Skip to content

The O.C.

Şubat 21, 2012

THE O.C.:  L-R:  Mischa Barton and Benjamin McKenzie star in the new one-hour drama The O.C. premiering Tuesday, August 5 (9:00-10:00 PM ET/PT) on FOX.

Şöyle bir eskilere baktım da bugün… Benim bir zamanlar The O.C. izlemişliğim bile var! Hatta Marissa ve Ryan’a bayılırdım.

Senarist(ler?)in Marissa’ya yaptıkları şeye hala inanamıyorum.

Ayrıca fakir ama asi Ryan’ın sonradan saçlarını kestirmesi Marissa’ya yapılmış bir haksızlık değil miydi!

Ve tabii Seth faktörü de vardı: "She is the queen. And I love her. So I guess that makes me the king."

Summer’ın yumuk gözlerini çok severdim.

Konuya dönecek olursak. Ne diyorduk… Ha, Ryan ve Marissa…

Yükseklikten korkan erkeğin kız arkadaşıyla lunaparka gitmesi. Klasik. Hiç şaşmaz. İşe yarar.

Severdim yahu.

13 Yorum leave one →
  1. Şubat 22, 2012 12:17 am

    ben de izlerdim bu diziyi.. cnbc-e verirdi bir zamanlar.. hakikaten o marissa’nın da başına gelmeyen şey kalmamıştı.. ryan pek bir karizmatikti cağnım.. tam bir taşra delikanlısıydı:D hey gidi heyy:D

    seth pek sempatikti.. hristiyanlarla yahudilerin dini bayramlarını -aslında noeli- birleştirmişti.. krismika gibi bir adı vardı hatta:D hala hatırlarım:D

    gariptir.. üzerinden uzun zaman geçmesine rağmen, -uzundan kastım en aşağı 4-5 yıl- hala ilk bölümünden kareler var aklımda:)) ryan’ın dövüşmesi, yüzünün morluk içinde olması, marissa’yla karşılaşmaları -marissa arabanın içindeydi-, summer’ın öpücük karşılığı para alması falan:D son yazdığım ilk bölümden miydi emin değilim:D

    her neyse bu dizi önemlidir benim için.. tıpki that 70’s show gibi.. ergenlik çağımın dizileri:D

    • Şubat 22, 2012 12:25 am

      Evet, aynen, ergenliğim bunlarla geçti :)
      Seth’in o saçma ama komik isim birleştirmesini ben de hala hatırlıyorum. Ryan’ın dövüşken (o nasıl kelime hahah) hallerini ve üstünden hiç çıkarmadığı atletlerini de :)
      Marissa’nın başına gelen milyon tane saçmalık vardı ama benim en sinir olduğum ikinci sezonun finaliydi tabii ki. Şok olmuştum, 3. sezonda düzelir sandım ama geçmiş olsun :)

  2. Şubat 22, 2012 5:21 pm

    Bu diziyi bende izlemiştim geçte olsa.Benim ortaokul yıllarıma denk gelmişti.Tekrarlarını kaç defa izledim bilemiyorum :))

    • Şubat 24, 2012 6:11 pm

      Evet evet, tekrarlarını da verdiler bunun başka kanallarda. Herkes ucundan bucağından aşinadır herhalde Ryan ve Marissa’ya.

  3. Şubat 22, 2012 10:26 pm

    4-5 yıl oldu mu dizi yayınlanalı.Vay be zaman hızlı geçiyo,daha dün gibi.Bir de evimiz Hollywod’da vardı.Ona yaşınız yetmez sizin :)

    • Şubat 24, 2012 6:15 pm

      5 seneden daha fazla geçmiş olmuş olması lazım aslında. Ama yine de dün gibi, zaman jet gibi geçiyor gerçekten :)

  4. Şubat 23, 2012 1:13 pm

    The O.C. en sevdiğim dizilerden. California şarkısı 2 sen boyunca telefonumunz zil sesiydi, çok severim:)) Ancak ben Marissa’yı hiç sevemedim.1. sezon güzeldi ama 2. sezonda herşeyi mahvettiler bence Marissa ve Ryan açısından. 3. Sezon Marissa çıktığında çok rahatlamıştım. Taylor ile Ryan favori çiftimdi. Bu yüzden 4. sezon en sevdiğim sezon oldu. Summer-Seth açısından da:)) Ayrıca Che karakteri de diziyi farklı bir havaya sokmuştu. Ah ah haka arada 4. sezonu açıp izlerim :))

    • Şubat 24, 2012 6:56 pm

      California here we come :) Ben de çok severim o şarkıyı.
      Marissa konusunda da şöyle hissediyorum: Leyla ile Mecnun’da nasıl ki Leyla’yı severdim, ama o gittikten sonra Sedef’i daha bir kabullendiğimi hissetmiştim, hatta Sedef’in Leyla rolünde gözümde daha çok artısı bile vardır. Ama Leyla ayrıdır, seneler sonra ben bu diziyi ilk Leyla ile hatırlıyor olacağım, onunla bu diziye başlamış sevmiştim.
      Marissa meselesi de aynı, sonradan Taylor’ı da hiç yadırgamadım, hatta sevdim de, ama Marissa Marissa’ydı, onun yeri ayrı :)
      4. sezonu bölük pörçük izlediğim için pek yorum yapamayacağım :)

  5. Şubat 23, 2012 10:29 pm

    Oyyy eskilere gittim. Başlarda güzel diziydi vesselam ama bir süre sonra hep olduğu gibi ilgimi yitirmiştim. Ryan’ı ilk başta tipsiz bulup sonra asi hallerine yandığımı bilirim :)
    Yine de gönlümde gençlik dizisi dersek eğer bir Dawson’s Creek’in tahtını alamamıştır.

    • Şubat 24, 2012 7:08 pm

      Hep öyle olur zaten, ilk burun kıvırdığın başrol tipleri sonra en bayıldıkların olur :)

  6. Şubat 26, 2012 11:55 pm

    The o.c görünce anlık nostarji yaptım. Bende e2 de gün içinde izlemeye başlamıştım. Marissa ile Ryan’ı sevmiyorum daha doğrusu Marissa’yı sevmiyordum. Ryan gönlüme taht kurmuştu zaman ilerledikçe. Ama hiç birini Seth’den daha fazla sevmedim. Seth ayrı kaykayla kayışlarına bayılıyordum. :) Bide o havuz evi ne kadar güzeldi ya :)

    Hatırlamak güzel oldu ^^

  7. Mart 11, 2012 7:57 pm

    ahhh lise zamanlarımın yegane dizisiydi ama ilk 2 sezondan sonra koptum ben. Ryan’a ilk bölümden bayıldığımı hatırlıyorum. Ergen ruhum Ryan’ın asiliğine morluklarına ve üniforma niyetine giydiği atletine biterdim. Ara ara izlesem mi düşünmüyor değilim ama şimdi kafayı gilmore girls’e takmış durumdayım :D Nostalji yapmaya ordan başlamayı düşünüyorum^^

  8. Mart 11, 2012 9:21 pm

    Nostalji rüzgarları :) Aslında çok eski değil ama lise son-üniversite başlangıç ile okulları bitirip işe başlama arasındaki o 5-6 senede insan çok değiştiği için bize çok uzun zaman geçmiş gibi geliyor galiba :)
    Ryan o atletleri olmadan olmazdı zaten :)

Yorumunu sevdim

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: