TRT diziyi yayınladığında çok sevinip hepimiz ekran başına kilitlenmiştik. Şimdi yine ellerimiz bomboş kaldı :( Neyse yapacak bir şey yok. Benim en sevdiğim karakter kötü kadın Mişıl’dı tabii ki. Ama Bidam’ı da pek severdim, ee kan çekiyor ne de olsa. Sarayın içinde olsun dışında olsun başına buyruk hareketleri ve sonra da prensesi sevişiyle gönlümüze taht kurmuştu. Hatta bir ara Kim Nam-gil mi Uhm Tae-woong mu daha iyi diye derin tartışmalar yapardık :) Resme bakın bir hele, adamın uyuması bile olay yahu.

Aslında Bidam’ı daha ilk sahnelerden sevmiştim çünkü iştahla tavuk yiyordu. Bidam’ın tavuk aşkına da ufaktan değinmiş olan Bidam-Çunçu temalı bir parodi gördüm geçenlerde.  Komik olmuş.

 

kokarca da bir yere kadar

Çizgi filmlerde kötü karakter genelde kaybeden taraf olur, o zaman bile ara ara sinir bastığı olurdu. Tweety’yi severdim mesela ama o da her sefer Sylvester’ı hüsrana uğratınca içten içe Tweety’nin başına da kötü şeyler gelmesini isterdim bazen :) Peki bu yukardaki zavallı kedicik ne yapsın? Kokarca onun peşini hiç bırakmazdı, nereye kaçsa saklansa hep köşeye kıstırılmış vaziyette bulurdu kendini. Pepe Le Pew de romantizmin doruklarındaydı hani, bir sürprizler bir serenatlar. Bu resmi klasörde görünce aklıma Protect The Boss geldi (Hiç aklımdan çıkmıyor ki hahah). Orada da iki kokarca kızın boğazına çökmüşlerdi resmen. Ama sonunda ne oldu, kız patladı. Ji-heon’u çok severim ama o malum dayak sahnesinde ilk şoku atlattıktan sonra bol bol güldüm, oh olsun oooohhh, hak etmişti. Hatta diğer kokarca olan Mu-won’a da vursun diye beklemedim değil :)

Bu arada Pepe Le Pew’in tasosunu da hala saklıyorum.

 

cat-in-glasses

Ama çok sevimlisin ki sen! Kedi canını senin…

 

the greatest love

The Greatest Love dizisinden. Son yıllarda Koreliler dizi yapma işine değişik bir boyut kazandırdılar değil mi? Olaylar olaylar :) Bu dizide favorim tabii ki Dok Go-jin. Sen ciddi görünümünün altında bir komedi cevheri saklayan ne kadar komik bir adammışsın da haberimiz yokmuş. Dok Go-jin’in en çok elleriyle yüzünü kapayıp sonra “cee eee” yapar gibi açışına hastayım. Tabii özel patatesi, zırt pırt şarj olmasına ve “Mind Control Time”a :) Bir de yukardaki sahneyi çok sevmiştim. Tuvalete gitmeye çalışırken turnikelerde takılan tombul kurbağa Goo Ae-jung’a beklemediği anda gelen süper destek.

 

my wife is a gangster kediye ilk müdahale

My Wife is a Gangster filminden. Bu sahne filmin tartışmasız en komik sahnesiydi. Rakip patronun kedisi masaların altında dolanırken yukardaki adamın delik çoraplarından fırlamış olan pis ayağının iğrenç kokusuyla (!) kalp krizi geçirerek sizlere ömür olur :) Ölümü onun elinden olduğu için kediyi hayata döndürmek de onun görevi tabii, hemen kalp masajı ve akabinde suni teneffüse başlamıştı, hahahah.

Filmi Kore’de en çok izlenenler listesinde olduğu için izlemişti. Çok kötü değildi ama çok iyi de değildi. Ha eğlendim mi, evet. Diğer komik gangster filmlerinden farklı olarak burada patron bir kadın ve eğlence de onun eseri.

 

A Man Once a Superman film poster

A Man Once a Superman filminin posteri. Bu filmi anlatmalara doyamadım. O kadar güzel ve önemli bir film ki. Gülmek var hüzünlenmek var ve sonra yine gülmek. Ve Jeon Ji-hyun var ne de olsa. Postere bakmak bile bana inanılmaz huzur veriyor. Çünkü biliyorum ki bizim de süpermenlerimiz var. Ve kafamda kocaman bir kriptonit olmasa da ben de günün birinde süpermen olabilirim. Ah gülsem mi ağlasam mı?

 

lee da-hae

Eskiden ne kadar severdim Lee Da-hae’yi. Hem sevimli hem de eğlenceli bir kadın çünkü. Dizi dışı hayatında da öyle.  Bu fotoğrafı -fotoğraf serisini desem daha doğru olur- da çok severdim, gelinlikle alakası yok, sırf kadın çok sevimli gözüküyor diye. Yoksa gelinliği sanki güneşliği sökmüş de beline dolamış gibi gözüküyor.

 

twittertipleri

Yorumsuzum.

 

rahat ol dost

Rahat ol dost! Yazı bitti.

 

Seviyorum, yazıyorum, daha da çok seviyorum.

Reklamlar
24 Yorum leave one →
  1. gul permalink
    Ekim 2, 2011 7:50 pm

    evet the Greatest Love daki bu sahne benim de hiç untmak istemediklerimden :)

    • bunusevdim permalink*
      Ekim 2, 2011 8:14 pm

      O dönem araları iyi olmamasına rağmen Dok Go-jin’in yüreği kurbağayı orada bırakmaya dayanamamıştı :)

  2. Ekim 2, 2011 8:51 pm

    vay gıgılın böyle bir numarası olduğunu bilmiyordum.. eh teknoloji özürlüsüyüm ne de olsa, normaldir.. :D neyse becerebilirsem(!) kullanırım bundan sonra..

    ah o kedi kokarcadan ne çekmişti.. hep o boyanın suçu bunlar.. hep.. :D

    the greatest love.. ne çok sevdim ben bu diziyi.. her sahnesi ayrı bir güzel.. Dok Go Jin o görünümüne rağmen tam bir şirinlik kumkumasıydı.. çok gülmüşümdür onun sayesinde.. tekrar izleyesim geldi bak.. :))

    ay o twitter müthiş olmuş yalnız.. hakikaten ne çok var bu tiplerden.. bundandır o siteyi bu kadar az kullanmam..

    sanırım son hız devam edeceksin bu yazılara bunusevdim.. :) ben uzun yazılar da isterim ama bana ne.. :)))

    • bunusevdim permalink*
      Ekim 2, 2011 9:03 pm

      Evet, öyle olacak gibi, resimlerin gücü adına :) Uzun yazı ve ben artık aynı cümlede geçer miyiz acaba hahah
      Google diyip geçiyoruz ama aslında kullanabilenler için değişik fonksiyonları varmış, öğreniyoruz geç da olsa
      Pepe Le Pew’in aşık olduğu kedi de zavallım o boyaya her seferinde bulanıyordu, hatırladıkça bile bana fenalıklar geliyor hahah
      Twitter kısmında ben de aaa aynı diyebildim, aslında bunların bloglar için de olanları var, başka yazılarda koyayım da kendimize de güleriz beraber

      • Ekim 2, 2011 9:26 pm

        aa evet blog için olanları merak ettim.. koy da iki gülelim.. :D gülmeye ihtiyacım var falan.. çok örselendim bu aralar.. :P :D

  3. Ekim 2, 2011 11:49 pm

    Bugünde bir şey öğrendim çok şükür huzur içinde başımı yastığa koyabilirim artık :D :D , Google Images olayını görüyordum ama ne olduğunu bilmiyordum, sayende öğrenmiş oldum :D aynı şey benim bilmem kaç gblık foto klasörlerim içinde geçerli çünkü :D

    Pepe Le Pew hala muammadır benim için :D, nasıl olurda onca bölüm arasından hepimiz en çok kedinin yanlışlıkla kokarcaya döndüğü ve akabinde tacize uğradığını hatırlıyoruz :D sorsan başka bir sahne gözümün önüne gelmez hep o gülmekten kırıldığım şu resimdeki sahneyi hatırlıyorum :D

    dok go-jin ve lee da hae candır kandır :D özelliklede lee da haenin o mimikleri öldürüyor insanı:D hem estetik yaptırıp hemde doğal bir görünümü olan başka bir bayan bilmiyourm, galiba estetikçisi koreli değil, yabancı ! :D :D
    eline sağlık :D çok eğlendim :D

    • bunusevdim permalink*
      Ekim 3, 2011 9:29 pm

      Ben Pepe Le Pew’i hep bu kediyi sıkıştırırken hatırlıyorum, var mıydı ki başka işlevi? Değişik mekanlarda değişik aşk cümleleri ile ama hep kedinin takibindeydi :)
      Lee Da-hae’yi ben eski haliyle çok seviyordum, estetikten sonra sanki tamamen başka bir kadına döndü, dediğin gibi doğal ama sanki Lee Da-hae gitti de ablası geldi gibi hahaha

      • Ekim 3, 2011 10:39 pm

        evet hep kediyiyi sıkıştırıyordu ama sırtına yanlışlıkla beyaz şerit çekilen bölüme hala çok gülerim :D fotodaki sahne de o bölümden :D :D :D
        lee da hae’nin my girl deki halide estetikliydi ya, ben o halini seviyordum işte :D sonra ortadan kayboldu botoks yaptırıp geri döndü , senin dediğin hali o galiba :S ben de yadırgamıştım o abla halini :D :D :D

      • bunusevdim permalink*
        Ekim 3, 2011 11:01 pm

        Hahaha My Girl’de de mi estetikliymiş, ama orada küçük kız çocuğu gibi tontiş bir şeydi, sadece botoksla mı şimdiki haline geldi yani? Botoks amma değiştiriyormuş yav hayret.

      • Ekim 3, 2011 11:40 pm

        bu linki yayınlamayı hiç istemezdim Lee Da Hae’yi sevdiğim için ama bak ilk hali böyle :) bayaa bir törpületmiş yüz kemiklerini :S http://www.dramabeans.com/2009/05/lee-da-haes-old-pageant-photos/

      • bunusevdim permalink*
        Ekim 4, 2011 5:41 pm

        Estetik yaptırmadan hayatta kalamıyor ki bu Kore kızları :)
        Dediğin gibi güzel yapmış kim yaptıysa hahah
        Başlarda aaa estetikli mi o diye hayal kırıklığına uğrardım ama hepsinin öyle olduğunu görünce artık oyunculara bakışımı değiştirmiyor

  4. Ekim 2, 2011 11:56 pm

    Ayy bir dakika en son fotograftan gözlerimi alamıyorum, anam nasıl nasıl tatlı bir şeysin sen öyle yahu dur bir daha bakayım son kez :D
    Ben bu pek anlamlı resimlerin müdavinim duydum ki çıkmış hemen tası tarağı toplayıp bloguna kuruldum:)
    Google’a maaşallah diyorum (hem de çift a lı:P ) bak bu özelliğini bilmiyordum iyi oldu söylediğin;) Ah şu melodi işinide yapsalarya beynimi patlatıp bulamadığım şarkılara bir çözüm gelse^^
    Twitter tipleri ne kadar doğru bir tespih allahım allahım, blog için olanıda isterük isterük^^ Ayrıca bu yazı dizisi abonesi olarak istekte bulunabilir miyim agfafdgfdgfd
    A Man Once a Superman filmi ne kadar özel ne kadar güzel bir filmdir, Top 5’im dedir bu güne kadar bahsetmediğim anlatamamaktan korktuğum filmlerdendir. ( Ben bir şeyi çok seversem anlatamamak korkup anlatmıyorum- böylede salak huyum vardır efenim-)
    The Greates Love’ın o sahnesi nasıl şeker nasıl suratımızda kocaman bir gülümseme oluşturan nasıl eğlenceli aynı zamanda nasıl romantik ve birazda hüzünlü bir sahnedir. Yaratacısını görürsem ilk iş anlından öpüceğim^^
    Ben susayım değil mi? Susayım susayım ve 3. chapterı bekleyeyim :D

    • bunusevdim permalink*
      Ekim 3, 2011 9:47 pm

      O son fotoğrafı eskiden bir hocam ders slaytlarının sonuna koyardı. Dersin sonunda resmi görmemizle hepimiz gevrek gevrek gülerdik. O zamanlar arayıp bulmuştum, hala ben de gözlerimi alamıyorum :)
      A Man Once a Superman hakikaten çok ayrı bir filmdi. Anlatamamaktan korkmak hissi bende yeni yeni oluşmaya başladı. İlk başlarda cahil cesareti ile her izlediğimi yazıyordum, şimdi gülüyorum kendime, ben nasıl bu filmi bu kelimelerle anlatmaya kalkmışım dediğim çok film var. Salak bir huy değil yani ;)
      Ayrıca susma susma :D İstek parça almıyoruz ama sen istersen olur :)

  5. Ekim 3, 2011 12:12 am

    Bu’cum güldürdün beni.
    Bu arada teknolojiden ben de habersizmişim valla, ben fotoyu adıyla aramaya kalkıyordum gayet loser bi şekilde (tabi kaydederken adını değiştirmediysem)
    Bidam’ım pek şeker, ya da Kim Nam Gil mi demeliyim? Şaka maka askere gideli bir yılı geçti, az kalmış dönüşüne, nasıl da geçti zaman değil mi Nam Gil’im, alınyazım^^ *duygusal dakikalar*
    Ayrıca fotoların hepsine bayıldım ama o sondaki yok mu, kahkaha attım resmen. Şahaneymiş^^
    Gereksiz diyorsun ama bence pek eğlenceli, ben yazılarımı resme boğuyorum bu fotoları değerlendirmek için, bu daha akıllıca bir yöntemmiş^^

    • bunusevdim permalink*
      Ekim 3, 2011 9:56 pm

      Ya ben de kendime yüklenmiştim, bir basit Google’ı bile bilmiyorum diye ama hiçbiriniz bilmediğinize göre demek ki doğal olanı bilmememmiş :) O loser halin aynısı bende de vardı hahahah, neyse ki gerek kalmadı artık
      Aaa Kim Nam-gil dönüyor mu, hadi bakalım neler yapacak dönüşte. Bak sen pek severdin, şimdi duygusal dakikalarını görünce hatırladım :)
      Sondakini öğretmenler slayt hazırlıyorlarsa kullansınlar, ilgililere duyurulur :)
      Bu fotoğraf değerlendirme yazıları kullanışlı oldu gerçekten, fotoğrafları koyamayınca içimde kalıyordu, sanki çok önemli bir mesele hahahah. Ama olsun artık kafam rahat

  6. Ekim 3, 2011 1:04 am

    Bende bu resim yükleme olayını bilmiyordum. Vayyy canına sayın seyirciler diyorum. Dok Go Jin hoş bir abimizdir. Ama be Bidamı özlüyorumm.. Nam Gilim dön gel artık :) Herkesler unuttu seni yazıktır günahtır. Efkarlandım ben daha fazla konuşamicimm :D

    • bunusevdim permalink*
      Ekim 3, 2011 9:58 pm

      Herkesler unuttu Namgilleri ama ben unutmadım heheh. Kaç zamandır hala aynı iğrençlikteki esprileri yapabiliyorum :)
      Yorum onayı bayağıdır var yahu, yeni değil yani. Bir de böyle deniyorum

  7. Ekim 3, 2011 3:58 pm

    Postu görünce direk Kurbağalı Ae Jung fotoğrafı dikkatimi çekti.O sahneyi izlerken

    -Dok Go jin bunu bile yaptıya! Sen haketmiyosun kızım onu.

    diye içimden geçirmiştim :) Sondaki bebek de bomba görünce banada bi relaxlık geldi :D

    • bunusevdim permalink*
      Ekim 3, 2011 10:04 pm

      Dok Go-jin neler neler yaptı cidden. Herşeyden öte aşkını çok çabuk itiraf etti. Eskiden bu Kore dizilerinde ilk kızlar aşık olurdu ama yeni trend ilk erkekler itiraf ediyor, hadi bakalım, 2012 nasıl geçecek acaba :)
      Son bebek keyif ehli biri olacak büyüyünce, şimdiden belli :) Mayışınca elleri de atmış arkaya oohhh :)

Trackbacks

  1. Arşivden pek anlamlı resimler-3 « Bunu Sevdim
  2. Arşivden pek anlamlı resimler-4 « Bunu Sevdim
  3. Arşivden pek anlamlı resimler-7 | Bunu Sevdim
  4. Arşivden pek anlamlı resimler-8 | Bunu Sevdim
  5. Arşivden pek anlamlı resimler-9 | Bunu Sevdim

Yorumunu sevdim

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: