Skip to content

Friends

Ekim 8, 2011

Friends

Günlerdir çırpınıyorum yazsam mı yazmasam mı diye. Sonunda dizinin cazibesi size de tavsiye etmem için zorladı beni. Yalnız baştan uyarayım, bu diziyle ilgili olumsuz bir yorum kabul etmiyorum.  \(ˋo ︠  #) (Ama benimki dizideki gibi olmadı, uğraştım halbuki) (Bu arada anlamı şu: Bu diziye dil uzatanları kınıyorum)

2002’de yayınlanmış, ilk Kore-Japon ortak yapımı olan 4 bölümcük bir dizicik. Kendi halinde, sempatik, masum, basit bir dizidir. Eğlenmek, gülmek, iyi vakit geçirmek vs için izlenmesi tavsiye edilir efem.

Dizi ortak yapım olduğu için, bir cümle Korece bir cümle Japonca şeklinde geçiyor. Ki iki dili de seven biri olarak çok mutluydum diziyi izlerken. Bir de kızın Korece öğrenme çabası var, ki bence bize örnek olması gereken bir çaba :) Dizinin tek kusuru şu: Kız Korece konuşmaya çalışırken sanki kabız kalmış gibi ıkınarak konuşuyor, sesi kısılıyor. O kadar abartmalarına gerek yoktu. Ama o kadar tatlı bir şey ki, o yüzden benim gözüme çok da batmadı bu halleri.

Bir de Kore-Japon farkını da ortaya koyuyor. Sadece millet olarak değil aynı zamanda dizi yapımındaki farklılıklarını da. Yani kızın çevresini izlerken sanki bir Japon dizisi izliyormuşum havasında, oğlanın çevresini izlerken Kore dizisi izliyormuş gibi oluyorsunuz. İkisini beraber izlerken de melezin çekiciliğini anlıyorsun :)

Dizideki Koreli oyuncuların neredeyse hepsini tanıyordum ama Japonları tanıyamadım. Çok Japon dizisi izliyorsanız siz belki onları da tanırsınız. Diziye pek bir şey bilmeden başladığım için Koreli oyuncular çıktıkça “Aaa bu da mı oynuyormuş” şeklinde şaşıra şaşıra ilerledim.

Bana bu kadar tanıtım yeter de artar diyen Kore ve Japon dizisi severlere direk indirmek için link vereyim. İzledikten sonra yazının devamını okumak için beklediğimi ekleyerek…

Konu

Hong Kong gezisi sırasında Tomoko ve Ji-hoon tesadüfen tanışır ve arkadaş olurlar. Ya da kader yollarını kesiştirir… Bu kadarcık yazıyorum, sonrasını dizide izlersiniz.

Friend? Çingu? Tomodachi? Külahıma anlat ^^

Oyuncular

  • Won Bin: Ji-hoon rolünde. Yönetmen olmak isteyen Koreli bir öğrenci.

Won Bin adına güvenebilirsiniz, adamın yaptığı bir dizi/film de kötü çıkmadı şimdiye kadar. Yalnız muhtemelen çoğunuz Won Bin’in aşık hallerini hiç görmediniz, çok şey kaçırıyorsunuz, demedi demeyin :) Ben önceden Autumn Tale’de onu aşık olarak izlemiştim, ikinci adam olmasına rağmen orada da çok tatlıydı. Bir de Won Bin’in askere gitmeden yani 2005 öncesi halini daha çok seviyorum (ve o saçlarını da), daha az karizmatik=daha tatlı :)

  • Fukada Kyoko: Tomoko rolünde. Tezgahtar olarak çalışan Japon kızımız. Sen ne kadar tatlı, şeker, kawaii ve ötesi bir şeysin. Yerim seni, kahküllerini, dudak büzüşünü. Ama kızı sevimli yapan en önemli etken tombiş suratı :)
  • Lee Dong-gun: Ji-hoon’un arkadaşı. Kendi çapınca şarkıcı olmuş özgür takılan biri. Engin Japonca bilgisi sayesinde Ji-hoon’a lojistik destek sağlıyor :)
  • Han Hye-jin: Arkadaşın kız kardeşi.  Bu kızcağız da ikinci kızı oynamasına rağmen kızamam ki ona ben. Jumong’un Sosono’su o çünkü. Kız oppalarına çocuk değilim ben diye kızarken onu çok iyi anlıyordum doğrusu, o yaşlarda size çocuk gibi davranılmasından daha sinir bozucu ne vardır ki.

 

Sevdiğim Bölümler

Şu blogda ne yazarsam yazayım şu bölümü yazmanın tatminini vermiyor :) Özlemişim be.

  • Ji-hoon karakterini toptan sevdim. Adam oynamıyor mimikler oynuyor yav. Duyguyu anında hissediyorsun. Bu Won Bin niye artık böyle rollerde oynamıyor ühüüü.
  • Eller havaya! Aynı anda hem Ji-hoon hem Tomoko refleks olarak ürktü.

eller havaya

  • Acılı tabağı silip süpüren Japon ile acıya dayanamayan Koreli bir gün karşılaşır ve birbirlerine şaşırırlar.

acılı kimçi seven japon

  • Bunların anlaşmak için mutlaka bir yolunu bulmalarına bayıldım. Yeri geldi yarı Japonca yarı Korece azıcık da İngilizce. Yeri geldi beden dili (Kızın okey okey yapışına hastayım). Yeri geldi bir karın gurultusu yetti :)
  • Kızın Ji-hoon deyişi.
  • Birbirleriyle eşya değiş tokuş ettiler ya süper oldu. Şapka olayının getirilerinden bahsetmeyeceğim heheh. Ama diğer ayıcıklı “Wish Coming True” yazılı aksesuar da oğlana pek ilham oldu.
  • Tomoko’nun set ekibi için yaptığı yemeklere herkes güzel güzel deyip durdu. Ama en çok da Ji-hoon iştahlı yedi. Ekibe hayran kaldım yine de, büyük fedakarlık.
  • En sevdiğim yerlerden biri de şu sahne: Tomoko oğlana “Kıt akıllı adam, ama seni bu halinle seviyorum” der, Ji-hoon her zamanki şirinliğiyle aradan “ski” kelimesini cımbızla seçer ve “Sevmek? sevmek..” diyerek hemen üstüne alınır :)
  • Yağmur olmazsa olmaz. Olmaz yani. Yine düşündüm de yok olmaz. Islanmak şart.
  • Tomoko Japonya’da bir sınıfta Kore’yi anlatırken öğrencilerden gelen “Kore’nin erkekleri nasıldır acep?” sorusuna “Çok kibarlar ayrıca kaslı, güçlü,kuvvetlidirler. Hayalinizdeki erkekle Kore’de buluşabilirsiniz” mealinde bir cevap veriyor. He tabi, sokakta yürürken herkes senin gibi Won Bin’le karşılaşıyor sanki bacım.
  • Şu alttaki resmi de ben birleştirdim, bütün görgüsüzlüğümle açıklıyorum. Sağolsun mydestiny öğretiyor da Photoshop fobimizi aşabildik. Gören de ahım şahım bir şey yaptım sanacak 15 saniyelik işi var, ama ben çok mutluyum o ayrı. Bu arada resimler iki alakasız zamandan. Sol taraftaki kızın ne kadar sevimli olduğunun kanıtı, yav ağlıyorsun biraz çirkinleşebilirsin, ama yooook hep sevimli kalmalı. Sağda ise oğlanın ne kadar sevimli olduğunun kanıtı dememe bile gerek yok, zaten belli. Cama dayanmış oyun yapıyor kerata.

friends-cs3-şekerler

  • Saraydaki Mücevher’de sevdiğim bir replik vardır: “Elini tuttum sıcacıktı..” Ne bileyim dizinin en romantik yerlerinden biriydi sanki. Bu dizide de ona benzer bir şey vardı. Tomoko diyor ki: “Elini tuttuğumda titriyordu…” Hani olur ya, saatlerce konuşmak yerine tek bir an çok şey anlatır, öyle bir an işte. Zaten kalkıp kızın oralara kadar gitmesi bile yeterince takdire şayandı.
  • Ailelerden de bahsedeyim. Kore tarafı geleneksel aileydi, koruyucu anne ile askerliği yaptıktan sonra aile şirketinin başına geç modundaki baba. Japon tarafta ise boşanmış bir aile dolayısıyla yalnızca çalışan anne vardı. Onu da sevdim, kızı mutlu olsun diye ağzının içine bakıyordu.
  • Tomoko’nun koşuşunu sevdim. Ji-hoon filmde oynatmak için şansına ne hoş bir kızla karşılaştı. Bir de Ji-hoon’un koşuşunu da sevdim. Her şeyi de seviyorum canım, bu kadar da olmaz ki :) Koşmak güzeldir.
  • Koreli’nin Japonca, Japon’un Korece konuştuğu sahneler gözlerden kaçmadı elbette.

Bu diziyi sevdim V(^o^)V

Reklamlar
22 Yorum leave one →
  1. Ekim 8, 2011 5:59 pm

    Merak ettim valla, izlenir bu dizi…

    Bi de “elini tuttum sıcacıktı” repliği “Seliv Boylum Al Yazmalım”da da vardır, bilir misin? Hatta şöyle devam eder: “yüreği elindeymiş gibi…”

    Won Bin’in âşık hallerini görmek lâzım! ;)

    • bunusevdim permalink*
      Ekim 8, 2011 6:17 pm

      Basit ama sempatik bir dizi, seveceğinizi düşüyorum :) Eee ne de olsa kısa ;)
      “Elini tuttum sıcacıktı” repliğinin bizdeki halini sen söyleyince fark ettim, Saraydaki Mücevher’de zaten sıcacıktı değil de sıcaktı gibi geçiyordu, muhtemelen ben Selvi Boylum Al Yazmalım’dan beynime kazındığı için her türlü cümleyi o hale çeviriyor da olabilirim :) Ama çok romantik bir cümledir, değil mi?
      Bu arada sen diziyi izlemeden niye oraları okudun bakiim! :) Neyse Allah’tan pek spoiler vermiyorum.

      • melike permalink
        Ekim 8, 2011 8:53 pm

        bende indiriyorum şu an sırf merak ettiğim vede çok az bölümleri olduğu için..itiraf ediyorum bende spoileri okudum ben spoi okumadan başlamamki diziye :S

  2. Ekim 8, 2011 8:40 pm

    Hadi bakalım arada kaynayabilir bu da kaynak yapsın araya indirir izlerim belkim :D

  3. Ekim 8, 2011 8:53 pm

    Hikaruivy ağzımdan aldın evet o replik bizim filmde de vardı :D neyse bunusevdimin cevabını bana yapılmış gb de kabul ettim gitti :P :D :D :D
    çok tatlı bir diziye benziyor, çok güzel anlatmışsın, bunu sevdim :D

    • Ekim 19, 2011 7:52 pm

      ilk iki bölümü izledim çok tatlıydııı :D bitireyim tekrar gelirim :D

      • Ekim 19, 2011 9:08 pm

        Dimi ama çok tatlılar :)
        İlk iki bölümünü Japon kanalı son iki bölümünü de Kore kanalı çekmiş. Zaten bence de mantıken doğrudur, son 2 bölümde olanları düşününce :)

  4. Ekim 8, 2011 10:14 pm

    Sonunda izledin bu diziyi çingu, havai fişek falan mı patlatsam acep bilemedim:D Ben bloğda izleme listesi yaptığımda nasıl bişi diye ilk sorduğun dizilerdendi, izlediğine sevindim;)

    Zati Won Bin olurda kötü olur mu hiç, seviyorum bu adamı yaa. Kızıda ayrı bir sevdim bizim bildiğimiz cılız koreli kızlardan ziyade hafif etine dolgun, elma yanaklı bişeydi. İçimden hep yanaklarını sıkasım gelmişti^^

    Çok çok güzel diyebileceğim bir dizi değildi(kınasan da, atsanda, satsanda söyledim işte oh:d) ama ilk japon-kore ortak yapımı olduğu için bir çok şey göz ardı edilebilir;) Sırf Won Bin’i farklı bir rolde izlemek bile beni mutlu etmişti. Sıcak, sempatik, kısacık bir diziydi vesselam;))

    • bunusevdim permalink*
      Ekim 8, 2011 10:27 pm

      Kore delisi o listeyi mutlaka yeniden yapmalısın!! Nütfeeeennnn diye Shrek’teki çizmeli kedi gibi bakıyorum şu an :) Sana soracağım çok diziler var daha.
      Daha dün gibi hatırlıyorum. Sang-doo, One Liter of Tears, Friends sorduğum dizilerdi. Hepsinin konularını yazıp güzel olduğunu söylemiştin, hepsini de çok sevmiştim V(^o^)V (Ben bunları çok sevdim yav)
      Evet yahu, kız cılız değil, onu sempatik yapan da bu :) Aynı şeyleri hissetmemize çok sevindim.
      Çok çok güzel değildi demen iyi oldu, zaten ben de çok çok güzel olduğunu iddia etmiyorum, çünkü benim söylemek istediğim şey de bu: Basit bir dizi. Öte taraftan oyuncuları güzel, konu güzel (Koreli gence nasıl yaklaşılır hahahha, tabii ki böyle değil) Ama çok şeker bir diziydi, izlediğim için çok mutluyum.
      Olumsuz bir yorum kabul etmememin sebebi ben burada ay çok şeker diye sırıtırken bir densizin gelip kötü dizi kız ne biçim oynadı falan diye yazıp o mutlu anımı bozması ihtimali ;)

      • Ekim 9, 2011 2:36 am

        Zati o listeyi sen istedin diye hazırlamıştım vakti zamanında ve sana nasıl göndericemi bilemediğim içinde blogda yayınlamıştım. Yine bir dejavu mu oluyor ne:D İnşallah ilerleyen zamanlarda eklicem listeyi çingum;)

        Senin yazılarını blog açmadan öncede okuduğum için zevkelerini az buçuk biliyordum zati benimkiyle aynı sayılır o yüzden sana dizi hakkında bişiler söylerken tedirgin olmuyorum. O yüzden dizileri sevmene sevindim^^

        Zati bu diziyi dizi yapanda seninde dediğin gibi sadeliği, sempatik bir yapım…”Koreli gence nasıl yaklaşılır” ahahhah dimi ama! biz korece bilmiyosak onlara türkçe öğretiriz hiç sorun değil:D dizinin ana felsefesi de bu zaten:D

  5. Ekim 8, 2011 10:21 pm

    4 bölümcükmüş izlemesem ayıp olur :)ama türkçe alt yazı mı?

  6. Ekim 8, 2011 11:58 pm

    ben bu diziyi de lee don gun aşkımdan mütevellit izlemiştim :D aslında benim izlediğim dizilerin neredeyse hepsi lee dong gun ile pozitif ya da negatif manada ilintili :D ne aşkmış be yaw…
    eh dizi için söylenecek ne varsa söylemişsin zaten. üstüne biraz da ben koyarsam bunların bu diziyi yapmak için harcadığı vakitten daha fazlasını biz üzerinde konuşmak için harcamış olacağımızdan susuyor köşeme usulca çekiliyorum diyecektim ki aklıma takılan bir hususu dile getirmeden edemeyeceğime kanaat getirdim, şöyle ki: ben bunca senedir hala ji hoon’un o ne idüğü belirsiz, konusuz, plansız, programsız, sözsüz, sazsız kısa filmle nasıl ödül kazandığını çözemedim gitti!! Sen çözdün mü Allah aşkına bunusevdim??

    • bunusevdim permalink*
      Ekim 9, 2011 8:44 pm

      Bunlar diziyi iki senede yapmışlar diye biliyorum ama bu bilgiyi nereden edindim bilemiyorum :) Tabii yine de kısa dizi üzerine çok konuşulmasa daha iyi :) Aslında bakma ben çok şey anlatıyor gibiyim ama hikayedeki major olayları söylemiyorum.
      Ji-hoon’un ödül kazandığı filmi göstermediler ki? Ya da ben mi kaçırdım :) Kıza gösterdiği filmi, kıza jest olsun diye çektiği şeyleri düzenlemiş gibi düşünmüştüm ama?
      Kızla çektiği filmin adı “Looking For Love” idi. Zaten öylesine çekmişti. Şimdi baktım ödül kazandığı filmin adı “Autumn Trip” diye geçiyordu.
      Kaldı ki o filmle kazansa bile şaşırmam. Yani dizideki bir sürü şeye şaşırmadıysam ona hiç şaşırmam :)

  7. Ekim 9, 2011 12:23 am

    merak ettim izliyiciğim.. :)) izledikten sonra yazının tamamını okuyup, yorumumu yapiciğim efenim.. :)

  8. Ekim 9, 2011 7:03 pm

    İzledim ve geldim, yorum yapmaya hazırım, aslında olumsuz yorum da yapardım ama yasakmış, \(ˋo ︠ #) yapıyorlarmış, o yüzden böyle idare edeceğiz artık (yok yok, bu dizi hakkında kötü şeyler söyleyemem, çok güzeldi çünkü).

    Tomoko çok hoştu gerçekten, yani çok şeydi, hani o kullanmamam gereken kelimedendi, amaaan sevimliydi işte. Hikâyeyi de sevdim, çok hoşuma gitti :)
    Tabii tesadüflerin dizideki rolünden de bahsetmek gerek, e tabi yarı Kore yapımı olunca dünya pek bir küçük oluyor, herkesle her yerde karşılaşabiliyorsunuz, ama yine de bu kez abartılı bulmadım, hikâyenin güzelliği nedeniyle affediyorum. Bitişi de Kore tarzı oldu, Tomoko’nun sevdiği cinsten :)

    İzlemeden önce yazının tamamını okumadım tabi, ama ‘elini tuttum sıcacıktı’ repliğinden bahsetmen istemeden gözüme kaçtı. Ben de izleyip gelince sana ahkâm kesecektim, hayır bir kere orda ‘elini tuttum titriyordu’ diye söylemiş diyecektim, ama sen zaten öyle yazmışmışsın, bütün hevesim kursağımda kaldı :)

    Japonca ve Korece’nin birlikte kullanımı da tabii ki en sevdiğim kısımdı. Bu arada Sosono’nun Jumong öncesi halini görmek de güzeldi. Ayrıca Won Bin de Autumn Tale’deki rolüyle sanki aynı gibiydi.
    Herkes izlesin, çok hoş bir diziydi (ya da upuzun film mi demek lazım?).

    Ayrıca yağmurda ıslanmak, hmmm, evet, güzeldir :)
    (gerçi sen şemsiyesiz yapamazsın ama neyse)

    Bunda da ağladın mı 눈물씨?
    V(^o^)V

    • bunusevdim permalink*
      Ekim 9, 2011 7:40 pm

      Nasıl yani, ne ara izledin, aaa, çok şaşırdım şimdi.
      Beğenmene çok sevindim V(^o^)V Ben artık bu şeyi cılkını çıkarana kadar kullanırım.
      Bu dizi baya bildiğin sevimliydi :) Ben sen sevmezsin diye sevimli olanları söylemiyordum, bileydim önceden söylerdim. Artık sevimli olan her şeyi ilk sana söyleyeceğim.
      Ben olsam tabii ki şemsiyeyi tercih ederim :)
      Tesadüfler dizilerin vazgeçilmezi, öyle her şeyi didiklememek lazım dediğin gibi aşırı da abartmamışlar, ya da sevimliliklerinden abarttıklarını fark etmemiş olabilirim.
      Sosono Jumong öncesi küçük bir kız çocuğuydu :) Won Bin burada en azından birinci adam, bir de burada daha fakir ama gururlu bir hali vardı, orada daha zenginim züppeyim nihahah tadındaydı yav :) Yani daha güvenli bir duruşu vardı gibimsi.
      Bu dizide nerede ağlayayım yav, imkan vermediler hahahah. Ama şu ana-kız birbirine sarılıp beraber ağladılar ya, orası çok hoşuma gitti, anılar anılar :)

  9. Ekim 10, 2011 2:09 am

    Won Bin var deyu son bir kaç yüzyıldır izlemeye niyetlendiğim dizi. Nedense diziyi beğenmeyeceğimden korktuğumdan hep uzak durdum, erteledim, kendimle savaştım :P
    Şimdi sen de beğendiysen, benim yavaştan indirme şenliklerini başlatmam gerek.
    Sağol, varol, ellerine sağlık^^

  10. Ekim 15, 2011 3:13 am

    Japon-Kore sentezi iyi olmuş diyebiliyorum sadece :) Won Bin hoş, kız güzeldi. Kötü yorum yok dediğin için bu kadar :P Bir de ne zaman çekilmiş bu? 90’larda belli ama hangi tarihte?

  11. seh permalink
    Temmuz 26, 2012 5:18 pm

    listenden bir dizi daha bitirdim itiraf edeyim ki uzun zamadır
    bu kadar sevimli ve sıcak bir dizi izlememiştim.
    kız çok sevimliydi ama won bin çok çok sevimliydi.
    ilk kez won bini bir dizide izledim bu ayrıca güzeldi.
    keşke bir kaç dizisi daha olsada izlesek dedirtiyor ayrıca
    kızın korece öğrenme azmini kıskandım .
    japon oyunculara bir türlü ısınamadığım için japon dizileri
    çok izlemişliğim yoktur ama bu kızı sevdim.
    böyle tatlı bir diziyi önerdiğin için teşekkürler .

    • Temmuz 27, 2012 7:10 pm

      “Sevimli, sıcak” gerçekten de Friends’i tanımlamaya yetecek iki kelime olsa gerek. Ben de şimdi hatırladım yeniden mi izlesem diye düşünmeden edemiyorum :) Queen In Hyun’s Man’i bitireyim izleyeyim, zaten bu aralar yeterince sevimlilik patlaması yaşıyorum :)

Trackbacks

  1. Mim, En Şükela Harem Erkekleri « Bunu Sevdim

Yorumunu sevdim

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: