Skip to content

Bir Zamanlar Saengchori/ Once Upon a Time in Saengchori

Ekim 14, 2012

once-upon-a-time-in-saengchori

Kore dizilerini seven ve eğlenceli bir dizi arayışında olanlar için bu diziyi tavsiye ediyorum. Oyuncuları ve yayınlandığı kanal olan tvN pek de popüler olmadığı için dizi de çok bilinmiyor. Bolca eğlence, biraz gerilim, ucundan da romantizm vaad eden bir dizi istiyorsanız izleyin derim. Bölümler 45 dakika olduğu için birkaç gün içinde diziyi bitirmiş oluyorsunuz zaten. İlk başlarda sıradan bir dizi gibi gelebilir ama bölümler ilerledikçe hobaaa eller havaya moduna girivereceksiniz. Ortada tam anlamıyla hani diziyi alıp götüren bir başrol yok aslında, onun yerine bir sürü garip karakter var.

saengchori

Konusunu, bir menkul kıymetler şirketinde çalışan tembel elemanların ıssız bir köye sürülmeleri olarak özetleyebilirim. Tabii bu sürgün sadece tembelliklerinden kaynaklanmıyor, içince köpekleşmesiyle meşhur olan kızımız Yoo Eun-joo’nun sarhoşken yeni patronları Park Gyu’nun ismiyle dalga geçip ona Fuck You diye bağırması bardağı taşıran son nokta oluyor. Dolayısıyla koca şube istifa etmeyen tüm elemanlarıyla kendilerini insanların pek de uğramadığı küçük bir yer olan Saengchori’de buluyorlar. Üstelik küfür sahnesini yoldan geçen nişanlısının ailesi de gördüğü için Yoo Eun-joo’nun da evlilik planları da iptal oluyor. Hepsinin hayatı perişan bir halde anlayacağınız, ama onlar gittikleri yerde de mesai saatlerini oyun eğlence ile geçirmeye devam ediyorlar. Küçük şeyleri kafaya takmaya değmez ne de olsa.

Park Gyu nev-i şahsına münhasır bir adam. Hayatı “balli balli”den ibaret. Çabuk çabuk diyen bu adam çabucak yürüyor, evrakları çabucak imzalıyor, toplantılarını çabucak bitiriyor, çalışanları çabucak kovuyor. Dolayısıyla sağ kolu olan matematik dahisi Jo Min-sung’un hesapları aklından çabucak yapabilen biri olmasına hiç şaşırmıyoruz. Ama gel gör ki günün birinde Jo Min-sung’a yıldırım çarpıp -kafasından girip poposundan çıkınca- sayılarla ilgili bildiği her şeyi unutuyor, ki buna 1+1 dahil. Hatta direk 1’i bile unutuyor ve işte komedi o zaman başlıyor. Annesi ve bir düzine kardeşini beslemek zorunda olan Jo Min-sung gizlenmek ve bu sürede aklını başına toplayabilmek için soluğu Saengchori’de alıyor.

şimşek mevzusu

şimşek mevzusu 2şimşek mevzusu 3

Yukardaki sahnelerde balli balli Park Gyu’nun doktorla bu yıldırım çarpmasının etkileri üzerine yaptığı kısa ama pek şahane diyaloğu okuyabilirsiniz. “İyileştiğinde eskisi gibi olacak mı?” sorusu karnıma ağrılar girene kadar güldürmüştü beni. Velhasıl böyle absürt geyiklerle dolu bir dizi. Sırf Mikal Zia çok eğlenceli olduğunu söyleyerek tavsiye ettiği için izlemiştim. Böyle bir diziyi keşfedebildiğim için mutluyum doğrusu, minnettarım kendisine.

Sevdiğim Bölümler

  • Çalışanların şirkette oynadıkları oyunlara bayıldım. Ben de iş arkadaşlarımla o oyunlardan oynamak istiyorum.
  • Bazı diziler sadece geyik üzerinden günü geçirmeye bakabiliyor ama bu dizide arka planda sizi bir parça da olsa merakta tutan bir cinayet alt teması olması hoş olmuş, her bölüm sonu küçük ipuçları ile ilerlemesi iyiydi bence.
  • Jo Min-sung rolünde oynayan Ha Seok-jin’i ilk defa bu dizide izledim. Hatta itiraf ediyorum, dizi bittikten sonra hızımı alamayıp sırf o oynuyor diye Unstoppable Marriage de izledim. Neyse ki o da güzel, çıtır çerez bir filmdi. Son zamanlarda bana neler oluyor bilmiyorum, Gaksital’den sonra da sırf Joo Won var diye 1N2D izlemeye başlamıştım. Çok şükür o da süper bir eğlence programıymış da kendimi fangirllükle suçlamama gerek kalmadı.

önce vur istersenönce vurmazsan sonra vurursun

  • Burada da fıs fıs İsmail moduna girerken… Başlarda tam bir baş belasıydı. “Bilmen gerekiyor mu?” diye herkesin anasını ağlatıyordu. Ama Saengchori’ye geldiğinde görmeye başladığımız gereksiz gerginlikleri çok tatlıydı, hani zeki adam ya, doğal olarak sosyal anlamda yerlerde. Bu yöndeki eksikliklerinin üzerinden dönen espriler güzeldi. Ha Seok-jin 30 yaşındaymış, tek derdim bu kaldı.

fıs fıs

  • Jo Min-sung ve Han Ji-min’in kendi içlerindeki rekabetine bayılıyordum. Jo Min-sung zaten mücadeleci bir tip, bir de karşısındaki Han Ji-min’se iyice kendini kendinden geçiyordu. Tabii kaybeden hep aynı kişi oluyordu :)
  • Han Ji-min çok şeker bir adam, tüm ikinci adamlar gibi. Neden ikinci adamları bu kadar sevmeliyiz, yazık değil mi bize? :) Onu nedense Hotaru’nun Seno’suna benzettim. İkisi de eğlencenin dibine vurmuş, kurnaz, yakışıklı adamlar. Hiçbir şeyi çok sallamıyorlar. Ama gidip şapşal kızlara aşık oluyorlar. Doğrusu burada Hotaru’ya haksızlık etmek istemem, o şapşaldan ziyade umursamazdı. Eun-joo ise biraz daha balık bakışlı, garip ifadeli bir kız. Dizinin sonunda sıradan bir tip olduğuna karar vermiştim artık, alttan bir numarası çıkmadı yani. Yine de Han Ji-min’le beraber bir şeyler yaptıkları zaman çok keyifli bir kıza dönüşüveriyordu ama işin içine aşk meşk girince aynı keyfi tutturamadı, kızlar böyledir işte. (Bu arada Han Ji-min’i oynayan Kim Don-yoon Dong Yi dizisinde de eğlenceli bir karakteri oynuyordu)

 rekabet

  • Park Gyu’nun balli balli tavırları çok eğlenceliydi. Adam yürürken bile yarışır gibi hızlı hızlı yürüyordu. Kahvesini 10 saniyede masasında istiyordu. Ama sonra herkes onun hızına alışmıştı. Bir sahne vardı mesela, adam başım başım sızlanıyordu, korecede o kelime ile şeftali kelimesinin telaffuzları benziyormuş, sekreteri de şeftali şeftali diye bağırıyor zannedip bir kase şeftaliyi masasına konduruvermişti. Bir bölümde de tuvalete giriyor, bakıyor ki hepsi dolu, hiç beklemesi mümkün mü? Hemen bir bağırıyor, herkes 10 saniye içinde çıksın ne oyalanıyorsunuz diye, tüm çalışanlar çil yavrusu gibi dağılıyorlardı :)
  • Jo Min-sung bir bölümde eğlenceli olmaya çalışıyordu da çalışanlardan birine kuru hurma ve muzun yarışı üzerine bir fıkra anlatmaya çalışmıştı, kovulma endişesinde olan adam fıkrayı anlamayıp iyice gerilmişti. Çok komikti.

vlcsnap-2012-10-12-23h14m01s65

  • Bu arada Park Gyu’nun oğlu da konuk oyuncu olarak gelen pek sevimli Kim Tak-goo’muz Yoon Shi-yoon’du. Şubeye yardımcı olan Oh Na-young’a bir takılıyor ki, takılış o takılış. Sonrası Secret Garden :)
  • Aslında başta Oh Na-young çok sevimliydi, tabii sonda da sevimliydi. Ama arada bir baktım bütüm adamlar bu kızın çevresinde, en son Tak-goo da gelince bir eeeh seni küçük cadaloz seniii demişliğim var :)
  • Muhtar yardımcısı da ayrı bir komediydi. Köyde anons yaparlarken arkadan dj olarak çıkıvermesi süperdi. Ama en güzeli şube müdürü ile arkadaşlıklarıydı.

vlcsnap-2012-10-10-22h12m44s72

  • Saengchori her taşra gibi biraz mahrumiyet bölgesiydi. Bu da eldeki kısıtlı sayıdaki aracı mümkün olduğunca etkin kullanmayı gerektiriyor. El arabası ile sık sık insan taşınması da bu yüzden olsa gerek :)

vlcsnap-2012-10-10-22h39m56s8vlcsnap-2012-10-11-00h24m32s46

  • Şube müdürü ve iş arkadaşları dışında diğer garip karakterler olarak; bir türlü çakmağını yakamayan ve yemek çubuklarını kırıp duran polis dedektifi, köye sonradan gelen tüm tahminlerinde yanılan yazar kılığındaki diğer dedektif, nasıl bir köylü olduğunu başlarda bir türlü anlayamadığımız tüm erkeklere asılan güzel kadın, sonradan hırsız olduğu ortaya çıkan konuk oyuncu Daniel Choi, Jo Min-sung’un kız arkadaşı aynı zamanda patronun kızı olan öpüşme hastası Victoria olarak sayabiliriz.
  • Başlarda manhwa delisi şube müdürünü izlemek için takılan kamera düzeneğinin zaman içinde başka amaçlara hizmet etmesi… Asıl eğlenceli olan şube müdürünün bu duruma çok bozulması.

vlcsnap-2012-10-12-23h22m06s111

  • Bunlar gibi birçok eğlenceli mevzu ile başlayıp, son bölümlere doğru da faili meçhul cinayetlerin katilinin peşinde gerilim artıyor.

Bu diziyi sevdim.

10 Yorum leave one →
  1. Ekim 14, 2012 4:37 am

    Ben de bi ara şüphe ettim ‘yav acaba o kadar komik değildi de ben aşırı tepki mi gösterdim?’ diye. şuan yazını okuyunca tekrar hatırladım ve güldüm :D
    Jo min sung’un gözlerinden ateş çıkması, kıskançlıktan koşarken alev alev yanması, sonra tekrar matematik öğrenmek için Phantom of the opera şarkısının sözlerini kendine uyarlaması, kızdan yumruk yiyince ağzının burnunun şişip minnak bi gorile dönmesi falan ashdgahggjhf bayağı eğlenmişim yav ben :D

    • Ekim 14, 2012 11:36 pm

      Yazarken acayip eğlenerek yazdım sıcağı sıcağına, ama şimdi Jin yüzünden iyice drama bağlamış bir halde olduğum için garip geldi bu kadar gülmüş olmam :) Yok yok eğlenceli bir diziydi, tek başına Park Gyu yeter zaten.
      Matematik öğrenme çabası çok komikti zavallının, o kadar ders yaptılar ama o dersler sonucu 1+1’i bile öğrenememişti hahah.

  2. Ekim 14, 2012 10:18 pm

    Tv N’in kötü dizisine rastlamadım şimdiye kadar.Bu da onlardan sanırım.Güzel bir yazı olmuş, izlemiş kadar oldum yani.Ellerine sağlık…

    • Ekim 14, 2012 11:39 pm

      Birkaç geyikten bahsettim sadece geri kalan tüm komik olaylar ve hiç bahsetmediğim asıl hikayeyi diziyi izleyince görürsün ;)
      Gerçekten tvN dizileri ilgimi çekmeye başladı benim de. Bir çıtır dizi furyası var o kanalda, haydi hayırlısı.

  3. cangım permalink
    Ekim 16, 2012 1:26 am

    Bunuda izledim bu :D (ama bununda altyazılarını az beklememiştik :S çok popüler olmadığı için altyazılar gelmiyordu bir türlü :S yoksa nynwea çok hızlı bir çevirmendir)
    genelde pek bilinmeyen bir dizidir ama izleyen herkes de beğeniyor :D
    45 dakika olması bile izlemek için:P
    ama unutamayacağım sahne 1+1 i toplayamama sahnesiydi (birde bu sahneyi gece izledim var düşün :))
    balli balli başkanı unutmamak gerek ,onunla kızının kavgası evlere şenlikti.
    kızını dövmeyen dizini döver sözünün ne kadar doğru olduğunu gösteren bir ilişkileri vardı :P
    yalnız o kız bizim 49 daystaki ekmekçi kızdı (anca saçını kesince anlamıştım da :)

  4. ugurrr permalink
    Ekim 22, 2012 8:19 pm

    torrent den bulabılır mıyız kı ben bulamadım da

  5. Ocak 16, 2013 12:13 pm

    senin sayende bende izledim gercekten cok güzeldi…sen demişsin ya patron için bası agrınca yakınırken sekreter seftali getiriyor diye bası için bagırmıyor o kızna kızıyor book son bok boon diye sfteliyle aynı ses oldugundan sekreter karıstırıyor..)

  6. Nisan 30, 2013 9:21 am

    senin yazınla haberdar olduğum bu harika diziyi izleme fırsatı verdiğin için çok saol :) Sen olmasan bu eğlenceli diziyi ben zor duyardım çünkü hiiiç bir yerde gözüme çarpmamıştı. Komedisi bol gizemi merak uyandırıcı ve karakterler bayılası daha ne olsun :D Keşke daha sık böyle animevari absürd komedi ile karşılaşsak:)

    • Mayıs 2, 2013 11:11 am

      Keşke keşke. Absürt komedinin hastasıyım. Senin de dikkatini çeken bir absürt komedi olursa söylemeyi/yazmayı unutma akiracım.

Trackbacks

  1. Arşivden pek anlamlı resimler-7 | Bunu Sevdim

Yorumunu sevdim

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: