Skip to content

Baker King, Kim Tak-goo

Temmuz 20, 2012

Baker King Kim Tak Gu poster

Bugün Kim Tak-goo’yu izlemeyi bitirdim. 30 bölüm olduğu için, uzun süren her dizide olduğu gibi bu dizide de karakterlere o kadar bağlanmışım ki. Hatta özel bölümü vardı, ona da azıcık göz gezdireyim demiştim, bir baktım 1 saat geçivermiş onu da bitirmişim :) Hatta bir kez yetmedi, üst üste iki kez izledim. Özel bölüm bile sürükleyiciydi yahu. Bu dizinin Kore’de reyting olarak %50’yi geçmesine hiç şaşırmadım. Düşünsenize Kore seyircisinin yarısı izlemiş resmen, Koreli ahjummalarla dizi zevklerimin ne kadar uyduğunun bir başka göstergesi daha…

İlk olarak Tak-goo bebeğim, seninle tanıştığıma çok memnun oldum :) Ben bir dizinin başrolünü seversem diziyi de severim zaten. Yoon Shi-yoon’u ilk izlediğim diziydi ve adam çok güzel gülüyor yahu. Bir kere anlaşalım, güzel gülen insan kötü olamaz.(Bu biraz Leyla ile Mecnun’daki çay içen insan kötü olamaz repliğine benzedi) O güldükçe  benim de gülesim geliyordu, insan neşe doluyor, çiçekler açıyor… Yok, o kadar değil tabi hahah. İşin ilginç yanı, adam çok da güzel ağlıyor, bak sen şu işe. Onun olduğu bir acıklı sahnede hıçkırarak ağladığım bile oldu. En son ne zaman böyle ağladım hatırlamıyorum. Yani işin kısacası onun olduğu her sahne benim için çok hoştu.

Tak-goo’yla ilgili neleri sevdiğimi düşündüğümde gülmesi, ağlaması, sürekli mutlu olunacak bir şeyler bulması dışında.. Yumuk gözleri var mesela, burnu dümdüz, tenini fark ettiniz mi bilmiyorum ama kızlarınkinden daha pürüzsüz, dişleri de çok güzeldi (Sanki at bakıyoruz tövbe tövbe). Hatta başlarda çok garipsediğim ergen sesine bile sonlarda bayılıyordum. Allah sahibine bağışlasın diyerek diğer konulara geçelim.

Dizi başlarda resmen Türk filmi gibiydi. Kırsal kesimde olayın geçmesi, ilişkiden bir gün sonra hamile kalıp öğürürken görülmeler, hızlı sahne geçişleri, üç yıl, beş yıl sonra muhabbetleri, aile içi entrikalar, kim kimin anası babası sonradan öğrenmeler, gözlerinin görmemesi, bir dolu Yeşilçam tadında muhabbet vardı yani.

Bence bu dizinin yakaladığı başarının nedeni biz Türk izleyicilerin Kore dizilerini sevmesindeki en önemli etkenle aynı: Masumiyet. Ortada bir sürü entrika dönse de bazı iyi karakterler var ki her şeye rağmen inanılmaz masum kalmayı başarabiliyorlar. Misal Tak-goo.. Artık bir yerden sonra onu iki yanağından güzelce mıncırıp “Seni bizim eve götürsem gelir misin?” diyesim gelmişti (Bakınız: Pınar Sosis reklamı).

Konudan bahsetmeyeceğim, ben neredeyse tüm sahneleri bilerek izlemeye başlamıştım, bence en güzeli hiçbir şey bilmeden başlamak. Aile dizilerinden hoşlanıyorsanız sizin için güzel bir seçim olacak.

İzlemek isteyenler için: doramax, yeppudaa

Sevdiğim Bölümler

(Diziyi izleyenler için)

  • Tak-goo’nun ağladığı tüm bölümler harikaydı. Mazoşist misin yoksa sadist mi diyor olabilirsiniz ama, benim için ağlatabilen dizi mükemmel dizidir.
  • Küçük Tak-goo hiç fena değildi. Özellikle “İnçon kıyılarında soda içerken” şeklindeki o garip şarkılı dansı harikaydı. Her seferinde adını söylerden “Tak-goo ismi pinpondan gelmiyor, ulvi bir anlamı var” mealindeki o fiks konuşması da çok hoşuma gidiyordu. Bir de küçüktü müçüktü ama cesurdu Allah için, ekmek çaldıktan sonra parasını ödemek için erkekçe çalışmıştı neticede…
  • Küçük Ma-jun’u oynayan çocuk çok başarılıydı. Her seferinde ağzını burnunu kırasım geliyordu ki bu da rolünü iyi oynadığını gösterir.
  • Tak-goo’nun geçiçi olarak kör olduğu sahneler mükemmeldi, o haliyle ekmek yapmaya çalışması, acıklı ötesiydi. Tabii burada altta çalan müziklerin katkısı çok büyük. Yeri gelmişken onlardan bahsedeyim.

kör tak-goo ekmek de yaparkör tak-gooyu izlerken

  • En sevdiğim dizi müziği: Kı Saram (O kişi)
Bu şarkıyla ağladım, bu şarkıyla güldüm. Dizinin şah damarıydı.
  • İkinci en seviğim şarkı da şu: Hope Is a Dream That Never Sleeps. Bu şarkıyı Super Junior’dan Kyu-hyun söylemiş, şarkıyı çok sevdiğim için araştırırken buldum ve çok şaşırdım, eğer bu Kyu-hyun’sa ben bu adamı gece gündüz dinlerim. Su-ju’yu sevmek için bir başka neden daha çıktı.
  • Yoo-kyung’un Tak-goo’ya aldığı şapka. İçinde “Fırıncılar kralı Tak-goo” yazıyor :) Ne hoş bri hediyeydi.

tak-goo şapka

  • Tak-goo’nun taksi serenadı vardı bir de.. Ne tatlı çocuk ya. Edith Paypı :)
  • Tak-goo Yoo-kyung’a geçici olarak da olsa veda ederken kız “Tak-gooya” deyince dayanamayıp çat diye nasıl döndü. Breh breh breh.
  • Bir keresinde Tak-goo Mi-sun’a “Sen tanıdığım tüm kadınlar içinde en iyi üçüncüsüsün” demişti. Cık cık cık. Bir kadına en söylenmeyecek laflardan birisi. Gerçi daha kötü gaflar duymuşluğumuz da yok değil.
  • Pal-Bong fırını ne güzel bir yerdi. Aile ortamı, öte yandan disiplin, ama hep insaniyet.. Ekmek kokan, insanın içini ısıtan özel bir ortam. Yarışmaları merakla beklerdim. Bir defasında Tak-goo ve Ma-jun cezalarını iptal ettirmek için birkaç gün elleri birbirlerine bağlı gezmişlerdi. (Not: Alttaki sahneyi sevmemin tek nedeni ellerinin bağlı olmasıdır) Elleri bağlıyken üzerindekileri nasıl çıkaracaklar sorumun karşılığı da bu resim: İpi çamaşır askısı olarak kullanarak tabii ki.

eller bağlı

  • İnsan tek başınayken yoruluyor, bir de bağlı bağlı zor olur :) Uykuyu hak ettiniz.

eller bağlı uyku

  • Bir gangsterin şu repliği beni bitirdi: “Bu dünyada bilinen üç büyük yalan vardır. Birincisi asla evlenmeyeceğin bir kıza evlilik sözü vermek. İkincisi ölmek üzere olan yaşlı bir adama çok yaşayacaksın demek. Üçüncüsü Kim Tak-goo’nun bir daha kimseyle kavga etmeyeceğini söylemesi”
  • Tak-goo’nun ilk müşterisi olan, ilk ekmeğini yiyen çocuk. Ne tatlıydı. Ve ne kadar motive ediciydi.
  • Dizinin en etkileyici sahnesi şüphesiz büyük kavuşmanın yaşandığı sahneydi: Uri Tak-goo, ulcimaaa (T_T), ya da vazgeçtim en iyisi ağla :)

büyük buluşma

  • Ma-jun’un Yoo-kyung’a olan ilgisi başlarda hastalıklı olsa da çok ilginçti. “Niye bende ısrar ediyorsun? Bir sürü başka kız var.” şeklindeki klasik kız sorusuna cevaben Ma-jun şöyle demişti: Çünkü istesem de seni elde edemem.
  • En koptuğum sahnelerden biri de buydu. Tak-goo baktı o koca dosyalar kuru kuru okunmayacak, sekreterlerden renkli kalemler istemişti. Bari altını çizerek okuyayım diye düşündü zavallım.

renkli kalemler

  • Ma-jun’un muhteşem bir repliği vardı: “Özür dilerim. Doğduğum için…”
  • Yoo-kyung’un fettan değişimi de göz doldurdu hani…

yoo kyung değişim

  • Ama hiç bir karakter Ma-jun’un annesi kadar kötü kadın olamaz. Dizide tokat atmadığı kimse kaldı mı acaba?

şaşkın anne

  • Mi-sun’un hemen sırıtıverişini sevdim. Bir de bir yerde “Nappun (kötü) Tak-goo” diyordu, Tak-goo onu duyunca hemen kıvırmıştı “Pappun (meşgul) Tak-goo” diye :)

ben mi daha nelero kadar belli oluyor mu

Ortalıkta Yoo-kyung hiç olmayaydı Mi-sun Tak-goo için ne iyi olurdu. Hayat dolu iki insan, sürekli sırıtır dururlar. Ama Yoo-kyung aklımızı karıştırdı, içimizi burktu, cız ettirdi bizi.

Yoo-kyung denen o kızın saçlarının tüm tellerini birer birer yolmak istedim, ta ki kel kalana kadar. Aslında düşününce kendine uygun olan yolu seçti, o kadar karamsar, nemrut, buz gibi birinin Tak-goo gibi her hücresinden hayat, sevinç fışkıran biriyle ne işi olabilir?

Ayrıca Yoo-kyung Ma-jun’un karakter olarak tıpkısının aynısıydı bence. Nemrut şeyler, nolcak.

  • Bu arada dizinin sonunu gördüğümde ben iyi ki senaryo yazarı falan olmamışım dedim. Çünkü dizi bitmesine yakın habire “Ben olsam dizideki tüm karakterleri öldürürüm artık!” deyip duruyordum :)
  • Özel bölüm ise ayrıca şahaneydi. Bomba geyikler vardı. Tak-goo ve Ma-jun’u oynayan oyuncuların da dizi müziklerinde birer şarkıları var, onlardan da söylediler. Ama en bomba olan Han Seung-jae karakterini oynayan adamdı. Dizidekinin aksine acayip lakayt, rahat bir adam. Aşağıda herkese parmaklı çorap tavsiye ederkenki hali: Tüm parmaklarınıza özgürlük verin!

parmaklı çoraplar

 

Dizide Tak-goo herkesin gönlünü bir şekilde çalmayı başarıyordu. En şeytani karakterler bile onunla melek oldu. Kalpleri ısıttı. Çiçekler açtı. Bir dakika yine raydan çıkmak üzereyim. O yüzden hemen bitirmek istiyorum. İzleyin, izletin, gülümseyin.

Tak-goo’yu çok sevdim.

14 Yorum leave one →
  1. Işık permalink
    Temmuz 20, 2012 11:05 pm

    Joo Won’un Gaksital’den, Yoon Shi Yoon’un Me Too Flower’dan hayranıyım. Öyleyse bu dizi izlenir!!

  2. Temmuz 20, 2012 11:19 pm

    Çok güzel diziydi be, alt yazı gelecek diye günde kırk defa siteleri aşındırıyordum :)

    Dizi tam yeşilçam tadındaydı, çok bizdendi. Bir ara Tak Goo’nun gözlerini feda edeceğini falan bile düşünmüştüm ben :D Ellerinin bağlı olduğu bölümü çok sevmiştim, çünkü ilk defa Ma Jun’u o bölümde sevmiştim :) Kavuşma sahnesi fenaydı, ağlamıştım epey. Fırındaki yaşlı dede ve ders niteliğindeki öğütleri, yarışları çok güzeldi, çok yerinde bilge bir karakterdi. Anne karakterini her bölüm ‘dövmek istiyorum bu kadını’ nidalarıyla izledim, önüne gelene çakıyordu tokadı pis kadın.

    Mi Sun ne kadar tatlı sempatikse Yoo Kyung o kadar soğuk mesafeli bir karakterdi bu yüzden kararına kızmadım böyle olması iyi oldu, Ma Jun bir şekilde teselli olmalıydı :P

    Özel bölümü izlemedim çünkü haberim yoktu, hemen not ettim; izleyeceğim. Bütün oyuncuların katıldığı bir TV programını seyretmiştim yarım yamalak, eğlenceliydi o da :)

    Bu diziyi sevdiysen –ki sevmişsin:)- “Can you hear my heart” dizisini de izlemelisin –belki de izlemişsindir- mutlaka, o da çok güzel, sıcacık ve Kore’de yüksek reyting almış bir dizi. Young Gyu ve Dong Joo’yu çok seveceğine eminim:)

    • Temmuz 21, 2012 5:05 pm

      Tak-goo ve annesinin gözleri muhabbeti beni benden almıştı. Bir de Tak-goo’nun koku ve tat duyusuyla alakalı bölüm vardı. Tak-goo bu diziyi tek parça olarak bitirebildiği için çok şanslı :) Ben de ellerinin bağlı olduğu bölümü çok sevmiştim, Ma-jun biraz da insana benzemişti.
      Mi-sun ve Yoo-kyung konusunda senaristlere kırgınım biraz. Resmen başrol aldatıldı yahu, nasıl olabilir bu, başrollerin normalde sevdiceğine kavuşması gerekir gibi hissederiz ya, bu açıdan ilginçti. Ama Ma-jun Yoo-kyung yakıştı kesinlikle, ona bir şey diyemem.
      Özel bölüm dediğim o hepsinin katıldıkları TV programı dediğinle aynı bence, çok ama çok komikti. Ben zaten bu diziye başlamadan önce o programı seyretmiştim, hoşuma gittiği için diziye başladım. Ama keşke o programı seyretmeseymişim, çünkü bütüm önemli olayları bilerek başlamış oldum diziye. Kesinlikle hemen özlemelisin o bölümü, seveceğine eminim :)
      Can You Hear My Heart çok izlemek istediğim bir dizi ama 16-20 bölüme alışmışız ya, sanki hep 30 bölüm uzun gelecekmiş gibi hissettiğim için kaçıyorum, halbuki hala kısa.

  3. Temmuz 20, 2012 11:59 pm

    Senin zevkine kesinlikle güveniyorum, güzel dediysen kesin güzeldir.Ama 30 bölüm olması biraz uzak tutuyor beni, çok uzun yaa! (Ne diyorum ben ya, 149 bölümlük bizim dizileri izlerken hiç de öyle demezdim, ne işkenceler etmişiz kendimize :))

    Çaldığı ekmeğin parasını yalnız Sezercik geri getirir zannederdim.Bak Koreliler de pek dürüstmüş :)

    Ellerine sağlık, özlemiştim dizi yorumlarını.Yazıyorum listeme, belli olmaz belki de başlarım:) Sevgiler…

    • Temmuz 21, 2012 5:06 pm

      Hiç kaçma 30 bölüm diye, göz açıp kapayana kadar bitmiş olacak zaten, daha ilk bölümlerinde bile sıkılmıyorsun, çok akıcı bir konusu var, oyuncular ha keza. İzleyip de beğenirsen çok mutlu olurum.

  4. Temmuz 21, 2012 10:35 pm

    Yayınlanırken izlemiş, oldukça kaptırmış idim o sıralar.
    Takgu ve Macunum, ikisi de çok sevdiğim karakterler oldular. Majun anti olmasına karşın sevdirdi kendini. Joo Won ile tanışmamı sağlayan dizidir.
    Uzun uzun bahsetmiştim zamanında, dizinin benim için en büyük kerameti sürükleyiciğiydi. O kadar bölümü ne ara izledim anlamamıştım bile.
    Bir de Takgu var tabi. Shi Yoon bu kadar mı şirin, bu kadar mı tatlı olur yahu? Resmen ekran karşısında “Ona zarar vermeyin, başına bir şey gelmesin” diye buhranlara sürüklendiğimi bilirim. Şimdi üzerinde iki yıl geçince bile çocuğun yüzü aklıma gelince, sarılasım falan geliyor. Öyle bir etki.
    Geç de olsa iyi ki izlemişsin, izlenmesi gereken bir dizi:)

    • Temmuz 22, 2012 5:32 pm

      Evet, Tak-goo bebeğim insanın kalbini çalmayı kesinlikle iyi beceriyor. Erkek nasıl tatlı olabilir diye düşünüyorsun, sonra Shi-yoon’a bakıyorsun ki hah böyleymiş diyorsun :) Ma-jun’a karşı çocukuluğundan gelme bir gıcıklığım var, o çocuk ne dövülesi bir şeydi öyle.
      Geç oldu izlemem ama iyi ki şimdi izledim. Benim için bu dizi izlemek için doğru zaman şimdiydi galiba.

  5. cangemo permalink
    Temmuz 22, 2012 4:00 am

    Tak gu yu izliyorum dediğinde yorumlarını beklemeye başlamıştım :D
    benimde başlayıp 2 günde 18. bölüme kadar izleyip sonrasında diyarbakırlı (bu dizinin çevirmenlerinden :) ya sürekli nerde yeni bölüm deyip durduğum bir diziydi .
    bu dizide herşeye rağmen ma jun hayranı olmuştum hatta esas kızla biraraya gelmesini şiddetle isteyenlerdenim :) şükür senarist sesimi duyduda hüsrana uğramadım :P dizide asıl acı çeken hep tak gu gibi gösteriliyordu ama acıların kralını yaşayan zavallı ma jundu :( belkide şu aralar gaksitali izlememinde etkisi olabilir zira joo woon bu gaksitalde fırtınalar estiriyor.
    neyse fazla dallandırıp budaklandırmadan ellerine sağlık diyeyim :) haa birde can you my heart izle demiş bir arkadaş şiddetl ve şiddetle aynı görüşteyim :) hatta can you my heart bu diziden bir tık öndedir :)) umarım onu da izleme fırsatın olur sırf o şahane ostu dinlemen bile yeter. birde cha dong joo ya yan gözle bakmak yok :P

    • Temmuz 22, 2012 5:36 pm

      Can You Hear My Heart eninde sonunda izlenecek galiba. Ama, ne zaman? :)
      Ma-jun Yoo-kyung olayına bir şey diyemiyorum dediğim gibi, ama Tak-goo bunu hak etmiyordu, böhüüü :( Hahahha, bu dizide en çok Yoo-kyung moralimi bozdu galiba :)

  6. Temmuz 22, 2012 10:11 pm

    En sevdiğim dizilerden :) Böyle uzun dizler çok daha güzel oluyor, karakter bolluğundan sanırım:) Ben diziyi sırf Majun karakteri için izlemiştim, O ve YooKyung muhteşem ikiliydi gözümde :D Zaten bu diziden itibaren de Joo Won hayranı olup çıktım :D

    Güzel yazıydı, tekrar izleyesim geldi :D

    • Temmuz 23, 2012 7:38 pm

      Bu kadar çok Ma-jun’cu görmeyi beklemiyordum. Aslında yetişkin Ma-jun karakterinden çok nefret ettiğim söylenemez, ama sahnede Tak-goo varken sadece onu sallıyormuşum bunu fark ettim :)
      Belki hepsi tekrar izlemek için uzun kaçabilir ama özel bölüm tekrar izlenir şimdi 1 saatte, bir daha izlersem bu 5. izleyişim olacak, çok mu abarttım bilemiyorum :)

  7. Ağustos 5, 2012 4:46 am

    henüz 11. bölümü izliyorum ben ama dayanamadım ve 30. bölümü final bölmünü izleyeyim belki olayların nası gidecegini kestirebilirim demistim.. ben ne bileyim yoo kyung un majunla evlendigini :( ben acikcasi standart bi insanımdır alışılmadık sonlar sinirlerimi bozar.. ara bölümlerde ne oldugunu bilmiyorum ama ben sonuna kadar tak gu+yoo kyung kafasındandım.. simdi ara bölümler beni hastanelik edecek heralde :) olayların nası gelistigini coook merak ediyorum bi o kadarda o kdr gck oldum ki izlemek istemiyrm.. ne yapmam gerektigini bir büyüğüme danısayım dedim :))

  8. mysweet permalink
    Ağustos 5, 2012 3:59 pm

    birde şunu söylemek istiyorum yukarıdaki yorumların coook byk hakları var can you hear my heart konusunda… yalnız sunu farkettim 30 bölümlük dizilerde genelde ilk 5 bölüm cocukluklarını anlatıyor son 25 bölüm dönmeyen entrika kalmıyor :))

Yorumunu sevdim

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: