Skip to content

Mim, acayip sorular

Eylül 20, 2012

Fresh-milk-to-go-in-China-01

Bir varmış bir yokmuş. Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde. Develer tellal iken pireler berber iken. Ben annemin beşiğini tıngır mıngır sallar iken… Bu lafın sonunun çok eski bir şeylere gittiği iyice belli oldu herhalde. Sevgili hikaruivy uzuuun zaman önce beni bu acayip sorularla mimlemişti, onu anlatmaya çalışıyordum.

1. Çaresi bulunmayan bir hastalığa yakalandınız ve bunun sonucunda yaklaşık 1 yıllık ömrünüzün kaldığını öğrendiniz. Kalan 1 yılınızda ne yapardınız ?

İlk birkaç gün sadece ihtiyacen yer içer sonra dua edip uyurdum. Sonra oturur düşünürdüm var mı yapmak isteyeceğim bir şeyler diye. Sonra bulamayıp yeniden yer içer dua edip uyurdum heheh.

Aslında şakası bile insanın içine fenalık veriyor ama benim için hayatta yapacaklarım açısından pek bir şey değişmezdi galiba. Yapacağım değil de yapmayacağım bir şey biliyorum, kimseye söylemezdim, beni mutlu etmeye çalışırken iyice mutsuz olsunlar istemezdim.

2. Fobileriniz , takıntılarınız var mı ? Varsa neler ?

Fobi gelmedi aklıma. Allahım çok sıkıcı bir hayatım varmış benim, şu an anladım, fobisiz hayat mı olur :) Ama takıntı bol. Mesela bir iş yapmayı planlamışsam aklımdan yaptığım her başka şeyde onu hatırlarım, günümü zindan ederim kendime. Mesela bir mektup atayım bugün diye geçirdim aklımdan, ama eve gidene kadar çok zaman var ve o sırada başka işlerle meşgul olmam lazım, ama cık olmaz, sürekli mektubu düşünürüm. Öyle de takıntılı biriyimdir.

Düşününce bir fobimi buldum. Yufkacı kız fobim var benim. Bizim burada yufkacıda çalışan bir kız var, yemin ediyorum onun yüzünden yufka almaya korkuyordum, hatta almadığım zamanlar da oldu :) Şimdi gülüyorum ama durum çok vahimdi. Hatta yufka almaya giderken kendimi hazırlıyordum mesela, kesinlikle hiç konuşmayacağım, bu sefer sinirimi bozamayacak diye, ama yine de sinir küpü bir halde çıkıyordum dükkandan. Akıllara zarar bir kızdı. Sonradan çalıştığı şubeyi değiştirdiler de ben de rahat bir nefes aldım.

3.Bir sabah kalktınız ve dünyada hiç bir insan olmadığını öğrendiniz, ne yapardınız ?

Bilgisayarın başına döner ve insanların olduğu zamanlardan kalma dizileri izlemeye devam ederdim :)

İyi hoş birkaç ay yaşardım, sonra da konuşamamaktan delirirdim herhalde.

Fresh-milk-to-go-in-China-02

4.Dünyayı dolaşmak isteseniz hangi ülkeden başlardınız ? Neden ?

Finlandiya. Liseden kalma bir hayal işte.

Ama tabii ki dünyayı dolaşacaksam mantıken kendime en yakın ülkeden başlardım, nasılsa tüm dünyayı dolaşacağım.

5.İtiraf edin prens/prenses e dönüşür diye kaç kurbağa öptünüz ?

Hiç kurbağa öpmedim. Çok garanticiyimdir.

6.En son yaşadığınız küçük düşürücü , unutamadığınız olay ?

Geçen yufka almaya gittiğimde…

Fresh-milk-to-go-in-China-03

7.Asla yanınızdan ayırmadığınız 3 şey ?

iPhone, mavi pilot kalemim, su. iPhone malum her şeyim, telefonum bilgisayarım mp3’üm kitabım oyuncağım. Pilot kalem gün içinde çok yazı yazmam gerektiği için. Bari sevdiğim bir kalemle yazayım da azıcık sıkıcılıktan kurtulayım diye. Su da çok içiyorum, nasıl olsa bir yerlerden alırım diye yanımda taşımadığım zaman mutlaka alacak bir yer bulamam, kurur kalırım.

8.Hayatınızın bir kitap/ film olmasını isteseydiniz hangi kitap/film olmasını isterdiniz ?

Vurun Kahpeye olmasını isterdim, ölürken bile “Toprağınız toprağım, eviniz evim. Burası için bu diyarın çocukları için bir ışık bir ana olacağım ve hiçbir şeyden korkmayacağım, vallahi ve billahi” derdim… Diyecektim ama düşününce eğer seçme hakkım varsa kendime o kadar işkence çektirmeme gerek yok değil mi :)

En güzeli “I’m a Cyborg but that’s OK” tadında bir hayat yaşamak olurdu herhalde. Bir yodel bir de uçuş çorapları ile hoop bulutların tepesinde. Hayat bana güzel olurdu.

9.En yakın arkadaşınızın bir uzaylı olduğunu ve sizi ilk denek olarak kendi gezegenine götüreceğini öğrendiniz, ne yapardınız?

görünmezTırsardım tabii ki. Ne idüğü belirsiz bir uzaylı ile ne idüğü belirsizden öte bir gezegene mi gidilir? Hadi hepsini kabul etsem bir de denek olarak diyor. Kuzum kim yazdı bu soruları?

Ama gerçekten de en yakın arkadaşımın bir uzaylı olduğunu düşünmek çok çok komik, bunu ona söyleyeceğim :)

10.İsviçreli bilim adamları görünmezlik hapını buldu ve siz bu hapı kullanan ilk kişisiniz. Hapı kullandıktan sonra yapacağınız ilk şey nedir?

Şu yandaki gibi bir deney yapabilirdim, ya da Tom ve Jerry’deki gibi una falan bulandırdım, görünür oluyor muyum acaba diye :)

İnsanların gerçekte nasıl düşündüklerini merak ettiğim zaman, bu amaçla kullanırdım. Because, everybody lies… House izlerken insan paranoyaklaşıyor demiş miydim hiç?

 

Gökten üç elma düşmüş. Kimlerin başına? Öncelikle geçenlerde blogunun ikinci yılını kutlayan winpohu, ayrıca  kore delisi ve de mydestiny. Acayip cevaplarınızı bekliyorum.

 

Not: Gaksital bitti. Gerçekten güzel bir diziydi, izlemeyi düşünenler varsa hiç boşuna tereddüt etmesinler, hemen başlayabilirsiniz. Hiç sıkılmayacağınızın garantisini verebilirim. Ama öyle sahneler vardı ki dizinin ciddiyetini unutup kopuyordum. Bunlardan biri de aşağıdaki sahne, Yan-baek sonsengnim “Hadi sarılalım sıkı sıkı” deyip “free hugs”a bağladı olayı. Hocam kucaklaşma işini teker teker yaparsınız sanıyorduk oysa. Ne bilelim üçer beşer kucaklayacağınızı :)

vlcsnap-2012-09-05-18h30m45s51vlcsnap-2012-09-05-18h30m59s187

Onlar ermiş muradına, ben çıkayım kerevetine. Pek severim kerevete çıkmayı.

11 Yorum leave one →
  1. seh permalink
    Eylül 20, 2012 8:54 pm

    Yufkacı kız fobisinde koptum o nasıl bir fobi öyle kendimi tutamadım güldüm.
    bende de kamyon fobisi var bana çarpar diye korkuyorum.
    hayatının filmleri de çok ilginçmiş ama yinede bence bunu sevdimi
    bu filmler özetliyor bu arada ben yazıdan çok resimlere takıldım
    Allahım onlar nasıl resimler ne yapıyorlar ve orası neresi biliyormusun
    biliyorsan lütfen yaz
    gakstali bu sabah bende izlemeye başladım baya güzel bir diziye benziyor
    önerdiğin için teşekkürler.
    kendine iyi bak

  2. Eylül 20, 2012 9:08 pm

    Sorma sorma, yufkacı kız fobisi çok berbat, insanı açlığa bile sürükleyebilir :)
    İyi seyirler diliyorum sana, kaliteli vakit geçireceksin emin ol. Ama Joo Won’u fazla sevmemeni rica edeceğim senden :)
    Eğer resimlerden kastın Çin’deki taze süt hizmeti ise, evet ben de şok oldum ilk gördüğümde. Memeden bardağa resmen, o derece taze :)

  3. Eylül 20, 2012 9:11 pm

    Sorular cidden acayip özellikle de uzay sorusu :D Üçüncü soruya verdiğin cevap şahane :D Bu mimi yazmayan az sayıda kişilerden biriyim, yazmak farz oldu. Teşekkür ettim ^^

    Dizi izliyorum bölümün boş kalmış, hemen öneriyorum iki dizi: A Gentleman’s Dignity ve Coffee House. İkisini de çok severek izlemiştim ama önceliği AGD’ye vermeni tavsiye ederim:)

  4. Eylül 20, 2012 9:30 pm

    Yapma be mydestiny, A Gentleman’s Dignity konusunda acayip ayak diriyorum çünkü o başroldeki adama feci gıcığım. Aslında fikrim değişebilir biliyorum ama inat yüzünden izleyemedim şimdiye kadar. Bir de hepsi çirkin çirkin acuşi onların, bayanlardan yırtarız desem Kim Ha-neul var, adını duymak istemiyorum. İşim iş yani, yine de diziyi izleyince aran düzelir diyorsan bir şans veririm.
    Mim yazını bekliyor olacağım, yazmayan kalmasın :)

    • Eylül 20, 2012 10:12 pm

      Mikal Zia’yı dinleme sen :P birkaç sulu sahnesi ve drama bağlama çabası vardı ama genel anlamda güzel diziydi. İzlemeden önce ben de çok çirkin bu adamlar diyordum sonra bir baktım sevmişim :)) Şans vermelisin bence, bölüm başlangıçları çok güzeldi özellikle.

  5. Eylül 20, 2012 9:45 pm

    Yufkaci kiz ne yapti sana cok merak ettim. Bi gun korku hikayesi anlatmak istersen blogun kapisinda bekliyor olacagim :D
    Bu arada A Gentleman’s Dignity’i hic ama hic tavsiye etmiyorum. Bence sulu ve sinir bozucuydu.O kadar sevmedim. (yalnizca bolum baslangiclari iyiydi o kadar) Dizi ariyorsan Answer to 1997 oneririm ben. Ilmek ilmek islenmis bir senaryo, nostalji ve kpop’in koklerine inis gibi bisey. Cok guzel ve eglenceli bi dizi, cok sevdim. Bi de Rich Man Poor Woman enfes. Adi gibi degil hic.

    Ve son olarak ilk iki fotograf cok uzucu :'( Hayvanlar kafalarini kimildatamayacaklari bir yerde istiflenmis, arkada da biri kuzularin hakki olan sutlerini sagip insanlara parayla satiyor. Cok uzucu…

  6. Eylül 20, 2012 9:55 pm

    Aaa 1997’den UP’nin Bada şarkısını ezbere biliyorum ben :) Eminim nostaljik bir dizi olmuştur, kulağa hoş geliyor.
    Aslında Rich Man Poor Woman için yeterince motivasyonum var, sadece birinin kulaklarımdan çekip e hadi ama demesini bekliyorum :)
    Hayır sütü satacaksa bile sağıp sadece onu getir dimi onca kilolarıyla tüm hayvanları yığmış arabaya gezdiriyor, Çinlileri anlamak mümkün değil gerçekten

  7. seh permalink
    Eylül 20, 2012 11:09 pm

    bu gece çok soru sordum ama
    yazını twitter da paylaşmak istiyorum sorun olurmu

  8. seh permalink
    Eylül 22, 2012 4:08 pm

    çok naziksin teşekkürler

Trackbacks

  1. Mim: Bi’ sürü soru « Mydestiny's Blog~

Yorumunu sevdim

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: