Skip to content

Mim, en eski anım

Ağustos 13, 2012

akıl fikir

Ben de herkes gibi “Ay benim hafızam çok kötü”cülerdenim ve tabii “Dün yediğim yemeği hatırlamıyorum”culardanım aynı zamanda. Ama Mikal Zia tutup da  hatırladığınız en eski anınız ne diye bir mim atınca kukumav kuşları gibi oturdum düşündüm. Genelde travmatik anılarım aklıma geldi açıkçası. En eski anılarım hep sokaklarda orada burada kaybolmamla alakalı :) Üstüne bir şeyler yazılabilecek türden değil yani. Ailem bana hiç sahip çıkamamış anlayacağınız hahah. Zira ne zaman sokağa çıksak kayboluşumu başka türlü açıklayamıyorum :) (Açıklıyorum aslında da, neyse)

Tabii bebeklikle alakalı olanlar var, ama onları annem yüz milyon defa anlattığı ve resimlerle desteklediği için, sonradan kafamda oluşturduğumu varsayıyorum. Nitekim bende Mikal Zia gibi 1,5 yaşını hatırlayacak bir hafıza yok, seni tekrardan tebrik ediyorum bu açıdan :)

küçük kızŞimdi yaklaşık 4 yaşlarıma gidiyoruz. O zamanlar oturduğumuz ev 5 katlı, deniz manzaralı çok hoş bir evdi. Her katında karşılıklı 2 daire vardı ve biz en üst katta oturuyorduk. Bir gün –neden yanımda annem yok bilmiyorum- kendi başıma alt katta ve karşı dairede oturanların evine gidiyorum. Kapıyı çalıyorum ve karşıma komşumuzun benim yaşlardaki kızı çıkıyor. Ha, evin kapısını niye anne değil de küçük kız açıyor, hala bir muamma benim için. Ama bu anıyı hatırlamama neden olan şey kapıyı açanın 4-5 yaşlarındaki bir kız olması değil. Kızın üstüne bir şey giymemiş olması. Altında da pijama falan yok, sadece külodu var. Ben baya afallamışım. O anki şaşkınlığımı ta 20 sene sonra hala çok net bir biçimde hatırlıyorum. Hayır evde öyle dolaşıyor olabilir, ama kapıyı açıyorsun yav. Tabii o yaştaki bir çocuğun “Kapıyı açıyorum, du üstüme bişiler alıyım hacı” diyecek hali yok. Şak diye açıvermiş kapıyı :)

Kız beni içeri alıyor. (Bu arada ben o eve ne demeye gittim hala amacımı hatırlamıyorum, anlamıyorum) Yanımdaki kız rahat tavırlarla bana odaları gösteriyor. Odalardan birini gösterirken bu sefer şaşkınlığım başka tarafa kayıyor. Odada bir kondisyon bisikleti var. Ben o alete hayran kalıyorum falan. Kızın çıplak hallerini bile unutuyorum.

Bu anım bu kadar :)

Yine aynı yıla tekabül ettiğini düşündüğüm bir anım daha var. Anneannemlerin eski evindeyiz. O evin mutfaktaki balkonu bir dükkanın çatısıyla aynı düzeydeydi. Yani balkonun demirlerinden atlayıp baya bildiğin turuncu kiremitlerin üstünde o dükkanın çatısında dolanabilirdin. Dolayısıyla balkonda dolaşan hatta mutfağa giren kediler çok olurdu.

Serin bir günde, muhtemelen yaza giriş günlerinden birinde balkonun kapısı falan açık, mutfaktaki yuvarlak masada oturuyoruz. Arkamızda tel dolap, öteki yanda eski yuvarlak fırınlardan, baya eskiler yani :) Bir kağıda anneanne yazmışlar. Burada anneanne yazıyor diyorum. Bunlar birbirlerine bakıyorlar, sonra da bana bakıyorlar. “Hadi canım, bu velet nereden okumayı bilecek bu yaşta” bakışları. Sonra bu sefer dayı yazıyorlar. Onu da okuyorum. Böylece okumayı öğrenmiş olduğum tescilleniyor. Aslında kimse öğretmemiş bana, ama meraklıymışım. Sokaklarda, gazetelerde gördüğüm harfleri falan sorarmışım. Bir de prospektüsleri çok severmişim. Elime kalemi alıp her bir harfin üzerinden tek tek geçermişim. Böyle de manyak bir yanım varmış. O yaşta kalemi kağıdı ne yapıyorsam sanki, git 4 saat oynayacağına 5 saat oyna. Akıl işte.

Annem ilk yaptığımız resimleri, yazıları falan hep saklamış. Daha o zamanlardan içimdeki Bob Ross’u konuşturmuşum. Aslında daha ziyade Salvador Dali havası hakimmiş bende, Türkiye’de sürrealist akımı başlatan da benmişim. Yaptığım davasa kuş resimlerinin üzerine de ŞUK yazmayı ihmal etmezmişim, tabii ki Ş’yi de ters yazarak.

O zamanlar çok da şarkı uydururmuşum, hepsi de kuşlu olurmuş. Annemin teorisine göre bu kuş sevdamın temelinde bana öğrettiği ilk şarkı olan “Mini mini bir kuş donmuştu, pencereme konmuştu..” şeklindeki güzide eserimiz yatıyormuş. Bebekken “Ellerim bak boş kaldı” kısmına ellerimi açarak karşılık verirmişim, sonra dilimiz dönmeye başlayınca da kendimiz musikiye katkıda bulunduk tabii ki.

Gördüğünüz gibi yazarlık olsun, ressamlık olsun, bestekarlık olsun her türlü sanat dalıyla küçük yaştan ilgilenmişliğim var :) Biraz benden biraz annemden anılar oldu, böyle ortaya karışık.

Bu nadide mimi de sermin’e ve lafea’ya yolluyorum. Merak ediyorum en eski anılarını :)

Queen In Hyun’s Man’i bitirdim. Bir repliği yazmasam çatlarım: “Bu ne güzel bir dünyaymış böyle!”

vlcsnap-2012-07-26-00h26m53s106

Çocukluk günleri ne güzeldi, bu dünyayı ben de severdim o zamanlar.

13 Yorum leave one →
  1. Ağustos 13, 2012 1:01 am

    Vaaw bunusevdim, senin anıların da pek havalıymış, demek 4 yaşında okumayı söktün….:)

    Mikal’ilcim saolsun beni de mimlemiş, karaları bağlamış düşünmekteyim. Çünkü ben de “Ay benim hafızam çok kötü”cülerdenim ve tabii “Dün yediğim yemeği hatırlamıyorum”culardanım aynı zamanda.
    Anlıycam bu iş zor, çok zor.Bakalım ne zaman yazabileceğim :)

    ellerine sağlık ^^

    • Ağustos 16, 2012 9:35 pm

      Zor ama eskileri düşünmek çok keyifli :) İnsanın aklına neler neler geliyor yahu :)

  2. Işık permalink
    Ağustos 13, 2012 3:09 pm

    Yazını okuyunca, kendi anılarıma benzettim (Ruh ikizi olabilir miyiz acaba? ). Bahsettiğin sahneyi de (ve sonrasındaki sarılma ^^) milyonlarca kez izlediğimden olsa gerek, ben yaşamışım gibi, keşke o dizi benim anılarım olsa.. Anılarımı hiç yitirmesem, yıllarca o anıların gerçekleşmesini beklesem… İşte öyle..

    • Ağustos 16, 2012 9:41 pm

      O sahneyi ben de bir sürü kez izledim. Zaten kızla oğlanın o yaptıkları -kısa kısa ama hızlı hızlı konuşarak- mini diyalogların hastasıyım :)

  3. Ağustos 13, 2012 5:39 pm

    eğlenceli bir yazı olmuş :) ama girişteki çıplak kız olayı ile bir an şaşırmadım değil, hele şu cümle falan: “Yanımdaki kız rahat tavırlarla bana odaları gösteriyor.” üzerime rahat bir şeyler alıp geliyorum çağrışımı yaptı bende :P :D kuş sevdan ve şarkılara eşlik etmedeki çaban aklıma kendi kardeşimi getirdi. annemle ikimiz “kuş sesleri” şarkısını söylerken o da bebek haline bakmadan bize eşlik etmeye çabalardı, küçük çocukların müzik tutkusu bir hoj oluyor canım :) bu arada ben de seni mimledim canım, see ya ;)

    • Ağustos 16, 2012 9:54 pm

      Rahat tavırdan kastım bir Banu Alkan havası yapmak değildi ama şimdi tekrar okuyunca hakikaten öyle anlaşılıyor :)
      Bu kuş ve çocuk meselesini deşmek lazım :)
      Beni mimlediğin konu ne acayipmiş öyle hahah, teşekkürler

  4. Ağustos 13, 2012 6:01 pm

    Şuk :) Ablamın da var böyle babamın günlüğünün arkasına falan yazmış ismini, harfler ters dönmüş yer değiştirmiş. Çocukların kafası hep ters çalışıyor herhalde :)
    Hem hakkaten 4 saat oynayacağına 5 saat oyna, sen naptın çocukluğunu evde geçirip öyle? Doktor oldun sanırsam =)

    • Ağustos 16, 2012 9:56 pm

      İvit, öyle oldu :) Çocukluğunu naptın dersen, nasır yaptım diyebilirim anca :)
      Tabi bu işin şakası canım, benim çocukluk hep sokaklarda geçti, akşam ezanından sonra dönerdik biz eve :)

  5. Ağustos 16, 2012 9:56 pm

    Ya sen ne şirin bir kız çocuğu imişsin öyle! Seninle kuşlu şarkılar söyleyesim geldi ve ellerim boş kaldı kısmına geldiğimizde lütfen beraber yapalım o hareketi ;)

    Bu arada uzun bir ara sonrası ilk mim oldu bu ama geçmişlere gidip araştırma yapmam tozlu dosyaları çıkarmam lazım bakalım neler çıkacak hafızamın derinliklerinden :D

    Ellerine sağlık Bu’cuğum.

  6. Ağustos 16, 2012 10:01 pm

    Bebeklikten öğrenmişim şarkıyı :)
    Yazını bekliyor olacağım. Eminim senden süper şeyler çıkacak canım :)

  7. 05uclukalem permalink
    Ağustos 24, 2012 10:38 pm

    Queen In Hyun’s Man hakkında bir şeyler karalayabilir misin acaba ? Şu anda izliyorum fakat senin yorumlarında dolu yazını da okumayı çok isterim :D

Trackbacks

  1. Ve Mimlendim Ben ;) Çatlak Çocukluğum. « Eteğimden Dökülen Taşlar

Yorumunu sevdim

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: