Skip to content

Nine: Time Travelling Nine Times

Eylül 27, 2016

Nine poster

Çok keyifli, izlerken hiç sıkılmadığım, daha ilk bölümlerden heyecanla hop oturup hop kalktığım bir diziydi. Dizinin ta en başlarında, 3.-4. bölümde bile bu kadar heyecanlanıp şimdi ne olacak diye meraklandığım nadir dizilerden oldu. Özellikle ilk 10 bölümün her bölümü film tadındaydı. Son 10 bölüm içinse benzetmek uygun olur mu bilmem ama bir fıkra geliyor aklıma: Adamın biri berbere gitmiş. Berber saçını tararken her seferinde tutam tutam koparmış saçlarını. Sonunda 3-5 tel saçı kalmış. Adam can havliyle bağırmış. “Bırak dağınık kalsın!”. Ben de son bölümlerde böyle hissettim :) Aaaa bırakın böyle kalsın diye ekran başında bağırdığım, çıldırdığım çok oldu hahahah. Olaylar geliştikçe, sanki benim başıma geliyormuş gibi ben de kafa yoruyordum şimdi ne yapsam diye. Velhasıl çok çok heyecanlandığım bir diziydi. İnternette kimler tavsiye etti de benim aklımın bir köşesinde kaldı hatırlamıyorum ama teşekkür ederim hepsine. Ben de size tavsiye etmeyi kendime bir borç biliyorum.

Her zamanki gibi yeppudaa’dan indirip izledim. tvN şimdiye kadar hiç üzmedi, yine ortaya 20 bölümlük bir şaheser çıkarmışlar.  Su gibi içtim resmen, aralıksız izledim, öyle olmasa meraktan çatlardım muhtemelen. Bu dizi için bir hafta sonunuzu boşaltın, kendinize verebileceğiniz güzel bir hediye gibi düşünebilirsiniz.

Konuyu kesinlikle anlatmayacağım. Tadı hiç kaçmasın. Hiç spoiler vermeden sadece izleyenlerin anlayabileceği şekliyle sevdiğim kısımlardan bahsedeceğim. İzlerken not aldığım 5 bölüm var: 4,7,9,12 ve 17. bölümler. En heyecanlı olanlar bunlardı tabii ki.

Sevdiğim Bölümler

nine 4. bölümün sonu joo min young

  • En sevdiğim, bu dizinin farklı olduğuna kesin emin olduğum bölüm 4.bölümün sonuydu. Sanırım izlediğim Kore dizilerindeki favori sahneler sıralamasında kafadan ilk 3’e girer. Bu sahnenin devamındaki bölümün bitiş sahnesinde vücudumdaki bütün tüylerim diken diken olmuştu. Ne kadar şok olduğumu anlamışsınızdır herhalde. Joo Min-young, kijibe!
  • Diziyle ilgili ikinci favorim Doktor Han. Çoooook sevdim, çok güldüm. Han Young-hun her sahnede şok olmalara doyamadı, zavallım benim kadar şok oldu her şeye hahahaha. Harika bir arkadaş karakteri ve harika oyunculuk. Böyle yan karakterlere bayılıyorum. Keşke o da arada karısını değiştirebilseydi hahahh.

han young-hun nine yan karakter

  • Başroldeki Lee Jin-wook’u ilk defa izliyorum. Oynadığı Sun-woo karakteri gerçekten çok karizmatikti. Muhabirim, sunucuyum, yakışıklıyım, cesurum, zekiyim diyor. Peki :) Yakışmış, sevdim.

nine tütsü

  • Tütsü çubuklarına katılan esrarengiz hava güzeldi. Ama onlarla beraber gelen The Bodyguard’ın film müziklerinin olduğu plak fikrine bayıldım. Whitney Houston’ın şarkılarını çok severim ve dizide de onlara sürekli atıf yapılmasını sevdim. Yukarıdaki sahnede sevinçten ben de Park Sun-woo gibi zafer naraları atıp üç beş tur havayı yumruklamıştım :)
  • Nepal, Annapurna, Himalayalar aklımda kalanlar. Muhteşem doğa manzaraları vardı.
  • 7. bölümün tamamı vaaaay dedirtti. Gerim gerim gerildim. Olayların iç yüzünü öğrendiğimiz bölüm. Yok 30 Aralık gecesi 12.30, yok 31 Aralık 02.30 derken nevrim döndü. Hele Han Young-hun’un olanları internetten takip ederken sayfanın silinmesi, yeniden gelmesi falan tam bir şok nedeniydi. O sırada ekran karşısında beni bağırırken hayal edebilirsiniz. Şimdi nolduuuuu, nedeeeeen? :) On numara beş yıldız bölümdü.
  • Bu dizide kötü karakterler tam saç baş yolduran cinstendi, Kore dizilerini ve iyi karakterleri sevmemizi sağlayan bence onların değerini anlamamızı sağlayan kötü karakterler. Kötü karakterler kalp ben hahhaha.
  • Samçon (amca) kelimesine ben bile ekran karşısında gıcık oldum. Düzelteceğim derken iyice batırmak böyle bir şey. Dizide bir noktadan sonra düzelmesini umduğum tek şey bu samçon meselesi olmuştu.
  • 9. bölümün sonu ve Doktor Han’ın gözyaşları içindeki sırıtışı. 9. bölümü tam bir hayal kırıklığı içinde izlerken birden olaylar başa dönüp oyun yeniden başlamıştı, zarlar yeniden atılıyordu.

han young-hun yine günü kurtarırken 1han young-hun yine günü kurtarırken 2

  • 12. bölüm, Sun-woo yağmurda hastalanmış kızı eve getirmişti, orada zaten içler acısı bir dram yaşanırken, geçmişteki Sun-woo da boş durmuyor, yok gitar, yok geleceğe notlar derken insanı keman yayı gibi germeye devam ediyordu. 2 tütsü çubuğu daha? Tamam, o da kabulümüz. Nasılsa bu meret habire çoğalıp duruyor, geçmişe git daha da çoğunu al, hahahha.
  • 17. bölümde de son çubuk, son 30 dakikaya yer vermişler. Aksiyon sahneleri, çekiçler, bıçaklar, beyzbol sopaları havalarda uçuşuyordu. Tahmin edebileceğimiz üzere bol kanlı sahneler mevzu bahis. Nefesimi tutup izledim, bir yandan tezahürat yapıyordum, haydi haydi yapabilirsin! Güzel bitirdiler, en azından son bir gülücük oldu bu bölüm.
  • Kelebek Etkisi filminden beri bu geçmişe gidip gelme hikayelerine bir sempatim var. Kore dizilerinde de zaman yolculuklarının romantik versiyonu Queen In-hyun’s Man, komik versiyonu Rooftop Prince ise gerilim-gizem versiyonu da Nine olmuş. Diğer dizilerdeki o yumuşak romantik-komedi havasından bu dizide eser yoktu.

Dizi bittiğinde takvim ve saate bakma ihtiyacı hissettim: Şu an günlerden 27 Eylül 2016 saat 16:00 ;)

Her ne kadar bütün bölümler fantastik ve bombastikti ise de (başka türlü tanımlayamıyorum) daha fazla yazmayacağım, bu kadar yorum bile fazla oldu. Bu beş bölüme hayran kaldığım için kendimi yazmak zorunda hissettim. Klasik bir blog yazısı bitirişi olacak ama, gerisini siz izleyince görecek ve seveceksiniz zaten.

Bu diziyi çooook sevdim.

10 Yorum leave one →
  1. Eylül 27, 2016 11:36 pm

    Özlemişim yazılarını, yine baştan sona ilgiyle okudum ve bu diziye bir kez daha aşık oldum. İzlerken de çok sevmiştim halen en sevdiklerim arasında hatta sıkıldıkça açıp izliyorum. Bu kadar olay karmaşasına rağmen aradaki bağlantıyı koparmadan, saçmalamadan final yapabilen ender dizilerden. Her bir karakterini de ayrı sevmiştim, ahh ahh samçon az çektirmedin bize:)

    • Eylül 27, 2016 11:53 pm

      Samçon out, sunbae in :) Resmen diken üstünde izledim diziyi, çok heyecanlıydı gerçekten. Ben de araya biraz zaman girsin, tekrar tekrar bakmak istiyorum.

  2. Eylül 30, 2016 8:10 pm

    Bu diziyi bu kadar çok sevdiysen o zaman eminim ki signal adlı diziyi de seversin:) Şiddetle tavsiye edilir^^

    • Eylül 30, 2016 8:39 pm

      tvN dizilerine hep alıcı gözle bakıyorum zaten, Signal’e de Memories of Murder ile benzer konusu var dendiği için hep aklımdaydı.
      Şimdi sen söyleyince baktım da akira, senarist Harvest Villa’yı yazan kişiymiş. Ki Harvest Villa senaryosunu en beğendiğim Kore dizisi desem abartmış olmam herhalde. Signal’in yönetmeni de Sungkyunkwan Scandal’ın ve Misaeng’in yönetmeniymiş, şu an bağlandım bile diziye :)
      En kısa zamanda indirip izleyeceğim. Teşekkür

      • Ekim 1, 2016 1:14 am

        Şimdiden bağlanmana sevindim :) İzlemeye başladıktan sonra tüm karakterleri bağrına basacaksın ama şimdiden Lee Jae Han’ı ayrı bir şekilde seviceğinin garantisini verebilirim. Adam king :D

  3. Ekim 5, 2016 7:38 am

    W Two Worlds de aynı senaristin biliyorsun, ama Nine daha komplike bir bilim kurguydu bence. Bitirdikten sonra peki bu niye böyleydi, öyle olmasaydı böyle olurdu, peki ama filan diye başlayan bir dolu cümle kurmuştum kafamda :) Bu arada Shin ha Kyun’un son dizisinin Jo Yoon Hee ile olduğunu biliyorsun değil mi ? ( Pied Piper ) Romantizm oranı azdı, ama iyi bir polisiyeydi. Bu arada ben de Signal’i öneririm fena halde :)

  4. Ekim 5, 2016 2:34 pm

    ~~Deli Ajumma: Nine bitene kadar ben zaten saç baş yoluyordum, ama son sahnesinde Himalayalarda yine Park Sun-woo’yu görünce irdelemeyi bıraktım. Senaryoyu sonsuz döngüye sokmuşlar resmen, geçmişe döne döne tütsüleri alır hiç bitmez ki. Ama tabii mantıklı ya da mantıksız fark etmez, Nine’ı çok sevdim. W’yi izlemeyi pek düşünmüyorum, çok fazla spoiler yedim, fotoğrafları gördüm, videoları izledim, benim için tadı kaçtı, yayınlanırken izleseydim olurdu, Doctors’ı tercih ettim o dönem. Pied Piper’i de gördüm ama görmemezlikten geliyorum şimdilik hahahah, sonra izlerim muhtemelen. Çünkü sırada Signal var, bölümleri indirdim, izlenmek için bekliyor.

  5. Seh permalink
    Ekim 18, 2016 3:05 pm

    Nine Times izleyeli baya baya oldu o aralar bende çokça tavsiye etmiş olabilirim hatırlamıyorum:) Seninde benim gibi hop oturup hop kalkmana çok sevindim nihahahaha
    Çünkü “Samçon (amca)” benimde canıma okudu ve de zamanı ve mekanı sık sık hatırlama gereği hissettim:D
    Bir de peşine Signal ha? Vay arkadaş sen ne yaptın:D Hade sana kolay gelsin.

  6. Ekim 18, 2016 4:35 pm

    ~~Seh: Evet ben de bunu sorguluyorum şu sıralar: Nine üstüne Signal !!! Ben ne yapmışım kendime :(

Trackbacks

  1. Signal | Bunu Sevdim

Yorumunu sevdim

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: