Skip to content

Ev Yolu/ The Way Home/ Jibeuro

Aralık 10, 2011

The_Way_Home_film

“Bütün büyükannelere adanmıştır.” diye biten bir film Jibeuro. Bittiğinde gözleriniz dolu dolu anneanneye koşma hissi uyandıran bir filmdir. O gece boyu “Ama ben onları özledim ki” diye sızlanmanıza neden olacak bir filmdir. Bolca gülümseten bir filmdir.

Belki de büyükannesi vefat etmiş, onun özlemini çekenlerin yarasına tuz basabilir. Onlar ruh hallerine göre izleyip izlememeye karar versinler. İndirmek için.

Konu

Köyde yaşayan dilsiz anneannesinin yanına bırakılan küçük bir oğlan çocuğunun köye, teknolojiden uzaklığa, yokluğa ya da belki asıl varlığa ve en önemlisi de anneannesine alışamama yahut alışma süreci.

Oyuncular

seni küçük şeytan

Çocuğu oynayan aktör “Küçük So Ji-sub” olarak bilinen Yoo Seung-ho, ki kendisini “Muhteşem Kraliçe”nin Çunçu’su olarak tanıyoruz zaten. Şimdi 18 yaşında ve 1.75 boyunda (Ben bu bilgiyi niye biliyorum yav). Yaa işte o küçük pis velet büyüdü de adam oldu diyeceksiniz bu filmden sonra. Filmde oynadığı karaktere tahammül etmek neredeyse imkansız, tam bir eşek sıpası. İzlerken başka şeyler de söyledim ama buraya yazmayayım şimdi.

anneanne

Anneanneyi oynayan kadıncağız –tahmin edebileceğiniz üzere- değil daha önce bir filmde oynamak, hayatında hiç film izlememiş ki. Yönetmen köylerde doğal yetenek ararken sonunda bu nineyi bulmuş. Aslında ninemiz o dönem (10 sene önce) 78 yaşında olmasına rağmen gayet sağlıklıymış, ama kadıncağız eğer osteoporoz yüzünden iki büklümmüş gibi yaparsa yıllardır hayatın güçlükleriyle baş ettiği daha iyi anlaşılır diye düşünülmüş. Ve yaşadığı ev de kadının gerçekten yaşadığı evmiş. Gel gör ki filmden sonra kendisine çığ gibi bir ilgi başlamış. Hatta büyükanne fan klübü falan kurulmuş. Sonunda bu ilgiden yorulan büyükanne yarım asırdan uzun süredir yaşadığı evinden başka bir eve taşınmış. Şimdi hala yaşıyor mu bilemiyorum.

Sevdiğim Bölümler

  • Büyükanneyi çok sevdim. Bir sahne vardı mesela. Kadın torunu için ta dolabın arkalarından bir şekerleme buluyor ama torununa vermeye çalıştığında o küçük şeytan bir küçümseme ile kadını umursamıyor ve elindeki lüks (!) çikolatasını ısırıyor. Zaten film boyunca hiç şikayetçi olmayan büyükanne insanın içini öyle bir ısıtıyor ki…
  • Torunu ile vücut diliyle anlaşmaya çalışma hali çok sempatikti. Misal bir Kentucky Chicken muhabbeti vardı torun-nine arasında, en eğlenceli yerlerden biriydi galiba. Ninenin başının üstünde ibik gösterme hareketi :)
  • Bir de velet pilav kasesini elinin tersiyle itiverince ninesinin o yerdeki pirinç tanelerini teker teker toplayışı vardı ki. İnsanın içi acıyor. Ve biraz da minnettar hissettim kendimi. Karışık yani.

Böyle işte. Hani vardır ya bazı filmler, izledikten sonra “Bu filmi izlemekle ne iyi ettim” dersiniz. Öyle bir film bu. Sade ama sıkmayan. İnsani.

Filmi sevdim, size de sevdirmek istiyorum.

9 Yorum leave one →
  1. seh permalink
    Aralık 10, 2011 9:34 pm

    küçük çunçu,nine ve torun ilişkisi izlemek için iki sebep
    birde benim gibi ninesini çok seven ve de kalbinde yaşatan biri için
    bu arada bu film ağaçsız dağ filmi tarzında bir şeymi ?

  2. Aralık 10, 2011 9:48 pm

    Ağaçsız Dağ filmine bazı açılardan benziyor diyebilirim ama daha farklı. Bir kere ben o filmdeki çocuklara bir türlü ısınamamıştım, özellikle de küçük olana gıcık olmuştum. Ama burada velet sinir bozucu olmasına rağmen pek sempatik, nine zaten karşılaştırılamaz bile :)
    Bir de o filmde küçük kızlara bakan kadın kızlara pek muhabbet beslemiyordu diye hatırlıyorum. Gerçi çekirge kızartma meselesi o kadar aklımı başımdan almış ki geri kalan kısımlar sönük kalıyordu hahah. Şaka bir yana anneannleriyle olan ilişkileri o kadar vurgulanmış mıydı hatırlamıyorum.
    Bu filmde tam tersi. Anneanneden gelen buram buram sevgi var ve bu sevginin gösterilişi çok doğal.

  3. seh permalink
    Aralık 10, 2011 10:19 pm

    doğru o film de çocuklara bakanlarla çocuklar arasında
    bir sevgi yoğunlaşması yoktu.
    çocuk temalı olduğu için öyle düşündündüm.
    bu filmide izliyeceğim filmler listesine ekledim.
    tabi blgisayara format çektikten sonra
    tanıtım için teşekürler
    anlatımın filmleri sevdiriyor

  4. Aralık 10, 2011 10:49 pm

    Çok hoş bir filmdir, bana kendi küçüklüğümü ve bizim köyü hatırlatır aynı zamanda (yok ben o velet gibi değildim, gerçi bazen ters davranışlarım olmuş olabilir ama yok o kadar değildim :) ).
    Nine hiç film izlememiş ama oyunculuğu harika, bu sade filmi hiç sıkmadan izlettiriyor. O veledin en sonda verdiği kartpostallar da güzel hediyelerdi.
    Ayrıca nine kentucky chicken alıp getiremedi ama daha iyisini yaptı, koca tavuğu getirdi :)

  5. Aralık 11, 2011 5:24 pm

    Ninenin muhtemelen oyunculuk gibi bir derdi olmadığı için, normalde nasıl biliyorsa öyle yapmış filmde de. Çocuk sonradan insafa geldi tabii. Taş olsa erir ki anneannenin karşısında.

  6. Aralık 16, 2011 5:53 pm

    çok çok sevdiğimdir :) Mesela http://naysting.blogspot.com/2010/02/film-sepeti-4-guney-kore.html

  7. Aralık 16, 2011 6:17 pm

    Evet güzel filmdi. Aklın yolu bir işte :)

  8. Aralık 24, 2011 4:36 pm

    Güzel bir filme benziyor.listeme aldım:)
    Küçük Ji Sub dedikleri çunçu muymuşş,neden bilmiyorum ama şaşırdım ben buna:) 2sini de çok severim^^Çunçu’nun küçüklüğünü izlemek de ayrı bir eğlence olacak:D

  9. Aralık 24, 2011 6:11 pm

    Listede torpil yaparsan pişman olmazsın ;)
    Evet evet, Çunçu’nun ta kendisi :) Çocukta şeytan tüyü var sanki, velet resmen fıtık ediyor adamı ama sonuçta onu seviyor olarak buluyorsun kendini :)
    Sen de seversin umarım.

Yorumunu sevdim

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: