Skip to content

Rooftop Prince/ Çatı katı prensi

Mayıs 26, 2012

rooftop prince poster

Bu baharın Kore dizisi Rooftop Prince oldu. Oturmuş senaryosu ve sevdiğim oyuncularıyla izlerken eğlendiğim çıtır bir diziydi. Yoochun’cuğum romantik komedide oynasın ben yine onunla ilgili yazacağım demiştim zaten blogda, işte şu an o sözümü tutuyorum.

 

Konu

300 yıl önce veliaht prenses ölü olarak bulunur. Prens bu ölümün ardındaki sırrı, topladığı üç yetenekli adamla araştırmaya çalışır. Ancak birden kendilerini 300 yıl sonrası yani günümüzde bulurlar. Başlarda uyum sağlamakta zorlansalar da sonradan bu durumun prensesin ölümünün ardındaki sırrı açıklamakla bağlantılı olduğunu anlarlar. Ve sonra olaylar olaylar.

yoochun twitter oyuncular

(Yoochun’un twitter’da paylaştığı bir resim, Park-ha, prens Lee Gak ve tayfasını görüyoruz)

Sevdiğim Bölümler

  • En başlarda, geçmişten gelip de günümüze adapte olma çabalarına herkes gibi ben de bayıldım. Cep telefonunda ekran büyüyor diye televizyonda da ekran küçülür sanmalar, çatı katına ilk geldikleri gün evi saniyeler içinde harabeye çevirmeleri ve akabindeki şabalak suratları, ilk arabaya binişleri, o gün aç kalışları, klozetteki suyun aslında nereden geldiğini öğrenişleri, ilk dişlerini fırçalayışları, otobüse binerken ayakkabıları kapıda bırakışları! Ne bileyim bir sürü komik şey vardı.

biz ortalığı karıştırdık da azıcık

  • Prensin tayfası tam bombaydı. Üçlüyle ilgili en sevdiğim şeylerden biri de eşofmanlarıydı (final bölümünde de onları görünce çok sevindim).

Rooftop-Prince üçlüsü

(Sırasıyla Chi-san, Yong-sul, Man-bo)

  • İçlerinden en çok Chi-san’ı sevdim yavrum benim ya, ne şeker şeydi o öyle. Parlak giysi merakı, geçmişte gisaeng oluşu mesela…

en iyi gisaeng Chisan

  • Ayrıca Yong-sul diğer favori karakterimdi. O ciddi görünümünün altındaki gerizekalılığı çok eğlenceliydi. Her defasında saçma saçma potlar kırışı. Hatta Man-bo’nun çizdiği kadın resmine salyasının akması…
  • Tabii ki dizide en sevidiğim karakter Yoo-chun’un oynadığı veliaht prens karakteriydi. Yani “Çoha” :) Ya da biz diyelim Tae-young. Ciddi ciddi durup alttan alttan yaptığı şebekliklerle tam da Yoo-chun’u görmek istediğim karakter buydu işte.
  • Çoha’nın sevimli hayvan kıyafetler altındaki dansı süperdi.
  • Yirim yirim. (Uzun saç mı, kısa saç mı?)

yirim yirim

  • Veliaht prens küçükken “Evleneceğim kadın güzel olacak ki, oan her gün bakmak isteyeyim dimi ama” şeklinde tam bir kıro erkek sözü etmişti. Veliaht prenses bu açıdan müstehaktı ona.
  • Prens ve tayfasının saç muhabbeti. Hadi son bir fotoğraf çekinelim geyiği.

ağlama chisanım

  • Bir de dizinin en güzel yanı, olay bolluğu olduğu için hiçbir olay fazla sünmedi. Misal Park-ha Amerika biletini alınca ertesi gün adam gibi prensle konuştu, ne ayaksın sen şeklinde.
  • Pek çok Kore dizisi klasiği bu dizide de vardı elbette. Jjimjilbanga gitmek, birlikte bisiklet sürmek, beraber lunaparka gitmeler, yarışmalarda beraber yarışıp kazanınca birlikte sevinip iyice kaynaşmalar, çılgın karaoke. Şimdi haklarını da yemeyeyim, bu diziyle öğrendiğim yeni bir romantizm boyutu da var, büyük bir leğende beraber çamaşıra girişmek….
  • Omurice! Biz de izlerken pek sevdik. Krep yapıp içine Özbek pilavını koy, üstüne ketçap dök alsana Omurice, heheh.
  • Park-ha şanssız mıydı yani? Sen al yanına yakışıklı adamları, sonra çok şanssız ol. Hadi canım. (Zaten Park-ha karakterinin biraz desteksiz sıradan bir karakter olduğu gerçeği de zaman zaman canımı sıktı. Ama ne yaparsın ki sevimli kız işte)

buldu yakışıklıları

  • Yong Tae-mu uğursuz adamın teki olsa da Se-na’yı her şeye rağmen sevişi çok hoş değil miydi? Bence öyleydi.

taemu ile sena

  • Dizinin başındaki o karşılıklı şiirsel konuşmaya da bayıldım, hani prensin Bu-yong’la beraber tamamladıkları: “Çiçek mi daha güzel ben mi? O zaman git bu gece çiçekle uyu!”
  • Bu-young’un işlemeli mendilleri ve o her yerlerden çıkan sarı kelebek. Sevdim onu da.
  • Veee en komiği: Asansör sahnesi:
Aaaa küçük oda buldum, hadi üstümüzü değiştirelim…

 

Final bölümü dırdırım

  • Son bölümde, dizinin başından beri “Aman olmasın” dediğim şey oldu, dizinin sonunda beraber olan çift için diyorum bunu. Bir kere ne Pak-ha Bu-young ile aynı kişi, ne de prensimiz Lee Gak Tae-young’un aynısı. Tamam kişilik olarak aynılar. Tamam  görünüşleri de neredeyse tamamen aynı, ama yaşanmışlık denen bir şey var kardeşim. Yani Pak-ha ve Çoha o kadar şey yaşadılar dimi. Misal Bu-young geçmişe uçsaydı şu kolye sayesinde. Öhöm öhöm, işte buna tipik romantik seyircinin sevenleri kavuşturma arzusu diyoruz :)
  • Sonracıma şu reenkarnasyon saçmalığı da gül gül öldürdü beni. Bir kere reenkarne  olacaksan sen, anan, baban, kardeşin ve hatta sevgilin toptan reenkarne oluyorsun. Öyle kendi başına yeniden doğmalar falan olmaaaz!
  • Aslında en görmek istediğim kişilerden biri de Yong Tae-mu’nun 300 yıl önceki haliydi. Ki o konuda baya tatmin oldum. Bir de Tae-mu’nun önceki haliyle prenses arasında gönül bağı olacak mı diye de merak ediyordum, iyi ki öyle bir saçmalık olmadı.
  • Sırası gelmişken, ben bizim üçlünün günümüzdeki hallerini de görmek istiyordum,ama bu haksızlık. (Reenkarnasyona laf ederken işin cılkını çıkaran meraklı seyirci tavrı)
  • Yeşilçam’dan kesitler yine gözlerimi doldurdu. Yok vurulmuş ama tam kalbinin üstündeki kolye/metal aksesuar/saat her neyse onu kurtarmış geyiklerini senelerdir Türk filmlerinden biliyoruz zaten biz :)
  • Tamam şimdi genel olarak bakınca final bölümü başarılıydı, 19 bölüm boyunca evirip çevirip etrafında döndükleri tüm konular özet geçildi gibi oldu, herkes aydınlandı falan. Bilmecelerin cevapları verildi (Ki ben daha afili bi cevap bulmuştum ama neyse heheh). Olaylar aydınlatıldı (Dizi başında  beri diyordum gerçi, Allah aşkına bi yüzünü çevirip bakın şu veliaht prensese diye). Neticede en azından üstünde geyik döndürebilecekleri makul bir senaryoları vardı. Yeri geldi merak ettik. Yeri geldi şu mors olsa da içimin yağları erise diye ertesi bölümü bekledik. Sonra morardıklarında rahatladık. Çiftler kavuşunca sevindik. Sonra evliliğin birinci saniyesinde ayrılıp ünlülerimizin bile rekorlarını kırınca üzüldük.
  • Neticede değişik duygular tattırdı, kendini bir şekilde izlettirdi. Evet, başlarda olayları anlatana kadar adamı fıtık ettiler, eee konuya ne zaman girecekler diye sıkıldık biraz ama değdi mi değdi Allah için. (Pak-ha’nın annesi konusunun girişi ne saçmaydı mesela, halbuki sonra konu onun üzerinden güzel ilerledi) Dediğim gibi bu dizinin bence en büyük kusuru bir türlü konuya girememeleri olabilir, yoksa çok hoş diziydi.

İndirmek için;

200mbmini, doramax, yeppudaa.

Çatı katı prensini sevdim.

23 Yorum leave one →
  1. Mayıs 26, 2012 8:32 pm

    bu ne güzel bir yazı olmuş böyle bize söyleyecek söz kalmamış söylediklerine katılıp altına imzamı atar giderim ben ha bir de ara sıra değil bol bol yaz sen :)
    diziyi bende içime sindirirsem belki yazarım malum final beni baya mutsuz etti . kendi çapında mutlu son olsa da ben tatmin olmadım.

    • Mayıs 28, 2012 7:39 pm

      Evet niye öyle bir final yaptılar ki sanki :)
      Prens söyleyip duruyordu, veliaht prensesin ölümüne benzer olay burada da olacak ve ben bunu engelleyeceğim diye. En azından 300 yıl sonrasında kızı kurtarabildi diyerek avutuyorum kendimi :)

  2. cangemo permalink
    Mayıs 27, 2012 2:25 pm

    merhaba bu :D diziyi bitirdik ve son sahnelerde duygulandık haliyle.
    genel olarak bizlerde anı şeyleri düşünmüştük senaryoyla ilgili.
    yeppudaa spoiler sayfalarında bu konuyu o kadar uzun uzun konuştuk ki :)
    senaristin tek kusuru kurguyu becerememeziydi.halbu ki elde bu kadar mazleme varken daha şahane bir iş çıkarabilirdi.
    misal my girlfriends gumiho da fantastik ti ama hong kardeşler o kadar şahane yazmışlardı ki bir ara mihonun gerçek olduğunu sandım :P
    çoha ve +3 acaip keyif katmışlardı ama bu sonlarda +3 pek görünmedi :S
    han ji min ve yoo chun da geçekte de aşık oldular sanki :D
    miss ripleyi izledin sanırım yoo chun hayranı olarak bilirsin orda tek bir kiss sahnesi yoktu.
    19. bölümün san sahneleride çok güzeldi ve en önemlisi baek jı young o muhteşem ostu :)
    duygusal anlarda çalmaya başlayınca o andan etkilenmem katmerleniyordu.
    kısaca güzel bir tanıtım yazısı olmuş ellerine sağlık :F

    • Mayıs 28, 2012 7:40 pm

      Gerçekten eldeki malzeme güzeldi aslında.
      Müzikler çok hoştu gerçekten, diziyle özdeşleşen kendini hatırlatan şarkılar vardı.

  3. Mayıs 27, 2012 3:56 pm

    Dizinin sonu biraz tuhaf oldu bence. Romantik komediydi guya ama romantizm yalan oldu. Megersem butun mesele gecmisteki mevzuyu aydinlatmakmis. Bir de Park Ha ve Tae Yong’u cift yapmak tabi. Reenkarnasyondan sorumlu Tanri kisisi kafasina gore bir hikaye yazdi ama gecmistekiyle gelecektekinin birbirine asik olacagini hesap edemedi herhalde :) Neticede sevenler kavusamadi :'(
    Yan karakterler guzel islenemedi. Ne bileyim halmoni, halmoninin kardesi, onunla sanirsam gonul bagi olan amca, Tae Moo’nun kotu babasi, Park Ha’nin komsu kizlari, Se Na’nin anneleri falan… milyonlarca karakter koyup hicbirini islemediler. Saksi gibi durdu arkada hepsi :)
    Onun disinda senin sevdigin herseyi ben de cok sevdim :) Eline saglik.

    • Mayıs 28, 2012 7:47 pm

      Aynen aynen, tüm odaklandıkları konu veliaht prensesin ölümünün ardındaki sırrın aydınlatılması olmuş. O yüzden onun dışındaki her şeyi sallamışlar gitmiş.
      Yan karakterleri de biraz yazayım diye niyetlendim ama yazacak hiçbir şeyleri yoktu ki! Park Ha’nın komsusu Man-bo’dan hoşlandı öylece kaldı, Tae-young’un ninesinin kardeşinin adama aşkı ha keza, saçma sapan olay çıkarıp ucunu açık bıraktılar. Sözü geçtiği için söylüyorum, Gumiho’da mesela hala ve yönetmen aşkı başlı başına dizi gibi ayrı bir komediydi. Öyle de olması lazım. Bir başarısız yönetim söz konusu velhasıl.
      Ama komik yerleri komikti işte.

  4. Mayıs 28, 2012 11:16 am

    O ne kolyeydi öyle hakikaten.Kalbinin üzerinde taşı diye verdiği kolye, tam boynunda duruyordu.İnsan az daha uzun zincire takar dimi yani.Sonra nasıl kalbine indi de hayatını kurtardı bilemedim :)

    Bir de romantizm olsun diye 21. yy. da kıza leğen sabun verip çamaşır yıkatmaları saçma olmuş acıcık :) Ama romantizm uğruna ne yapalım ayıla bayıla izledik :) Ki aynı çamaşır yıkama olayına teşekkürü bir borç bilirim ki, sayesinde kızın baldızı olduğunu anladı.Prens anladı da ben 9 doğurdum anlayana kadar, saç baş yoldum o ayrı :D

    O kadar annesini aradı kız, buldu sonunda da ne oldu?Birşeyler oldu da ben mi kaçırdım yoksa?Kadın ortadan yok oldu son bölümde, mutlu mesut yaşamadılar.Büyük kızı polise uğurlarken gözüme çaptı bir ara.

    Prensden Allah razı olsun.Ne mesleği yapacağını seçemeyen genç ergenler misali; Manavlıkla başlayan iş hayatını, tv kanalında ne iş olduğunu anlamadığım ( çekime stüdyo mu hazırlıyodu ne?) bir işle devam ettiren.Ardından tur rehberi kimliğine bürünen, o da olmayınca annesine sekreterlik yapmaya başlayan kızımıza sürekli iş kurdu.Elini ekmek tuttturdu.Halbuki ben ilk başdaki manav hallerini seviyordum.Bir iş tutturamadı kızımız, ”ne iş olsa yaparım abi” modundaydı sürekli.Bu yönüyle işin suyunu çıkarmış senaristler.

    Sana kesinlikle katılıyorum.Çoha o kadar uğraştı, mücadele etti.Kızla o kadar anıları, yaşanmışlıkları oldu.Elin Tea Young’u iki karakalem çalışma bir kelebekle hazıra kondu.Olmaz olmaaaaz :) Çok fena kaptırdım kendimi yalnız…

    Değinmeden de geçemeyeceğim.İçimde kalsa çatlarım.Ölen prensesi kıçından tanıma başarısını göstermiş insan topluluğu, ( buna prens de dahil) kurdeşen döktüm burda!Bir Allahın kulu görmedi mi yüzünü? Öyle bir yeri görülmesin diye örtüye sar, (zaten görünmesi de imkansız ya 40 kat giyiniyolar mübarek) emirleriyle kendi kuyunu kazdın prens! Bu arada 300 yılllık zaman yolculuğu yap, 20 bölüm dizi çek, geri geldiğinde bir gün geçsin.Ne ala memleket, öyle reenkarneye can kurban.Ben de istiyorum :)

    Ne doluymuşum.Bu da bana ders olsun dizi bitmeden blogda yazmam bir daha :)

    Ellerine sağlık çok güzel bir yazı olmuş canım…

    • Mayıs 28, 2012 7:55 pm

      Herkes diziyle ilgili ne kadar dertli dimi? Hepimiz üzüldük, aslında potansiyeli vardı dizi niye daha güzel olmadı? Çocuk zeki aslında neden notları düşük? :)
      Prens kızı tanımamakta ısrarcıydı, uzun süre zekasını sorguladım. Adam baldızıyla sürekli berabermiş, gözlerinden tanımak bu kadar zor mu? Hadi tanıyamadın, hasta olduğunda mendil suratına düştüğünde falan da mı anlamadın? Söyleyecek pek söz yok, dizidir diye geçiyoruz. En azından kızın anasını hemen buldu, aaa bence senin annen şudur deyiverdi :)
      Ben de uzun süre Park-ha’ya şaşırdım, resmen annesini sallamadı yav! Uzun senelerdir görmediğin anneni buldun, insan beraber vakit geçirir en azından, pii rezil.
      Mantık hataları çok, dizinin senaryosunu bize mi verselermiş ne :)

    • Kasım 2, 2015 8:43 pm

      Ne kadar dertlenmişsiniz siz öyle :)) yorumları okurken koptum yaaa:)

  5. seh permalink
    Mayıs 29, 2012 12:25 pm

    diziyi dün akşam bitirdim ve ilk senin yorumunu okudum .
    velihat prensin o elleri arkasında yürüyüşü, ciddi ses tonu ile konuşmaya çalışması,
    bunu yapmaya çalışırken huysuz bir dede gibi görünüyordu ama öyle çokta şirin oluyordu.
    beni sinir eden, se-na cadısının hemen affedilmesi suç ortağı yong tae-mu suçlanırken
    neden onun yaptıkları çok kolay affedildi anlamadım. karaciğerini verdiği için mi
    zaten o hale düşmesine sebep olan oydu neyse o taraflara fazla gıcık oldum zaten
    izlediğim dizilere kardeşimlen birlikte sonradan puan veririm . beş yıldızlı dizilerimde var
    bir yıldızlılarda var ama bu diziye ne vereceğimi hiç bilmiyorum bu açıdan da
    benim için ilginç bir dizi oldu.sence bu dizi kaç puanlık ?
    genel olarak senin sevdiğin yerleri bende çok sevdim yorumunu her zamanki gibi bir çırpıda okudum elline koluna sağlık

    • Mayıs 29, 2012 8:21 pm

      Puan veremem açıkçası. Komik yerleri çok komikti, bazı romantik yerleri de öyle, senaryonun işlenişiyle ilgili bazı yerler de çok hoşuma gitmişti, ama bazı yerleri de çok kıytırık çekmişler. Ne bileyim bir öyle bir böyleydi, yine de aklımda güzel ve komik yerleriyle kalacak bence.
      O elleri arkada tutarak yürüme olayı tarihi diziler/ karakterlerle ilgili en sevdiğim şeylerden biri zaten. Yoochun’a da çok yakışıyor :)

  6. esra+2222 permalink
    Mayıs 30, 2012 4:36 pm

    bu yorumlara sımdı rastladım bnde bı yorum yapıyım dedım :) dizi kore top 10umda ılk sırayı aldı :) fınal evet beklenen degıldı sonucta o kadar hayal gucuyle dızı yapmısn ne olur arkadas kızı gecmıse gotur yada prensı gelecege getır dımı ama yok :) ama yıne de dızı mutlu son sayılırdı cunku tae yong bulusmaya geldıgınde elı arkadan baglıydı bu le gakın hareketıydı bu da bedenen taeyong olsada ruhunun le gak oldugunu gosterır , lee gak mektubunda sana kavusmak ıcın olebılrım demıstı le gak gecmıste 300 yıl pak ha ya kavusmak ıcın bekledı ve taeyonun bedenınde yenjden dunyaya geldı, elını tutuncada prensın ortaya cıkması da bunu gosterdı ve en azından bn tatmın oldum :)

    • Haziran 1, 2012 10:22 pm

      Yok yav, lee gak aslında tae-young’un içinde/ aslı olayını ima etmiş olsalar bile hiç beni tatmin etmedi valla. Hele ki dizi içinde lee gak ile tae young’u yan yana gördükten sonra (Komadayken Kore’ye getirdikleri zaman). Ama ille beni tatmin edecekler diye bir şart da yok tabii. Kore dizilerinin istediğim gibi bitmemesine alışığım ben :)

  7. Mayıs 31, 2012 9:52 pm

    Yazını yayınladığın gün okumuştum yorumu ancak yapabiliyorum. Senden beklendiği gibi son derece doyurucu bir yazı olmuş ellerine sağlık;) Her cümlenin altına imzamı atarım çingu özelliklede final böülümü için söylediklerini. Resmen 20 bölüm boyunca biriken anılar bir anda buhar olup gitti, tamam görüntü aynı ama içleri farklı be! Çoha’nın verdiği o gururlu ama aşık hallerinin yerini ikizi gelse dolduramaz:)
    Bu ayrıntı aslında çok ilginçti, yani bir insanı öldürebilecek kadar gözü dönen bir adamın her şeye rağmen bir kadına kendini adaması! İlginç ama güzel bir noktaydı;)

    Ahh yine çok severek izlediğim bir dizi daha bitti. Bu da en sevdiklerim arasına girdi, artık moralim bozulunca açar-izler keyiflenirim. Umarım yeni başlayacak olan BİG dizisine en az bunun kadar başarılı olur. Onuda sabırsızlıkla bekliyorum, eminimki senden bekliyosun çingu o dizi hakkında da yazını bekliyorum. Ayrıca aklıma gelmişken daha sık yazmalısın arada kaytarıyosun gözümden kaçmıyo sanma;)))

    (bu seferde yorum gitmezse cidden bu WP’nin…)

    • Haziran 1, 2012 10:30 pm

      Aynen, Çoha nere Tae-young nere, peeh :)
      Big dizisini merakla bekliyorum, Hong kardeşler işin içinde neticede. Kötü olma ihtimalini düşünüyorum: My Girl, Hong Gil Dong, Gumiho, The Greatest Love… Ve Sassy Girl ile You’re Beautiful da var Evet ihtimalimiz sıfır :)
      Kaytarmak mı dedin kore delisi, aksine fazla bile yazıyorum valla :)

  8. Haziran 9, 2012 8:59 pm

    Birkaç gün önce bitirdim diziyi.Komedi bölümleri cidden çok güzeldi.Ama sonunda Çoha sevdiğine kavuşmayınca Park ha niye kavuşuyor canım!

    Asansör sahnesi benim de favorim manyaktı bunlar!Keşke daha uzun süre saf kalsalardı :D :D

    ”Park-ha şanssız mıydı yani?” fazlasıyla katılıyorum sana.O dört yakışıklıyla-şanssızlık kesişmez :) :)

  9. buse permalink
    Haziran 10, 2012 11:42 pm

    asıl ben bu siteyi çok sevdim :D

  10. Ceren permalink
    Temmuz 12, 2012 10:48 pm

    13.Bölümdeki Karaoke Şarkısının adı ne ya?
    İnternette o kadar araştırdım bulamadım.Bilen varsa söylesin :(

  11. Gizem permalink
    Ekim 19, 2013 8:40 pm

    dizinin sonu beni çok üzdü şahsne böyle bir son haketmiyordu bu dizi dediğin gibi yaşanmışlıklar var sonuç olarak…

  12. Frkn permalink
    Kasım 2, 2015 8:44 pm

    Cok güldüm yorumlara :😄😄

  13. melisa permalink
    Haziran 30, 2016 1:53 pm

    kaçıncı bölümde park ha ile sevgili oluyorlar

Trackbacks

  1. Nine: Time Travelling Nine Times | Bunu Sevdim
  2. Signal | Bunu Sevdim

Yorumunu sevdim

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: